Kategori : el-Mizan (2)

Bakara 221

Bakara 221

Ra­gıp İs­fa­ha­nî, el-Müf­re­dat ad­lı ese­rin­de der ki: "Ni­kâh" kav­ra­mı, as­lın­da ev­li­lik ak­di an­la­mı­na ge­lir. Da­ha son­ra, cin­sel iliş­ki an­la­mın­da kul­la­nıl­mış­tır. Ke­li­me­nin as­lın­da "cin­sel iliş­ki" an­la­mı­nı ifa­de et­miş ol­ma­sı imkân­sız­dır.

Bakara 222-223

Bakara 222-223

Aye­tin ori­ji­na­lin­de ge­çen "el-ma­hiz" ke­li­me­si tıp­kı "el-ha­yız" ke­li­me­sin­de ol­du­ğu gi­bi "hazet/te­hi­zu" ke­li­me­le­ri­nin mas­ta­rı­dır. Bu ke­li­me­nin ma­na­sı ise ka­dın­la­rın, özel ni­te­lik­le­ri bu­lu­nan ma­lum ay­ba­şı ka­nı­nın dı­şa­rı­ya at­ma­la­rı­na de­nir.

Bakara 224-227

Bakara 224-227

İfa­de­nin ori­ji­na­lin­de ge­çen "ey­man" ke­li­me­si de "ye­min"in ço­ğu­lu­dur ve "ant iç­me" an­la­mı­na ge­lir; "sağ" el an­la­mın­da­ki "ye­min"den tü­re­miş­tir. Çün­kü Araplar için­de and iç­me, an­laş­ma ve alış veriş yap­ma­da, sağ el­ler­le mü­sa­fa­ha ya­pı­lır­dı.

Bakara 228-242

Bakara 228-242

Bu ayet­ler gru­bun­da, bo­şan­ma­nın, bo­şan­ma son­ra­sı bek­le­me sü­re­si­nin (id­det), bo­şan­mış ka­dı­nın ço­cu­ğu­nu em­zir­me­si­nin ve bir par­ça da na­ma­zın hü­küm­le­ri ele alı­nı­yor.

Bakara 243

Bakara 243

Bin­ler­ce ki­şi iken ölüm kor­ku­suy­la yurt­la­rın­dan çı­kan­la­rı gör­me­din mi? Bu ifa­de­nin ori­ji­na­lin­de ge­çen "te­ra" fi­i­li­nin mas­ta­rı olan "ru'yet (= gör­mek)" ke­li­me­si bu­ra­da "bil­mek" an­la­mın­da kul­la­nıl­mış­tır.

Bakara 244-252

Bakara 244-252

Ayet­ler ara­sın­da­ki açık bü­tün­lük ya­ni sa­va­şın farz kı­lı­nı­şı ile gü­zel borç (karz-ı ha­sen) ara­sın­da­ki iliş­ki Ta­lut, Da­vud ve Ca­lut kıs­sa­sın­dan el­de edi­len so­nuç, bu ayet­le­rin bir ke­re­de in­di­ği so­nu­cu­nu çı­ka­rı­yor kar­şı­mı­za. Bu ayet­ler­den amaç, sa­vaş­la ha­yat bağ­lan­tı­sı­nı or­ta­ya çı­kar­mak, bir mil­le­tin di­ni ve dünyevî ha­ya­tın­da iler­le­yi­şi­ni ve ger­çek mut­lu­lu­ğa eriş­me­le­ri­ni sağ­la­yan ru­ha işa­ret et­mek­tir.

Bakara 253-254

Bakara 253-254

As­lın­da bu iki aye­tin akı­şı, ci­ha­dı em­re­den, ha­yır amaç­lı har­ca­ma­la­rı teş­vik eden, ar­dın­dan müminler ge­rek­li ib­ret ders­le­ri çı­kar­sın­lar di­ye Ta­lut'un sa­vaş kıs­sa­sı­nı su­nan ön­ce­ki ayet­le­rin akı­şın­dan bü­tü­nüy­le uzak de­ğil­dir.Ha­tır­la­na­ca­ğı gi­bi söz konusu ayet­ler

Bakara 255

Bakara 255

Fa­ti­ha Suresi'n­de "Al­lah" laf­zı ile il­gi­li ola­rak is­ter "ele­he'r-re­cu­lu (=şa­şır­dı)" kö­kün­den, is­ter "ele­he'r-re­cu­lu (=kul­luk et­ti)" kö­kün­den alın­mış ol­sun, işa­ret yo­luy­la tüm ke­mal sı­fat­la­rı­nı üze­rin­de top­la­yan zat an­la­mı­nı ifa­de eder de­miş­tik.

Bakara 256-257

Bakara 256-257

İfa­de­nin ori­ji­na­lin­de ge­çen "ik­rah" kelimesi, bir kim­se­yi rı­za­sı ol­mak­sı­zın bir işi yap­ma­ya zor­la­mak an­la­mı­na ge­lir. "er-Rüşd ve­ya er-rü­şüd" ise; bir şe­yin ger­çek­li­ği­ne, işin as­lı­na ve doğ­ru yo­la ulaş­ma de­mek­tir. Kar­şı­tı ise "el-ğayy" (sa­pık­lık)tır. Bu iki kav­ram. "hi­da­yet" ve "de­la­let"ten da­ha ge­nel kap­sam­lı­dır.

Bakara 258-260

Bakara 258-260

Yu­ka­rı­da sun­du­ğu­muz ayet­le­rin ana te­ma­sı tev­hid esas­lı inanç sis­te­mi­dir. Al­lah'ın tek ve or­tak­sız ilâh­lı­ğı­dır. Do­la­yı­sıy­la, bun­dan ön­ce­ki ayet­ler­le bağ­lan­tı­lı ol­ma­ma­la­rı dü­şü­nü­le­mez. O ka­dar ki, tü­mü­nün bir­lik­te in­miş ol­ma­la­rı ih­ti­ma­li de mev­cut­tur.

Bakara 261-274

Bakara 261-274

Ayet­le­rin akı­şı, hep bir­lik­te ha­yır amaç­lı har­ca­ma­nın (in­fak) açık­lan­ma­sı ile il­gi­li ol­ma­la­rı ve içe­rik ve amaç ba­kı­mın­dan bir­bir­le­ri­ne dö­nük ol­ma­la­rı açı­sın­dan, bir ke­re­de in­dik­le­ri­ni gös­te­ri­yor.

Bakara 275-281

Bakara 275-281

Ayet­ler fa­iz ya­sa­ğı­nı pe­kiş­tir­me­ye, fa­iz­le mu­a­me­le eden­le­re sert eleş­ti­ri­ler yö­nelt­me­ye dö­nük­tür. İlk kez ya­sa koy­ma­ya öz­gü bir ifa­de tar­zı de­ğil­dir bu. Ya­sa koy­ma di­li bun­dan fark­lı­dır. Fa­iz­le il­gi­li ya­sa­ğı ilk kez bil­di­ren ayet ola­rak Âl-i İm­rân Suresi'n­de yer alan şu aye­ti ör­nek gös­te­re­bi­li­riz

Bakara 282-283

Bakara 282-283

Eğer üze­rin­de hak olan dü­şük akıl­lı..." de­nil­me­si i­fa­de­sin­de za­mir kul­la­nı­lıp ye­ri­ne açık işa­re­tin "üze­rin­de hak olan" yer al­mış ol­ma­sı, ifa­de­de­ki za­mi­rin "ya­zan ki­şi­ye" dö­nük sa­nıl­ma­sı şek­lin­de­ki bir ka­rı­şık­lı­ğı ön­le­me­ye yö­ne­lik­tir.

Bakara 284

Bakara 284

Bu ifa­de, yü­ce Al­lah'ın gök­ler­de ve yer­de bu­lu­nan tüm ya­ra­tıl­mış âlem­le­re olan ma­li­ki­ye­ti­ni ve on­la­rın Al­lah'ın mül­kü ol­du­ğu­nu vur­gu­lu­yor.

Bakara 285-286

Bakara 285-286

İn­ce­le­di­ği­miz bu iki ayet, bü­tün su­re­de açık­la­nan ay­rın­tı­lı de­ğer­len­dir­me­le­rin bir öze­ti ni­te­li­ğin­de­dir.