Siz Aleviler İmam Ali Hareminin (Türbesinin) Güvercinleri idiniz
Uçurdular Sizi Buralardan
Artık Geri Dönme Vaktiniz Gelmedi mi?
Ayetullah Sistani:

Ana Sayfa

Hakkımızda

Foto Galeri

Multimedia

İletişim

Ziyaretçi Defteri

Kategoriler

KATEGORİLER

ÜYELİK

Kull. Adı

:

Şifre

:

Yeni Üye Kaydı 
Şifremi Unuttum

BİR AYET

BİR HADİS

FOTO GALERİ

ÇOK OKUNANLAR

 
 
 
 
Hz. İbrahim'in Hicreti
 
 
Hz. İbrahim Babil'den hicret edip Şam'a gider. O ana kadar hanımı Sara'dan çocuğu olmamıştı.

06/05/2009

Hz. İbrahim'in Hicreti
Hz. İbrahim Babil'den hicret edip Şam'a gider. O ana kadar hanımı Sara'dan çocuğu olmamıştı. Sonra Mısır hükümdarı tarafından Sara'nın hizmetine Hacer isminde bir cariye takdim olunur. Hz. İbrahim Sara'nın rızasıyla Hacer'le evlenince, bir erkek çocuk sahibi olur. İsmini İsmail koyarlar.
Hz. İbrahim Allah'ın emriyle bir hikmet üzere, Hacer'le İsmail'i Mekke'ye getirir. Anne ve oğlu Kâbe'nin yanında yalnız başlarına bırakıp dönmek isteyince Hacer: "Bizi bu ıssız ve susuz çölde kime bırakıp gidiyorsun" der.
İbrahim: "Sizi buraya getirmemi emreden Cenab-ı Hakk'a emanet ediyorum" diye cevap verir. Ve Kâbe'nin etrafının şenlenmesi ve Ehl-i Beyti için dua edip oradan ayrılır.
Allah Teala bu olaya ve Hz. İbrahim'in duasına işaretle şöyle buyuruyor: "Hani bir zaman, İbrahim şöyle demişti: "Rabbim! Bu şehri güvenli kıl; beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut. Rabbim! O putlar çok insanları saptırdı; artık bana uyan bendendir, kim de bana karşı gelirse, şüphesiz Sen, çok bağışlayan, çok merhamet edensin. Rabbimiz! Ben zürriyetimden bir kısmını, kutsal evinin yanında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Onları orada iskân ettim ki, namaz kılsınlar. Rabbimiz! İnsanların gönüllerini onlara meylettir, şükretmeleri için onları ürünlerle rızklandır. Rabbimiz! Doğrusu Sen gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin."[1]
Bu arada henüz çocukken annesiyle birlikte kuru bir çölde terk edilen Hz. İsmail annesi Hz. Hacer'den su ister. Hz. Hacer, Safa ve Merve dağı arasında oğluna su bulmak için yedi defa dolaşır. Bir de gelir bakar ki, İsmail'in ayaklarının altından su çıkıp akıyor. Bugün o su, zemzem suyu ismiyle bilinmektedir. Zemzem suyunun bereketiyle oralar şenlenir. Carhem isminde bir kabile yanlarına yerleşir. Hacer ve İsmail'le yaşamaya karar verirler.
Ara sıra Hz. İbrahim onlara baş vurur, durumlarını öğrenirdi. Hz. İsmail delikanlılık çağına ulaşınca, Hz. İbrahim, rüyasında oğlu İsmail'i kurban kesmeye memur kılınır. Peygamberin rüyası bir nevi vahiy olduğu için, kesin ilahi emir olduğundan durumu oğluna açar. O da ilahi emre rıza ve teslimiyet gösterir. Mina'da oğlunu kurban kesmek isteyince, Allah: "Ey İbrahim! Rüyanı doğruladın" diye hitap edip, İsmail'in fidyesi olarak büyük bir kurban gönderir. Böylece Hz. İbrahim; kalbindeki ilahi sevginin evlat sevgisiyle kıyaslanmayacak derecede fazla olduğunu göstererek, ilahi imtihandan çıkar ve Allah katından gönderilen koçu kurban keser. Biz Müslümanlar'ın kurban kesmeleri işte bundan dolayıdır.
Allah Teala bu olayı da şöyle anlatıyor: "İbrahim: "Rabbim! Bana iyilerden olacak bir zürriyet ver" dedi. Biz de ona yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik. Çocuk, babasıyla beraber çalışma çağına erişince, İbrahim: "Ey oğulcuğum! Ben rüyamda seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?" dedi. O: "Ey babacığım! Emredildiğini yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi. Böylece ikisi de Allah' a teslim olup, babası oğlunu alnı üzerine ya­tırınca, Biz: "Ey İbrahim! Gerçekten sen, rüyayı doğruladın; işte biz iyi davrananları böylece mükâfatlandırırız" diye seslendik. Doğrusu bu apaçık bir deneme idi. (O, imtihandan çıkınca) Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik."[2]
Nihayet Hz. İsmail büyür ve Carhem kabilesinden bir kızla evlenir. Bu arada Allah'ın emriyle baba oğul Kâbe'yi inşa ederler ve ilahi emir üzere hem kendileri hac merasimini yerine getirir, hem de diğer iman edenlerin hacca gitmelerini emrederler.
Allah Teala bu olaya işaretle de şöyle buyurmuştur: "Hani, İbrahim ve İsmail, Kâbe'nin temellerini yükseltiyor ve: "Rabbimiz! Bunu bizden kabul buyur. Şüphesiz ki, Sen işiten ve bilensin. Rabbimiz! İkimizi de Sana teslim olanlardan kıl, soyumuzdan da Sana teslim olmuş bir ümmet yetiştir. Bize ibadet yollarımızı göster, tevbemizi kabul buyur, çünkü tevbeleri daima kabul eden, merhametli olan ancak Sensin" diyorlardı"[3]
Yine Allah Teala şöyle buyurmuştur: "Yine hatırla ki, biz İbrahim'i: "Bana hiçbir şeyi ortak koşma; tavaf edenler, orada kıyama duranlar, rüku edenler ve secdeye varanlar için Evimi temiz tut" diye Kâbe'nin yerine yerleştirdik ve insanları hacca çağır; yürüyerek veya binekler üstünde uzak yollardan sana gelsinler" diye ona emrettik."[4]
 Sonra İsmail'in annesi Hacer vefat eder ve Kâbe'nin kenarında defnedilir.
Allah Teala, Hz. İbrahim ve Sara'ya, her ikisinin de tamamıyla ihtiyarladıkları bir dönemde bir erkek çocuk daha verir. İsmini İshak koyarlar.
Allah Teala şöyle buyuruyor: "Andolsun ki, elçilerimiz müjde ile İbrahim'e geldiler, "Selam sana" dediler. İbrahim: "Size de selam" dedi ve hemen kızartılmış bir buzağı getirdi. Ellerini ona uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve içine korku düştü. Onlar: "Korkma, biz Lut milletine gönderildik" dediler. Bu arada, İbrahim'in karısı ayakta idi ve o gülünce; "Ona, İshak'ı ardından da Yakub'u müjdeleriz" dediler. İbrahim'in karısı: "Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı, kocam da ihtiyar olmuşken nasıl do­ğurabilirim? Doğrusu bu şaşılacak bir şey" dedi. Onlar: "Allah'ın işi mi sana acayip geliyor? Bu, Allah'ın siz Ehl-i Beyt'e olan rahmet ve bereketidir. Şüphesiz O, övülmeye layıktır, yücelerin yücesidir" dediler.[5]
Allah Teala'nın bir bahşiş olarak Hz. İbrahim'e ata ettiği Hz. İshak ve Yakup da Hz. İsmail gibi Allah Teala'nın seçkin peygamberlerindendiler.
Allah Teala şöyle buyuruyor: "İbrahim'e, buna ilaveten İshak ve Yakub'u da verdik, hepsini de iyilerden kıldık. Onları, buyruğumuz altında insanları doğru yola götüren önderler yaptık; onlara, iyi işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar, bize kulluk eden kimselerdi."[6]
Bilahare Tevhid ilkesinin bu şanlı kahramanı, zamanının müstekbirleriyle savaş etmekle geçirdiği yüce hayatının sonuna ulaşır ve canını tek maşuku olan Rabbinin rahmetine teslim eder. Hz. İbrahim'in vefat ettiğinde yüz yetmiş beş yaşında olduğu nakledilmektedir. Kabri, hanımı Sara ve oğlu İshak'la beraber Filistin'in Halil-ur Rahman Şehrindedir. Allah'ın selat ve selamı üzerlerine olsun.


[1] - İbrahim 35. ayetten 41. ayete kadar
[2] - Sâffât: 100. ayetten 107. ayete kadar
[3] - Bakara: 127, 128
[4] - Hac: 26, 27
[5] - Hûd: 69. ayetten 73. ayete kadar
[6] - Enbiya: 72, 73
 

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

n

07/05/2009 - 11:24 Nübüvvet

n

07/05/2009 - 11:12 Toplumsal Yaşam ve Kanun

n

07/05/2009 - 11:00 İnsan Toplumsal Bir Varlıktır

n

07/05/2009 - 10:19 Peygamberlerin Hedefleri

n

07/05/2009 - 10:00 Peygamberleri Tanıma Yolları

n

07/05/2009 - 08:32 Peygamberlerin Sıfatları

n

07/05/2009 - 08:24 Peygamberlerin Masumiyeti

n

06/05/2009 - 13:49 Peygamberlerin Makamları

n

06/05/2009 - 13:43 Peygamberlerin Sayısı

n

06/05/2009 - 13:06 Resul ve Nebinin Farkı

n

06/05/2009 - 12:54 Kurân'da İsmi Geçen Peygamberler

n

06/05/2009 - 12:52 Ulu'l-Azm Peygamberler

n

06/05/2009 - 11:39 Hz. Nuh (a.s)

n

06/05/2009 - 11:31 Hz. İbrahim'in Putlara Karşı Mücadelesi

n

06/05/2009 - 11:26 Hz. İbrahim'in Ateşe Atılışı

n

06/05/2009 - 11:16 Hz. İbrahim'in Hicreti

n

06/05/2009 - 10:28 Hz. Musa (a.s)

n

06/05/2009 - 10:24 Hz. Musa'nınVeladedi

n

06/05/2009 - 10:04 Hz.Musa'nın Firavun'un Sarayında Büyümesi

n

06/05/2009 - 09:55 Hz. Musa'nın Hicreti

n

06/05/2009 - 09:53 Hz. Musa'nın Çobanlığı

n

06/05/2009 - 08:22 Hz. Musa'nın Peygamberlikle Görevlendirilmesi

n

05/05/2009 - 14:28 Hz. İsa (aleyhisselam)

n

05/05/2009 - 14:26 Hz. İsa'nın Veladeti

n

05/05/2009 - 14:10 Hz. İsa'nın Peygamberliği

n

05/05/2009 - 14:07 Hz. Muhammed (s.a.a)

n

05/05/2009 - 14:06 Kurân'ın Mucize Oluşu

n

05/05/2009 - 14:04 İlahi Dinlerin Birliği

n

05/05/2009 - 14:03 Son Peygamber

n

05/05/2009 - 14:02 Hazretin Makamı

n

05/05/2009 - 13:59 Ümmetine Şefkati

n

05/05/2009 - 13:57 Kararlığı ve İstişaresi

n

05/05/2009 - 13:56 Tebliğ Yöntemi

n

05/05/2009 - 13:54 İlmi Önemsemesi

n

05/05/2009 - 13:54 İbadeti

n

05/05/2009 - 13:52 Oruç Tutuşu

n

05/05/2009 - 13:51 Zühdü

n

05/05/2009 - 13:50 Tevazusu

n

05/05/2009 - 13:49 Emanettarlığı

n

05/05/2009 - 13:47 Cömertliği

n

05/05/2009 - 13:45 Sabrı

n

05/05/2009 - 13:45 Şecaati

n

05/05/2009 - 13:44 Oturuşu

n

05/05/2009 - 13:41 Yemek Yemesi

n

05/05/2009 - 13:40 Su İçmesi

n

05/05/2009 - 13:39 Güzel Koku Kullanması

n

05/05/2009 - 13:38 Temizliği

n

05/05/2009 - 13:29 Aynaya Bakışı

n

05/05/2009 - 13:27 Elbise Giyişi

n

05/05/2009 - 13:25 Dişleri Temizlemesi

n

05/05/2009 - 13:24 Affı

n

05/05/2009 - 13:22 Kölelere Davranışı

n

05/05/2009 - 13:20 Halka Davranışı

n

05/05/2009 - 13:17 Tokalaşması

n

05/05/2009 - 13:15 Mizahı ve Gülüşü

n

05/05/2009 - 13:10 Genel Adap ve Ahlakı

n

05/05/2009 - 13:07 İsmi

n

05/05/2009 - 13:03 Peygambere (s.a.a) Salavat

YAZARLAR

Rahmi Onurşan Rahmani

Herkesle olup hiç kimsenin rahmetini almadan ölmek
Mikail Gürel

Sizi Gidi Kamacılar…
Turgut Atam

GADİR-İ HUM’UN TARİHTEKİ YERİ
Kerim Uçar

MÜMİNLERİN NİŞANELERİ
Mir Kasım Erdem

CAN VERME HALİ
Yakup Yaşlak

Aşura; Yeniden Ölmek Mi, Yoksa Yeniden Diriliş Mi?

MULTİMEDYA

ETKİNLİK TAKVİMİ

19 Ocak 2018
Pz Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31

DUYURULAR

ANKET

SİTEMİZİ  NASIL BULDUNUZ
İYİ
KOTÜ
ORTA

Sonuçları Göster

FAYDALI LİNKLER

 
 

Ana Sayfa

Hakkımızda

Ziyaretçi Defteri

İletişim