EBEDİ MUCİZE KURÂN

EBEDİ MUCİZE KURÂN

Muhammed'in (s.a.a) yüce dininin doruğunda ebediyen ışık saçacak bir meşale olan Kur'ân-ı Kerim, en parlak ve en aydın beşerî düşüncelerin ötesindedir

Kur'ân-ı Kerim'in, beşerî düşünce ufkunda İslâm'ın ebedî belgesi olarak parlaması böyle gelişti. Muhammed'in (s.a.a) yüce dininin doruğunda ebediyen ışık saçacak bir meşale olan Kur'ân-ı Kerim, en parlak ve en aydın beşerî düşüncelerin ötesindedir. Dünya var oldukça ve güneş doğudan yükseldikçe bu meşale nur yayacaktır. Hakikat itibariyle Allah'ın emirleri nurdur ve bunun sağladığı aydınlık, bütün çağlarda ve sonsuza dek her insan sınıfının yaşamının devamı ve saadetinin temini için güneşin ışığı gibi zarurî ve kaçınılmazdır.

İnsanların hidayeti için gerekli olan her şey, temeli ve ana hatlarıyla Kur'ân'da mevcuttur. İnanç temelleri, insan ile Allah ilişkileri, bu ilişkiyi sağlamlaştırmanın yolları, nehir yataklarındaki berrak suların yumuşaklığı ve sarsılmaz dağların sağlamlığı kadar çekici, fasih ve sağlam bir anlatım tarzıyla açıklanmıştır.

Kur'ân-ı Kerim, insanların sosyal sorumluluklarını belirlemiş, muaşeret tarzı ve kurallarını öğretmiştir. Sınıfsal farklılıkları ve dengesizlik ürünü olan ayrışımları reddetmiştir. İnsanın üstünlüğünden, kardeşçe yaşamasından, eşitliğinden ve eğitilmesinden yana olduğunu duyurmuştur.

Eşsiz Fesahat ve Belâgat

Kelimeleri kavramak ve hatırda tutmak fazlaca zor bir iş değildir. Fesahat ve belâgat kurallarına uyarak sözcüklerin dizimini yapmak, düzene sokmak, cümle yapısının anlaşılır türden olmasıyla birlikte mükemmelliğini sağlamak ancak ve ancak edebî kuralların gözetilmesiyle ve üstün beceriyle mümkün olur.

Fesahat ve belâgat hakkında şöyle denmiştir: Söz ve yazının fesahat ve belâgatını sağlayan üç ana unsur vardır:

1- Kelimeleri ve anlamlarını kuşatmak

2- Düşünce gücü ve duygu inceliği

3- Söylem veya yazım gücü

Unutmamak gerekir ki, fesahat ve belâgat kurallarının tümüyle gözetildiği söylem veya yazımın her zaman için en mükemmel olduğu, eşi ve benzerinin kimse tarafından yazılamayacağı veya söylenemeyeceği kesinlikle iddia edilemez.

Sonsuz ilim ve kudret sahibi olan yüce Allah'ın Kur'ân-ı Kerim'deki sözleri ise, kelimelerin dizimi ve düzeni yönünden mükemmel olmakla birlikte öylesine inceliklerle bezenmiştir ki en fasih ve beliğ insanların dahi benzeri bir ifadede bulunması mümkün değildir. Kur'ân'ın ebedîliğinin ve Hz. Muhammed'in (s.a.a) peygamberliğinin ezelî mucizesi oluşunun sırrı işte burada saklıdır.

Edebiyat alanında Arapların zirveye tırmandığı, edebiyatın dahilerinden sayılan İmre'ul Kays ve Lübeyd... gibi şair ve hatiplerin baş döndürücü güzellikteki şiir ve konuşmalarının bir perdeye veya altın levhaya yazılarak Kâbe'nin duvarına asıldığı bir dönemde Kur'ân'ın ışıdığına tarih tanıklık etmektedir.

Kur'ân güneşinin doğuşuyla birlikte bu edebî yapıtlar da yıldızlar gibi renk yitirip kayboldular. Belâgatın öncüsü Araplar, Kur'ân'ın belâgatı karşısında şaşıp kalmışlardı. Muhammed'i (s.a.a) ve dinini yok etmek için kılıca sarılan İslâm'ın ve Muhammed'in (s.a.a) azılı düşmanları bile, yıpratıcı çalışmalarına rağmen Kur'ân'ın dil ve beyanında bir hata veya en azından bir kusur bulamamanın üzüntüsünü yaşıyorlardı.

Google+ WhatsApp