Siz Aleviler İmam Ali Hareminin (Türbesinin) Güvercinleri idiniz
Uçurdular Sizi Buralardan
Artık Geri Dönme Vaktiniz Gelmedi mi?
Ayetullah Sistani:

Ana Sayfa

Hakkımızda

Foto Galeri

Multimedia

İletişim

Ziyaretçi Defteri

Kategoriler

KATEGORİLER

ÜYELİK

Kull. Adı

:

Şifre

:

Yeni Üye Kaydı 
Şifremi Unuttum

BİR AYET

BİR HADİS

FOTO GALERİ

ÇOK OKUNANLAR

 
 
 
 
Bakara 188
 
 
Mal­la­rı­nı­zı ara­nız­da hak­sız­lık­la ye­me­yin.
Ayet­te kul­la­nı­lan "ye­mek"ten mak­sat, al­ma, el­ ko­yma ve­ya ge­nel ola­rak ta­sar­ruf­ta bu­lun­ma­dır. Bu, mecazî bir kul­la­nım­dır.

30/03/2009

 

AYETİN MEALİ

188- Mal­la­rı­nı­zı ara­nız­da hak­sız­lık­la ye­me­yin ve bi­le bi­le in­san­la­rın mal­la­rın­dan bir bö­lü­mü­nü ye­me­niz için on­la­rı ha­kim­le­re ak­tar­ma­yın.

AYETİN AÇIKLAMASI
Mal­la­rı­nı­zı ara­nız­da hak­sız­lık­la ye­me­yin.
Ayet­te kul­la­nı­lan "ye­mek"ten mak­sat, al­ma, el­ ko­yma ve­ya ge­nel ola­rak ta­sar­ruf­ta bu­lun­ma­dır. Bu, mecazî bir kul­la­nım­dır. Sö­zü­nü et­tiği­miz bu mecazî kul­la­nı­mın da­ya­na­ğı da, "ye­me"nin, in­sa­nın yap­ma ge­re­ği­ni duy­du­ğu do­ğal fi­il­le­rin en ya­kı­nı ve en ön­ce­lik­li ola­nı ol­ma­sıdır. Çün­kü in­san, var­lık âlemi­ne adı­mı­nı atar at­maz ilk al­gı­la­dı­ğı şey, bes­len­me­ye duy­du­ğu ih­ti­yaç­tır. Son­ra gi­yin­me, ba­rın­ma ve cin­sel ilişki gi­bi di­ğer do­ğal ih­ti­yaç­la­rı al­gı­lar. Şu hâlde "ye­me" in­sa­nın kendi­li­ğin­den bi­lin­ci­ne var­dı­ğı ilk ta­sar­ruf­tur. Bu yüz­den, özel­lik­le mal ile ilin­ti­li ola­rak "ta­sar­ruf" ve "al­ma" ey­lem­le­ri­nin "ye­me" fi­i­li ile ifa­de edil­me­si sa­de­ce A­rap­ça­'ya öz­gü bir du­rum de­ğil­dir. Ak­si­ne bu tarz kul­la­nım tüm dün­ya dil­le­ri için ge­çer­li­dir.
"Mal"; mülk edi­nil­me­si­ne meyil gös­te­ri­len her ­şe­ye de­nir. Ve öy­le sa­nı­yo­rum ki "el-meyl" mas­ta­rın­dan tü­re­til­miş bir isim ola­rak de­ğer­len­di­ri­le­bi­lir. Çün­kü kalp ma­la mey­le­der. Ayet­le­rin ori­ji­na­lin­de ge­çen "beyn (=ara)" ise, iki ve­ya da­ha faz­la şe­yin ara­sın­da­ki me­sa­fe­ye de­nir. "Ba­tıl" hak­kın kar­şı­tı­dır. Hak ise bir şe­kil­de ka­lı­cı olan şey de­mek­tir.
"Mal­la­rı­nı­zı... ye­me­yin." ifa­de­sin­de­ki hük­mün "ara­nız­da" ifa­de­siy­le ka­yıt­lan­dı­rıl­ma­sı gös­te­ri­yor ki, bü­tün mal­lar, bü­tün in­san­lar için­dir. Yü­ce Al­lah, bu mal­la­rı in­san­lar ara­sın­da hak il­ke­si­ne da­ya­lı ola­rak bö­lüş­tür­müş­tür. Koy­du­ğu adil ya­sa­lar­la ma­lın hak­ka gö­re ara­la­rın­da den­ge­len­me­si­ni sağ­la­mış­tır. Bu sa­ye­de boz­gun­cu­lu­ğun to­hum­la­rı­nın ge­liş­me gös­ter­me­si­ni ön­le­miş­tir. An­cak bu çer­çe­ve­nin dı­şın­da­ki her ta­sar­ruf ba­tıl­dır. Bu ba­kım­dan tef­si­ri­ni sun­du­ğu­muz bu ayet-i ke­ri­me "Yeryü­zün­de ne var­sa hep­si­ni si­zin için ya­rat­tı." aye­ti­ni açık­lar ni­te­lik­te­dir.
Yü­ce Al­lah'ın bu ayet-i ke­ri­me­de mal­la­rı in­san­la­ra iza­fe et­me­si ve "mal­la­rı­nı­zı" di­ye bu­yur­ma­sı, in­san top­lu­luk­la­rı­nın da­yan­dık­la­rı te­me­li vur­gu­la­yı­cı ve ge­çer­li kılar bir özel­li­ğe sa­hip­tir. Bu te­mel ge­nel ola­rak mül­kü ge­çer­li bi­lip bu ya­sa­ya say­gı gös­te­ril­me­si­dir. Din­sel me­tin­ler ve ta­rih­sel ve­ri­le­rin bi­ze bildir­dik­le­ri­ne gö­re mül­kün bu ni­te­li­ği, in­san türü­nün yer­kü­re­si­ne yer­leş­ti­ği gün­den bu ya­na ge­çer­li­li­ği­ni ko­ru­muş­tur. Bu te­mel ni­te­li­ğe Kur'ân-ı Ke­rim'de "mülk", "mal", mül­kü ifa­de eden "lam" eda­tı, "ba­zı­la­rı­nı baş­ka­la­rı­nın mal­la­rın­da ta­sar­ruf­ta ha­li­fe ve yet­ki­li kıl­ma." gi­bi kav­ram­lar­la yüz­den faz­la yer­de dik­kat çe­kil­miş­tir. Bu­ra­da hep­si­ni te­ker te­ker zik­ret­me­nin bir an­la­mı yok­tur. Ay­rı­ca, alış veriş ve ti­ca­re­te iliş­kin ya­sa­ma­lar içe­ren ayet­ler­den ha­re­ket­le böy­le bir so­nu­ca va­ra­bi­li­riz: "Al­lah, alış ve­ri­şi helâl kıl­mış­tır." (Ba­ka­ra, 275) "Mal-­la­rı­nı­zı, siz­den kar­şı­lık­lı an­laş­ma­dan do­ğan bir ti­ca­ret­ten baş­ka, hak­sız yol­lar­la ye­me­yin." (Nisâ, 29) "Az kâr ge­ti­re­ce­ğin­den kork­tu­ğu­nuz ti­ca­ret." ... (Tev­be, 24) Mü­te­va­tir sün­net de bu an­la­mı pe­kiş­tir­mek­te­dir.
Ve bi­le bi­le in­san­la­rın mal­la­rın­dan bir bö­lü­mü­nü ye­me­niz için on­la­rı ha­kim­le­re ak­tar­ma­yın.
Aye­tin ori­ji­na­lin­de kul­la­nı­lan ["tud­lû" ke­li­me­si­nin masta­rı olan] "el-id­lâ" de­yi­mi su çek­mek ama­cı ile ko­va­yı ku­yu­ya sal­mak de­mek­tir. Bu de­yim­le, ki­na­ye sa­na­tı uya­rın­ca, rüş­vet ve­re­nin is­te­ği doğ­rul­tu­sun­da hük­met­me­le­ri için ha­kim­le­re mal peş­keş çek­me ey­le­mi an­la­tıl­mış­tır. Kuş­ku­suz, il­ginç ol­du­ğu ka­dar la­tif bir ki­na­ye­dir bu. Ori­ji­nal kul­la­nım­da, rüş­vet ara­cı­lı­ğı ile ha­kim­ler­den is­te­nen hük­mün ve­ri­li­şi, bir kim­se­nin ko­va­sı­nı sa­la­rak yu­ka­rı çek­mek is­te­di­ği ku­yu­da­ki su­ya ben­ze­til­miş­tir. Yi­ne ifa­de­nin ori­ji­na­lin­de ge­çen "el-fe­rik" bir şey­den ay­rıl­mış, ko­puk kıs­mı de­mek­tir. Bu cüm­le de "ye­me­yin" ifa­de­siy­le baş­la­yan cüm­le­ye ma­tuf­tur. Do­la­yı­sıy­la, fi­i­lin ce­zim­li hâli, ne­hiy­den kay­nak­lan­mak­ta­dır. Ay­rı­ca ifa­de­nin ba­şın­da­ki "vav" "mea" bir­lik­te­lik an­la­mın­da kul­la­nıl­mış ola­bi­lir. Bu du­rum­da, fi­il, tak­dir edi­len "en" eda­tı ile mansup ka­bul edi­lir. Bu­na gö­re ifa­de­yi aça­cak olur­sak: "ye­me­niz­le be­ra­ber..." şek­lin­de bir an­lam el­de et­miş olu­ruz. Bu tak­dir­de ayet, bü­tün ola­rak ay­nı ama­cı açık­la­ma­ya dö­nük tek ifa­de ola­rak be­lir­gin­le­şir. Ya­ni, rüş­vet ve­ren­le ala­nın, ara­la­rın­da an­la­şa­rak in­san­la­rın mal­la­rı­nı ara­la­rın­da bö­lüş­tür­me­le­ri, ha­ki­min de rüş­vet ola­rak ken­di­si­ne ak­ta­rı­la­nı al­ma­sı, ay­rı­ca rüş­vet ve­re­nin, bu ma­lın di­ğer bir kıs­mı­nı gü­nah yo­luy­la al­ma­sı, hem rüş­vet ve­re­nin, hem de rüş­vet alan ha­ki­min bu­nun hak­sız bir ka­za­nım ol­du­ğu­nu bi­le bi­le bir cürümü iş­le­me­le­ri­nin ya­sak­la­nı­şı­dır, aye­tin vur­gu­la­mak is­te­di­ği hu­sus.
AYE­TİN hadisler IŞI­ĞIN­DA AÇIK­LA­MA­SI
el-Kâfi'de, İmam Cafer Sadık'ın (a.s) bu ayet-i ke­ri­me ile il­gi­li ola­rak şöy­le de­di­ği ri­va­yet edi­lir: "İn­san­lar ai­le­le­ri ve mal­la­rı üze­ri­ne ku­mar oy­nar­lar­dı. Yü­ce Al­lah bu alış­kan­lı­ğı ya­sak­la­dı."[1]
Yi­ne el-Kâfi'de Ebu Ba­sir'in şöy­le de­di­ği ri­va­yet edi­lir: İmam Cafer Sadık'a (a.s) "Mal­la­rı­nı­zı ara­nız­da hak­sız­lık­la ye­me­yin... on­la­rı ha­kim­le­re ak­tar­ma­yın." aye­ti­ni sor­dum, de­di ki: "Ey Ebu Ba­sir, yü­ce Al­lah, bu üm­met için­de zu­lüm­le hük­me­de­cek ha­kim­le­rin ola­ca­ğı­nı bi­li­yor­du. Bu­ra­da ada­let­le hük­me­den ha­kim­le­ri kas­tet­mi­yor, zu­lüm­le hük­me­den ha­kim­le­ri kas­te­di­yor. Ey Ebu Mu­ham­med, eğer se­nin bir adam üze­rin­de hak­kın var­sa ve sen onu ada­let­le hükme­den ha­kim­le­rin hu­zu­run­da mah­ke­me­leş­me­ye ça­ğır­san, bu­na kar­şın o, ken­di­si­nin le­hi­ne hük­me­de­cek­le­ri­ni bil­di­ği za­lim ha­kim­le­re baş­vur­ma­yı öne­rir­se, bil ki, o, tâğutun hük­mü­ne baş­vur­mak is­te­yen biri­dir. Şu ayet-i ke­ri­me­de bu tür olay­la­ra işa­ret edi­li­yor: Sa­na in­di­ri­le­ne ve sen­den ön­ce in­di­ri­le­ne ger­çek­ten inan­dık­la­rı­nı sa­nan­la­rı gör­me­din mi? Bun­lar, tâğut ta­ra­fın­dan mu­ha­ke­me ol­ma­yı is­te­mek­te­dir­ler."[2]
Mec­ma'ul-Be­yan tefsirinde şöy­le de­ni­yor: Bir ri­va­ye­te gö­re İmam Muhammed Bakır (a.s) şöy­le de­miş­tir: "Ba­tıl ve hak­sız­lık­tan mak­sat baş­ka­sı­nın ma­lı­na el koy­mak için, ya­lan ye­re içi­len ant­tır."
Bu an­lam, aye­tin an­la­mı­nı so­mut­laş­tı­rı­cı mev­zii ör­nek­ler­dir. Ama ayet ge­nel­dir, mut­lak­tır.
İL­MÎ VE SOS­YO­LO­JİK AÇI­DAN Özel Malikiyet
Yer­yü­zün­de gör­dü­ğü­müz tüm var­lık­lar, bit­ki, hay­van ve in­san­da da­hil ol­mak üze­re ob­je­ler dün­ya­sın­da var­lı­ğı­nı ko­ru­mak ve sür­dür­mek ama­cı ile, ken­di var­lı­ğı dı­şın­da bu ama­cı­na yö­ne­lik fay­da­la­na­bi­le­ce­ği her tür­lü­ ta­sar­ruf­ta bu­lu­nur ve on­lar­dan ya­rar­lan­ma mü­ca­de­le­si ve­rir. Bu­na gö­re var­lık­lar bü­tü­nün­de, ak­tif ol­ma­yan bir var­lık­tan söz edi­le­mez. Yi­ne var­lık­lar bü­tü­nün­de, fa­i­lin­ce ser­gi­le­nen bir fi­i­lin, fa­i­lin ya­ra­rı­na dö­nük ol­ma­ma­sı müm­kün de­ğil­dir. Bit­ki­ler, var­lık­la­rı­nı sür­dür­mek, ge­li­şip ser­pil­mek ve tür­le­ri­nin de­va­mı­nı sağ­la­mak mak­sa­dı ile ken­di tür­le­ri­ne öz­gü bir ak­ti­vi­te için­de­dir­ler. İn­san ve hay­van tür­le­ri de, so­nuç­ta bir şe­kil­de ken­di­le­ri­ne ya­rar ola­rak dö­ne­cek bir ey­lem ser­gi­le­mek­te­dir­ler. Bu ya­rar­lan­ma­nın ha­ya­lî ya da akıl­sal ol­ma­sı, so­nu­cu de­ğiş­tir­mez. Bu ge­nel ya­pı­dan kim­se şüp­he et­me­mek­te­dir.
Sö­zü­nü et­ti­ği­miz bu tekvinî ak­ti­vi­te­le­rin fa­il­le­ri do­ğal iç­gü­düy­le, hay­van­lar ve in­san­lar da bir tür iç­gü­dü­sel bi­linç ara­cı­lı­ğı ile var­lık­la­rı­nı sür­dür­mek nok­ta­sın­da ya­rar­lan­ma ve do­ğal ih­ti­yaç­la­rı­nı gi­der­me ama­cı ile, maddî ev­ren­de ak­ti­vi­te gös­ter­me­le­ri­nin, an­cak o şe­yi kendile­ri­ne özel­leş­tir­me ya­ni "tek bir fi­il iki fa­il ta­ra­fın­dan ger­çek­leş­ti­ri­le­mez." ger­çe­ği çev­re­sin­de söz konusu ola­bi­le­ce­ği­ni al­gı­lar­lar. (Me­se­le­nin so­nu­cu, özü ve öl­çü­sü bu­dur) Bu yüz­den in­san ya da ey­lem­le­ri­nin özü­nü al­gı­la­dı­ğı­mız her­han­gi bir tü­re men­sup bir fa­il, ken­di işi­ne mü­da­ha­le edil­me­si­ni, ak­ti­vi­te gös­ter­mek is­te­di­ği alan­da baş­ka ak­ti­vi­te­le­rin gün­de­me gel­me­si­ni ön­ler. İş­te ih­ti­sa­sın özel­li­ği­nin te­me­li bu­dur. Ki hiç­bir in­san bu re­a­li­te­ye iliş­kin şüp­he et­mez.
"Lî ha­za", bu be­nim­dir. "Le­ke ha­za", şu se­nin­dir. "Lî en ef'ale ke­za", ben şu­nu yap­ma­lı­yım. "Le­ke en tef'ale ke­za", sen şu­nu yapma­lı­sın gi­bi ifa­de­ler­de­ki "lam" har­fi­nin al­tın­da ya­tan an­lam da bu­dur.
Hay­van­la­rın, için­de ya­şa­dık­la­rı yu­va, in ve ku­lü­be için ya da av­ladık­la­rı ya­hut bul­duk­la­rı yi­ye­cek­ler için ve­ya eş­le­ri için bir­bir­le­riy­le di­diş­me­le­ri, ço­cuk­la­rın yi­ye­cek­le­ri hu­su­sun­da kav­ga­ya tu­tuş­ma­la­rı bu­nun ta­nı­ğı­dır.
Hat­ta süt emen ço­cuk­lar bi­le em­dik­le­ri me­me­yi bir baş­ka­sıy­la pay­laş­mak is­te­mez­ler, bu­nun için kav­ga eder­ler. Bu­nun öte­sin­de in­sa­nın öz ya­ra­tı­lı­şı­nın ge­re­ği ve iç­gü­dü­sü­nün ön­gö­rü­sü ola­rak top­lum­sal bir var­lık ola­rak ya­şa­mı­nı sür­dür­me­si, in­sa­nın an­cak fıtrî ola­rak al­gı­la­dı­ğı bü­tün­sel bi­lin­ci sağ­lam­laş­tı­rır. Top­lu­ma ka­rı­şıp ya­şa­mı­nı bu çer­çe­ve­de sür­dür­me­si an­cak bü­tün­sel ola­rak al­gı­la­dı­ğı bu ka­rak­te­ris­tik özel­li­ğin, ilk ko­nu­lu­şu esas alı­na­rak, yü­rür­lük­te­ki sos­yo­lo­jik ya­sa­lar bi­çi­min­de dü­zen­len­me­si­ni ve ay­rı­ca önem­se­me­si­ni ge­rek­ti­rir. Bu aşa­ma­da her­kes­te bü­tün­sel ola­rak yer eden o sö­zü­nü et­ti­ği­miz özel­lik fark­lı tür­ler ola­rak çe­şit­le­nir. Fark­lı bi­çim­ler­de ken­di­ni gös­te­rir, ör­ne­ğin malî ih­ti­sa­sa mülk, baş­ka ih­ti­sas­la­ra da hak vs. de­nir.
İn­san­la­rın mi­ras, alış ve­riş, sul­ta­nın gas­bet­me­si gi­bi se­bep­ler ba­zın­da, ya da mül­ke sa­hip olan in­san (bu­lûğ ça­ğı­na er­miş, ço­cuk, ap­tal, bi­rey ve­ya top­lu­luk gi­bi) ba­zın­da mül­ki­ye­tin ger­çek­leş­me şek­li üze­rin­de fark­lı yak­la­şım­la­rı söz konusu ola­bi­lir. Söz ge­li­mi ki­mi­nin mül­ki­ye­tin­de art­tır­ma­ya gi­di­le­bi­lir, ki­mi­nin­ki kı­sı­la­bi­lir, ki­mi­nin­ki ol­du­ğu gi­bi ko­ru­na­bi­lir, ki­mi­nin mül­ki­ye­ti­ne de son ve­ri­le­bi­lir. Ama mül­ki­ye­tin her­kes için bir ka­çı­nıl­maz­lık ol­du­ğu ger­çe­ği­ni kim­se inkâr ede­mez. Bu yüz­den mül­ki­ye­te kar­şı çı­kan­la­rın, ne­ti­ce­de onu bi­rey­den alıp top­lu­ma ya da ege­men dev­le­te dev­ret­tik­le­ri­ni gö­rü­yo­ruz. Bu­na rağ­men mül­ki­ye­ti ta­ma­men bi­re­yin elin­den al­ma­ya güç ye­ti­re­mi­yor­lar. Bu­nu hiç­bir za­man ger­çek­leş­ti­re­mez­ler de. Çün­kü mül­ki­yet, fıt­rat ya­sa­sı­nın bir ge­re­ği­dir. Fıt­ra­tın dev­re dı­şı bı­ra­kıl­ma­sı, in­sa­nın yo­k o­lu­şu ile eşan­lam­lı­dır.
İle­ri­de bu ka­lı­cı ger­çek­le, se­bep­ler ba­zın­da ilin­ti­li olan, ti­ca­ret, kâr, mi­ras, ga­ni­met ve top­la­ma, yi­ne ka­nun ba­zın­da ilin­ti­li olan bu­luğ ça­ğı­na er­miş kim­se ve ço­cuk gi­bi ol­gu­lar üze­rin­de in­şa­al­lah uy­gun bir yer­de et­raf­lı­ca du­ra­ca­ğız.


[1]- [Fu­rû-i Kâfi, c.5, s.124]
[2]- [Nisâ, 60; Fu­rû-i Kâfi, c.7, s.31]
 

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

n

30/03/2009 - 11:40 Bakara 183-185

n

30/03/2009 - 11:38 Bakara 186

n

30/03/2009 - 11:28 Bakara 187

n

30/03/2009 - 11:23 Bakara 188

n

30/03/2009 - 11:19 Bakara 189

n

30/03/2009 - 11:13 Bakara 190-195

n

30/03/2009 - 11:11 Bakara 196-203

n

30/03/2009 - 11:05 Bakara 204-207

n

30/03/2009 - 11:02 Bakara 208-210

n

30/03/2009 - 10:59 Bakara 211-212

n

30/03/2009 - 10:54 Bakara 213

n

30/03/2009 - 10:52 Bakara 214

n

30/03/2009 - 10:47 Bakara 215

n

30/03/2009 - 10:36 Bakara 216-218

n

30/03/2009 - 10:32 Bakara 219-220

n

30/03/2009 - 10:29 Bakara 221

n

30/03/2009 - 10:25 Bakara 222-223

n

30/03/2009 - 10:22 Bakara 224-227

n

30/03/2009 - 10:14 Bakara 228-242

n

30/03/2009 - 10:12 Bakara 243

n

30/03/2009 - 10:08 Bakara 244-252

n

30/03/2009 - 10:04 Bakara 253-254

n

30/03/2009 - 10:00 Bakara 255

n

30/03/2009 - 09:56 Bakara 256-257

n

27/03/2009 - 13:41 Bakara 258-260

n

27/03/2009 - 13:24 Bakara 261-274

n

27/03/2009 - 13:20 Bakara 275-281

n

27/03/2009 - 13:15 Bakara 282-283

n

27/03/2009 - 13:12 Bakara 284

n

27/03/2009 - 13:04 Bakara 285-286

YAZARLAR

Rahmi Onurşan Rahmani

Herkesle olup hiç kimsenin rahmetini almadan ölmek
Mikail Gürel

Sizi Gidi Kamacılar…
Turgut Atam

GADİR-İ HUM’UN TARİHTEKİ YERİ
Kerim Uçar

MÜMİNLERİN NİŞANELERİ
Mir Kasım Erdem

CAN VERME HALİ
Yakup Yaşlak

Aşura; Yeniden Ölmek Mi, Yoksa Yeniden Diriliş Mi?

MULTİMEDYA

ETKİNLİK TAKVİMİ

20 Ocak 2018
Pz Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31

DUYURULAR

ANKET

SİTEMİZİ  NASIL BULDUNUZ
İYİ
KOTÜ
ORTA

Sonuçları Göster

FAYDALI LİNKLER

 
 

Ana Sayfa

Hakkımızda

Ziyaretçi Defteri

İletişim