İnsanın Dinden Beklentileri Nelerdir?

İnsanın Dinden Beklentileri Nelerdir?

Yaşama anlam vermelidir. Yani insanı hiçlikten kurtarıp yaşamın saçma ve boş olduğu düşüncesini kafasından silmelidir.

Geçen konumuzda dinler hakkında araştırma yapmanın gerekliliği konusunda, açıklama yaparak; özgür bir düşünceye sahip olan insanın, kendi aklının hükmü gereği din hakkında araştırma yapmak için gerekli isteğe sahip olduğunu demiştik. Şu soruyu kendimizden sormamız yerinde olur:
-İnsanın dine, ne gibi bir ihtiyacı vardır?
-Dinin insana yararı nedir?
-Diğer bir deyimle “İnsanın dinden beklentisi nedir?”
Bu sorunun kısaca cevabı şudur: İnsanın dinden beklentisi; onu dünya ve ahirette, en yüce kemâl ve saadete ulaştırmasıdır. Bu çok büyük bir beklenti olup dinin dışında hiçbir şey bu beklentiye yanıt veremez. Bu konuda başka seçenekte yoktur.
Elbette bu temel ve büyük ihtiyacın yanında başka cüzi beklentiler de vardır.
1-       İstidlal ve ispat edilebilme gücüne sahip olmalıdır. Yani akıl ve mantık tarafından desteklenmelidir. Diğer bir deyimle, onun temel öğretileri, aklın yanında batıl ve kabul edilmesi mümkün olmayan şeyler olmamalıdır.
2-       Yaşama anlam vermelidir. Yani insanı hiçlikten kurtarıp yaşamın saçma ve boş olduğu düşüncesini kafasından silmelidir.
3-       Ümit vermeli, teşvik etmeli, arzulanmalıdır.
4-       İnsani ve toplumsal hedeflere kutsiyet verebilmelidir.
5-   Yükümlülük getirmeli, sorumluluk altına almalıdır.                                 
Burada birinci ve ikinci şıklar, daha önemli ve esasidir. Birinci beklenti; yani bir dinin inanç esaslarının mantıkî olması, onu kabul etme ortamını oluşturup onu kabul edilebilir bir konuma getirerek, karanlığı ve perdeleri ortadan kaldırır.
İkinci beklentiye gelince; şunu demek gerekir; biz insanların dünya yaşantısı, devamlı olarak dert, ıstırap ve zorluklarla iç içedir. Yani biz, her zaman kendimizi istenilmeyen bir durunda buluruz. Bunlardan bir kısmı fikir, tedbir ve teknolojinin ilerlemesiyle giderilmiş olmasına veya giderilmesi mümkün olmasına rağmen, diğer bir kısmı bu şekilde değildir. İnsan tek başına onları aşma gücüne sahip değildir. Onlardan bazıları:
a)       İnsan devamlı hakikati arar. Gerçeği tanımayarak, hatada olabilme ihtimalinden azaptadır. 
b)       İnsan hayrı arzular. Pak, günahsız, dürüst ve masum olmak ister. Kötü hareketler ve dürüst olmayan işlere düşmüş olabilmek ıstırap vermektedir.
c)       İnsan ebedi yaşamı arzular. Hayatının bitiş noktası olan ölüm onu korkutmaktadır.
d)       İnsan sonsuzluğu (ebediyeti) arar. Noksanlık ve sınırlar onu rahatsız eder.
e)       İnsan doğumundan itibaren yaşamı boyu diğerlerinden, daha az cismi, ilmi vs... yararlar sağladığı veya daha az imkânlara sahip olduğunu görmekten rahatsız olup, ıstırap duymaktadır.
Sadece din, insanların yaşamlarına anlam bağışlayıp, onlara zorluklara tahammül etme gücü ve huzur verebilir.
Eğer insan; evrenin, kullarına karşı cimri olmayan, herkesin onun yanında da eşit olduğu, takvanın dışında, bir şeyle rızasını kazanmanın mümkün olmadığı; adil, hiçbir yaratığına zerre kadar zulüm etmeyen, Hekim, Rahman ve Rahim olan bir yaratıcısı, olduğunu bilirse, bir anda bütün hüzün ve dertler çehresinden yok olarak rızaya dönüşür. Artık ıstırap ve acılar, sevgilisine ulaşmak isteyen, aşık için tatlıdır. İşte bu, ariflerin ve bilenlerin bin dermana değişmeyecekleri derttir.
 
                     Derdi olan alır, hakikatin kokusunu”[2]
 


[1] -Bu bölümün konularını, Dindarlığın faydaları, Dinin etkileri, insanın dine olan ihtiyacı, başlıkları altında da beyan edilebilir.
[2] -Celaleddin Movlevi, Mesnevi, birinci defter, 628.beyt

Google+ WhatsApp