Siz Aleviler İmam Ali Hareminin (Türbesinin) Güvercinleri idiniz
Uçurdular Sizi Buralardan
Artık Geri Dönme Vaktiniz Gelmedi mi?
Ayetullah Sistani:

Ana Sayfa

Hakkımızda

Foto Galeri

Multimedia

İletişim

Ziyaretçi Defteri

Kategoriler

KATEGORİLER

ÜYELİK

Kull. Adı

:

Şifre

:

Yeni Üye Kaydı 
Şifremi Unuttum

BİR AYET

BİR HADİS

FOTO GALERİ

ÇOK OKUNANLAR

 
 
 
 
Gadir-i Hum Olayı
 
 

01/10/2015

Hz. Peygamber (s.a.a) hicretin 10. yılında hac farizası ve merasimini yerine getirmek için Mekke'ye doğru hareket etti. Bu hac merasimine, Peygamber'in (s.a.a) ömrünün son yılına tekabül ettiği için "Veda Haccı" denildi. Peygamber'le beraber yolculuk yapma veya hac merasimini öğrenmek şevkiyle veda haccına katılanların sayısı 120.000 olarak tahmin edilmektedir.

Hac merasimi sona erdi ve Peygamber (s.a.a), Mekke'de kendisine katılanlar haricinde, beraberindeki kalabalık bir grup ile Medine'nin yolunu tuttu. Kafile "Cuhfe" [1] ye üç mil uzaklıktaki Gadir-î Hum denilen susuz bir yere vardı, bu esnada Cebrail nazil oldu ve Hz. Peygamber'e durması gerektiğini bildirdi. Bunun üzerine Peygamber, herkesin durmasını ve geride kalanların da kendilerine ulaşıp katılmalarını emretti.

Kafiledekiler, Peygamber'in (s.a.a) bu susuz bölgede, gün ortasında ve kavurucu sıcak altında ansızın durmasına anlam veremeyip şaşırdılar. İnsanlar kendi kendilerine: "Acaba Allah tarafından önemli ve büyük bir emirmi geldi, yoksa bu zor şartlar altında herkesi durdurup Allah'ın emrini iblâğ etmek için toplamazdı." diye söylenmeye başlamışlardı.

Allah'ın emri aziz Resulü'ne aşağıdaki ayetle nazil oldu:

"Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O'nun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah, küfre batmış topluluğa kılavuzluk etmez." [2]

Ayetin içeriğine dikkat etmek, bizi şu gerçeklere hidayet eder:

Evvelâ, Peygamber'in (s.a.a) iblâğ etmekle görevlendirildiği emir, öylesine mühimdi ki, eğer Peygamber (s.a.a) (farz-ı muhal) emrin ulaştırılmasında korkuya düşüp iblâğ etmeseydi, ilâhî elçilik görevini yerine getirmemiş olacaktı; hâlbuki bu görevi yerine getirmekle peygamberliği kemale erecekti.

Diğer bir tabirle, "Rabbinden sana indirileni tebliğ et!" emrinden maksat, Kur'an ayetlerinin tümü ve İslâmî düsturlar değil. Zira Peygamber'in, ilâhî emirlerin tümünü iblâğ etmediği takdirde, peygamberlik görevini yapmamış olacağı açıktır ve böylesine net olan bir gerçeğin ayet nüzulüne ihtiyacı yoktur. Demek ki ayetin maksadı, iblâğ edilmesi, peygamberliğin tamamlayıcısı olacak, iblâğ edilmedikçe hassas peygamberlik görevi kemale ermeyecek özel bir emrin tebliğ edilmesidir. Dolayısıyla görev konusu, diğer İslâmî usul ve füru ile bağlılığı olan, Allah'ın birliği ve Peygamber'in resûllüğünden sonra en önemli mesele sayılacak mühim İslâmi esaslardan biri olmalı.

İkinci olarak, sosyolojik olarakta Peygamber, bu görevi yerine getirdiğinde insanlardan zarar göremesi de muhtemeldir; onun için Allah, Peygamber'in güç vermek için şöyle buyurmuştur: "…Allah seni insanlardan korur…"

Şimdi İslâm müfessirlerinin, görev konusunun belirlenmesi bağlamında verdikleri ihtimaller arasından hangisinin ayetin içeriğine daha yakın olduğuna bakmak gerekir.

Şia hadisçileri ve ayrıca Ehlisünnet'ten otuz büyük hadisçi, [3] bu ayetin Gadir-î Hum'da nazil olduğunu ve Allah'ın Hz. Ali'yi müminlerin mevlâsı olarak tanıtması için Hz. Peygamber'e görev verdiğini kabul etmektedirler.

'Peygamber'den sonra İmam'ın velâyet ve halifeliği, iblâğ edilmesi peygamberliğin tamamlayıcısı, iblâğından kaçınılması ise peygamberlik görevinin eksikliği sayılabilecek hassas ve çok önemli konulardan biriydi' demek yerinde bir söz olur. Ayrıca toplumsal ve siyasî değerlendirmeler açısından Peygamber'in korku ve endişeye kapılmasının da yeri vardı. Zira henüz 33 yaşında olan Hz. Ali'nin hilâfetini kabul etmek, kendisinden yaşça daha büyük olan kimselere çok ağır gelecekti. [4] Aynı zamanda Peygamber'in etrafında toplanmış olan bu kimselerin akrabalarından çoğunun kanı, savaşlarda Hz. Ali tarafından dökülmüştü ve böyle birinin hilâfeti, kin besleyen insanlara çok zor gelecekti.

Buna ilaveten, Hz. Ali Peygamber'in amcasının oğlu ve damadı idi ve hilâfete böyle birinin tayin edilmesi, dar görüşlü insanların nazarında bir nevi akrabalık taassubu olarak algılanacaktı.

Fakat bu namüsait ortamlara rağmen, Allah'ın hikmetli iradesi, dininin payidarlığını, Hz. Ali'nin imametiyle garanti altına almaya taalluk etti ve Peygamber'inin cihanşümul resûllüğünü, ondan sonraki rehberi tayin etmekle tekmil etmek istedi.

Şimdi Gadir-î Hum vakıasına devam edelim.

Zilhicce ayının on sekizi, öğle vaktinin kızgın ve kavurucu güneşi Gadir-î Hum toprakları üzerinde parlıyordu. Tarihe sayıları 70.000 ila 120.000 arasında geçen, şiddetli sıcaktan cüppelerini ikiye bölüp yarısını başlarının üzerine koyan diğer yarısını da ayaklarının altına seren ve Allah Resulü'nün emriyle o bölgede duran kalabalık bir grup, o günün tarihî hâdisesine şahit olmayı beklemekteydiler.

O hassas anda öğle ezanı tüm sahrayı kapladı ve müezzinin tekbir nidası yükseldi. Oradakiler öğle namazını eda etmek için hazırlandılar. Peygamber, Gadir-î Hum topraklarının benzerine şahit olmadığı muhteşem bir topluluk ile öğle namazını kıldı; daha sonra topluluğun ortasına gelip deve semerlerinden hazırlanan yüksek bir minbere çıkıp yüksek sesle aşağıdaki hutbeyi irat etti:

Övgü Allah'a mahsustur. O'ndan yardım istiyoruz; O'na inanıyor ve O'na tevekkül ediyoruz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden, doğru yoldan sapanlar için ondan başka hidayetçi ve yol gösterenin olmadığı ve hidayet ettiğini kimsenin saptıramayacağı Allah'a sığınıyoruz. Şahadet ediyoruz ki O'ndan başka ilah yoktur ve Muhammed O'nun kulu ve elçisidir. Ey insanlar! Hakkın davetine lebbeyk deyip aranızdan ayrılmam pek yakındır. Ben sorumluyum; sizler de sorumlusunuz. Benim hakkımda ne düşünüyorsunuz?

Peygamber'in ashabı şöyle dediler: "Şahadet ediyoruz ki sen Allah'ın dinini tebliğ ettin; biz hayrımızı isteyerek nasihatte bulundun ve bu yolda çok uğraştın. Allah sana mükâfatını versin."

Kalabalığa yeniden bir sessizlik hâkim olunca, Peygamber-î Ekrem (s.a.a) şöyle buyurdu:

Allah'tan başka ilah olmadığına, Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna, cennet, cehennem ve ölümün hak olduğuna, kıyamet gününün bir gün mutlaka gelip çatacağına ve Allah'ın ölüp toprağa karışanları dirilteceğine şahadet etmiyor musunuz?

Ashap: "Evet, evet, şahadet ediyoruz."

Hz. Peygamber (s.a.a) devam etti:

Ben aranızda iki değerli şeyi emanet bırakıyorum; onlara karşı nasıl davranacaksınız?

İçlerinden biri sordu: "Bu iki değerli şey nedir?"

Hz. Peygamber (s.a.a) buyurdu:

Büyük emanet, bir tarafı Allah'ın, diğer tarafı sizin elinizde olan Allah'ın kitabıdır. O'nun kitabına sıkıca sarılın ki sapmayasınız. Küçük emanet ise itretim ve Ehlibeyt'imdir. Allah bana bu iki emanetimin kıyamete dek birbirinden ayrılmayacağını haber verdi. Ey insanlar! Allah'ın kitabı ve Ehlibeyt'imden öne geçmeyin ve o ikisinden de geri de kalmayın ki helâk olmayasınız.

Bu sırada Hz. Peygamber (s.a.a) Hz. Ali'nin elini tutup, koltuk altının beyazlığı herkese aşikâr olacak kadar yukarı kaldırdı. Herkes Ali'nin Peygamber'in yanında durduğunu görmüş; kim olduğunu tanımış ve bu toplanmadan maksadın, Hz. Ali ile ilgili bir mesele olduğunu kavramıştı. Büyük bir merakla Peygamber'in ne söyleyeceğini bekliyorlardı.

Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu:

Ey insanlar! Müminlere kendilerinden daha evlâ olan kimdir?

Ashaptan şöyle dediler: "Allah ve Resulü daha iyi bilir."

Peygamber (s.a.a) şöyle devam etti:

Allah, benim Mevlâ'm; ben müminlerin mevlâsıyım; ve onlara kendilerinden evlâyım. Ey İnsanlar! Ben kimin mevlâsı isem, Ali de onun mevlâsıdır.

Resul-î Ekrem (s.a.a) bu son cümleyi üç defa tekrarlayıp [5] daha sonra şöyle devam etti:

Allah'ım, Ali'yi seveni sev, düşman olana düşman ol. Allah'ım, Ali'ye yardım edene yardım et, düşmanlarını hakir ve zelil eyle ve Ali'yi hakkın mihveri kıl. Burada olanlar, olmayanlara haber versin ve başkalarını bundan haberdar etsin.

O büyük kalabalık daha dağılmadan vahiy meleği nazil oldu ve aziz Peygamber'e, Allah'ın bugün dinini kemale erdirdiği ve nimetini müminlere tamamladığı müjdesini verdi. [6]

O sırada Peygamber'in tekbir sesi yükseldi ve şöyle buyurdu:

Allah'a şükrediyorum ki, dinini kâmil etti, nimetini tamamladı, peygamberliğimden ve benden sonra Ali'nin velâyetinden hoşnut oldu.

Peygamber (s.a.a) aşağı indi. Ashap grup-grup Hz. Ali'yi tebrik ediyor; kendilerinin ve kadın-erkek tüm müminlerin mevlâsı olduğunu itiraf ediyorlardı. Bu arada Peygamber'in şairi Hassan b. Sabit, bu büyük tarihî olayı muhteşem bir şiirle ebedîleştirdi. Bu şiirin iki beytinde şöyle der:

Buyurdu Peygamber ya Ali kalk ayakta dur

Razı oldum benden sonra imam ve kılavuz odur

Ben kime mevlâysam, Ali de mevlâdır ona

Öyleyse gerçek dost ve takipçilerinden [7]oluna

Buraya kadar yazılanlar, Ehlisünnet kaynaklarında nakledilen bu büyük tarihî olayın özetidir. Bu olay Şia kaynaklarında daha geniş bir ele alınmış ve beyan edilmiştir. Merhum Tabersî, İhticac[8] adlı kitabında Peygamber'den geniş bir hutbe nakletmiştir; arzu edenler kitaba müracaat edebilir.

 

[1]- Medine yolu üzerinde bulunan Rabiğ'e birkaç mil mesafede bulunan, hacıların mola verdikleri yerlerden biri.

[2]- Mâide Suresi, 67.

[3]- Merhum Allâme Eminî, aralarında Taberî, Ebu Nuaym İsfahanî, İbn Asakir, Ebu İshak, Celâleddin Suyutî, aynı zamanda Hz. Peygamber'in sahabeleri arasından İbn Abbas, Ebu Said Hudrî ve Bera b. Azib'in de yer aldığı bu 30 kişinin isim ve hususiyetlerini değerli eseri el-Gadîr, c.1, s.196-209'da genişçe beyan etmiştir.

[4]- Özellikle, önemli mevki ve makamları kabilelerin yaşlılarına lâyık gören ve tecrübesiz oldukları bahanesiyle gençlere önem vermeyen Araplara zor olacaktı. Bu yüzden Resul-î Ekrem (s.a.a) İtab b. Üseyd'i Mekke valiliğine, Üsame b. Zeyd'i Tebük'e göndereceği ordunun komutanlığına seçtiğinde, sahabelerinden bazıları tarafından itiraza maruz kaldı.

[5]- Ahmed b. Hanbel'in Müsnedi'nde nakline göre Hz. Peygamber bu cümleyi dört kez tekrarladı.

[6]- "Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı seçtim." (Mâide Suresi, 3)

[7]- Fe Kale lehu kum ya Aliyyu fe inenî

Razîtuke min ba'dî imamen ve hâdiyen

Fe men kuntu mevlâhu fe hâzâ veliyyuhu

Fe kûnû lehu atbâe sıdkın muvaliyen

[8]- Tabersî, el-İhticac, c.1, s.71-84, Necef baskısı.

 

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

n

09/12/2016 - 07:36 İmam Ali`ye (a.s) Göre Namaz

n

09/12/2016 - 06:56 İmam Mehdi'nin (a.f) İmametinin Başlangıç Yıldönümü

n

01/12/2016 - 09:58 Rebiyülevvel Ayının Fazileti

n

01/12/2016 - 09:12 Resulullah’ın (s.a.a) Hicreti ve Leylet'ul Mebit

n

28/11/2016 - 12:37 Hz. Muhammed’in (s.a.a) Hayatına Kısa Bir Bakış

n

12/10/2016 - 08:04 Ayetullah Qumi Alulbeyt’i ziyaret etti

n

10/10/2016 - 11:40 Tasua Günü!

n

05/10/2016 - 07:38 Ayetullah Sistani’ye birtakım sorular yöneltildi. İşte o sorular ve cevapları

n

28/09/2016 - 09:26 Şehit İmam Hüseyin’in (a.s) Hayatına Kısa Bir Bakış

n

26/09/2016 - 10:10 Mübahele’nin İslam Tarihindeki Yeri ve Önemi

n

08/09/2016 - 13:24 Niçin ve Nasıl Namaz Kılmalıyız?

n

08/09/2016 - 12:23 Anne ve Babanın Görevleri

n

07/09/2016 - 10:44 İslam’a ve Diğer Dinlere Göre kadın

n

22/08/2016 - 13:08 İslam’da Süs ve Güzellik

n

22/08/2016 - 13:05 Hakka Giden Yol Nasıl Katledilir?

n

18/08/2016 - 09:02 Mucize Nedir?

n

18/08/2016 - 08:52 Kurân'da Geçen Günahlar

n

18/08/2016 - 08:47 Kurân-ı Kerim’in Yüce Makamı

n

08/10/2015 - 09:40 Mübahele Olayı

n

01/10/2015 - 06:59 Gadir-i Hum Olayı

n

17/09/2015 - 09:10 Ayetullah Sistani’den Tesliyet Mesajı

n

18/08/2015 - 07:55 Şehristani: Farklı Mezheplerin Kutsalları Aşağılanmamalı

n

30/07/2015 - 07:05 Şehristani Bamyan Eyaletindeki Medrese Öğrencilerini Ziyaret Etti

n

30/07/2015 - 07:02 Ayetullah Feyyaz Meşhet Kentinde Ulemayla Görüştü

n

28/07/2015 - 09:35 Toplumda Ailenin Önem Ve Konumu

n

28/07/2015 - 09:18 Güzel Ahlakın İyi, Kötü Ahlakın Olumsuz Yönleri

n

27/06/2015 - 08:18 Dua Adabı

n

27/06/2015 - 07:57 Kurân'da Geçen Günahlar

n

27/06/2015 - 07:54 Ayetullah Sistani’den Kınama Mesajı

n

18/06/2015 - 06:05 Ramazan Ayının Faziletleri

n

03/06/2015 - 13:32 Suudi Yazardan Ayetullah Sistani'ye Övgüler

n

02/06/2015 - 14:04 İmam Mehdi'nin (a.s) Mübarek Doğumu

n

23/05/2015 - 08:26 Hz. Abbas (a.s) Mübarek Doğumu

n

21/05/2015 - 11:18 İmam Hüseyin’in (a.s) Doğumu

n

21/05/2015 - 11:10 Şaban Ayının Amelleri

n

16/05/2015 - 08:08 Şehristani: Bencillikler Toplumdaki Sorunların Asıl Kaynağıdır

n

14/05/2015 - 07:54 İmam Musa Kâzım'ın (a.s) Şehadeti

n

08/05/2015 - 09:44 Recep Ayının Fazilet ve Önemi

n

20/04/2015 - 14:21 Recep Ayının Amelleri

n

20/04/2015 - 10:49 İmam Muhammed Bakır'ın (a.s) Kısaca Hayatı

n

09/04/2015 - 13:31 Hz. Fatıma'nın (a.s) Doğumu

n

09/04/2015 - 07:09 Acaba Müstehap Gusülle Namaz Kılınır mı? İşte Cevabı…

n

03/04/2015 - 08:56 Kalp Huzuru, Namazın Ruhudur

n

23/03/2015 - 08:56 Namazın Anlam ve Önemi

n

23/03/2015 - 08:48 Dua İnsanı Yüceltir

n

13/03/2015 - 15:27 Hüccetü'l-İslam Mikail Gürel Orijinal Müminde Bulunan Özellikleri Açıkladı…

n

04/03/2015 - 08:25 Hz. Fatıma’nın (s.a) Şehadeti

n

24/02/2015 - 08:42 Hz. Zeyneb`in (s.a) Kısaca Hayatı

n

20/02/2015 - 14:22 Şehristani: İslamafobia ile Mücadele Tüm Olanaklar Kullanılmalı

n

09/02/2015 - 09:28 Türkler Iraklı Yetimleri Unutmadı

n

09/02/2015 - 09:23 Kurân’ın Bakışıyla Dünya

n

29/01/2015 - 09:14 İmam Hasan Askerî'nin Hayatı

n

28/01/2015 - 11:29 Alulbeyt Türkiye Sorumlusu Ayetullah Sistani’yi Ziyaret Etti

n

14/01/2015 - 13:00 Yine Onun Feraseti Fitne Ateşini Söndürdü

n

09/01/2015 - 12:20 Bayramınız Mübarek Olsun

n

06/01/2015 - 11:26 Ayetullah Şehristani: Sorunlarınızı Vekillerimiz Aracılığıyla Bize Bildirin

n

06/01/2015 - 11:01 Ayetullah Şehristani'den Vahdet ve Kardeşlik Vurgusu

n

05/01/2015 - 11:57 Ayetullah Sistani’den: Yağma Yasağı

n

02/01/2015 - 12:28 Kutlu Doğum ve Vahdet Haftası

n

02/01/2015 - 07:43 Hz. Muhammed’in (s.a.a) Hayatına Kısa Bir Bakış

n

23/12/2014 - 08:28 İran Meclis Başkanı Ayetullah Sistani’yi Ziyaret Etti

n

22/12/2014 - 10:00 İmam Rıza’nın (a.s) Şehadeti

n

20/12/2014 - 07:51 İran Sağlık Bakanı, Seyit Cevat Şehristani’yi Ziyaret Etti

n

18/12/2014 - 09:57 Berlin’de görkemli Erbein Programı

n

28/11/2014 - 07:50 Ayetullah Şehristani: Neden Şiilerin Öldürülmesine Dünyadan Bir İtiraz Yok?

n

25/11/2014 - 10:56 Merceiyetin Sesi/Şii Merceiyetin Irak’taki Rolü

n

15/11/2014 - 11:23 Erbain’de Kerbela’ya Gitmek İsteyenlerin Dikkatine!

n

08/11/2014 - 07:47 Ayetullah Hamanei’nin Vekili Alulbeyt’i Ziyaret Etti

n

08/11/2014 - 07:28 Ayetullah Hamanei’nin Vekili Aşura Çadırı’nı Ziyaret Etti

n

05/11/2014 - 11:03 Kars`ta Aşura Kardeşlik Çadırı

n

01/11/2014 - 07:24 Aşura

n

01/11/2014 - 06:40 Aşura Gecesi

n

25/10/2014 - 06:59 Muharrem Ayı

n

12/10/2014 - 08:27 Gadir-i Hum Olayı

n

24/09/2014 - 09:42 İmam Cevad’ın (a.s) Şahadeti

n

12/09/2014 - 10:48 Ayetullah Şehristani: Havzanın Tek Derdi Ehlibeyt Maarifini Yaymaktır

n

10/09/2014 - 07:18 Ayetullah Şehristani İslam İnkılabı Rehberini Ziyaret Etti

n

06/09/2014 - 08:53 İmam Rıza'nın (a.s) Doğumu

n

03/09/2014 - 09:29 Kurân ve Sünnet Açısından Evlat

n

21/08/2014 - 12:40 İmam Cafer Sadık’ın (a.s) Şehadeti

n

14/08/2014 - 13:52 Kalp Huzuru, Namazın Ruhudur

n

11/08/2014 - 10:14 Dinî Eğitimde Annenin Sorumluluğu

n

11/08/2014 - 10:05 Hz. Hamza’nın (a.s) Şehadeti Yıldönümü

n

11/08/2014 - 09:29 Uhud Savaşı

n

28/07/2014 - 19:16 Aytullah Sistani: Yarın (Salı) Ramazan Bayramıdır

n

21/07/2014 - 10:21 Hz. Ali ve Hz. Hatice Alulbeyt’te Anıldı

n

17/07/2014 - 09:43 Mihrab Şehidi İmam Ali (a.s)

n

09/07/2014 - 07:58 Alulbeyt Vakfı’ndan Kınama Mesajı

n

30/06/2014 - 13:23 Ramazan Ayının Amel ve Duaları

n

30/06/2014 - 13:02 Günün Çok Uzun Olduğu Ülkelerdeki Müslümanların Orucu

n

28/06/2014 - 08:49 Ramazan Ayının Faziletleri

n

16/06/2014 - 13:47 Ayetullah Seyyid Ali Sistani: Irkçı Yaklaşımlardan Uzak Durun

n

11/06/2014 - 09:31 Ayetullah Sistani Neyneva ve Musul Olaylarından Endişeli

n

11/06/2014 - 08:53 İmam Mehdi'nin (a.f) Kutlu Doğumu

n

03/06/2014 - 07:50 İmam Zeynelabidin’in Hayatına Kısa Bir Bakış

n

02/06/2014 - 09:31 Ebu Talib Alulbeyt'te Anıldı

n

31/05/2014 - 09:36 Nübüvvet ve İmametin Babası Hz. Ebu Talib Alulbeyt’te Anıldı

n

31/05/2014 - 06:40 Şaban Ayının Fazilet ve Önemi

n

27/05/2014 - 07:44 Ahlâk İlminin Faydası

n

27/05/2014 - 07:38 Resulullah'ın (s.a.a) Bi'seti

YAZARLAR

Rahmi Onurşan Rahmani

Herkesle olup hiç kimsenin rahmetini almadan ölmek
Mikail Gürel

Sizi Gidi Kamacılar…
Turgut Atam

GADİR-İ HUM’UN TARİHTEKİ YERİ
Kerim Uçar

MÜMİNLERİN NİŞANELERİ
Mir Kasım Erdem

CAN VERME HALİ
Yakup Yaşlak

Aşura; Yeniden Ölmek Mi, Yoksa Yeniden Diriliş Mi?

MULTİMEDYA

ETKİNLİK TAKVİMİ

20 Kasim 2017
Pz Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30

DUYURULAR

ANKET

SİTEMİZİ  NASIL BULDUNUZ
İYİ
KOTÜ
ORTA

Sonuçları Göster

FAYDALI LİNKLER

 
 

Ana Sayfa

Hakkımızda

Ziyaretçi Defteri

İletişim