Ehl-i Sünnet sizin kardeşinizden de öteye canınız, özünüzdür.
Ayetullah Sistani

Ana Sayfa

Hakkımızda

Foto Galeri

Multimedia

İletişim

Ziyaretçi Defteri

Kategoriler

KATEGORİLER

ÜYELİK

Kull. Adı

:

Şifre

:

Yeni Üye Kaydı 
Şifremi Unuttum

BİR AYET

BİR HADİS

FOTO GALERİ

ÇOK OKUNANLAR

 
 
 
 
Şehit İmam Hüseyin’in (a.s) Hayatına Kısa Bir Bakış
 
 

28/09/2016

İmam Ebu Abdullah Hüseyin b. Ali b. Ebu Talib (a.s) … Kerbela şehidi... Resulullah'tan (s.a.a) sonra Ehlibeyt İmamları'nın üçüncüsü… Hadis âlimlerinin ortak görüşüne göre, cennet gençlerinin efendisi… Hz. Resul'ün (s.a.a) soyunu devam ettiren iki kişiden biri… Resulullah'ın (s.a.a) Necran Hıristiyanlarıyla lânetleşirken yanına aldığı dört kişiden biri… Allah'ın, kendilerinden bütün kirleri giderip tertemiz kıldığı örtü ashabından (ashab-ı kisa) biri… Allah'ın sevilmelerini emrettiği Resul-i Ekrem'in yakınlarından biri… Sarılanın kurtulduğu, uzaklaşanınsa saptığı bildirilen iki ağır emanetten (sekaleyn) biri…

Hüseyin, kardeşi Hasan'la birlikte tertemiz ve bereket membaı kucaklarda, tarihin tanık olduğu en mükemmel babanın, annenin ve dedenin bağrında büyüdü.

Dedesi Resul-i Ekrem'in berrak membaından, yüce ahlâkından ve şefkat yağmurundan beslendi. Onun derin sevgisi ve yakın gözetimine mazhar oldu. Öyle ki Hz. Peygamber'in edebi, yol göstericiliği, liderliği ve cesareti ona geçti. Böylece babası Murtaza'dan ve kardeşi Mücteba'dan sonra kendisini bekleyen büyük imamet makamı için gerekli olan liyakati kazanmış oldu.

Bu nedenle de Resul-i Ekrem (s.a.a), birçok kere ve değişik münasebetlerle ümmetine onun imamlığını deklâre etmişti:

Hasan ve Hüseyin kıyam etseler de, otursalar da imamdırlar.

Allah'ım! Ben o ikisini seviyorum; sen de onları seveni sev.

Bu büyük İmam'ın şahsında peygamberlik ve imamet damarları buluşmuş, soy ve itibar şerefi bir araya gelmişti. Müslümanlar, dedesinde, babasında ve annesinde gördükleri temizliği, berraklığı, onuru ve cömertliği onda da görüyorlardı. Kişiliği, insanlara onların tümünü birden hatırlatıyordu. Onu seviyor ve ona saygı duyuyorlardı.

Bütün bunların yanında, babasından ve kardeşinden sonra, insanların, dinî konularda ve hayatta karşılaştıkları sorunların çözümü için başvurabilecekleri tek merci idi. Özellikle cahilîye karakterli Emevî egemenliği altına girdikten sonra bin bir türlü zorluğun peş peşe yaşandığı o zor dönemde, varlığı, Müslümanlar için bir rahmetti.

Cahilî Emevî egemenliği, Müslümanları öyle bir darboğaza sokmuştu ki, bundan önce bunun gibisi hiç yaşanmamıştı. İmam Hüseyin (a.s) özelde Muhammed (s.a.a) ümmetini, genelde bütün insanlığı bu yeni cahilîyenin pençelerinden ve çirkeflerinden kurtarabilen tek İslâmî ve ilâhî şahsiyetti.

Hüseyin b. Ali (a.s), babası Murtaza ve kardeşi Mücteba gibi, hayatının her aşamasında, bütün pratik hareketlerinde kâmil bir ilahî insanın örneğiydi. Allah uğruna eziyetlere katlanmak, hoşgörü, cömertlik, merhamet, cesaret, zulme yüz vermemek, irfan, kulluk, Allah korkusu, hak karşısında tevazu ve batıla karşı başkaldırmak hususunda yüksek nebevî ahlâkın canlı ve somut bir örneğiydi. Allah yolunda cihat, marufu emretme, münkeri yasaklama konusunda göz kamaştırıcı bir kahramanlık timsaliydi. Resullerin efendisi dedesinin şeriatında en mükemmel şekliyle vurgulanan başkasını kendine tercih etmenin ve fedakârlığın en ideal temsilcisiydi. Öyle ki dedesi Resulullah (s.a.a), onun hakkında şöyle buyurmuştu:

Hüseyin bendendir ve ben de Hüseyin'denim.

Bu sözleriyle Peygamber (s.a.a), kendi soyundan olan ve kendi elleriyle terbiye ettiği bu büyük şahsiyetin yüceliğini en güzel şekilde ifade etmiştir.

Hüseyin b. Ali (a.s), dedesinden sonra kadınların efendisi Sıddıka-i Tahire, Fatıma-i Zehra'nın (a.s) gözetiminde ve vasilerin efendisi, Müslümanların İmamı, babası Murtaza'nın (a.s) himayesinde büyüdü. O sırada babası, Resulullah'ın (s.a.a) vefatından sonra Müslüman ümmetin önderlik kurumunun sapması şeklinde belirginleşen ağır ve meşakkatli imtihanı yaşıyordu. Babasını ve annesini bu ağır imtihanın acıları çepeçevre kuşatmıştı; büyük imamlık makamını, hiçbir kanıta, belgeye ve hiçbir haklı gerekçe ve yetkiye dayanmaksızın ele geçiren zümreye karşı çetin bir mücadelenin merkezindeydiler... Hz. Hüseyin, kardeşi Hasan, babası Ali ve annesi Zehra (a.s) ile birlikte bu sınavı yaşıyordu, acılarını yüreğine gömüyordu. Henüz çocuktu; ama sınavın derinliğinin ve musibetin şiddetinin farkındaydı.

İmam Ebu Abdullah Hüseyin (a.s), Ömer'in hilâfeti zamanında delikanlılık çağını yaşıyordu. Babası ve kardeşiyle birlikte, açık bir şekilde yönetimle ilgilenmekten uzak durdu. Babası Ali b. Ebu Talib'in (a.s) hayat tarzında ve parlak ilkesel tavırlarında belirginleşen sahih nebevî çizgi çerçevesinde insanların aydınlatılması ve dinin öğretilmesi faaliyetlerine ağırlık verdi.

İmam Hüseyin (a.s), Osman'ın halifeliği döneminde babasının yanında yer aldı. Henüz gençliğinin baharındaydı. İslâm için bütün içtenliğiyle, ihlâsla çalışıyordu. Osman ve sırdaşlarının egemenliği döneminde ümmetin ve devletin bünyesini kemirmeye başlayan fesadın durdurulması amacına yönelik faaliyetlerinde babasıyla birlikte mücadele veriyordu. Bu süre içinde babasının belirlediği pratik tavrın dışına çıkmadı. Bilakis, Resulullah'tan (s.a.a) sonra babasının uhdesinde olan meşru önderliğin emrinde samimî bir asker olarak hareket etti.

Mübarek Alevî devletin iş başında olduğu dönemde Hüseyin, babasının yanında bulundu. Bütün önemli olaylarda ve bütün savaşlarda fiilen rol aldı. Biatlerini bozanlara (Cemel Ashabı), meşru halifeyi tanımayıp yoldan çıkanlara (Emevîler) ve okun yaydan fırladığı gibi dinin çerçevesinin dışına çıkanlara (Haricîler) karşı savaşmaktan kaçınmadı. Oysa babası, hem onun, hem de kardeşinin hayatına büyük önem veriyordu. Çünkü onların ölümleriyle Resulullah'ın (s.a.a) neslinin kesilmesinden korkuyordu. Son ana kadar ikisi de babalarının yanından ayrılmadılar. Babalarının Allah'ın evlerinden bir evde şehit edilmesine kadar Iraklılardan gördüğü eziyeti, onlar da gördü. Babaları Kûfe camiinde, ibadet mihrabında, hayatının en kutsal anında, Kâbe'nin Rabbine yöneldiği ibadet anında, hain bir kılıç darbesiyle yere yığıldı ve o sırada şöyle dedi:

Kurtuldum; andolsun Kâbe'nin Rabbine…

Sonra kardeşi Hasan-ı Mücteba'nın yanında yer aldı. Kardeşine biat etti. Nitekim Kûfe'de bulunan muhacirler, ensar ve onlara güzellikle tâbi olan Müslümanların geneli de Hasan'a (a.s) biat etmişti. Muaviye'nin İmam Hasan'ı gözden düşürmek, gücünü kırmak ve meşru hükümetini yıkmak için kurduğu tüm komplolara rağmen, gerek Resulullah'ın (s.a.a), gerekse babasının (a.s) imamlığını deklâre ettiği kardeşinin çizdiği hareket tarzının dışına çıkmadı.

Hüseyin (a.s), kardeşi Hasan'ın (a.s) tavırlarını ve bu tavırların yol açtığı sonuçları çok iyi anlıyordu. Çünkü özellikle İmam Ali'nin (a.s) şehit edilmesinden sonra İslâm ümmetinin yaşadığı konjonktürü çok iyi biliyordu. Çünkü basit ve sıradan insanlardan oluşan toplumun büyük bir kesimi, Muaviye'nin oyunlarının ve sahte şiarlarının farkında değildi. İslâm hilâfetinin merkezi olan Kûfe toplumunun tabanını ne yazık ki bu basit ve bilinçsiz insanlar oluşturuyordu. Nitekim Muaviye, avenesi ve işbirlikçilerinin, İmam'ın ordusunun omurgasını oluşturan halk kesimleri arasında yaydıkları yanıltıcı propagandalar neticesinde, bu basit ve bilinçsiz insanlar, İmam Ali b. Ebu Talib'in (a.s) çizgisinin hak çizgisi olduğu hususunda kuşkuya düşmeye başlamışlardı. İmam Hasan (a.s), doğuştan sahip olduğu siyasal yeteneğine, edebî cesaretine ve sağlam mantığına rağmen, halk tabanını ikna edemedi. Bir türlü halka, Muaviye'nin en ucuz bir fiyatla halifeliği elde etmek için önerdiği barış plânının bir sahtekârlık olduğunu anlatamadı. İmam Hasan (a.s) bütün siyasî yolları denedikten ve bir usta siyasetçinin İmam Hasan (a.s) ve taraftarlarının yaşadığı o olumsuz siyasal, toplumsal ve psikolojik şartlarda katedebileceği bütün yolları katettikten sonra, sonunda henüz güçlü bir pozisyondayken önerilen barış plânını kabul etmek zorunda kalıp hilâfetten vaz geçti; ama Muaviye'nin egemenliğinin meşruluğunu onaylamadı. Bunun yanında birtakım şartlar koştu ki, bunlar, kısa ve uzun vadede Muaviye'nin ve Emevî egemenliğinin maskesini düşürecek, iğrençliğini gözler önüne serecek nitelikteydi.

Böylece İmam Hasan (a.s), düşmanları bir yana, taraftarlarından olan en yakın adamlarından gördüğü eziyetlere, nahoş hareketlere tahammül ettikten sonra en zor ve en meşakkatli yolu seçerek büyük bir başarı elde etti. İslâm'ı ve Resulullah'ın (s.a.a) kabilesi Kureyş'e mensubiyeti kullanarak İslâm'ın işini bitirmek için, İslâm kisvesine bürünen ve uzlaşma ve barış şiarlarını yükselten cahilî karakterli Emevî iktidarının gerçek yüzünü gözler önüne serdi. Muaviye'nin büyük bir ustalıkla Müslümanlara, o gün İslâm yönetimine kurulan ve Resulullah'ın (s.a.a) halifesi adıyla Müslümanlara hükmeden Ebu Süfyan Oğulları'nın çok yakın bir zamana kadar İslâm'la savaşan kimseler olduklarını unutturmuş olduğu dikkate alınırsa, İmam Hasan'ın başarısının büyüklüğünü daha iyi anlarız.

İmam Hasan (a.s), barış antlaşmasına imza atmakla, İslâmî görünüme bürünerek yeniden hortlayan cahilî Emevî yönetimine karşı geliştirilecek devrimci bir hareket için gerekli zemini hazırlamış oldu. Çünkü Muaviye iktidara gelir gelmez, İmam Hasan'ın (a.s) koştuğu bütün şartları çiğnedi. Kendisinden sonra veliaht tayin etmemek, Ali Şiasına, Hasan ve Hüseyin'e (a.s) karşı olumsuz bir tavır içinde olmamak gibi antlaşma maddelerini hiçe sayarak gerçek kimliğini gözler önüne serdi.

Muaviye, bu şartlara bağlı kalma noktasında kendine daha fazla hâkim olamadı. Nihayet, nefsinin kendisine telkin ettiği iğrenç bir plânla İmam Hasan'ı (a.s) zehirlemeye karar verdi. Böylece kendisinden sonra halifeliği oğlu fasık Yezid'e miras bırakmaya elverişli bir ortam hazırlamak istedi. Fakat kabul ettiği şartları çiğnemenin ve bu iğrenç plânın etkilerini, doğuracağı tepkileri kestirememişti; ne gibi olumsuzlukların biçimleneceğini tahmin edememişti. Nitekim E-mevî iktidarının üzerinden daha yirmi yıl geçmemişti ki, Müslümanlar, Emevî iktidarının iğrençliğini ve cahilî karakterini fark ettiler. Bu da, Şiî halk tabanının iktidara karşı bir ayaklanma başlatması için elverişli bir ortamın oluşmasına yardımcı oldu. Böylece devrim için uygun koşullar oluştu.

Muaviye'nin ölümü ve şarap içen, dinî hükümleri hiçe sayan, fasık Yezid'in iktidara gelmesi, dönemin gözde sahabî-lerinden ve tâbiîn kuşağının genelinden biat alması ve haksızlığa boyun eğmeyenlerin efendisi, Müslümanların İmamı, zulmün hasmı, Ebu Abdullah Hüseyin'den (a.s) biat alma hususunda ısrar etmesiyle birlikte bu şartlar iyice olgunlaştı.

Muaviye b. Ebu Süfyan, yaklaşık yirmi yıl hüküm sürdü. Bu süre içinde, halkı aç bırakma, terör estirme, yalan ve hile esasına dayalı bir politika izledi. Bütün bunlar, bir yandan ümmetin gerçeğin farkına varmasına yol açarken, bir yandan da insanların iradelerini yitirmelerine neden oldu. Böylece ümmet, gafletten uyandı; Ehl-i Beyt (a.s) çizgisinin hakkaniyetine yönelik kuşkuları bertaraf oldu, Emevîle-rin gerçek yüzlerine dair bilgisizlikleri ortadan kalktı. Fakat zulme ve zalimlere karşı dikilecek güce henüz kavuşabilmiş değildi. Ümmet, ünlü şair Ferezdak'ın, Kûfelilerin çağrısına uyarak Irak'a gitmekte olan İmam Hüseyin'e: "Kalpleri senden yana, ama kılıçları sana karşı." dediği bir durumdaydı.

Bu noktadan itibaren, cahilî Emevî iktidarına karşı ayaklanmak için gerekli tüm koşullar hazırlandıktan sonra, İmam Hüseyin (a.s) için alması gereken şer'î tavır kesinleşmiş oldu. Çünkü İmam Hasan (a.s) zamanında yaşanan kuşku ve tereddüt sürecinde fiilî bir ayaklanmanın herhangi bir faydası olmazdı. Ama İmam Hüseyin'e (a.s) hüccet tamamlanmıştı. Çünkü Iraklılar kendisine mektuplar gönder-miş ve bölgelerine gelmesini istemişlerdi. Bundan önce Kû-feliler, Emevîlerin valisini şehirden kovmuş ve Emevî iktidarını tanımadıklarını ilân etmişlerdi. Bu, Ehl-i Beyt Şiasının yeniden bilinçlendiğinin bir göstergesiydi.

İmam Hüseyin (a.s), sebat etmeyeceklerini, iktidar sahiplerinin tahrik ve teşvikleri karşısında irade zaafı sergileyeceklerini, egemenlerin baskılarına ve korkutmalarına direnemeyeceklerini bildiği hâlde, çağrılarına olumlu yanıt verdi. Çünkü yayılma eğilimi gösteren bu yeni hastalığı, git gide peygamberliğin bütün şiarlarını ortadan kaldırmadan, İslâmî hilâfeti bir şahlık ve kayserlik rejimine dönüştürecek imkânı bulmadan tedavi etmek üzere harekete geçmesi gerekiyordu. Aksi takdirde, dine darbe vurmak ve dinin bütünlüğünü parçalamak için üzerlerine din kisvesini geçiren Yezid ve benzeri cahilîye mensuplarının yönetimleri meşruiyet kazanmış olacaktı.

İmam Hüseyin (a.s), başarı ve amaca ulaşmak için gerekli olan tüm şartlar oluştuktan sonra, ebediyete kadar devam edecek olan destanını yazmak için tarihî koşullarda hazırladığı bütün güçlerini ve imkânlarını seferber ederek kıyam etti.[1] Ümmetin vicdanını harekete geçirdi; yeniden risa-let çizgisini izlemeye yöneltti; inançsal şahsiyetini yeniden diriltti; tağutî yöneticilerin üzerindeki meşruiyet kisvesini çıkardı, arkasına gizlendikleri maskelerini parçaladı; onlara karşı takınılması gereken şer'î tavrı ümmetin tüm kuşaklarına gösterdi.

Tağutlar da bu kıyamın şiarlarını, öğretilerini saptıramadılar. Asırlardır süregelen bir çizgi olarak bu devrimci hareketi durduramadıkları gibi. Bu hareket ki, zamanı geldiğinde, Benî Ümeyye, Benî Abbas ve benzerlerinin egemen-liklerini silip süpürmüştü. Dolayısıyla Hüseyin'in devrimi, bütün milletler için bir nebevî ışık kaynağıdır. Nitekim ortaya koyduğu ve mücadelesiyle pekiştirdiği nebevî değerler, bütün egemenliklerin, bütün siyasî rejimlerin değerlendirildiği bir kriter olarak tarihin sahnesinde yerini almıştır.

Selâm olsun ona doğduğu gün, şehit edildiği gün ve tekrar diriltileceği gün.

[1]- Hz. Hüseyin'in devriminde yeterli oranda bulunan ve bir devrim hareketinin başarısı için gerekli olan beş zorunlu şart için bk. "Sev-ratu'l-Hüseyn en-Nazariye el-Mavkif en-Netaic", Seyyid Muham-med Bâkır el-Hakîm, birinci baskı, Müessesetu'l-İmami'l-Hüseyn (a.s), s.62–92. Ayrıca bk. Mecelletu'l-Fikri'l-İslâmî, sayı:17, Şehid Seyyid Muham-med Bâkır es-Sadr'ın "et-Tahtitu'l-Hüseynî Li Tağyir-i Ahlâkiyeti'l-He-zime" başlığı altında Hüsyenî devrim üzerine kaleme aldığı ma-kale.

 

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

n

09/12/2016 - 07:36 İmam Ali`ye (a.s) Göre Namaz

n

09/12/2016 - 06:56 İmam Mehdi'nin (a.f) İmametinin Başlangıç Yıldönümü

n

01/12/2016 - 09:58 Rebiyülevvel Ayının Fazileti

n

01/12/2016 - 09:12 Resulullah’ın (s.a.a) Hicreti ve Leylet'ul Mebit

n

28/11/2016 - 12:37 Hz. Muhammed’in (s.a.a) Hayatına Kısa Bir Bakış

n

12/10/2016 - 08:04 Ayetullah Qumi Alulbeyt’i ziyaret etti

n

10/10/2016 - 11:40 Tasua Günü!

n

05/10/2016 - 07:38 Ayetullah Sistani’ye birtakım sorular yöneltildi. İşte o sorular ve cevapları

n

28/09/2016 - 09:26 Şehit İmam Hüseyin’in (a.s) Hayatına Kısa Bir Bakış

n

26/09/2016 - 10:10 Mübahele’nin İslam Tarihindeki Yeri ve Önemi

n

08/09/2016 - 13:24 Niçin ve Nasıl Namaz Kılmalıyız?

n

08/09/2016 - 12:23 Anne ve Babanın Görevleri

n

07/09/2016 - 10:44 İslam’a ve Diğer Dinlere Göre kadın

n

22/08/2016 - 13:08 İslam’da Süs ve Güzellik

n

22/08/2016 - 13:05 Hakka Giden Yol Nasıl Katledilir?

n

18/08/2016 - 09:02 Mucize Nedir?

n

18/08/2016 - 08:52 Kurân'da Geçen Günahlar

n

18/08/2016 - 08:47 Kurân-ı Kerim’in Yüce Makamı

n

08/10/2015 - 09:40 Mübahele Olayı

n

01/10/2015 - 06:59 Gadir-i Hum Olayı

n

17/09/2015 - 09:10 Ayetullah Sistani’den Tesliyet Mesajı

n

18/08/2015 - 07:55 Şehristani: Farklı Mezheplerin Kutsalları Aşağılanmamalı

n

30/07/2015 - 07:05 Şehristani Bamyan Eyaletindeki Medrese Öğrencilerini Ziyaret Etti

n

30/07/2015 - 07:02 Ayetullah Feyyaz Meşhet Kentinde Ulemayla Görüştü

n

28/07/2015 - 09:35 Toplumda Ailenin Önem Ve Konumu

n

28/07/2015 - 09:18 Güzel Ahlakın İyi, Kötü Ahlakın Olumsuz Yönleri

n

27/06/2015 - 08:18 Dua Adabı

n

27/06/2015 - 07:57 Kurân'da Geçen Günahlar

n

27/06/2015 - 07:54 Ayetullah Sistani’den Kınama Mesajı

n

18/06/2015 - 06:05 Ramazan Ayının Faziletleri

n

03/06/2015 - 13:32 Suudi Yazardan Ayetullah Sistani'ye Övgüler

n

02/06/2015 - 14:04 İmam Mehdi'nin (a.s) Mübarek Doğumu

n

23/05/2015 - 08:26 Hz. Abbas (a.s) Mübarek Doğumu

n

21/05/2015 - 11:18 İmam Hüseyin’in (a.s) Doğumu

n

21/05/2015 - 11:10 Şaban Ayının Amelleri

n

16/05/2015 - 08:08 Şehristani: Bencillikler Toplumdaki Sorunların Asıl Kaynağıdır

n

14/05/2015 - 07:54 İmam Musa Kâzım'ın (a.s) Şehadeti

n

08/05/2015 - 09:44 Recep Ayının Fazilet ve Önemi

n

20/04/2015 - 14:21 Recep Ayının Amelleri

n

20/04/2015 - 10:49 İmam Muhammed Bakır'ın (a.s) Kısaca Hayatı

n

09/04/2015 - 13:31 Hz. Fatıma'nın (a.s) Doğumu

n

09/04/2015 - 07:09 Acaba Müstehap Gusülle Namaz Kılınır mı? İşte Cevabı…

n

03/04/2015 - 08:56 Kalp Huzuru, Namazın Ruhudur

n

23/03/2015 - 08:56 Namazın Anlam ve Önemi

n

23/03/2015 - 08:48 Dua İnsanı Yüceltir

n

13/03/2015 - 15:27 Hüccetü'l-İslam Mikail Gürel Orijinal Müminde Bulunan Özellikleri Açıkladı…

n

04/03/2015 - 08:25 Hz. Fatıma’nın (s.a) Şehadeti

n

24/02/2015 - 08:42 Hz. Zeyneb`in (s.a) Kısaca Hayatı

n

20/02/2015 - 14:22 Şehristani: İslamafobia ile Mücadele Tüm Olanaklar Kullanılmalı

n

09/02/2015 - 09:28 Türkler Iraklı Yetimleri Unutmadı

n

09/02/2015 - 09:23 Kurân’ın Bakışıyla Dünya

n

29/01/2015 - 09:14 İmam Hasan Askerî'nin Hayatı

n

28/01/2015 - 11:29 Alulbeyt Türkiye Sorumlusu Ayetullah Sistani’yi Ziyaret Etti

n

14/01/2015 - 13:00 Yine Onun Feraseti Fitne Ateşini Söndürdü

n

09/01/2015 - 12:20 Bayramınız Mübarek Olsun

n

06/01/2015 - 11:26 Ayetullah Şehristani: Sorunlarınızı Vekillerimiz Aracılığıyla Bize Bildirin

n

06/01/2015 - 11:01 Ayetullah Şehristani'den Vahdet ve Kardeşlik Vurgusu

n

05/01/2015 - 11:57 Ayetullah Sistani’den: Yağma Yasağı

n

02/01/2015 - 12:28 Kutlu Doğum ve Vahdet Haftası

n

02/01/2015 - 07:43 Hz. Muhammed’in (s.a.a) Hayatına Kısa Bir Bakış

n

23/12/2014 - 08:28 İran Meclis Başkanı Ayetullah Sistani’yi Ziyaret Etti

n

22/12/2014 - 10:00 İmam Rıza’nın (a.s) Şehadeti

n

20/12/2014 - 07:51 İran Sağlık Bakanı, Seyit Cevat Şehristani’yi Ziyaret Etti

n

18/12/2014 - 09:57 Berlin’de görkemli Erbein Programı

n

28/11/2014 - 07:50 Ayetullah Şehristani: Neden Şiilerin Öldürülmesine Dünyadan Bir İtiraz Yok?

n

25/11/2014 - 10:56 Merceiyetin Sesi/Şii Merceiyetin Irak’taki Rolü

n

15/11/2014 - 11:23 Erbain’de Kerbela’ya Gitmek İsteyenlerin Dikkatine!

n

08/11/2014 - 07:47 Ayetullah Hamanei’nin Vekili Alulbeyt’i Ziyaret Etti

n

08/11/2014 - 07:28 Ayetullah Hamanei’nin Vekili Aşura Çadırı’nı Ziyaret Etti

n

05/11/2014 - 11:03 Kars`ta Aşura Kardeşlik Çadırı

n

01/11/2014 - 07:24 Aşura

n

01/11/2014 - 06:40 Aşura Gecesi

n

25/10/2014 - 06:59 Muharrem Ayı

n

12/10/2014 - 08:27 Gadir-i Hum Olayı

n

24/09/2014 - 09:42 İmam Cevad’ın (a.s) Şahadeti

n

12/09/2014 - 10:48 Ayetullah Şehristani: Havzanın Tek Derdi Ehlibeyt Maarifini Yaymaktır

n

10/09/2014 - 07:18 Ayetullah Şehristani İslam İnkılabı Rehberini Ziyaret Etti

n

06/09/2014 - 08:53 İmam Rıza'nın (a.s) Doğumu

n

03/09/2014 - 09:29 Kurân ve Sünnet Açısından Evlat

n

21/08/2014 - 12:40 İmam Cafer Sadık’ın (a.s) Şehadeti

n

14/08/2014 - 13:52 Kalp Huzuru, Namazın Ruhudur

n

11/08/2014 - 10:14 Dinî Eğitimde Annenin Sorumluluğu

n

11/08/2014 - 10:05 Hz. Hamza’nın (a.s) Şehadeti Yıldönümü

n

11/08/2014 - 09:29 Uhud Savaşı

n

28/07/2014 - 19:16 Aytullah Sistani: Yarın (Salı) Ramazan Bayramıdır

n

21/07/2014 - 10:21 Hz. Ali ve Hz. Hatice Alulbeyt’te Anıldı

n

17/07/2014 - 09:43 Mihrab Şehidi İmam Ali (a.s)

n

09/07/2014 - 07:58 Alulbeyt Vakfı’ndan Kınama Mesajı

n

30/06/2014 - 13:23 Ramazan Ayının Amel ve Duaları

n

30/06/2014 - 13:02 Günün Çok Uzun Olduğu Ülkelerdeki Müslümanların Orucu

n

28/06/2014 - 08:49 Ramazan Ayının Faziletleri

n

16/06/2014 - 13:47 Ayetullah Seyyid Ali Sistani: Irkçı Yaklaşımlardan Uzak Durun

n

11/06/2014 - 09:31 Ayetullah Sistani Neyneva ve Musul Olaylarından Endişeli

n

11/06/2014 - 08:53 İmam Mehdi'nin (a.f) Kutlu Doğumu

n

03/06/2014 - 07:50 İmam Zeynelabidin’in Hayatına Kısa Bir Bakış

n

02/06/2014 - 09:31 Ebu Talib Alulbeyt'te Anıldı

n

31/05/2014 - 09:36 Nübüvvet ve İmametin Babası Hz. Ebu Talib Alulbeyt’te Anıldı

n

31/05/2014 - 06:40 Şaban Ayının Fazilet ve Önemi

n

27/05/2014 - 07:44 Ahlâk İlminin Faydası

n

27/05/2014 - 07:38 Resulullah'ın (s.a.a) Bi'seti

YAZARLAR

Rahmi Onurşan Rahmani

Herkesle olup hiç kimsenin rahmetini almadan ölmek
Mikail Gürel

Sizi Gidi Kamacılar…
Turgut Atam

GADİR-İ HUM’UN TARİHTEKİ YERİ
Kerim Uçar

MÜMİNLERİN NİŞANELERİ
Mir Kasım Erdem

CAN VERME HALİ
Yakup Yaşlak

Aşura; Yeniden Ölmek Mi, Yoksa Yeniden Diriliş Mi?

MULTİMEDYA

ETKİNLİK TAKVİMİ

19 Eylül 2017
Pz Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30

DUYURULAR

ANKET

SİTEMİZİ  NASIL BULDUNUZ
İYİ
KOTÜ
ORTA

Sonuçları Göster

FAYDALI LİNKLER

 
 

Ana Sayfa

Hakkımızda

Ziyaretçi Defteri

İletişim