Siz Aleviler İmam Ali Hareminin (Türbesinin) Güvercinleri idiniz
Uçurdular Sizi Buralardan
Artık Geri Dönme Vaktiniz Gelmedi mi?
Ayetullah Sistani:

Ana Sayfa

Hakkımızda

Foto Galeri

Multimedia

İletişim

Ziyaretçi Defteri

Kategoriler

KATEGORİLER

ÜYELİK

Kull. Adı

:

Şifre

:

Yeni Üye Kaydı 
Şifremi Unuttum

BİR AYET

BİR HADİS

FOTO GALERİ

ÇOK OKUNANLAR

 
 
 
 
Bakara 243
 
 
Bin­ler­ce ki­şi iken ölüm kor­ku­suy­la yurt­la­rın­dan çı­kan­la­rı gör­me­din mi?
Bu ifa­de­nin ori­ji­na­lin­de ge­çen "te­ra" fi­i­li­nin mas­ta­rı olan "ru'yet (= gör­mek)" ke­li­me­si bu­ra­da "bil­mek" an­la­mın­da kul­la­nıl­mış­tır.

30/03/2009

 

AYETİN MEALİ

243- Bin­ler­ce ki­şi iken ölüm kor­ku­suy­la yurt­la­rın­dan çı­kan­la­rı gör­me­din mi? Al­lah on­la­ra, "Ölün." de­di, son­ra da on­la­rı di­rilt­ti. Şüp­he­siz Al­lah, in­san­la­ra kar­şı fazl sa­hi­bi­dir. Ama, in­san­la­rın ço­ğu şük­ret­mez­ler.

AYETİN AÇIKLAMASI
Bin­ler­ce ki­şi iken ölüm kor­ku­suy­la yurt­la­rın­dan çı­kan­la­rı gör­me­din mi?
Bu ifa­de­nin ori­ji­na­lin­de ge­çen "te­ra" fi­i­li­nin mas­ta­rı olan "ru'yet (= gör­mek)" ke­li­me­si bu­ra­da "bil­mek" an­la­mın­da kul­la­nıl­mış­tır. Bu şe­kil­de ifa­de edil­me­si, söy­le­nen şe­yin son de­re­ce açık ve ke­sin ol­ma­sın­dan ile­ri ge­li­yor. Öy­le ki, bu­na iliş­kin bil­gi, biz­zat göz­le gör­mek ka­dar ke­sin­dir. Tıp­kı şu ayet­ler­de ol­du­ğu gi­bi: "Al­lah'ın gök­le­ri ve ye­ri hak ile ya­rat­tı­ğı­nı gör­mü­yor mu­sun?" (İb­ra­him, 19) "Gör­mü­yor mu­sun; Al­lah, ye­di gö­ğü bir­bi­riy­le bir uyum için­de ya­rat­mış­tır." (Nuh, 15)
Ze­mah­şe­ri: "E-lem te­ra (=gör­me­din mi?)" ifa­de­si­nin ör­nek ye­ri­ne geç­ti­ği­ni ve "şaş­kın­lık" be­lirt­ti­ği­ni söy­ler. Bu­na gö­re "e-lem te­ra ke­za ve ke­za" der­ken, "Şu­na şu­na şaş­maz mı­sın?" an­la­mı kas­te­di­lir gi­bi. "Ha­-ze­re'l-mevt (=ölüm kor­ku­su)" de­yi­mi, cüm­le için­de "meful-i leh"tir (ya­ni çı­kış­la­rı­nın ne­de­ni­ni açık­lıyor). Me­fu­l-i mut­lak (ko­nu­yu te­kit­le bir­lik­te açık­la­yı­cı) ol­ma­sı da müm­kün­dür. Bu du­rum­da "yah­ze­rû­ne" fi­i­li tak­dir edil­miş olur ve "ölüm­den şid­det­le kor­ku­yor­lar." şek­lin­de bir an­lam el­de et­miş olu­ruz.
Al­lah on­la­ra, "Ölün." de­di, son­ra da on­la­rı di­rilt­ti.
Bu cüm­le­de ifa­de edi­len emir, va­ro­luş­sal­dır. Ama bu, ölüm­le­ri­nin, do­ğal ölüm­le ger­çek­leş­me­si ile çe­liş­mez. Ni­te­kim ba­zı ri­va­yet­ler­de, bu ölü­mün ve­ba sal­gı­nı so­nu­cu ger­çek­leş­ti­ği be­lir­ti­lir. Bu hu­sus­ta, emir ve­ril­di­ği­nin be­lir­til­me­si, bu­nun ye­ri­ne: "Al­lah on­la­rı öl­dür­dü, son­ra di­rilt­ti," şek­lin­de bir ifa­de­nin kul­la­nıl­ma­ma­sı, Al­lah'ın gü­cü­nün et­kin­li­ği­ni ve em­ri­nin kar­şı ko­nul­maz­lı­ğı­nı da­ha vur­gu­lu bir şe­kil­de yan­sıt­ma­sı­na yö­ne­lik­tir. Va­rol­ma ile il­gi­li ko­nu­lar­da, inşaî ifa­de bi­çi­mi, ihbarî ifa­de bi­çi­min­den da­ha et­ki­li ve da­ha vur­gu­la­yı­cı­dır. Bu­na kar­şı­lık, ya­sa­ma ile il­gi­li me­se­le­ler­de, ihbarî ifa­de bi­çi­mi, olu­şa de­la­let et­me­si ba­kı­mın­dan, inşaî ifa­de bi­çi­min­den da­ha et­ki­le­yi­ci ve da­ha vur­gu­la­yı­cı­dır.
"Son­ra da on­la­rı di­rilt­ti." ifa­de­sin­den şöy­le bir so­nuç çı­ka­rı­la­bi­lir: Yü­ce Al­lah, ya­şa­sın­lar di­ye on­la­rı di­rilt­ti. Ya­ni, di­ril­dik­ten son­ra da ya­şa­dı­lar. Çün­kü eğer, di­ril­ti­liş­le­ri, baş­ka­la­rı­nın ib­ret al­ma­sı­na ya da bir hüc­ce­tin ta­mam­la­nı­şı­na ve­ya bir ger­çe­ğin açık­la­nı­şı­na yö­ne­lik ol­say­dı, bu­na ke­sin­lik­le işa­ret edi­lir­di. Çün­kü bu, Kur'ân'ın, bu tür ko­nu­lar­da baş­vur­du­ğu bir ifa­de tar­zı­dır. Bu­nun ör­ne­ği­ni, As­hab-ı Kehf kıs­sa­sın­da gö­re­bi­li­riz. Ay­rı­ca, in­ce­le­di­ği­miz aye­tin so­nun­da yer a­lan "Şüphesiz Al­lah, in­san­la­ra kar­şı fazl sa­hi­bi­dir." şek­lin­de­ki de­ğer­len­dir­me cüm­le­si de bu yo­ru­mu des­tek­ler ni­te­lik­te­dir.
Ama, in­san­la­rın ço­ğu şük­ret­mez­ler.
Za­mir ye­ri­ne zahir isim kul­la­nıl­mış­tır. Ya­ni, in­san­lar ke­li­me­si ayet için­de ikin­ci kez geç­mek­te­dir. Bu­nun­la dü­şün­ce dü­zey­le­ri­nin dü­şük­lü­ğü vur­gu­lan­mak is­ten­miş­tir. Ay­rı­ca, yü­ce Al­lah'ın di­rilt­ti­ği bu kim­se­ler, özel bir top­lu­luk­tur. Mak­sat, sa­de­ce on­la­rın ço­ğun­lu­ğu­nun biz­zat şük­re­den­ler ol­ma­dık­la­rı­nın an­la­tıl­ma­sı de­ğil­dir. Ter­si­ne, kas­te­di­len­ler, ge­nel ola­rak in­san­la­rın ço­ğun­lu­ğu­dur. Bu ayet-i ke­ri­me­nin, ken­di­sin­den son­ra yer a­lan ve ci­ha­dın farz kı­lın­dı­ğı­nı ifa­de eden ayet­ler­le de bir tür ilin­ti­si var­dır. Çün­kü ci­had ey­le­min­de, mil­le­tin ölü­mün­den son­ra di­ril­me­si söz konusu­dur.
Ba­zı tef­sir bil­gin­le­ri, ayet-i ke­ri­me­nin, yü­ce Al­lah ta­ra­fın­dan, ya­ban­cı­la­rın bo­yun­du­ru­ğu­na gir­mek su­re­tiy­le ge­ri ka­lan, do­la­yı­sıy­la bir tür ölüm sü­re­ci­ne gi­ren, son­ra sil­ki­nip ya­şam­sal hak­la­rı­nı, ba­ğım­sız­lı­ğı­nı sa­vu­nup ken­di ken­di­ni yö­net­me­ye ta­lip ol­mak­la ye­ni­den ha­ya­ta ka­vu­şan bir üm­me­tin du­ru­mu­na iliş­kin bir ör­nek ola­rak su­nul­du­ğu­nu sa­vun­muş­lar­dır.
Bu gö­rü­şü sa­vu­nan bir mü­fes­sir özet­le şöy­le der: Eğer ayet-i ke­ri­me, birçok ri­va­yet­te be­lir­til­di­ği gi­bi İs­ra­i­lo­ğul­la­rı­'nın ya da bir kı­sım ri­va­yet­te be­lir­til­di­ği gi­bi baş­ka ka­vim­le­rin ha­ya­tın­da ge­çen bir ola­yı an­lat­ma­ya yö­ne­lik ol­say­dı, bun­la­rın İs­ra­i­lo­ğul­la­rı'­na men­sup kim­se­ler ol­duk­la­rı be­lir­ti­lir­di. Kur'ân'ın, bi­li­nen ifa­de tar­zı­nın bir ge­re­ği ola­rak, ken­di­le­ri­ni di­ril­ten pey­gam­be­rin kim­li­ği açık­la­nır­dı. Ama gö­rül­dü­ğü gi­bi, ayet­te bu­na yö­ne­lik bir işa­ret yok­tur.
Kal­dı ki, Tev­rat'ta Hizkîl Pey­gam­be­r'in (Ona, Pey­gam­be­ri­mi­ze ve pak Ehlibeyt'ine selâm ol­sun) kıs­sa­la­rı kap­sa­mın­da böy­le bir olay­dan söz et­me­mek­te­dir. Şu hâl­de, bu hu­sus­ta­ki ri­va­yet­ler, Ya­hu­di­ler ta­ra­fın­dan uy­du­ru­lan İs­ra­i­li­yat­tan baş­ka bir şey de­ğil­dir­ler.
Öte yan­dan dün­ya­da bir tek ha­yat ve bir tek ölüm var­dır. Ni­te­kim şu ayet­ler bu­nu ke­sin ola­rak or­ta­ya koy­mak­ta­dır: "Or­da, ilk ölü­mün dı­şın­da baş­ka ölüm tat­maz­lar." (Du­han, 56) "Bi­zi iki ke­re di­rilt­tin." (Mü'-min, 11) Şu hâl­de ise, dün­ya­da iki ke­re ha­yat ya­şan­dı­ğı an­lam­sız­dır. Öy­ley­se in­ce­le­di­ği­miz ayet bir ör­nek­tir. Güç­lü düş­man­la­rın is­ti­la­sı­na uğ­ra­mış bir ka­vim­den sö­z e­di­li­yor. Bun­lar, ken­di­le­ri­ne ege­men olan düş­man­lar, ta­ra­fın­dan aşa­ğı­la­nı­yor, hor­la­nı­yor­lar. Ba­ğım­sız­lık­la­rı­nı sa­vu­na­ma­ya­cak­la­rı du­rum­da­dır­lar. Sa­yı­la­rı bin­ler­le öl­çül­dü­ğü hâl­de, ölüm kor­ku­suy­la yurt­la­rın­dan çı­kar­lar. Al­lah on­la­ra, onur­suz­luk ve ce­ha­let ölü­mü­ne uğ­ra­yın, em­ri­ni ver­di. Hiç kuş­ku­suz, ce­ha­let, do­nuk­luk­tur, ölüm­dür. Bil­gi ve zul­me kar­şı di­ren­me de ha­yat­tır. Ni­te­kim yü­ce Al­lah şöy­le bu­yu­rur: "Ey iman eden­ler, si­ze ha­yat ve­re­cek şey­le­re si­zi ça­ğır­dı­ğı za­man Al­lah'a ve Re­su­lü­ne ica­bet edin." (Enfâl, 24) "Ölü iken ken­di­si­ni di­rilt­ti­ği­miz ve in­san­lar için­de yü­rü­me­si için ken­di­si­ne bir nur ver­di­ği­miz kim­se, ka­ran­lık­lar içinde olup on­dan hiç çıkamayan kimse gi­bi olur mu?" (En'âm, 122)
Kı­sa­ca­sı, bu in­san­lar, re­zil ol­mak ve düş­man kar­şı­sın­da ye­nil­mek su­re­tiy­le bir tür ölüm sü­re­ci­ne gi­ri­yor ve ölü ola­rak ka­lı­yor­lar. Son­ra yü­ce Al­lah, iç­le­ri­ne uya­nış ve hak­la­rı­nı sa­vun­ma ru­hu­nu at­mak su­re­tiy­le ken­di­le­ri­ni di­ril­ti­yor. Böy­le­ce, hak­la­rı­nı ko­ru­yor ve ba­ğım­sız­lık­la­rı­nı ka­za­nı­yor­lar. Ger­çi, bu şe­kil­de bir uya­nış­la di­ri­len­ler, ön­ce­ki ölüm sü­re­ci­ne gi­ren şa­hıs­lar de­ğil­dir, ama, bun­la­rın hep­si bir üm­met­tir ki bir za­man ölüp bir baş­ka za­man di­ril­miş­tir.
Yü­ce Al­lah, ay­rı ay­rı şa­hıs­lar­dan olu­şan kav­mi bir ola­rak de­ğer­len­dir­miş­tir. Ni­te­kim İs­ra­i­lo­ğul­la­rı ile il­gi­li ola­rak şöy­le bu­yu­ruyor:
"Fi­ra­vun ai­le­sin­den si­zi kur­tar­mış­tık." (A'râf, 141) "Si­zi ölü­mü­nüz­den son­ra di­rilt­tik." (Ba­ka­ra, 56) Eğer, söy­le­di­ği­miz gi­bi, ayet bir ör­nek­len­dir­me ni­te­li­ğin­de ol­ma­say­dı, ken­di­si­ni iz­le­yen sa­vaş ayet­le­ri ile de ilin­ti­len­di­ril­me­si doğ­ru ol­maz­dı. Bu da son de­re­ce be­lir­gin bir hu­sus­tur." Mü­fes­si­rin söz­le­ri özet­le bun­dan iba­ret­tir.
Bu de­ğer­len­dir­me, gö­rül­dü­ğü gi­bi:
a) Mu­ci­ze­le­rin ve ola­ğa­nüs­tü ge­liş­me­le­rin, en azın­dan ölü­le­ri di­rilt­mek gi­bi bir kıs­mı­nın inkârı­na da­ya­nır ki, biz bun­la­rı ke­sin ola­rak ka­nıt­la­dık. Kal­dı ki ö­lü­yü di­rilt­me ve ben­ze­ri ola­ğa­nüs­tü­lük­le­ri ka­nıt­la­yan Kur'ân'ın ayet­le­ri inkâr edi­le­me­ye­cek açık­lık­ta­dır. Akıl yo­luy­la, bu­nun ola­bi­lir­li­ği­ni ka­nıt­la­ma imkânı­nı bu­la­maz­sak da­hi, Kur'ân'ın bu ke­sin nass­la­rı ye­ter­li­dir.
b) Bu de­ğer­len­dir­me, Kur'ân'ın dün­ya ha­ya­tın­da bir­den faz­la ha­ya­tı müm­kün gör­me­di­ği yo­ru­mu­na da­ya­nır. Ni­te­kim ka­nıt ola­rak şu ayet­ler gös­te­ri­lir: "Or­da ilk ölü­mün dı­şın­da baş­ka ölüm tat­maz­lar." (Du­han, 56) "Bi­zi iki ke­re di­rilt­tin." (Mü'min, 11)
Kur'ân-ı Ke­rim'de, birçok ayet, dün­ya­da ölü­nün di­ril­til­di­ği­ni an­lat­mak­ta­dır. İb­ra­him, Mu­sa, İsa ve Üzeyr kıs­sa­la­rın­da bu­nu göz­lem­le­mek müm­kün­dür. Kim­se, bu ayet­le­rin me­se­le­ye yö­ne­lik ka­nıt­sal­lı­ğı­nı inkâr ede­mez. Do­la­yı­sıy­la bu ayet­ler, yu­ka­rı­da gö­rü­şü­ne yer ver­di­ği­miz mü­fes­si­rin de­ğer­len­dir­me­le­ri­ni red­det­mek­te­dir. Kal­dı ki, dün­ya ha­ya­tı, ara­ya ölüm gir­me­siy­le, iki ha­yat hâlini al­maz. Bu­nun en gü­zel ifa­de­si­ni Üzeyr kıs­sa­sın­da gö­rü­yo­ruz. Bu kıs­sa­da, Üzeyr, uzun sü­ren bu ölü­mü­nün far­kı­na var­mı­yor. Ya­za­rın ka­nıt ola­rak sun­du­ğu ayet­ler­de, bir tür ha­ya­ta işa­ret edi­li­yor.
c) Mü­el­li­fin de­ğer­len­dir­me­si şu var­sa­yı­ma da­ya­nı­yor: Eğer, ayet-i ke­ri­me, kıs­sa­nın açık­la­nı­şı­na yö­ne­lik ol­say­dı, bun­la­rın han­gi kav­me men­sup ol­duk­la­rı ve han­gi pey­gam­be­rin ara­cı­lı­ğı ile di­ril­til­dik­le­ri açık­la­nır­dı.
Bi­li­yor­su­nuz ki, be­la­gat yön­tem­le­ri de­ği­şik ve çe­şit­li­dir­ler. Söz, ba­zı du­rum­lar­da, it­nab (ge­niş ve te­fer­ru­at­lı an­la­tım) ye­ri­ne geç­ti­ği gi­bi, ba­zı du­rum­lar­da da öz­lü an­la­tım iş­le­vi­ni gö­rür. Üs­te­lik bu aye­tin Kur'-ân'da baş­ka ör­nek­le­ri de var­dır: "Kah­rol­sun As­hab-ı Uh­dud. Tu­tuş­tu­ru­cu ya­kıt do­lu o ateş Ha­ni ken­di­le­ri çev­re­sin­de otur­muş­lar­dı ve müminlere yap­tık­la­rı­nı sey­re­di­yor­lar­dı." (Bu­ruc, 4-7) "Ya­rat­tık­la­rı­mız­dan, hak­ka yö­nel­tip-ile­ten ve onun­la ada­le­ti kı­lan bir üm­met var­dır." (A'râf, 181) Bu ayet­ler­de söz konusu ka­vim­le­rin isim­le­ri be­lir­til­me­miş.
d) Adı ge­çen mü­fes­si­rin id­di­a­sı­na gö­re, in­ce­le­di­ği­miz ayet, bir ör­nek ola­rak al­gı­lan­maz­sa, an­lam iti­ba­riy­le ken­di­sin­den son­ra­ki ayet­ler­le bir bağ­lan­tı­sı ol­maz. Oy­sa, Kur'ân'ın bö­lüm bö­lüm ini­şi, ayet­le­rin bir kıs­mı­nın di­ğer bir kıs­mı­na bağ­lan­ma­sı­nı sağ­la­ma­ya dö­nük ge­rek­siz ve so­ğuk zor­la­ma­la­ra ih­ti­yaç bı­rak­ma­mak­ta­dır. An­cak ara­la­rın­da açık bir bağ­lan­tı bu­lun­ma­sı du­ru­mu baş­ka. Kuş­ku­suz söz­de bü­tün­lük, et­ki­le­yi­ci ve vur­gu­la­yı­cı kelâmın baş­ta ge­len özel­lik­le­rin­den­dir.
Ger­çek­te, gö­rül­dü­ğü gi­bi, ayet-i ke­ri­me, bir kıs­sa­yı an­lat­ma­ya dö­nük­tür. Söy­ler mi­si­niz ba­na, yü­ce Al­lah'ın, kul­la­rı­na bir söz söy­le­me­si ve bu sö­zü in­ce­le­yen­le­rin ço­ğu­nun, bu­nun geç­miş­le­re iliş­kin ib­ret ve­ri­ci bir kıs­sa ola­rak al­gı­la­ma­sı, an­cak, ger­çek­te bu­nun hayale da­ya­lı bir ör­nek­len­dir­me ol­ma­sı han­gi belagat tü­rü­ne sığ­dı­rı­la­bi­lir.
Oy­sa, Kur'ân-ı Ke­rim'in bir özel­li­ği var­dır. Ör­nek­ler­le kıs­sa­la­rı bir­bi­rin­den ayı­rır. Bu­nu, an­la­tı­lan olay­la­rın ba­şın­da ye­r a­lan şu­nun gi­bi ifa­de­ler­den an­lı­yo­ruz: "Bun­la­rın ör­ne­ği, şu­nun ki gi­bi­dir..." (Ba­ka­ra, 17) "Dün­ya ha­ya­tı­nın ör­ne­ği an­cak..." (Yûnus, 24) "...Yük­le­nen­le­rin ör­ne­ği..." (Cu­ma, 5) Bu­nun gi­bi da­ha birçok ayet ör­nek gös­te­ri­le­bi­lir.
AYE­TİN HADİSLER IŞI­ĞIN­DA AÇIKLAMASI
el-İh­ti­cac ad­lı eser­de, İmam Cafer Sadık'ın (a.s) şöy­le de­di­ği ri­va­yet edi­lir: "Yü­ce Al­lah bir ka­vim ya­rat­tı. Bun­lar ve­ba sal­gı­nın­dan ka­ça­rak yurt­la­rı­nı terk et­ti­ler. Bun­lar sa­yıl­ma­ya­cak ka­dar ka­la­ba­lık­tı­lar. Al­lah on­la­rı, uzun bir sü­re öl­dür­dü. Ke­mik­le­ri çü­rü­dü, ek­lem­le­ri, is­ke­let­le­ri da­ğıl­dı. So­nun­da top­rak ol­du­lar. Yü­ce Al­lah di­le­di­ği bir za­man­da, bir pey­gam­ber gön­der­di. Bu pey­gam­be­rin adı Hızkîl'di. Hız­kîl on­la­rı ça­ğır­dı, be­den­le­ri bir ara­ya gel­di, bu sı­ra­da da ruh­la­rı be­den­le­ri­ne ge­ri dön­dü. Öl­dük­le­ri gün­kü gi­bi aya­ğa kalk­tı­lar. Sa­yı­la­rın­da bir ek­sil­me ol­ma­mış­tı. Bun­dan son­ra uzun bir sü­re ya­şa­dı­lar."[1]
Kü­ley­ni[2] ve Ayyaşî[3] bu an­la­mı içe­ren bir ri­va­ye­ti da­ha ge­niş bir şe­kil­de ak­tar­mış­lar­dır. So­nun­da da "İş­te bu ayet on­lar hak­kın­da in­miş­tir." şek­lin­de bir ifa­de ye­r a­lır.


[1]- [el-İh­ti­cac, c.2, s.88]
[2]- [el-Kafî, c.8, s.237]
[3]- [Tefsir'ul-Ayyâşî, c.1, s.130]
 

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

n

30/03/2009 - 11:40 Bakara 183-185

n

30/03/2009 - 11:38 Bakara 186

n

30/03/2009 - 11:28 Bakara 187

n

30/03/2009 - 11:23 Bakara 188

n

30/03/2009 - 11:19 Bakara 189

n

30/03/2009 - 11:13 Bakara 190-195

n

30/03/2009 - 11:11 Bakara 196-203

n

30/03/2009 - 11:05 Bakara 204-207

n

30/03/2009 - 11:02 Bakara 208-210

n

30/03/2009 - 10:59 Bakara 211-212

n

30/03/2009 - 10:54 Bakara 213

n

30/03/2009 - 10:52 Bakara 214

n

30/03/2009 - 10:47 Bakara 215

n

30/03/2009 - 10:36 Bakara 216-218

n

30/03/2009 - 10:32 Bakara 219-220

n

30/03/2009 - 10:29 Bakara 221

n

30/03/2009 - 10:25 Bakara 222-223

n

30/03/2009 - 10:22 Bakara 224-227

n

30/03/2009 - 10:14 Bakara 228-242

n

30/03/2009 - 10:12 Bakara 243

n

30/03/2009 - 10:08 Bakara 244-252

n

30/03/2009 - 10:04 Bakara 253-254

n

30/03/2009 - 10:00 Bakara 255

n

30/03/2009 - 09:56 Bakara 256-257

n

27/03/2009 - 13:41 Bakara 258-260

n

27/03/2009 - 13:24 Bakara 261-274

n

27/03/2009 - 13:20 Bakara 275-281

n

27/03/2009 - 13:15 Bakara 282-283

n

27/03/2009 - 13:12 Bakara 284

n

27/03/2009 - 13:04 Bakara 285-286

YAZARLAR

Rahmi Onurşan Rahmani

Herkesle olup hiç kimsenin rahmetini almadan ölmek
Mikail Gürel

Sizi Gidi Kamacılar…
Turgut Atam

GADİR-İ HUM’UN TARİHTEKİ YERİ
Kerim Uçar

MÜMİNLERİN NİŞANELERİ
Mir Kasım Erdem

CAN VERME HALİ
Yakup Yaşlak

Aşura; Yeniden Ölmek Mi, Yoksa Yeniden Diriliş Mi?

MULTİMEDYA

ETKİNLİK TAKVİMİ

20 Ocak 2018
Pz Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31

DUYURULAR

ANKET

SİTEMİZİ  NASIL BULDUNUZ
İYİ
KOTÜ
ORTA

Sonuçları Göster

FAYDALI LİNKLER

 
 

Ana Sayfa

Hakkımızda

Ziyaretçi Defteri

İletişim