Ehl-i Sünnet sizin kardeşinizden de öteye canınız, özünüzdür.
Ayetullah Sistani

Ana Sayfa

Hakkımızda

Foto Galeri

Multimedia

İletişim

Ziyaretçi Defteri

Kategoriler

KATEGORİLER

ÜYELİK

Kull. Adı

:

Şifre

:

Yeni Üye Kaydı 
Şifremi Unuttum

BİR AYET

BİR HADİS

FOTO GALERİ

ÇOK OKUNANLAR

 
 
 
 
Al-i İmran 98-101
 
 
Görüldüğü gibi, bu ayetler, surenin akışıyla birlikte değerlendirildiğinde Ehlikitabın (onlardan bir grubun, yani Yahudilerin veya Yahudilerden bir grubun) Allah'ın ayetlerini inkar ettiklerini, Allah'ın yolunu eğri göstermek, dosdoğru olmadığının propagandasını yapmak suretiyle müminleri onun yolundan alıkoyduklarını göstermektedir.

30/03/2009

 98- De ki: "Ey kitap ehli, Allah yaptıklarınıza şahit iken, ne diye
Allah'ın ayetlerini inkâr ediyorsunuz?"
99- De ki: "Ey kitap ehli, sizler şahitler olduğunuz halde ne diye iman edenleri Allah yolundan -onda bir çarpıklık bulmaya yeltenerek-çevirmeye çalışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir."
100- Ey iman edenler, eğer kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba boyun eğecek olursanız, sizi imanınızdan sonra tekrar küfre döndürürler.
101- Allah'ın ayetleri size okunuyorken ve O'nun elçisi içinizdeyken, nasıl oluyor da inkâr ediyorsunuz? Kim Allah'a sımsıkı tutunursa, artık elbette o, dosdoğru olan yola iletilmiştir.
AYETLERİN AÇIKLAMASI
Görüldüğü gibi, bu ayetler, surenin akışıyla birlikte değerlendirildiğinde Ehlikitabın (onlardan bir grubun, yani Yahudilerin veya Yahudilerden bir grubun) Allah'ın ayetlerini inkar ettiklerini, Allah'ın yolunu eğri göstermek, dosdoğru olmadığının propagandasını yapmak suretiyle müminleri onun yolundan alıkoyduklarını göstermektedir.
Buna göre, onlar Allah'ın yolunu sapık, eğri ve çarpık bir yola benzetiyorlardı. Bu amaçla müminlerin içlerine kuşkular sokarak hakkı batıl ve kendi savundukları batılı da hak olarak görmelerini sağlamaya çalışıyorlardı.
Bundan önceki ayetler grubu, Tevrat'ın inişinden önce bütün yiyeceklerin helal olduğunu inkâr etmek, Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya yönelmenin neshedildiğini reddetmek şeklindeki sapıklıklarına işaret ediyordu. Buna göre, tefsirini sunduğumuz ayetler grubu, Tevrat'ın inişinden önce yiyeceklerin helal olduğunu ve Kâbe'nin insanlar için kurulan ilk ev olduğunu anlatan ayetler grubunun tamamlayıcısı konumundadır. Bu durumda ayetlerin hedefi, Yahudilerin tutumlarını reddetmek, müminleri dinleri konusunda kuşkuya düşürme amaçlı telkinlerinden dolayı onları kınamak, müminleri de onların çağrılarına uymaları durumunda dinlerini inkâr etmiş olmaları uyarısında bulunmak ve Allah'ın ipine sarılıp iman yolunu bulmaya, daimi hidayet üzere olmaya teşvik etmek olduğu anlaşılıyor.
Suyuti'nin -söylendiğine göre-54 Lubab-un Nukul adlı eserde rivayet ettiğine göre Zeyd b. Eslem şöyle demiştir: "Yahudi Şaş b. Kays, bir gün Evs'ten ve Hazreç'ten oluşan bir grubun yanından geçti. Bunlar aralarında sohbet ediyorlardı. Geçmişte düşman olan bu kabilelerin bu şekilde kaynaşmış olmaları canını sıktı. Bir Yahudi gence, gidip aralarında oturmasını, onlara "Buas" gününü (o günde yapılan savaşı) hatırlatmasını söyledi. Yahudi genç söylenenleri yaptı. Bunun üzerine Evslilerle Hazreçliler tartışmaya ve karşılıklı olarak geçmişleriyle, kabileleriyle övünmeye başladılar.
Sonunda iki kişi öfkeyle ayağa fırladı. Biri Evs'ten Evs b. Kurazi, diğeri de Hazreçten Cabbar b. Sahr'dı. Karşılıklı olarak ağız dalaşına girdiler
54- Tefsir-ul Menar, c.4, Âl-i İmrân suresi tefsiri.  
Sonuçta iki grup da öfkeye kapıldı, savaşmak üzere yerlerinden fırladılar.  
Bu gelişmeler Peygamberimize (s.a.a) duyuruldu. Peygamberimiz geldi, onlara öğüt verdi ve iki tarafı barıştırdı. Onlar da Peygamberimizin sözlerini dinlediler ve emirlerine uydular. Bunun üzerine yüce Allah, Evs ve Cabbar adlı kişiler hakkında: "Ey iman edenler, eğer kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba boyun eğecek olursa-nız..." diye başlayan ayeti, Şaş b. Kays hakkında da: "Ey kitap ehli, ne diye... Allah yolundan... çevirmeye çalışıyorsunuz?" ayetini indirdi."
Bu rivayet, Suyuti'nin ed-Dürr-ül Mensûr'da Zeyd b. Eslem'den ayrıntılı olarak aktardığı rivayetin özeti, onun kısa bir çıkarsaması niteliğindedir. Buna yakın bir rivayet de İbn-i Abbas'tan ve başkalarından aktarılmıştır.
Dolayısıyla, ayetler, açık olarak görüldüğü gibi bu rivayette sözü edilen olaydan çok bizim anlattıklarımızla örtüşüyor. Her şeyden önce ayetlerde küfürden, imandan, Yahudilerin tanıklığından ve müminlere Allah'ın ayetlerinin okunması gibi şeylerden söz ediliyor. Bütün bunlar, bizim anlattıklarımızla daha çok uyuyor.
Bunu şu ayet de pekiştiriyor: "Kitap ehlinden çoğu, kendilerine gerçek apaçık belli olduktan sonra, nefislerini kuşatan kıskançlıktan dolayı, imanınızdan sonra sizi inkâra döndürmek arzusunu duydular." (Bakara, 109) Şu halde, bizim söylediğimiz doğrudur, ayetler, önceki ayetlerin akışının bütünleyici unsuru konumundadır.
(Al-i İmran / 98) "De ki: "Ey kitap ehli... ne diye Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz?" "Ayetler"den maksat, -akış birliğini bir karine olarak düşünürsek- Tevrat'ın inişinden önce yiyeceklerin helal olması ve İslam dini ile birlikte Kâbe'nin kıble olmasıdır.
(Al-i İmran / 99) "De ki: Ey kitap ehli... ne diye Allah yolundan...
çevirmeye çalışıyorsunuz?... Bir çarpıklık bulmaya yeltenerek..." Ayetin orijinalinde geçen "sadd" kelimesi, çevirmek, alıkoymak demektir. Yine ayette geçen "tebğûneha" kelimesi, "o yolu istiyorsunuz" demektir. "İvec" yanlışa doğru eğilme, çarpıklık demektir. Demek isteniyor ki: Siz Allah'ın yolunun eğri, çarpık olmasını istiyorsunuz.
"Sizler görüp bildiğiniz halde..." Yâni, siz biliyorsunuz ki, Tevrat'ın inişinden önce yiyecekler helaldi, kıblenin Kâbe olarak değiştirilmesi peygamberliğin bir özelliğidir. Önceki ayette, yüce Allah'ın kendisinin onların fiilleri ve küfürleri üzerinde şahit olduğunu belirtmesine karşılık olarak bu ayette, bizzat onlar şahitler kategorisine sokuluyorlar. Bu, son derece latif, incelikli bir ifade tarzıdır.
Bundan da anlaşılıyor ki, onlar inkâr ettikleri şeyin hak olduğuna tanıklık ediyorlar. Allah da onların inkârlarına ve küfürlerine tanıktır.
Bu ayette şahitlik onlara nispet edildiği için, önceki ayetin sonunda yer alan: "Allah yaptıklarınıza şahittir." ifadesi bu ayetin sonundaki: "Allah yaptıklarınızdan gafil değildir." ifadesiyle değiştirilmiştir.
Bununla, onların hakka, yüce Allah'ın da tümüne tanıklık ettiği anlatılmıştır.
(Al-i İmran 100 / 101) "Ey iman edenler... O'nun elçisi içinizdeyken..." Ayetin orijinalinde geçen "Farig=grup"tan maksat, Yahudiler ve onların içindeki bir gruptur. "Allah'ın ayetleri size okunuyorken ve O'nun elçisi içinizdeyken..." yâni sizin hakka sarılıp bu tür art niyetli girişimlerden korunmanız mümkündür.
Allah'ın ayetlerini can kulağıyla dinler, onların üzerinde derin düşünür, gereği gibi etüt edememekten dolayı size kapalı olan kısmını veya baştan itibaren tümünü Resule götürürseniz, gerçek olanca çıplaklığıyla ortaya çıkar. Çünkü Allah'ın Resulü içinizdedir, sizinle onun arasında bir engel yoktur.
O size uzak da değildir. Peygambere başvurmak suretiyle gerçeği ortaya çıkarmak, Yahudilerin kafalarınızı karıştırmak amacıyla ortaya attıkları kuşkuları bu şekilde bertaraf etmek, Allah'ın ayetlerine ve Resulüne sarılmak, ikisine sıkıca yapışmak Allah'a sarılıp yapışmak demektir. Kim Allah'a sarılıp yapışıyorsa, o dosdoğru yolu bulmuştur.
Şu halde: "Nasıl oluyor da inkâr ediyorsunuz?" ifadesinin orijinalinde geçen "küfür"den maksat, imandan sonra küfre sapma durumudur. "Allah'ın ayetleri size okunuyorken." ifadesi, Allah'ın ayetlerini ve Resulünü inkar etmekten kaçınma imkanının olduğuna yönelik kinayeli bir anlatımdır. "Allah'a sımsıkı tutunursa" ifadesi, bu amaca yönelik külli büyük önerme (kübra) konumundadır.
Doğru yola yöneltilmiş olmaktan maksat, değişmez imana iletilmedir. Bu ise, farklılaşmayan, amaca ulaştırma bakımından geri kalmayan bir yoldur. Bu yolu izleyenler dosdoğru bir çizgide hareket ederler. Yoldan çıkıp sapmazlar.
"iletilmiştir" ifadesinde mazi fiilin kullanılması, buna rağmen failin hazfedilmesi, fiilin failinin farkına varılmadan gerçekleştiğini gösterir.  
Bu ayetten anlaşılıyor ki, insanların sapmaları muhtemel olanher türlü gerçeği bulmak için Kur'an ve sünnet yeterli kanıtlardır.
 

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

n

31/03/2009 - 11:23 Al-i İmran 81-85

n

31/03/2009 - 11:15 Al-i İmran 86-91

n

31/03/2009 - 10:09 Al-i İmran 92-95

n

31/03/2009 - 09:42 Al-i İmran 96-97

n

30/03/2009 - 13:47 Al-i İmran 98-101

n

30/03/2009 - 12:18 Al-i İmran 102-110

n

30/03/2009 - 11:47 Al-i İmran 111-120

YAZARLAR

Rahmi Onurşan Rahmani

Herkesle olup hiç kimsenin rahmetini almadan ölmek
Mikail Gürel

Sizi Gidi Kamacılar…
Turgut Atam

GADİR-İ HUM’UN TARİHTEKİ YERİ
Kerim Uçar

MÜMİNLERİN NİŞANELERİ
Mir Kasım Erdem

CAN VERME HALİ
Yakup Yaşlak

Aşura; Yeniden Ölmek Mi, Yoksa Yeniden Diriliş Mi?

MULTİMEDYA

ETKİNLİK TAKVİMİ

20 Ocak 2018
Pz Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31

DUYURULAR

ANKET

SİTEMİZİ  NASIL BULDUNUZ
İYİ
KOTÜ
ORTA

Sonuçları Göster

FAYDALI LİNKLER

 
 

Ana Sayfa

Hakkımızda

Ziyaretçi Defteri

İletişim