Hüseyin Bin Ali (a.s)

Hüseyin Bin Ali (a.s)

Kerbela şehidi, Allah'ın intikamını alacağını vaat ettiği ilahî kanın sahibi, fedakârlıklarıyla gerçeklesen AŞura'nın yalnız İmam'ı; insanlara izzet ve özgürlük dersi veren, İslam ağacını kanıyla sulayan ve dökülen kanlarıyla Muhammed ümmetini gafletten uyandıran Şiîlerin üçüncü imamıdır.

Hüseyin Bin Ali (a.s)
Kerbela şehidi, Allah'ın intikamını alacağını vaat ettiği ilahî kanın sahibi, fedakârlıklarıyla gerçeklesen AŞura'nın yalnız İmam'ı; insanlara izzet ve özgürlük dersi veren, İslam ağacını kanıyla sulayan ve dökülen kanlarıyla Muhammed ümmetini gafletten uyandıran Şiîlerin üçüncü imamıdır. Babası İmam Ali, Annesi Hz. Fatıma, dedesi Resulullah (s.a.a), ninesi Hz. Hatice, kardeşleri İmam Hasan ile Hz. Zeyneb'dir.
Hicretin 4. (M.625) yılında, Saban ayının üçüncü gününde, Medine'de dünyaya geldi. Hüseyin adını ona Allah Resulü (s.a.a) bizzat verdi. Peygamber efendimiz (s.a.a) onu çok sever, "Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin'denim" buyururdu.
Çocukluk yılları Peygamber efendimizin kucağında geçti. Dedesi Resulullah (s.a.a) vefat ettiğinde henüz altı yasındaydı. Babası İmam Ali (a.s) zamanında da çok önemli bir konuma sahipti.
Derin ilmi, affediciliği, güzel konuşması, cesareti, tevazuu, yoksullara yardımı ve çok sabırlı olması, üstün vasıflarından sadece bazılarıdır.
Babasının hilafeti döneminde onunla beraberdi. Cemel, Sıffın ve Nehrevan savaşlarının üçünde de bulunmuştu. Babasının şehadetinden sonra, kardeşi İmam Hasan'ın (a.s) yanında itaatkâr bir asker gibi yer aldı. Barış antlaşmasından sonra kardeşiyle birlikte tüm Ehlibeyt'i de yanlarına alarak Medine'ye yerleştiler. Hicretin 49. veya 50. (M.670-71) yılında İmam Hasan'ın (a.s) şehit olmasıyla İmamet görevini üstlendi.
Muaviye ile geçirdiği on yıllık dönemde her zaman onun siyasetlerine karşı çıkmış, yaptığı cinayetlere itiraz etmiş, İmam Ali'nin (a.s) vefalı dostlarından olan Hucr b. Adiyy ve arkadaşları ve yine Amr b.Hemik el-Huzaî gibi şahsiyetleri öldürdüğü için itiraz mektupları yazmıştır.
Hz. Hüseyin (a.s) Şia’nın merkezini oluşturduğu için Emevîler tarafından
sürekli büyük bir tehlike olarak görülüyordu. Hicretin 60. (M.679) yılında Muaviye'nin ölümünden hemen sonra Yezid, Medine valisine bir mektup yazarak İmam Hüseyin'den (a.s) kendisi için biat almasını istedi. Yezid'in liyakatsizliğini bilen İmam (a.s), ona biat etmeyerek
İslam'ı kurtarmak amacıyla mücadele yolunu seçti. Medine'den Mekke'ye hicret etti. Iraklıların, özellikle de Kufelilerin yoğun mektupları nedeniyle öncelikli olarak Müslim b. Akil'i, olayların doğruluğunu öğrenmesi için Kufe'ye gönderdi.
Kufelilerin Müslim'e biat ettiklerine dair Müslim'den mektup gelince, hicretin 60. (M.679) yılında, Zilhicce ayının 8. gününde Mekke'den Irak'a doğru hareket etti. Ne var ki Kufeliler sözlerinden dönerek Müslim'i şehit ettiler. Sonra ailesi ve çocuklarıyla kendilerine doğru gelmekte olan İmam Hüseyin'i (a.s) Kerbela'da muhasara altına aldılar.
İmam Hüseyin (a.s), zilleti kabul etmeyince Aşura gününde yarenleriyle birlikte susuz bir şekilde şehit edildi. O günden sonra Kerbela ve Aşura, özgür insanlara ilham kaynağı oldu.
İmam'ın katledilmesi, İslam'ın yeniden dirilmesini ve uyuyan vicdanların uyanmasını sağlamıştır. Bu ilahî şehidin faziletlerini sayıp bitirmek mümkün degildir. Onun faziletlerinden sadece sunu dile getirmemiz yeter ki, Allah Resulü (s.a.a) onun hakkında söyle buyurmuştur:
"Beni hak üzere Peygamber olarak gönderene ant olsun ki Hüseyin, göklerde yeryüzünden daha büyüktür ve ilahî arsın sağ tarafında "Hüseyin hidayet çırağı ve kurtuluş gemisidir" yazılıdır." (1)
Ey şefkati yürekle yoğrulan
Deryalara dönüştürdü beni askın
Ask tohumunu gönlüme ektim
Hüseynî nefestir bundan ekinim
Kerbela Ansiklopedisi

…………………………..
1-Sefinetu'l-Bihar, c.1, s.257.

Google+ WhatsApp