Ehl-i Sünnet sizin kardeşinizden de öteye canınız, özünüzdür.
Ayetullah Sistani

Ana Sayfa

Hakkımızda

Foto Galeri

Multimedia

İletişim

Ziyaretçi Defteri

Kategoriler

KATEGORİLER

ÜYELİK

Kull. Adı

:

Şifre

:

Yeni Üye Kaydı 
Şifremi Unuttum

BİR AYET

BİR HADİS

FOTO GALERİ

ÇOK OKUNANLAR

 
 
 
 
Gençlik Dönemi
 
 
Abdulmuttalip, torunu Muhammed'in (s.a.a) bakımını oğlu Ebu Talib'e havale etmesi onun torununa yönelik ilgisinin bir belirtisidir.

21/05/2009

GENÇLİK DÖNEMİ
1- Ebu Talib'in Hz. Peygamber'in (s.a.a) Gözetimini Üstlenmesi
Abdulmuttalip, torunu Muhammed'in (s.a.a) bakımını oğlu Ebu Talib'e havale etmesi onun torununa yönelik ilgisinin bir belirtisidir. Devam etmiştir. Çünkü Ebu Talib'in, yeğeninin bakımını en iyi şekilde yerine getireceğini biliyordu. Ebu Talip gerçi fakir idi; fakat Kureyşliler arasında, kardeşleri içinde en saygın ve ayrıcalıklı konuma sahipti. Üstelik Ebu Talip Hz. Peygamber'in babası Abdullah'ın ana-babası bir kardeşi idi. Bu da onunla Hz. Peygamber (s.a.a) arasındaki bütünlük, şefkat ve sevgi bağlarını güçlendiren bir unsurdu.
Ebu Talip, babası tarafından uhdesine verilen bu sorumluluğu iftiharla ve şerefle kabul etti. Bu sorumluluğunda saygın eşi Esed kızı Fatıma onun yardımcısı idi. Karı-koca, ikisi birlikte Muhammed'in beslenmesini ve giyimini kendilerinin ve öz evlâtlarının aynı türden ihtiyaçlarının karşılanmasına tercih ediyorlardı. Hz. Peygamber de amcasının bu eşinin ölümü üzerine: "Bugün annem öldü!" derken bu gerçeği ifade etmek istemiştir. Ardından Resulullah (s.a.a) ona kendi gömleğini kefen olarak sarmış ve defninden önce lahdine uzanıp yatmıştı.
Abdulmuttalib'in ölümünden itibaren Ebu Talib'in Hz. Peygamber'i (s.a.a) korumakla ilgili zor görevi başladı. O, onu çocukluğundan başlayarak malı ile, canı ile, itibarı ile koruyor, yaşadığı süre boyunca onu eli ve dili ile destekliyordu. Böylece Muhammed (s.a.a) büyüdü ve peygamberlik görevini alarak risaletini yüksek sesle ilân etti.[1]
2- İlk Şam Seferi
Kureyşlilerin âdetlerinden biri her yıl Şam'a ticaret maksadı bir yolculuk düzenlemekti ile Şam'a gitmekti. Çünkü ticaret kazanç elde etmenin başta gelen kaynağı idi. Ebu Talip de bu yolculuklarından birine çıkmaya karar verdi. Karar verirken Hz. Peygamber'i (s.a.a) yanında götürmeyi düşünmemişti. Çünkü onun adına yolculuğun zorluklarından ve çölü aşmanın tehlikelerinden korkuyordu. Fakat yola çıkacağı sırada kararını değiştirdi. Çünkü yeğeninde kendisi ile beraber gitme yönünde büyük bir ısrar gördü. Amcasından ayrılacağı için yüzünü ekşitmiş ve gözlerinden yaş dökülmeye başlamıştı. Hz. Peygamber'in (s.a.a), amcası ile birlikte çıktığı bu yolculuk Şam'a yaptığı ilk yolculuktu. Hz. Peygamber bu yolculuk sırasında çöl boyunca yolculuk yapmanın nasıl bir şey olduğunu ve kervanların güzergâhlarını, hangi yollardan yolculuk yaptıklarını öğrendi.
Bu yolculuk sırasında ünlü rahip Buheyra, Hz. Peygamber'i (s.a.a) görüp onunla buluştu. Rahip, Peygamber'de Hz. İsa (a.s) tarafından geleceği müjdelenen son peygamberin belirtilerini tespit etti. Zira bu rahip Tevrat'ın, İncil'in ve son peygamberin geleceğini müjdeleyen diğer kaynakların içeriklerinden haberdardı. Bu tespit üzerine Hz. Peygamber'i Mekke'ye geri götürmesini ve onu Yahudilerin suikastından korumasını Ebu Talib'e tavsiye etti.[2] Ebu Talip de rahibin sözlerini dikkate alarak tam bir tedbir içerisinde yeğeni Muhammed'le (s.a.a) birlikte Mekke'ye döndü.
3- Koyun Çobanlığı
Ehl-i Beyt İmamlarından (hepsine selâm olsun), Hz. Peygamber'in (s.a.a) çocukluğunda koyun çobanlığı yaptığına dair bir bilgi bize ulaşmamıştır. Fakat İmam Cafer Sadık'tan (a.s) nakledilen bir hadiste genel olarak bütün peygamberlerin bir süre çobanlık yaptıkları bildirilmekte ve bunun hikmeti açıklanmaktadır. Söz konusu hadiste şöyle deniyor: "Yüce Allah'ın gönderdiği hiçbir peygamber yok ki, onu koyun gütme ile görevlendirmemiş olsun. Bu yolla ona insanları idare etmeyi öğretiyor."
Peygamberlerin bir dönem çiftçilik ve çobanlık yapmaları konusunda İmam Sadık'ın (s.a) ayrıca şu sözleri de rivayet edilmiştir: "Peygamberlerin gökten gelen hiçbir şeyi hoşnutsuzlukla karşılamamaları için yüce Allah onların çiftçilik ve çobanlık yapmalarını yararlı görmüştür."[3]
Başka bir rivayete göre ise İmam (a.s): "Resulullah (s.a.a), kesinlikle hiç kimsenin ücretli işçisi olmamıştır."[4] buyurmuştur.
Bu rivayet, Hz. Peygamber'in ücret karşılığında Mekkelilerin koyunlarının çobanlığını yapmadığının kanıtıdır. Oysa bazı tarihçiler Sahih-i Buharî'de yer alan bir hadise dayanarak Hz. Peygamber'in (s.a.a) [ücret karşılığında] Mekkelilerin koyunlarının çobanlığını yaptığını ileri sürmüşlerdir.[5]
Hz. Peygamber'in (s.a.a) çocukluğunda veya gençliğinin başlarında koyun çobanlığı yaptığı kesinlik kazanırsa şayet, bunu İmam Sadık'tan (a.s) gelen hadiste belirtilen gerekçe ile açıklayabiliriz. İmam'ın belirttiği gerekçe, Hz. Peygamber'i yüce mertebeye çıkmasında etkiliarmaya elverişli faaliyetlerle meşgul etmek sûretiyle Kur'ân'daki: "Sen kesinlikle yüce bir ahlâk üzeresin."[6] nitelemesinde kastedilen yüce kemale hazırlamaktır. O yüce kemal mertebesi ki, sahibinin halkı gözetmesini, onları eğitmesini, onlara doğru yolu göstermesini ve kendilerini o yola yöneltmenin zorluklarına katlanmasını gerektiren ilâhî risaletin yükünü taşımaya hazırlanmasını sağlar.
4- Ficar Savaşları
Araplar arasında kan dökmenin yasak olduğu aylarla ilgili savaşma yasağının çiğnendiği birkaç savaş meydana geldi. Bu savaşlara Ficar Savaşları adı verildi.[7]
Bazı tarihçilerin iddiasına göre Hz. Peygamber (s.a.a) bu savaşların bazılarında hazır bulundu ve o savaşlara şu veya bu şekilde katıldı. Fakat araştırmacı bir ilim adamı bu iddiayı şüphe ile karşılıyor ve şüphesini şu sebeplere bağlıyor:
1- Hz. Peygamber'in yaşı ilerledikçe kişiliğinin parlaklığı artıyordu. O diğer Haşimoğulları gibi üstün yiğitliği ile tanınmıştı. Fakat bütün bunlar onların zulüm, fesat ve iç karışıklık içeren bir savaşa katıldıkları anlamına gelmez. Nitekim rivayete göre Haşimoğulları'nın hiçbir mensubu bu savaşlara katılmadı. Ebu Talip, kabilesinden herhangi bir kimsenin bu savaşlarda yer almasını, "Bu savaşlar zulüm, saldırganlık, akrabalık bağlarını çiğnemek, haram ayı helâl saymaktır. Ben ve ailemin herhangi bir ferdi bu savaşlara katılmayacak." diyerek yasaklamıştır.[8] Ayrıca Abdullah b. Cud'an ile o sırada Kureyş ve Kenane kabilelerinin önderi olan Harb b. Umeyye: "Haşimoğulları'nın katılmadığı bir işte biz de yokuz!" diyerek bu savaşlardan çekilmişlerdir.[9]
2- Hz. Peygamber'in (s.a.a) bu savaşlarla ilgili fonksiyonu hakkında farklı rivayetler vardır. Bir rivayete göre onun bu savaşlardaki rolü sadece amcalarına, karşı tarafa atılacak taşlar sağlamaktan, düşmanlarının attığı taşlara karşılık vermekten ve amcalarının kumanyalarına bekçilik etmekten ibaretti.[10] Başka bir rivayette onun bu savaşlarda karşı tarafa birkaç ok attığı ileri sürülmüştür. Üçüncü bir rivayete göre Hz. Peygamber çocuk yaşta bir delikanlı olmasına rağmen meşhur okçu [veya yaşlılarla alay eden] Ebu'l-Bera'ı mızrakla attan yere düşürdü.[11] OysaKaldı ki, Arapların genç bir delikanlının çatışmalara, savaşlara girmesine izin verip vermediklerini de bilmiyoruz.[12]
5- Hilfu'l-Fudul (Erdemliler Paktı)
Kureyş kabilesi Ficar Savaşları'ndan sonra zayıflığının ve bünyesinde beliren görüş ayrılıklarının farkına vardı. Bunun sonucunda artık eskisi gibi güçlü ve saldırılmaz olarak algılanmadığı için Arapların saldırgan arzularının hedefi olmaktan korkmaya başladı. Bu düşünce ile Zübeyr b. Abdulmuttalip, Hilfu'l-Fudul adlı bir pakt oluşturma çağrısı yaptı. Bu çağrı üzerine Haşimoğulları, Zuhreoğulları, Temimoğulları ve Esedoğulları Abdullah b. Cud'an'ın evinde toplandı. Toplantıya katılanlar ellerini Zemzem Suyu'na daldırarak zulme uğrayanlara yardım edeceklerine, geçim sıkıntısı çekenlere el uzatacaklarına, kötülükten sakındıracaklarına dair anlaştılar.[13] Bu anlaşma cahiliye döneminin en şerefli anlaşması idi. Hz. Peygamber (s.a.a) de bu anlaşmanın yapıldığı toplantıya katıldı. O sırada yirmi yaş civarında idi.[14] Öyle ki, peygamber olduktan sonra bile bu anlaşmayı övdü ve onu şu sözlerle onayladığını belirtti: "İbn-i Cud'an'ın evinde katıldığım anlaşma benim için kırmızı develerden daha sevgili ve değerlidir. Eğer İslâm döneminde böyle bir anlaşma toplantısına çağrılsam, o çağrıyı kabul ederdim."[15]
Bir görüşe göre bu anlaşmaya Hılfu'l-Fudul adının verilmesinin sebebi bu toplantıya katılanlar içindeki üç kişinin adlarının ("fudul" kelimesinin mastarı olan) "fadl" kökünden türemiş kelimeler olmasıdır. Rivayet edildiğine göre bu anlaşmanın yapılmasına şu olay sebep oldu: Zubeyd veya Benî Esed b. Huzeyme kabilesinden bir kişi zilkade ayında Mekke'ye bir ticaret malı getirdi. Bu malı ondan As b. Vail es-Sehmî satın aldı. Fakat aldığı malın bedelini adama ödemedi. Bunun üzerine adam, müşteriyi Kureyş kabilesine şikâyet ederek malının geri verilmesinin sağlanmasını istedi. Fakat Kureyşli müttefikler As b. Vail'e karşı Zubeyd kabilesine mensup olan mal sahibine yardım etmeye yanaşmadıkları gibi onu azarladılar. Zubeyd kabilesinden olan adam gördüğü bu kötü muamele üzerine Ebu Kubeys Dağı'na çıkarak yardım isteme çığlığı attı. Bu çığlığı işiten Zübeyr b. Abdulmuttalip harekete geçerek sözü edilen anlaşmanın yapılması yolunda çağrı yaptı ve böylece bu anlaşma yapıldı. Anlaşma yapıldıktan sonra toplantıya katılanlar hep birlikte As b. Vail'e giderek dâva konusu ticaret malını geri alıp sahibine verdiler.[16]
6- Hatice'nin Malları ile Ticaret
Hz. Peygamber'in (s.a.a) kişiliği Mekke toplumunda parlamaya başlamıştı. Çünkü sahip olduğu yüksek ahlâk, yüce ciddiyet ve gayret, güvenirlik ve doğru sözlülük gibi erdemleri herkesin dikkatini çekmişti. Dolayısıyla insanların kalbinde büyük bir sevgi ekseni durumuna gelmişti.plerinin çekim merkezi olmaya başlamıştı. Kaldı ki o, temiz bir ailenin evlâdı idi. Fakat yoksulluk Ebu Talib'in yakasını bırakmıyordu. Bu yüzden Hz. Peygamber'in (s.a.a) de içinde yaşadığı bu ailenin sorumlusu sıfatı ile Ebu Talip, yirmi beş yaşına giren bu saygın yeğenine Hatice b. Huveylid'in mallarını ortak sıfatı ile satma girişiminde bulunmayı teklif etti. Ebu Talip, Hatice'ye koşarak bu meseleyi açınca kadın büyük bir sevinç içinde teklifi hemen kabul etti. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.a) hakkında olumlu bir izlenime sahipti. O nedenle de Hz. Peygamber'e, mallarının ticareti için yolculuk yapan diğer insanlara verdiğinin iki katını verdi.[17]
Hz. Peygamber (s.a.a) böylece Şam'a doğru yola çıktı. Yolculuğunda Hatice'nin kölesi Meysere yardımcısı idi. Güzel huyu ve ince duyguları sayesinde Meysere'nin sevgisini ve saygısını kazanmayı başardı. Ayrıca güvenirliği ve zekâsı sayesinde yaptığı alışverişten en büyük kârı elde etmeyi becerdi. Yine bu yolculuğu sırasında bazı çarpıcı kerametleri görüldü. Kervan Mekke'ye dönünce Meysere, gördüklerini ve işittiklerini Hatice'ye anlattı.[18] Kölenin anlattıkları Hatice'nin Hz. Peygamber'e (s.a.a) daha fazla önem vermesini, ilgi duymasını sağladı ve onu Hz. Peygamber'le (s.a.a) evlenmeye teşvik etti.
Bazı tarihçiler Hz. Hatice'nin Resulullah'ı mallarının ticaretini yapması için ücret karşılığında tuttuğunu ileri sürmüştür. Oysa Yakubî, en eski ve güvenilir kaynaklardan biri olan tarih kitabında inde bu konuda şöyle diyor: "Hz. Hatice'nin Hz. Peygamber'i (s.a.a) ücretle tuttuğu şeklindeki insanların sözlerinin aslı yoktur. O asla hiç kimsenin ücretlisi olarak çalışmadı."[19]
Nitekim İmam Hasan Askerî'nin (s.a) verdiği bilgiye göre babası İmam Hadi (s.a) şöyle buyurmuştur: "Resulullah, Huveylid kızı Hatice'nin kâr ortağı olarak ticaret amacı ile Şam'a giderdi."[20]
 


[1] -Menakıb-u Âl-i Ebi Talip, c.1, s.35; Tarih-i Yakubî, c.2, s.14
[2] -Siret-u İbn-i Hişam, c.1, s.194; es-Sahih Min Sireti'n-Nebiyyi'l-Âzam, c.1, s.91-94
[3] -İlelu'ş-Şerayi, s.23; Sefinetu'l-Bihar, Nebe' maddesi
[4] -Tarih-i Yakubî, c.2, s.21; el-Bidaye Ve'n-Nihaye, c.2, s.296
[5] -Sahih-i Buharî, Kitabu'l-İcare, bap: 303, h: 449
[6] - Kalem, 4
[7] -el-Eğanî, c.19, s.74-80'den naklen Mevsuatu't-Tarihi'l-İslâmî, c.1, s.301-305;
[8] -Tarih-i Yakubî, c.2, s.15
[9] -Tarih-i Yakubî, c.2, s.15
[10] - Mevsuatu't-Tarihi'l-İslâmî, c.1, s.304
[11] -es-Siretu'n-Nebeviyye, Zeynî Dehlan, c.1, s.251; es-Siretu'l-Halebiyye, c.1, s.127; Tarih-i Yakubî, c.2, s.16
[12] -es-Sahih Fi's-Siret, c.1, s.95
[13] -el-Bidaye ve'n-Nihaye, c.3, s.293; Şerh-u Nehci'l-Belâga, İbn-i Ebi'l-Hadid, c.14, s.129, 283
[14] - Tarih-i Yakubî, c.1, s.17
[15] -Siret-u İbn-i Hişam, c.1, s.142
[16] -es-Siretu'l-Halebiyye, c.1, s.132; el-Bidaye ve'n-Nihaye, c.2, s.291
[17] -Biharu'l-Envar, c.16, s.22; Keşfu'l-Gumme, c.2, s.134 Cenabizî'nin Maalimu'l-İtre adlı eserinden naklen; es-Siretu'l-Halebiyye, c.1, s.132
[18] -el-Bidaye ve'n-Nihaye, c.2, s.296; es-Siretu'l-Halebiyye, c.1, s.136
[19] -Tarih-i Yakubî, c.2, s.21
[20] -Biharu'l-Envar, c.17, s.308
 

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

n

14/02/2011 - 20:19 Hz. Peygamber’in (s.a.a) Kutlu Doğumu ve Vahdet Haftası

n

08/04/2010 - 10:59 Resul-i Ekrem (s.a.a) Sevgisi

n

04/03/2010 - 08:49 Hz. Muhammed Efendimizin Kutlu Doğumu

n

02/03/2010 - 09:56 Resulullah’ın (s.a.a) Ümmetine Karşı Şefkati

n

01/03/2010 - 08:36 Hz. Muhammed (s.a.a) Alemlere Rahmet

n

25/02/2010 - 09:11 Resulullah'ın (s.a.a) Adap ve Ahlakı

n

25/02/2010 - 08:05 Kısaca Hz. Muhammed'in (s.a.a) Hayatı

n

21/10/2009 - 07:57 Hz. Muhammed'in (s.a.a) Ahlaki Kişiliği

n

30/09/2009 - 12:22 Resulullah'ın (s.a.a) Çocuk Sevgisi

n

27/05/2009 - 16:40 Kurân'ın Tarih ve Hayat Hikayelerini Sunma Yöntemi

n

27/05/2009 - 16:38 Peygamberin Hayatına Kısa Bir Bakış

n

21/05/2009 - 09:25 Yüzyıllar Boyunca İlahi Müjde Geleneği

n

21/05/2009 - 09:21 Hz. Peygamberin Bazı Kişilik Özellikleri

n

21/05/2009 - 09:18 Hz. Peygamberin Doğumu ve Çocukluğu

n

21/05/2009 - 09:16 Gençlik Dönemi

n

21/05/2009 - 09:15 Evlilikten Peygamberliğe Kadar

n

21/05/2009 - 09:13 Peygamberlik ve Ön Belirtileri

n

21/05/2009 - 09:11 Peygamberlik Hareketinin Mekke

n

21/05/2009 - 09:09 Kureyş Hz. Peygambere Karşı Tutumu

n

21/05/2009 - 09:07 Habeşistan'a Hicret ve Orada Güvenli Bir Üs Oluşturma

n

21/05/2009 - 09:05 Hüzün Yılı

n

21/05/2009 - 09:03 İsra ve Miraç

n

19/05/2009 - 15:53 Hicret Öncesi Ferahlama Yılları

n

19/05/2009 - 15:52 Birinci Akabe Biati

n

19/05/2009 - 15:51 İkinci Akabe Biati

n

19/05/2009 - 15:49 Yesrib'e Hicret Hazırlığı

n

19/05/2009 - 10:18 Hicret Öncesinde Kardeşleştirme

n

19/05/2009 - 09:32 İlk İslam Devletinin Kuruluşu

n

19/05/2009 - 09:28 Genç Devletin Savunulması

n

19/05/2009 - 09:27 Müşriklerin Güç Gösterisi ve Sert İlahi Ceza

n

19/05/2009 - 09:16 Düşmanın Hezimeti

n

19/05/2009 - 09:11 Fetih Aşaması

n

19/05/2009 - 09:10 İslam Yarımada Dışında

n

19/05/2009 - 09:08 Mekke'nin Fethi

n

19/05/2009 - 09:05 Ebu Süfyan'ın Teslim Olması

n

19/05/2009 - 09:03 Mekke'ye Giriş

n

18/05/2009 - 16:28 Tebük Savaşı

n

18/05/2009 - 16:26 Hz. Peygamber'e (s.a.a) Suikast Girişimi

n

18/05/2009 - 16:24 Tebük Savaşı'nın Bazı Sonuçları

n

18/05/2009 - 16:23 Zirar Mescidi

n

18/05/2009 - 16:15 Heyetler Yılı

n

18/05/2009 - 16:14 Sakıf Kabilesinin Müslüman Olması

n

18/05/2009 - 16:11 Putperestliğin Yarımada'dan Tasfiyesi

n

18/05/2009 - 16:10 Necran Hıristiyanlarıyla Mübahale

n

18/05/2009 - 16:06 Veda Hacı

n

18/05/2009 - 16:04 Veda Hutbesi

n

18/05/2009 - 16:02 Vasi Tayini

n

18/05/2009 - 16:01 Yalancı Peygamberler

n

18/05/2009 - 15:59 Bizans Savaşı İçin Genel Seferberlik

n

16/05/2009 - 09:35 Resulullah'ın Son Günleri

n

16/05/2009 - 09:33 Son İslam Risaletinin Bazı Öğretileri

n

16/05/2009 - 09:12 İslam İlkelerinin Yüceliği

n

16/05/2009 - 09:10 Kurân-ı Kerim

n

16/05/2009 - 09:08 Son Peygamberin Mirası

n

16/05/2009 - 09:06 Resulullah'ın Mirasından Örnekler

n

16/05/2009 - 09:03 Şeriatın Kaynakları

n

16/05/2009 - 09:02 Dinin Rüknü Ehlibeyt

n

16/05/2009 - 08:59 İslam İnancının Temel İlkeleri

n

16/05/2009 - 08:57 Hakkın İmamları

n

16/05/2009 - 08:54 Peygamberin, Mehdi'nin Geleceğini Müjdelemesi

n

16/05/2009 - 08:39 Resulullah'ın Mirasına Dayalı Temel İlkeler

n

12/05/2009 - 11:29 Resulullah'ın Yüce Ahlakı

n

12/05/2009 - 11:27 Ümmetin Resulullah'a Karşı Vazifesi

n

12/05/2009 - 10:55 Peygamberlerin Üç Aşamalı Masumluğu

n

12/05/2009 - 10:51 Resulullah'ın Medine'deki Son Hutbesi

n

12/05/2009 - 08:42 Resulullah'ın (s.a.a) Babaları

n

12/05/2009 - 08:35 Hz. Fatıma'nın Resulullah'la İlgili Sözleri

n

12/05/2009 - 08:18 Hz. Ali'nin Resulullah Hakkındaki Sözleri

n

11/05/2009 - 15:00 Resulullah İle İlgili Sorulara Cevaplar

n

11/05/2009 - 13:43 İbretli Öyküler

n

11/05/2009 - 12:07 Resulullah'ın Sözlerinden Kırk Hadis

n

11/05/2009 - 12:05 Resulullah'ın (s.a.a) Faziletleri

n

11/05/2009 - 10:31 Resulullah'ın Bi'seti

n

11/05/2009 - 08:53 Resulullah'ın (s.a.a) Hayatı

n

04/04/2009 - 08:45 Resulullah'ın Siresiyle İlgili Kırk Hadis

YAZARLAR

Rahmi Onurşan Rahmani

Herkesle olup hiç kimsenin rahmetini almadan ölmek
Mikail Gürel

Sizi Gidi Kamacılar…
Turgut Atam

GADİR-İ HUM’UN TARİHTEKİ YERİ
Kerim Uçar

MÜMİNLERİN NİŞANELERİ
Mir Kasım Erdem

CAN VERME HALİ
Yakup Yaşlak

Aşura; Yeniden Ölmek Mi, Yoksa Yeniden Diriliş Mi?

MULTİMEDYA

ETKİNLİK TAKVİMİ

23 Temmuz 2017
Pz Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30
31

DUYURULAR

ANKET

SİTEMİZİ  NASIL BULDUNUZ
İYİ
KOTÜ
ORTA

Sonuçları Göster

FAYDALI LİNKLER

 
 

Ana Sayfa

Hakkımızda

Ziyaretçi Defteri

İletişim