Siz Aleviler İmam Ali Hareminin (Türbesinin) Güvercinleri idiniz
Uçurdular Sizi Buralardan
Artık Geri Dönme Vaktiniz Gelmedi mi?
Ayetullah Sistani:

Ana Sayfa

Hakkımızda

Foto Galeri

Multimedia

İletişim

Ziyaretçi Defteri

Kategoriler

KATEGORİLER

ÜYELİK

Kull. Adı

:

Şifre

:

Yeni Üye Kaydı 
Şifremi Unuttum

BİR AYET

BİR HADİS

FOTO GALERİ

ÇOK OKUNANLAR

 
 
 
 
Hz. Musa'nın Peygamberlikle Görevlendirilmesi
 
 
Musa ateşe gelince, o mübarek bölgenin vadisinin sağ tarafında ağacın içinden ona: "Ey Musa! Şüphesiz Ben âlemlerin Rabbi olan Allah'ım" diye seslenilir.

06/05/2009

Hz. Musa'nın Peygamberlikle Görevlendirilmesi
Musa ateşe gelince, o mübarek bölgenin vadisinin sağ tarafında ağacın içinden ona: "Ey Musa! Şüphesiz Ben âlemlerin Rabbi olan Allah'ım"[1] diye seslenilir.
Tâhâ Sûresi'nde de bu olay şöyle anlatılıyor: "Musa ateşe yaklaşınca: "Ey Musa! diye ona seslenildi. Şüphesiz ben, senin Rabbinim. Artık ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen, mukaddes bir vadi olan Tuva'dasın. Ben, seni peygamberliğe seçtim. O halde sana olan vahyi dinle: Bir tek Allah benim ve benden başka ilah yoktur. Sadece bana ibadet et ve beni hatırlaman için namaz kıl. Herkesin işlerinin karşılığını görmesi için kuşkusuz kıyamet gelecek."[2]
Artık Hz. Musa peygamberliğe seçilmişti. Allah ona nübüvvetinin ispatı için, elindeki asasını ejderhaya döndürme ve elini koynuna soktuğunda parlak olup nur saçma mucizesini vermişti.
Allah'ın emriyle Firavun'a geldi. Önce mantıklı yollarla hidayete davet etti. Firavun tekebbürünü ve inadını sürdürerek mantıktan anlamayınca, Hz. Musa şöyle dedi: "Eğer ben Allah'ım tarafından sana ayet ve mucizeler göstersem ne dersin?"
Firavun: "Hani nerede ayetin doğru söylüyorsan göster"[3]dedi.
Hz. Musa asasını yere atınca asa ejderha oldu. Elini yakasına götürüp çıkarınca, o beyaz nuru Firavun'un gözleri önüne serdi.[4]
Firavun hayretler içinde kaldı. Kendi etrafına Hz. Musa hakkında danıştı. Onlar: "Onu tut, galip gelmeleri ve büyüsünü çözmeleri için tüm büyücüleri getirt"[5]dediler.
Firavun her taraftan büyücüleri toplattı ve hepsi marifetlerini ortaya koydular (yere attıkları ipler yılanlara dönüşmüştü). Sıra Hz. Musa'ya gelince asayı yere attı büyük bir ejderha oldu ve onların yaptıklarını (yılanları) yuttu.
Herkesten önce büyücüler Hz. Musa'ya iman ettiler. Firavun'un tehdidini dinlemediler ve: "Biz artık bizi yaratan Rabbimize yöneldik, ne yaparsan yap"[6] dediler.
Hz. Musa'ya iman edenler çoğaldı, ama Firavun ve etrafı öylece küfürde kalmaya devam ettiler.
Allah Teala Musa'ya, o mazlum halkı geceleyin Mısır'dan çıkarmasını emretti.[7]
Hz. Musa (a.s) İsrailoğulları'yla Nil nehrine doğru yol aldılar. Firavun'un haberi olunca askerleriyle onları takip ederek Nil nehrine (Hz. Musa'ya) yaklaştı. Hz. Musa Allah'a sığındı. Ona: "Asanı vur ve sudan geç" diye vahyedildi. Asasını vurunca, ona ve kavmine yol açıldı denizden geçtiler.
Firavun yaklaştı, ilahi mucizeyi gördüğü halde yine inanmadı ve askerlerine: "Siz de onlar gibi sudan geçin" emrini verdi. Onlar da suda hareket etmeye başlayınca su her taraftan yolları bir birine bitiştirdi. Artık Firavun ve taraftarları zavallı olmuşlardı.
Gelin bu ibret verici öyküyü Kur'an'dan dinleyelim: "Rabbin Musa'ya: "Haksızlık eden millete, Firavun'un milletine git" diye nida etmişti. "Haksızlıktan sakınmazlar mı?" Musa: "Rabbim! Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum; göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Onun için Harun'a da elçilik ver. Onların bana isnat ettikleri bir suç da vardır. Beni öldürmelerinden korkuyorum" demişti. Allah: "Hayır; ikiniz mucizelerimizle gidiniz. Doğrusu Biz sizinle beraber dinlemekteyiz. Firavun'a varınız: "Biz şüphesiz alemlerin Rabbinin elçisiyiz; İsrailoğulları'nı bizimle beraber gönder, deyiniz" demişti. Firavun Musa'ya: "Biz seni çocukken yanımıza alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi? Sonunda yapacağını da yaptın. Sen nankörün birisin" dedi. Musa: "O işi kasten yaptımsa sapıklardan biri sayılırım. Bu yüzden sizden korkunca aranızdan kaçtım. Sonra, Rabbim bana hikmet verip, beni peygamber yaptı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrâiloğulları'nı kendine köle ettiğinden ötürüdür" dedi. Firavun: "Âlemlerin Rabbi de nedir?" dedi. Musa: Kesin olarak inanacaksanız, bilin ki O göklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir" dedi. Yanında bulunanlara: "İşitmiyor musunuz?" dedi. Masa:"O sizin de Rabbiniz, önce geçmiş atalarınızın da Rabbidir" dedi. Firavun, çevresindekilere: "Size gönderilen peygamberiniz şüphesiz delidir" dedi. Musa: "Eğer akıl edebilen kimselerseniz bilin ki O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulananların Rabbidir" dedi. Firavun: "Benden başkasını ilah edinirsen, Andolsun ki seni zindanlık ederim" dedi. Musa: "Sana apaçık bir şey getirmiş isem de mi?" dedi. Firavun: "Doğru sözlülerden isen haydi getir" dedi. Bunun üzerine Musa değneğini attı, besbelli bir yılan oluverdi. Elini çıkardı, bakanlara bembeyaz göründü. Firavun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Doğrusu bu bilgin bir sihirbaz; sizi sihirle yurdunuzdan çıkarmak istiyor; ne buyurursunuz? dedi. Onlar: "Onu ve kardeşini alıkoy, şehirlere, sana bütün bilgin sihirbazları getirecek toplayıcılar gönder" dediler. Sihirbazlar, belirli bir günün bildirilen vaktinde toplandılar. İnsanlara: "Siz de toplanır mısınız?" denildi. "Sihirbazlar üstün gelirlerse biz de onlara uyarız" dediler. Sihirbazlar geldiklerinde, Firavun'a; "Biz üstün gelirsek, şüphesiz bize bir ücret vardır değil mi?" dediler. Firavun: "Evet; o takdirde siz gözde kimselerden olacaksınız" dedi. Musa onlara: "Ne atacaksanız atın" dedi. Onlar da iplerini ve değneklerini attılar ve: "Firavun hakkı için, şüphesiz, biz üstün geleceğiz" dediler. Bunun üzerine Musa değneğini attı; onların uydurduklarını yutmaya başlayı¬verdi. Bunu gören sihirbazlar secdeye kapanarak: "Âlemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler. Firavun: "Ben size izin vermeden ona iman mı ettiniz? Muhakkak ki o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi bileceksiniz; ellerinizi ayaklarınızı, Andolsun, çaprazlama kestireceğim, hepinizi astıracağım" dedi. İman eden sihirbazlar: "Zararı yok, biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz; inanların ilki olmamızdan ötürü, Rabbimizin kusurlarımızı bize bağışlayacağını uma¬rız" dediler. Biz Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yola çıkar; şüphesiz takip edileceksiniz" diye vahyettik. Bu arada Firavun şehirlere, "Doğrusu bunlar bizi öfkelendiren döküntü azın¬lıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız" diyen münâdiler gönderdi. Ama biz Firavun ve adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece oralara İsrâiloğulları'nı mirasçı kıldık. Firavun ve adamları güneş üzerlerine doğarken onların ardına düştüler. İki topluluk birbirini gördüğünde, Musa'nın adamları: "İşte yakalandık" dedi¬ler. Musa: "Hayır; Rabbim benimle beraberdir, bana elbette yol gösterecektir" dedi. Bunun üzerine Biz Musa'ya: "Değneğinle denize vur" diye vahyettik. Hemen deniz ikiye ayrıldı, her parçası yüce bir dağ gibiydi. İşte oraya, geridekileri de yaklaştırdık. Musa ve beraberinde bulunanların hepsini kurtardık. Öbürlerini suda boğduk. Bunda şüphesiz ders vardır, ama çoğu inanmamıştır. Doğrusu Rabbin, güçlü olandır, merhamet edendir."[8]
İşin ilginç tarafı şu ki, ilahlık taslayan firavun da sonunda ilahi kudret karşısında teslim olur, ama iş işten geçtikten sonra gelen teslim ne işe yarar ki, mühim olan genişlikte Allah'a inanıp teslim olmaktır. Kur'an-ı Kerim şöyle buyuruyor: "Firavun boğulacak duruma gelince: "İsrailoğulları'nın taptığı Allah'tan başka bir ilahın olmadığına inandım ve teslim olanlardanım" dedi. Ama şu cevap geldi: "Şimdi mi? Oysaki daha önce isyan edip bozgunculardan olmuştun. Bu gün seni bedeninle kurtaracağız ki, senden sonra gelenlere bir belge olsun. Doğrusu insanların çoğu ayetlerimizden habersizdir."[9]
Firavun'un zulmünden kurtulan İsrailoğulları, denizin öbür tarafında putperest milletler görünce, Hz. Musa'dan kendileri için put yapmasını istediler ve çeşitli bahanelerle peygamberlerine eziyete kalkıştılar. Hz. Musa: "Ne kadar cahilsiniz! Bunların yaptıkları batıldır. Sizi Firavun'un pençesinden kurtaran Allah'tan başka bir ilah aramamı mı bekliyorsunuz!" diyerek üzüntüsünü dile getirdi.[10]
Hz. Musa, kardeşi Harun'u kavmi içerisinde vekil bırakarak, Allah'ın emri gereği otuz günlük ibadete çekildi. Sonra on gün daha eklendi. O, böylece kırk günlük münacattan sonra kavmine döndü. Tevrat, o zaman Hz. Musa'ya verildi.
Kavmine varit olunca, kavminin Samiri isminde biri tarafından altından yapılan, bir buzağıya taptıklarını gördü. Hazret kavminin sapıklıklarını görünce, çok üzüldü ve onları kınayıp putu (buzağıyı) kırıp yok etti.[11]
Her zaman bahane peşinde koşan Yahudi kavmi hiç ıslah olmadı. Hz. Musa'dan sonra gelen bazı peygamberleri de öldürmeye kalkıştılar ve kendi kutsal kitapları olan Tevrat'ta değişiklikler yaparak tahrif ettiler.
 


[1] - Kasas: 30
[2] - Tâhâ: 15
[3] - A'raf: 106, Şuara 31
[4] - Şuara: 32, 33
[5] - A'raf: 111, 112, Şuara: 35, 36
[6] - Tâhâ: 72
[7] - Tâhâ: 77
[8] - Şuara: 10. ayetten 68. ayete kadar
[9] - Yunus: 90, 91, 92
[10] - Bkz. A'raf: 138, 139, 140
[11] - Bkz. A'raf Sûresi 142. ayetten 152. ayete kadar
 

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

n

07/05/2009 - 11:24 Nübüvvet

n

07/05/2009 - 11:12 Toplumsal Yaşam ve Kanun

n

07/05/2009 - 11:00 İnsan Toplumsal Bir Varlıktır

n

07/05/2009 - 10:19 Peygamberlerin Hedefleri

n

07/05/2009 - 10:00 Peygamberleri Tanıma Yolları

n

07/05/2009 - 08:32 Peygamberlerin Sıfatları

n

07/05/2009 - 08:24 Peygamberlerin Masumiyeti

n

06/05/2009 - 13:49 Peygamberlerin Makamları

n

06/05/2009 - 13:43 Peygamberlerin Sayısı

n

06/05/2009 - 13:06 Resul ve Nebinin Farkı

n

06/05/2009 - 12:54 Kurân'da İsmi Geçen Peygamberler

n

06/05/2009 - 12:52 Ulu'l-Azm Peygamberler

n

06/05/2009 - 11:39 Hz. Nuh (a.s)

n

06/05/2009 - 11:31 Hz. İbrahim'in Putlara Karşı Mücadelesi

n

06/05/2009 - 11:26 Hz. İbrahim'in Ateşe Atılışı

n

06/05/2009 - 11:16 Hz. İbrahim'in Hicreti

n

06/05/2009 - 10:28 Hz. Musa (a.s)

n

06/05/2009 - 10:24 Hz. Musa'nınVeladedi

n

06/05/2009 - 10:04 Hz.Musa'nın Firavun'un Sarayında Büyümesi

n

06/05/2009 - 09:55 Hz. Musa'nın Hicreti

n

06/05/2009 - 09:53 Hz. Musa'nın Çobanlığı

n

06/05/2009 - 08:22 Hz. Musa'nın Peygamberlikle Görevlendirilmesi

n

05/05/2009 - 14:28 Hz. İsa (aleyhisselam)

n

05/05/2009 - 14:26 Hz. İsa'nın Veladeti

n

05/05/2009 - 14:10 Hz. İsa'nın Peygamberliği

n

05/05/2009 - 14:07 Hz. Muhammed (s.a.a)

n

05/05/2009 - 14:06 Kurân'ın Mucize Oluşu

n

05/05/2009 - 14:04 İlahi Dinlerin Birliği

n

05/05/2009 - 14:03 Son Peygamber

n

05/05/2009 - 14:02 Hazretin Makamı

n

05/05/2009 - 13:59 Ümmetine Şefkati

n

05/05/2009 - 13:57 Kararlığı ve İstişaresi

n

05/05/2009 - 13:56 Tebliğ Yöntemi

n

05/05/2009 - 13:54 İlmi Önemsemesi

n

05/05/2009 - 13:54 İbadeti

n

05/05/2009 - 13:52 Oruç Tutuşu

n

05/05/2009 - 13:51 Zühdü

n

05/05/2009 - 13:50 Tevazusu

n

05/05/2009 - 13:49 Emanettarlığı

n

05/05/2009 - 13:47 Cömertliği

n

05/05/2009 - 13:45 Sabrı

n

05/05/2009 - 13:45 Şecaati

n

05/05/2009 - 13:44 Oturuşu

n

05/05/2009 - 13:41 Yemek Yemesi

n

05/05/2009 - 13:40 Su İçmesi

n

05/05/2009 - 13:39 Güzel Koku Kullanması

n

05/05/2009 - 13:38 Temizliği

n

05/05/2009 - 13:29 Aynaya Bakışı

n

05/05/2009 - 13:27 Elbise Giyişi

n

05/05/2009 - 13:25 Dişleri Temizlemesi

n

05/05/2009 - 13:24 Affı

n

05/05/2009 - 13:22 Kölelere Davranışı

n

05/05/2009 - 13:20 Halka Davranışı

n

05/05/2009 - 13:17 Tokalaşması

n

05/05/2009 - 13:15 Mizahı ve Gülüşü

n

05/05/2009 - 13:10 Genel Adap ve Ahlakı

n

05/05/2009 - 13:07 İsmi

n

05/05/2009 - 13:03 Peygambere (s.a.a) Salavat

YAZARLAR

Rahmi Onurşan Rahmani

Herkesle olup hiç kimsenin rahmetini almadan ölmek
Mikail Gürel

Sizi Gidi Kamacılar…
Turgut Atam

GADİR-İ HUM’UN TARİHTEKİ YERİ
Kerim Uçar

MÜMİNLERİN NİŞANELERİ
Mir Kasım Erdem

CAN VERME HALİ
Yakup Yaşlak

Aşura; Yeniden Ölmek Mi, Yoksa Yeniden Diriliş Mi?

MULTİMEDYA

ETKİNLİK TAKVİMİ

20 Ocak 2018
Pz Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31

DUYURULAR

ANKET

SİTEMİZİ  NASIL BULDUNUZ
İYİ
KOTÜ
ORTA

Sonuçları Göster

FAYDALI LİNKLER

 
 

Ana Sayfa

Hakkımızda

Ziyaretçi Defteri

İletişim