Ehl-i Sünnet sizin kardeşinizden de öteye canınız, özünüzdür.
Ayetullah Sistani

Ana Sayfa

Hakkımızda

Foto Galeri

Multimedia

İletişim

Ziyaretçi Defteri

Kategoriler

KATEGORİLER

ÜYELİK

Kull. Adı

:

Şifre

:

Yeni Üye Kaydı 
Şifremi Unuttum

BİR AYET

BİR HADİS

FOTO GALERİ

ÇOK OKUNANLAR

 
 
 
 
Kurân Hakkı Batıldan Ayırır
 
 
Ne yücedir o ki, Furkan’ı, âlemleri korkutmak üzere kuluna indirdi.

08/05/2009

Kur’an, Hakkı Batıldan Ayırt Etme Vesilesidir
Kur’an ile menus olmak, insana hakkı batıldan ayırt etme gücü verir. Çünkü Kur’an-ı Kerim’in yüce isimlerinden biri “Furkan”dır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
   “Kitabı, sana gerçek ve ellerinde bulunanı gerçekleyici olarak indirdi, Tevrat ve İncil'i de indirdi. Evvelce, insanlara hidayet olarak, gerçekle bâtılı ayırt eden kitabı da indirdi. Tanrı ayetlerine inanmayanlaradır çetin azap ve Allah öyle üstün bir kudret sahibidir ki aman vermez.”[1]
     Bu husustaki bir diğer ayet şöyledir:
“Ne yücedir o ki, Furkan’ı, âlemleri korkutmak üzere kuluna indirdi.”[2]
Yine konuyla ilintili bir diğer ayet ise şöyle buyurmaktadır:
“Ramazan ayı, bir aydır ki insanlara doğruyu bildiren, doğruluğa ait apaçık delillerden ibaret olan, hakla bâtılı ayırt eden Kur’ân, bu ayda indirildi.”[3]
Son ayette Kur’an-ı Kerim için şu üç vasıf getirilmiştir:
-Hidayet kitabı
-Delil ve kanıt kitabı
-Hakkı batıldan ayırt eden kitap
 “Furkanın” Anlamı
“Furkan” hem inanç ve hem de amel alanında hak ve batılın arası, hakkı batıldan ayıran ara anlamınadır. İnanç alanında “furkan”, iman ve hidayeti küfr ve dalaletten; amel alanında emre uymayı itaatsizlikten; görüş ve düşünce alanında doğru düşünceyi batıl düşünceden ayırt etme anlamına gelir. Bunların tümü ise takvanın/Allah’tan sakınmanın ürünüdür. Bu bağlamda Kur’an-ı Kerim şöyle buyurmaktadır:
“Ey inananlar, Allah'tan çekinirseniz hayırla şerri ayırt etme kabiliyetini verir size ve suçlarınızı örter, yarlıgar sizi ve Allah, pek büyük bir lütuf ve ihsan sahibidir.”[4]
Sahte altın ve halis altının ayarına
Mehenksiz değer vermeyesin asla
Allah her kimin canına mehenk vermişse
İşte o, her yakini şüpheden ayırt eder
Canlının ağzına bir çöp giderse
Hemen ağzından çıkarır onu
Binlerce lokma içinde bir çöp yedi mi
Canlılık hissi oluşunca bunu anlar [5]
“Furkanın” Kısımları
Furkan iki kısımdır: Biri, Kur’an anlamınadır ve dışsal varlığı olan “Furkan”dır; diğeri ise, ilim gücü anlamına olup içsel “furkan”dır. Kur’an-ı Kerim, Hz. Musa (a.s) ve Hz. Harun’a (a.s), “furkan”ın her iki kısmının verildiğini şöyle buyurmaktadır:
“Doğru yolu bulasınız diye bir vakit Musa’ya kitap ve doğruyla eğriyi ayırt eden hükümler verdik.” [6]
Konuyla ilintili bir diğer ayet ise şöyledir:
“Ve andolsun ki Musa’ya ve Harun’a, hakkı batıldan ayıran ve çekinenlere ışık ve öğüt olan kitabı verdik.” [7]
Kendisi “Furkan” olan Kur’an sayesinde “furkan” edinilir. İnsan önce idrak/algı alanında hakkı batıldan ayırt etme gücü edinir ve daha sonra da amel alanında itaat ve ibadete eğilim gösterir, günahtan da sakınır ve nefret eder. Çünkü böyle bir insan, ibadetlerin hakikatini güzel ve cennet olarak, günahın hakikatini ise çirkin ve cehennem olarak görür.
Bu aynen sağlıklı bir insanın, misk kokusuyla sarımsak kokusunu birbirinden ayırt etme gücüne sahip olup misk kokusundan hoşlanmasına ve sarımsak kokusundan da kaçınmasına benzer. Nezle ve grip gibi bir hastalığı olan insan ise, kokuları ayırt etme gücüne sahip değildir.
Her amelin kendine has bir koku ve tadı vardır. İman ve salih amelin kokusu da, tadı da çok güzeldir; küfr ve günahın ise hem kokusu ve hem de tadı iğrençtir. Allah’tan sakınan ve ruh bakımından sağlıklı olan bir insan, doğrunun güzel kokusunu yalanın iğrenç kokusundan ayırt etme gücüne sahip olduğu için doğruyu seçer ve yalandan sakınır. Günahkâr insan ise, ayırt etme gücünden yoksun olduğu için yalan ve doğruya eşit mesafede durur ve eşit gözle bakar.
Doğruluğun kokusu ve aldatıcı yalanın kokusu
Konuşunca ortaya çıkar; misk ve sarımsak gibi
 Müminler Emiri Ali (a.s), istiğfar/bağışlanma dileme ve günah hakkında şöyle buyurmaktadır:
“Bağışlanma dilemenin kokusunu kendinize sürün, bu durumda günahların kokusu asla sizi rüsva etmez.”[8]
Veysel Karanî, Allah Resulünü (s.a.a) ziyaret etme amacıyla Yemen’den yola koyulup Medine’ye gelmiş, ancak Allah Resulü (s.a.a) yolculukta olduğu için Yemen’e geri dönmüştü. Yüce Peygamberimiz (s.a.a) yolculuktan dönüp Medine’ye girdiğinde şöyle buyurmuştu:
“Kuşkusuz ki ben, Yemen yönünden Rahman’ın kokusunu alıyorum.” [9]
Muhammed (s.a.a) dedi ki saba eliyle
Yemen’den gelir bana Allah kokusu
Ramin kokusu gelir Veysel canından
Allah kokusu da Veysel’den gelir
Acep bir koku ki Veysel ve Karan’dan
Peygamberi mest ve mesrur etti
Veysel özden geçip fani olmuştu
İşte o, hâkî iken semavî olmuştu[10]
Bu hususta yüce Allah Resulünden (s.a.a) rivayet edilen bir hadis şöyledir:
“Güzel cennet kokuları Karan yönünden gelmektedir. Ey Veysel, ne kadar da seni özlemişim! Her kim onu görecek olsa, benim selamımı iletsin.”
Allah Resulüne (s.a.a) sordular: Ey Allah Resulü (s.a.a), Veysel Karanî kimdir?
Allah Resulü (s.a.a) buyurdu: “Veysel öyle biridir ki, ortalarda görülmediği zaman onu araştırmaz/yoklamazsınız, ortaya çıktığında da ona itina etmezsiniz. Onun şefaati ile Rabia ve Muzer kabileleri sayısınca insan cennete girecektir. Beni görmeden bana iman etmiştir ve halifem Ebutalib oğlu Ali’nin (a.s) emrinde Sıffin savaşına girecek ve şehit edilecektir.”[11]
Mevlana şöyle buyurmaktadır: Yemen yönünden Rahman’ın kokusunu alma gücüne sahip olan biri, batılın ve günahın kokusunu hakkın ve itaatin kokusundan ayırt edemez mi?
Rahman’ın kokusunu alan Yemen’den
Batılın kokusunu duymaz mı benden?
Uzak yoldan koku alan Mustafa (s.a.a)
Yediklerimizin kokusunu duymaz mı ağzımızdan?
Kur’an-ı Kerim, Yusuf’un (a.s) gömleğini Hz. Yakub’a (a.s) götüren kardeşlerinin kervanı hareket ettiğinde Hz. Yakub’un (a.s) şöyle buyurduğunu nakletmektedir:
“Kervan, Mısır'dan ayrılınca babaları, bana bunak demeseniz bari, Yusuf’un kokusunu duyuyorum dedi.”[12]
Gözlerin üzerine konan iki parmak, güneşi görmeye engel olduğu gibi, günah da insanın hakkı ayırt etme gücünü kaybetmesine ve hakkı inkâr etmesine neden olur.
Bilir misin, aynan neden berrak değil?
Çünkü yüzündeki kir/pas silinmemiştir[13]
Kötülükte ısrar ve kötülüğü meslek ederse
Toprak dökmüş olur düşüncesinin gözüne [14]
Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:
“Sonra da Allah'ın delillerini yalanladıkları ve onlarla alay ettikleri için o kötülük edenlerin sonu kötü oldu gitti.”[15]
Yine konuyla ilintili bir diğer ayet şöyledir:
 “Vay hallerine o gün yalanlayanların. Onların ki yalanlarlardı ceza gününü. Ve o günü, yalnız haddini aşan ve boyuna suç işleyip duran kişiler yalanlarlar. Onlara ayetlerimizi okuyunca derler ki: Öncekilere ait masallar. İş öyle değil, hayır, kazandıkları şeyler, üstüste kalplerine yığılmıştır da kalpleri pas tutmuştur. İş öyle değil, hayır, şüphe yok ki onlar, o gün elbette Rablerinin lütfünden, bir perdeyle, bir engelle uzak kalırlar.”[16]
Öncelikle belirtmek gerekir ki kötü davranışlar ve çirkin ameller, kendine uygun bir şekil ve sûret verir insanın nefsine ve insanı da o şekle sokar.
Ayrıca bu şekil ve sûretler, hak ve hakikati algılamaya engel olur. Çünkü böylesi bir nefs ve can, “furkan” gücünden yoksundur.
Günah işleyen insan, evrende mevcut olan hakikatlerin koku ve tadını hissetme gücünü kaybeder.
İmam Cafer-ı Sadık (a.s) şöyle buyurmaktadır:
“Dünyada züht yolunu seçmediğiniz sürece, imanın tadını algılamak size haram kılınmıştır.”[17]
Müminler Emiri Ali (a.s) şöyle buyurmaktadır:
 “Bir kul, şakayla ve ciddi olarak yalan (söylemeyi) terk etmedikçe imanın tadını algılayamaz.”[18]
Bu bağlamda Allah Resulünden (s.a.a) rivayet edilen bir hadis de şöyledir:
 “Allah Resulü (s.a.a) bir gün ashabından birine şöyle buyurdu: Ey Allah’ın kulu! Allah yolunda sev, Allah yolunda buğzet, Allah yolunda dostluk kur ve Allah yolunda düşmanlık et. Ancak bu durumda Allah’ın velayetine erişilebilir. İnsan böyle olmadıkça, namaz ve orucu ne kadar da çok olursa olsun, imanın tadını algılayamayacaktır.”[19]
Bu alanda Allah Resulünden (s.a.a) rivayet edilen bir diğer hadis de şöyledir:
“Şu üç özelliğe sahip olan kimse imanın tadını alacaktır: Allah ve Resulünü (s.a.a) her şeyden daha çok sevmek, ancak Allah rızası için insanları sevmek ve -Allah tarafından küfürden kurtarıldıktan sonra- küfre düşmektense ateşe düşmeyi yeğlemek.”[20]
 


[1] - Âl-i İmran, 3-4
[2] - Furkan, 1
[3] - Bakara, 185
[4] - Enfal, 29
[5] - Mesnevî, 1. defter, 299-302. beyitler
[6] - Bakara, 53
[7] - Enbiya, 48
[8] - Vesâil’uş Şia, c: 16, s: 70
[9] - İhya’ul Ulûm, c: 3, s: 153
[10] - Mesnevî, 4. beyit, 1827-1830. beyitler
[11] - Bihar’ul Envar, c: 42, s: 155
[12] - Yusuf, 94
[13] - Mesnevî, 1. defter, 34. beyit
[14] - Mesnevî, 2. defter, 3378. beyit
[15] - Rum, 10
[16] - Mutaffifin, 10-15
[17] - Usul-u Kafî, c: 2, s: 130
[18] - Usul-u Kafî, c: 2, s: 340
[19] - Bihar’ul Envar, c: 2, s: 54
[20] - Müstedrek’ül Vesâil, c: 12, s: 234
 

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

n

11/11/2010 - 13:11 Kurân-ı Anlamak

n

06/10/2010 - 09:51 Kurân Okumanın Faziletleri

n

16/09/2010 - 12:29 Kurân-ı Kerim Daimi Bir Kitaptır

n

11/05/2010 - 09:42 Tefsir İlmi ve Müfessirlerin Sınıfları

n

03/05/2010 - 09:00 Kurânı Kerim'de Sosyal İlişkiler

n

01/05/2010 - 10:42 Kurân’ı İnanarak Yaşamak

n

22/04/2010 - 10:25 Kurân-ı Kerim Evrensel Bir Kitaptır

n

14/04/2010 - 09:41 Kurân Ahlakı Ne Demektir?

n

29/03/2010 - 09:03 Kurân ve Öğüt

n

29/03/2010 - 08:56 Kurân'a Tevessül Etmek

n

26/03/2010 - 09:26 Kurânı Kerim' de Sosyal İlişkiler

n

12/03/2010 - 10:16 Kurân Hakikatine Ulaşmak Mümkündür

n

14/12/2009 - 08:51 Kurân'da Selam

n

07/12/2009 - 11:17 Kurân'ın Hakikatine Ulaşmak

n

03/12/2009 - 08:44 Kurân'ın Azameti, Fazileti ve Önemi

n

15/10/2009 - 15:10 Resulullah'ın (s.a.a) Ebedi Tanığı Kurân-ı Kerim

n

09/10/2009 - 08:51 Kurân-ı Kerim’de Tövbe

n

28/09/2009 - 16:36 Kurân İnsanı Korur

n

23/09/2009 - 10:43 Kurân-ı Kerim Kamil Bir Kitaptır

n

08/05/2009 - 10:00 Kurân Hakkı Batıldan Ayırır

n

08/05/2009 - 08:54 Kurân

n

21/04/2009 - 08:36 Kurân'da Ehlibeyt

n

09/04/2009 - 17:30 Kurân-ı Kerim, İnsanın Hayat Programının Genel Hatları İçerir

n

09/04/2009 - 16:06 Kurân-ı Kerim Nübüvvet Senedidir

n

09/04/2009 - 11:00 Kurân-ı Kerim Evrensel Bir Kitaptır

n

09/04/2009 - 11:00 Kurân-ı Kerim Kamil Bir Kitaptır

n

09/04/2009 - 10:56 Kurân-ı Kerim Daimi Bir Kitaptır

n

09/04/2009 - 10:44 Kurân-ı Kerim İfadesinde Müstakildir

n

09/04/2009 - 09:58 Kurân-ı Kerim'in Zahiri ve Batını

n

08/04/2009 - 16:32 Kurân Anlatımında Zahir ve Batın Yollara Niçin Başvurmuştur?

n

08/04/2009 - 16:29 Kurân-ı Kerim'de Muhkem ve Müteşabih Ayetleri

n

08/04/2009 - 16:24 Müfessire Göre Muhkem ve Müteşabbin Manası

n

08/04/2009 - 16:20 Kurân'ın Muhkem ve Müteşabihini Açıklamada Ehlibeyt...

n

08/04/2009 - 16:18 Kurân-ı Kerim'de Te'vil ve Tenzil Vardır

n

08/04/2009 - 16:14 Kurân Örfünde Te'vilin Hakiki Manası

n

08/04/2009 - 16:11 Kurân-ı Kerim'de Nasih ve Mensuh Vardır

n

08/04/2009 - 14:10 Kurân-ı Kerim'de Geçerlilik ve Genellik

n

08/04/2009 - 14:07 Kurân Tefsirinin Meydana Gelişi ve Seyri

n

08/04/2009 - 14:03 Tefsir İlmi ve Müfessirlerin Sınıfları

n

08/04/2009 - 13:52 Şia Müfessirlerinin Tefsirdeki Yöntemi ve Sınıfları

n

08/04/2009 - 13:48 Kurân'ın Bizzat Kurân'la Tefsir Edilişi Mümkün mü?

n

08/04/2009 - 13:45 Araştırmanın Sonucu

n

08/04/2009 - 13:38 Kurân'ın Kurân'la Tefsir Edilmişine Bir Örnek

n

08/04/2009 - 13:35 Peygamber ve İmamların Sözlerinin Hüccet Oluşunun Anlamı

n

08/04/2009 - 13:27 Kurân'ın Vahy Olduğu Hakkında Müslümanların Ortak İnancı

n

08/04/2009 - 13:23 Kurân'ın Bu Konularla İlgili Görüşü

n

08/04/2009 - 13:13 Allah'ın Kelamı

n

08/04/2009 - 13:08 Ruhu'l-Emin (Cebrail)

n

08/04/2009 - 13:00 Melekler ve Şeytanlar

n

08/04/2009 - 12:58 Vicdan Çağrısı

n

08/04/2009 - 12:56 İkinci Yoru Üzerine

n

08/04/2009 - 12:53 Kurân-ı Kerim'in Vahiy ve Nübüvvet Hakkındaki Görüşü

n

08/04/2009 - 12:14 İnsan Türünün Toplumsal Oluşunun Anlamı

n

08/04/2009 - 12:09 İhtilafın Ortaya Çıkış ve Kanunun Zarureti

n

08/04/2009 - 11:08 Kanun Koymada Aklın Yetersizliği

n

08/04/2009 - 10:45 İnsanın Hidayeti İçin Tek Yol Vahiydir

n

08/04/2009 - 10:42 Eleştiri ve Cevap

n

08/04/2009 - 09:30 Vahiy Yolu Hatadan Korunmuştur

n

07/04/2009 - 13:30 Vahyin Hakikati Bize Kapalıdır

n

07/04/2009 - 13:27 Kurân-ı Kerimin Vahyediliş Şekili

n

07/04/2009 - 13:23 Kurân-ı Kerim'in İlimlere Verdiği Önem ve Öğrenilmesine Gösterdiği Özen

n

07/04/2009 - 13:20 Kurân-ı Kerim'in Öğrenilmesini İstediği İlimler

n

07/04/2009 - 13:16 Kuran'a Mahsus İlimler

n

07/04/2009 - 13:13 Ortaya Çıkmasına Kuran'ın Sebep Olduğu İlimler

n

07/04/2009 - 12:12 Kuran-ı Kerim Ayetleri Hangi Tertibe Göre Nazil Oldu?

n

07/04/2009 - 12:10 Kurân'ın Kırâatı, Ezberlenmesi ve Rivayeti

n

07/04/2009 - 12:08 Kârilerin Sınıfları

n

07/04/2009 - 12:05 Yedi Kâri

n

07/04/2009 - 12:01 Kuran'daki Ayetlerin Sayısı

YAZARLAR

Rahmi Onurşan Rahmani

Herkesle olup hiç kimsenin rahmetini almadan ölmek
Mikail Gürel

Sizi Gidi Kamacılar…
Turgut Atam

GADİR-İ HUM’UN TARİHTEKİ YERİ
Kerim Uçar

MÜMİNLERİN NİŞANELERİ
Mir Kasım Erdem

CAN VERME HALİ
Yakup Yaşlak

Aşura; Yeniden Ölmek Mi, Yoksa Yeniden Diriliş Mi?

MULTİMEDYA

ETKİNLİK TAKVİMİ

19 Ocak 2018
Pz Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31

DUYURULAR

ANKET

SİTEMİZİ  NASIL BULDUNUZ
İYİ
KOTÜ
ORTA

Sonuçları Göster

FAYDALI LİNKLER

 
 

Ana Sayfa

Hakkımızda

Ziyaretçi Defteri

İletişim