AYASOFYA, SULTAN AHMET VE HÜSEYİN ÇADIRI

AYASOFYA, SULTAN AHMET VE HÜSEYİN ÇADIRI

Prof. Hatemi: Bu Bir Alaim-i Zuhurdu

(Ayasofya)

 

Bir ağıt yankılandı tarihi meydanda. Ayasofya çanını çaldı, Sultan Ahmet salat verdi. Uyandı paslanmış uykusundan asırlar, bir damla gözyaşı süzülerek aktı yere batan sarnıcına, titreme saldı 336 sütunun endamına.
Bir Ebelfez mersiyesi duyuldu, aşina bir çadırdan, bir sine sesi ses verdi tarihe, sultanlar irkildi mezarından, şiven yükselip karıştı ağıtlara, ninni dedi masum yavrulara melekler.
Meryem ana kadınlara haber saldı, baş melek Gabriel siyah bir taht kurdu Aya Öfemiya harabelerine. Roma imparatorları sağında, Bizans imparatorları solunda durdu Meryem’in, Justinyen surlara dizdi askerleri.
Haberciler salındı şehre, toplantılar askıya alındı, iptal edildi eğlenceler, akrobatlar iplerini çözdü, müzisyenler kırdılar kemanlarını.
Mısır’ın dikili taşı Obeliks ve  Apollon Tapınağının Yılanlı Sütünu önüne dikildi elemler. İrkildi asırlık yorgunluğundan Hipodrom.
Yeniçerililerle çıktı Sultan Ahmet Topkapı’dan, çadırın sağına dikti sancağı aliyeyi. Şehzade sünnetleri iptal edildi, saray duvarları büründü siyaha, Alman çeşmesi şerbet dağıttı azadarlara, sardı sultan köşkünü bir telaş.
Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa helva pişirsin diye çağrıldı evinden. Topkapı sarayında bir telaş, şehzadelere siyah elbise giydirilip alınlarına “Ya Ali Ekber” bandajları bağlandı, kapılara “Ya Hüseyin” bayrakları asıldı, hepsi kızıldandı…
Sıbyan mektebi dersleri tatil edip hünkâr kasrına cem oldu, medreselerde Kuran hatmi başlanıp talebeler hemsef oldu.
Arasteler kepenk kapattı, olsun diye tedbiri hal, darüşşifada hazır bekletildi doktorlar.
Ebu Eyyub Ensari Hazretleri, Şehid-i Sani ile geldi meydana, arkalarında şeyhu’l İslam ordusu, bütün meydan ayağa kalkıp selam durdu dostu kainatı sultana.
…ve son kez 4 taht kuruldu meydanın ortasına içinden biri sanki nurdandır, dediler birazdan gelecek "Munciyi Kâinat" ondandır. Taht, tam Ayasofya ile Sultan Ahmed’in ortasındaydı, sanki yaratanın “Macmeu’l Bahreyn’i” buradandı.
 “Ya kaimi Âli Muhammet” diye bir siyah yazı astılar tahtın arkasına herkes pür dikkat kesildi. Bütün meydan münadinin sesiyle kalktı selama, yüz binler ayaktaydı.
..bir seyit belirdi dikilitaş tarafından Peygamber Muhammed Mustafa soyundan, yanında İsa peygamberle. Sağında bir dedesi “Hasan’ul Askeri” solunda diğer dedesi İstanbullu “Yuşa”.
…ve başladı Hüseyin’e matem meclisi, ta taksimden duyuldu sinezen sesi, çağrıldı tüm Âli Muhammed şairleri. Herdem etmişim bunun gibi bir hayali, bir gün okusam Hüseyin’e Mecme’ul Bahreyn’de iki beyit arzuhali...
Bütün şairler ve mersiyeğanlar tek tek kürsüye çıkıp ağlattılar ademoğlunu Adem’den Hatem’e. Ansızın bir ses "şimdi de gelsin" dedi "şu kalabalıkta kendini gizleten şair…"
…inanın, tarihi bir gerçek bu, anlatmıyorum hayali. Selam verip “Ya Hüseyin!” nidasıyla çıktım kürsüye, titreyen ellerimle çıkardım cebimden şiirimi. Daha başlamadan süzüldü damlalar gözlerimden düştü hipodromun zeminine, saray sütunlarının arasında süzülüp karıştı Hüseyin için akıtılan gözyaşı denizine. Şahit oldu melekler, tarihle; hüzün dolu sevincime…
…işte  kavuştun   Zeyneb’e  
…ey   Kerbela!
Hüseyin’in düştüğü yere
…ey Kerbela!
Âdem’den bu yana beni bekledin
Sana şahit bir çift gözü bekledin
Ne kadar da çok kurban  istedin,
“Hel min nasirin” sözü bekledin
…Ey Kerbela…
 
Ellerim titriyor yazamam bu anını
Tut  elimden  beraber   anlatalım,
Sende dökülen Allah’ın kanını
..Ey Kerbela…
Ahu-figan etti meydan, ağıtlar semada yankılandı, Gabriel "Sus" işareti etti arşın hüzünden yıkılacağı andı. Biran durdum, “Hüseeyin…” “Hüseeyin…” diye sine vuran melekleri tamaşaya koyuldum. Yaratan ağlasın diye kendi yerine bir çift göz yaratmış, akın akın, foc foc geliyor Hüseyin matemine sultanlar.
…ama bir el uzandı semadan, bir ses emretti Zehra tonunda “Oku şair oğlum Hüseyin’in ağıtını, dolmuş yürekler…” gözlerimi yumdum, bıraktım kendimi ağıtın Fırat gibi akan beyitlerine, Zeynep nidasıyla seslendim yüreği ölmeyen özgürlük savaşçılarına…

Yazının Devamı İçin Tıklayın...

http://www.alulbeyt.com.tr/yazidetay.php?Yazi_id=41&yazar=7

Rahmi Onurşan Rahmani

(12 Aralık 2011)

(Sultan Ahmet)

Google+ WhatsApp