Siz Aleviler İmam Ali Hareminin (Türbesinin) Güvercinleri idiniz
Uçurdular Sizi Buralardan
Artık Geri Dönme Vaktiniz Gelmedi mi?
Ayetullah Sistani:

Ana Sayfa

Hakkımızda

Foto Galeri

Multimedia

İletişim

Ziyaretçi Defteri

Kategoriler

KATEGORİLER

ÜYELİK

Kull. Adı

:

Şifre

:

Yeni Üye Kaydı 
Şifremi Unuttum

BİR AYET

BİR HADİS

FOTO GALERİ

ÇOK OKUNANLAR

 
 
 
 
Kurân Anlatımında Zahir ve Batın Yollara Niçin Başvurmuştur?
 
 
İnsan dünyevi ve geçici hayatında, kendi varlık çadırını bir küçük su dalgası gibi, sonsuz madde denizi üzerinde kurmuştur.

08/04/2009

Kur'an Anlatımında Zahir ve Batın Yollara Niçin Başvurmuştur?
a) İnsan dünyevi ve geçici hayatında, kendi varlık çadırını bir küçük su dalgası gibi, sonsuz madde denizi üzerinde kurmuştur. Kendi varlığını koruma yolundaki bütün çırpıntı ve çabaları bu denizin coşkun dalgalarına bağlıdır. Yani maddeyle uğraşır durur.
Dış ve iç hisleri, devamlı madde ve maddiyatla meşguldür. Düşünceleri, hissi bilgilere bağlıdır. Yemek, içmek, oturmak, kalkmak, söylemek, işitmek, gitmek, gelmek, hareket etmek, uyumak ve nihayet hayati faaliyetlerinin tümünü, madde üzerine kurmuş, fikri de hep bununla meşguldür.
Dostluk, düşmanlık, yüce gaye taşımak, makam ve bunlara benzer bazı manevi şeyleri düşünürken bile, bir çoğunu maddi örnekleri canlandırarak tasavvur ediyor. Nitekim zaferin tadını, şekerin tatlılığına; dostluk cazibesini, mıknatısın çekiciliğine, gaye ve makamın yüceliğini, bir yıldız veya dağın yüceliğine benzeterek anlatırlar. Veya benzeri bir şeyle...
Bununla beraber insanlar, maddeden daha büyük bir cihan olan maneviyatı idrak etme ve düşünme gücü bakımından farklı olup, çeşitli derecelere sahiptirler. Bazı düşünceler, maneviyatı kavrama hususunda sıfır derecesinde iken, bazıları bundan bir miktar yukarıdadır. Böylece bu dereceler kolayca, madde ötesi maneviyatı kavrayabilen düşünceye ulaşıncaya kadar sıralanmaktadır.
Bir kimsenin her ne kadar maneviyatı idrak edip düşünme gücü fazla olursa, aynı nispetle maddi dünyaya ve onun aldatıcı görüntülerine olan bağlılığı da azalır. Her ne kadar maddeye bağlılığı azalırsa, maneviyatı idrak etme gücü de o oranda artar. Buna göre, insan fertleri, sahip oldukları tabiatları gereğince, madde ötesini idrak etme yeteneğinde de sahiptirler. Eğer bu yeteneklerini yitirmeseler eğitilebilirler.
b) Bu yaptığımız açıklamadan şu neticeye varılıyor. Yüksek bir seviyedeki idrak gücüne ait bilgiler, ondan alttaki bir dereceye yüklenemez. Aksi halde, ters sonuca varılır. Özellikle seviyeleri madde ve cisimden çok yüksek olan maneviyat, eğer doğrudan doğruya halkın his ve hissi bilgilerinden öteye geçmeyen idraklerine yüklenmek istenirse ters bir sonuç verecektir.
Burada misal olarak, çok tanrıcılığı zikredebiliriz. Hindistan'ın Upanişad vida bölümünde yaygın olan inançları, dikkatle inceleyip, o dine uyanların sözlerini tüm yönleriyle göz önünde bulundurarak birbiriyle yorumlayan bir araştırmacı, asıl amacın, halis tevhid fikri olmasına rağmen, bu fikir, maddeye alışkın basit beyinlere yalın bir dille doğrudan doğruya sunulduğundan ne yazık ki, bu tek mabud ve tevhid fikri, halk çapınca yürürlüğe konulduğu zaman, putperestlik ve çok tanrıcılığı itiraf etmek olarak anlaşılıp saptırılmış olduğunu anlar.
Buna göre tabiat ve madde ötesi sırlar, madde alemine bağlı olanlara ancak üstü örtülü olarak söylenmelidir.
c) Brahmanizm, Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi dinlerde kadın tabakası gibi halktan bazı sınıfların dini imtiyazlardan ve Veseniyet ile Hıristiyanlık gibi dinlerde de halk çoğunluğunun mukaddes kitapların anlaşılmasına, müdahaleden yoksun kalmalarına rağmen, İslâm dini, imtiyazlarda, kimse için herhangi bir mahrumiyet vâz etmemiştir. İslâm nazarında herkes, kadın-erkek, siyah-beyaz dini imtiyazlara varmak yönünden, eşit seviyededirler. Yüce Allah şöyle buyuruyor:
"... Ben erkek olsun, kadın olsun içinizden iyilik yapanın iyiliğini boşa çıkarmam. Bazınız, bazınızdan meydana gelmedir (hepiniz birsiniz bence)..."[1]
Ve buyuruyor:
"Ey insanlar, şüphe yok ki, biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve sizi aşiretler ve kabileler haline getirdik; tanışın diye. Şüphe yok ki, Allah katında sevabı en çok ve derecesi en yüce olanınız en fazla takvalınızdır. Allah bilendir, haberdardır."[2]
Bu mukaddimelerden şu nokta anlaşılıyor; Kur'an-ı Kerim, öğretisini beyan etmede insaniyeti dikkate almış; yani her insanı, insan oluşu açısından eğitilmeye, kemale ermeye layık görmüş ve işte bu yüzden kendi eğitimini, beşeriyet âleminde yaygınlaştırmıştır.
Ancak düşüncelerin maneviyatı kavramada, sahip oldukları farklılıklar ve bilindiği gibi yüce manevi bilgileri, perdesiz ve yalın olarak açıklamanın tehlikeden uzak olmaması yüzünden kendi öğretisini en sade idrak düzeyine sahip olan umum halkın (madde ve hiss'e tabi) idrak seviyelerine uygun ve onların anlayabilecekleri, normal ve sade bir dille açıklamıştır.
Elbette bu yöntem, yüce manevi bilgilerin umumi, sâde bir dille açıklamasına, yani lafızların zahiri anlamlarıyla bir takım duyusal ve hissedilebilir konuların ortaya konmasına ve yüce manevi bilgilerin, bunların arkasında yer alarak, herkese ancak kendi fikri kapasitesince zuhur etmesine sebep oluyor. Herkes ancak kendi durum ve idrak gücü miktarınca o manevi öğretilerden yararlanabilir.
Allah-u Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de buyuruyor ki:
"Şüphe yok ki, biz akıl edesiniz (anlayasınız) diye Kur'an-ı Arap dilinde karar verdik. Ve şüphe yok ki, o (Kur'an) asıl kitap, bizim indimizde pek yüce ve hakimdir. (beşerin idraki üstündedir."[3]
Ve yine hak, batıl ve düşüncelerin kapasiteleri hakkında, beyan ettiği bir misalde de şöyle buyuruyor:
"Gökten su indirdi. Yağmur yağdırdı. Vadilerin (çeşitli izlerinin) her birinde onların alabildiğince akı verdi..."[4]
Ve Resul-ü Ekrem, meşhur bir hadisinde, şöyle buyurmaktadır:
"Biz peygamberler grubu, halkla kendi akıllarına göre konuşuyoruz."
Bu yöntemden alınacak diğer bir netice de, Kuran-ı Kerim'in sözlerinin, ihtiva ettikler batınlara nisbetle, örnek biçiminde olmasıdır. Yani umumi ve basit düşünenlerden oldukça üstün bir seviyede olan, ilahi bilgileri, zihinlere yaklaştırmak için verilen misallerdir. Yüce Allah kendi kelamında şöyle diyor:
"Andolsun ki, bu Kur'an'da insanlara bütün örneklerde tekrar tekrar anlattık. Fakat insanların çoğu imtina edip ancak küfre kapıldı."[5]
Ve yine şöyle buyuruyor:
"Ve işte misaller; onları insanlar için veriyoruz. Fakat bilgi sahiplerinden başkaları anlamaz onları."[6]
Kur'an-ı Kerim'de bir çok misal zikredilmiştir. Fakat yukarıdaki ayetler ve bu anlamda olan diğerleri mutlaktır. Bu yüzden bütün Kur'an-i beyanların, Kur'an'ın hakiki maksatları olan yüksek manevi öğretiler nisbetle misal olduğunu söylemek gerekir.
 
 
--------------------------------------------------------------------------------
[1] -Al-i İmran/195.
[2] - Hucurat/13.
[3] - Zuhruf/2-3.
[4] - Rad/17.
[5] -İsra/89.
[6] - Ankebut/43.
 

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

n

11/11/2010 - 13:11 Kurân-ı Anlamak

n

06/10/2010 - 09:51 Kurân Okumanın Faziletleri

n

16/09/2010 - 12:29 Kurân-ı Kerim Daimi Bir Kitaptır

n

11/05/2010 - 09:42 Tefsir İlmi ve Müfessirlerin Sınıfları

n

03/05/2010 - 09:00 Kurânı Kerim'de Sosyal İlişkiler

n

01/05/2010 - 10:42 Kurân’ı İnanarak Yaşamak

n

22/04/2010 - 10:25 Kurân-ı Kerim Evrensel Bir Kitaptır

n

14/04/2010 - 09:41 Kurân Ahlakı Ne Demektir?

n

29/03/2010 - 09:03 Kurân ve Öğüt

n

29/03/2010 - 08:56 Kurân'a Tevessül Etmek

n

26/03/2010 - 09:26 Kurânı Kerim' de Sosyal İlişkiler

n

12/03/2010 - 10:16 Kurân Hakikatine Ulaşmak Mümkündür

n

14/12/2009 - 08:51 Kurân'da Selam

n

07/12/2009 - 11:17 Kurân'ın Hakikatine Ulaşmak

n

03/12/2009 - 08:44 Kurân'ın Azameti, Fazileti ve Önemi

n

15/10/2009 - 15:10 Resulullah'ın (s.a.a) Ebedi Tanığı Kurân-ı Kerim

n

09/10/2009 - 08:51 Kurân-ı Kerim’de Tövbe

n

28/09/2009 - 16:36 Kurân İnsanı Korur

n

23/09/2009 - 10:43 Kurân-ı Kerim Kamil Bir Kitaptır

n

08/05/2009 - 10:00 Kurân Hakkı Batıldan Ayırır

n

08/05/2009 - 08:54 Kurân

n

21/04/2009 - 08:36 Kurân'da Ehlibeyt

n

09/04/2009 - 17:30 Kurân-ı Kerim, İnsanın Hayat Programının Genel Hatları İçerir

n

09/04/2009 - 16:06 Kurân-ı Kerim Nübüvvet Senedidir

n

09/04/2009 - 11:00 Kurân-ı Kerim Evrensel Bir Kitaptır

n

09/04/2009 - 11:00 Kurân-ı Kerim Kamil Bir Kitaptır

n

09/04/2009 - 10:56 Kurân-ı Kerim Daimi Bir Kitaptır

n

09/04/2009 - 10:44 Kurân-ı Kerim İfadesinde Müstakildir

n

09/04/2009 - 09:58 Kurân-ı Kerim'in Zahiri ve Batını

n

08/04/2009 - 16:32 Kurân Anlatımında Zahir ve Batın Yollara Niçin Başvurmuştur?

n

08/04/2009 - 16:29 Kurân-ı Kerim'de Muhkem ve Müteşabih Ayetleri

n

08/04/2009 - 16:24 Müfessire Göre Muhkem ve Müteşabbin Manası

n

08/04/2009 - 16:20 Kurân'ın Muhkem ve Müteşabihini Açıklamada Ehlibeyt...

n

08/04/2009 - 16:18 Kurân-ı Kerim'de Te'vil ve Tenzil Vardır

n

08/04/2009 - 16:14 Kurân Örfünde Te'vilin Hakiki Manası

n

08/04/2009 - 16:11 Kurân-ı Kerim'de Nasih ve Mensuh Vardır

n

08/04/2009 - 14:10 Kurân-ı Kerim'de Geçerlilik ve Genellik

n

08/04/2009 - 14:07 Kurân Tefsirinin Meydana Gelişi ve Seyri

n

08/04/2009 - 14:03 Tefsir İlmi ve Müfessirlerin Sınıfları

n

08/04/2009 - 13:52 Şia Müfessirlerinin Tefsirdeki Yöntemi ve Sınıfları

n

08/04/2009 - 13:48 Kurân'ın Bizzat Kurân'la Tefsir Edilişi Mümkün mü?

n

08/04/2009 - 13:45 Araştırmanın Sonucu

n

08/04/2009 - 13:38 Kurân'ın Kurân'la Tefsir Edilmişine Bir Örnek

n

08/04/2009 - 13:35 Peygamber ve İmamların Sözlerinin Hüccet Oluşunun Anlamı

n

08/04/2009 - 13:27 Kurân'ın Vahy Olduğu Hakkında Müslümanların Ortak İnancı

n

08/04/2009 - 13:23 Kurân'ın Bu Konularla İlgili Görüşü

n

08/04/2009 - 13:13 Allah'ın Kelamı

n

08/04/2009 - 13:08 Ruhu'l-Emin (Cebrail)

n

08/04/2009 - 13:00 Melekler ve Şeytanlar

n

08/04/2009 - 12:58 Vicdan Çağrısı

n

08/04/2009 - 12:56 İkinci Yoru Üzerine

n

08/04/2009 - 12:53 Kurân-ı Kerim'in Vahiy ve Nübüvvet Hakkındaki Görüşü

n

08/04/2009 - 12:14 İnsan Türünün Toplumsal Oluşunun Anlamı

n

08/04/2009 - 12:09 İhtilafın Ortaya Çıkış ve Kanunun Zarureti

n

08/04/2009 - 11:08 Kanun Koymada Aklın Yetersizliği

n

08/04/2009 - 10:45 İnsanın Hidayeti İçin Tek Yol Vahiydir

n

08/04/2009 - 10:42 Eleştiri ve Cevap

n

08/04/2009 - 09:30 Vahiy Yolu Hatadan Korunmuştur

n

07/04/2009 - 13:30 Vahyin Hakikati Bize Kapalıdır

n

07/04/2009 - 13:27 Kurân-ı Kerimin Vahyediliş Şekili

n

07/04/2009 - 13:23 Kurân-ı Kerim'in İlimlere Verdiği Önem ve Öğrenilmesine Gösterdiği Özen

n

07/04/2009 - 13:20 Kurân-ı Kerim'in Öğrenilmesini İstediği İlimler

n

07/04/2009 - 13:16 Kuran'a Mahsus İlimler

n

07/04/2009 - 13:13 Ortaya Çıkmasına Kuran'ın Sebep Olduğu İlimler

n

07/04/2009 - 12:12 Kuran-ı Kerim Ayetleri Hangi Tertibe Göre Nazil Oldu?

n

07/04/2009 - 12:10 Kurân'ın Kırâatı, Ezberlenmesi ve Rivayeti

n

07/04/2009 - 12:08 Kârilerin Sınıfları

n

07/04/2009 - 12:05 Yedi Kâri

n

07/04/2009 - 12:01 Kuran'daki Ayetlerin Sayısı

YAZARLAR

Rahmi Onurşan Rahmani

Herkesle olup hiç kimsenin rahmetini almadan ölmek
Mikail Gürel

Sizi Gidi Kamacılar…
Turgut Atam

GADİR-İ HUM’UN TARİHTEKİ YERİ
Kerim Uçar

MÜMİNLERİN NİŞANELERİ
Mir Kasım Erdem

CAN VERME HALİ
Yakup Yaşlak

Aşura; Yeniden Ölmek Mi, Yoksa Yeniden Diriliş Mi?

MULTİMEDYA

ETKİNLİK TAKVİMİ

18 Kasim 2017
Pz Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30

DUYURULAR

ANKET

SİTEMİZİ  NASIL BULDUNUZ
İYİ
KOTÜ
ORTA

Sonuçları Göster

FAYDALI LİNKLER

 
 

Ana Sayfa

Hakkımızda

Ziyaretçi Defteri

İletişim