Kalbin Katılışması

Kalbin Katılışması

İnsanın kalbi ilk başta sefa, nuraniyet, şefkat ve has rahmete sahiptir. Kendi türünden olan diğer insanların ve hatta hayvanların bile ıstırap ve rahatsızlığından rahatsız olur.

KALBİN KATILAŞMASI
İnsanın kalbi ilk başta sefa, nuraniyet, şefkat ve has rahmete sahiptir. Kendi türünden olan diğer insanların ve hatta hayvanların bile ıstırap ve rahatsızlığından rahatsız olur. Kendi türünden olan diğer insanların da mutlu ve rahat yaşamalarını ister ve diğerlerine bağışta bulunmaktan zevk alır. Kendi pak fıtratıyla Allah’a teveccüh eder. İbadet ve duadan, Allah’a dert döküp içini açmaktan ve hayır işler yapmaktan zevk alır ve günah işlemekten çabucak müteessir ve pişman olur.
Eğer fıtratın davetini kabul eder de ona uygun bir şekilde davranacak olursa, günden güne daha sefalı, daha nurlu, daha şefkatli ve daha merhametli olur. İbadet ve dua vasıtasıyla günden güne ibadete, duaya ve Allah ile ünsiyet kurmaya daha fazla alaka duyar. Ancak eğer kendinin içten gelen duygularını görmezlikten gelir ve onların aksine hareket edecek olursa, bu duygular tedricen noksanlaşmaya başlar, yavaş yavaş tamamen sönüp mahvolabilir. Eğer diğerlerinin karşılaştığı acı manzaraları ve onların başlarına gelen vakıaları görür de bir tepki göstermezse, tedricen onlarla ünsiyet kurar ve onları görmekten zerrece etkilenmez; bilakis diğerlerinin fakirliğinden, açlığından, zaafa uğratılmasından ve hatta onların hapsedilip işkence görmesinden ve öldürülmesinden zevk alıp sevinecek kadar alçalabilir.
İnsan ilk başta günah işlemekten rahatsız ve pişman olur. Ancak eğer bir kere günah işleyecek olursa ikinci defası için daha hazırlıklı olur ve ikinci günahtan sonra da üçüncü günah için... Günah işlemeye devam edecek olursa, günah işlemekten pişmanlık duymak bir yana dursun, bilakis onu bir zafer bilip sevinecek bir hadde ulaşır. Böyle kimselerin kalbi siyahlaşmış, değişmiş ve Kurân-ı Kerim’in ve rivayetlerin de deyişiyle katılaşmıştır. Şeytan kalbini işgal etmiş ve Allah’ın yakın meleklerini dışarı çıkarmıştır. Kurtuluş kapıları onların yüzüne bağlanmıştır. Artık onların tövbe edip dönmelerine bir ümit kalmamıştır.
Allah Teâla Kurân-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Onlara, zorlu azabımız geldiği zaman yalvarmaları gerekmez miydi? Ama onların kalpleri katılaştı ve şeytan onlara yapmakta olduklarını çekici (süslü) gösterdi.”[47]
Başka bir yerde de şöyle buyuruyor: “Fakat Allah’ın zikrinden (yana) kalpleri katılaşmış olanların vay hallerine! İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.”[48]
İmam Bâkır (a.s) şöyle buyuruyor: “Her müminin kalbinde beyaz bir nokta vardır. Eğer günah işler ve o günahı ikinci kez tekrarlayacak olursa, onda siyah bir nokta oluşur. Günah işlemeye öylece devam edecek olursa, o siyah nokta tedricen büyür ve kalbin beyazlığını tamamen örter. Bu durumda böyle bir kalbin sahibi asla Allah’a doğru yönelmez. Allah-u Teâlâ’nın Kurân-ı Kerim’de: “Asla, hayır! Onların kazanmakta oldukları, kalpleri üzerinde pas tutmuştur” buyurmasından maksadı da budur.[49]
Hz. Ali’den (a.s) şöyle naklediliyor: “İnsanın gözünün yaşının kurumasının tek sebebi kalbinin katılaşmasıdır. Ve kalbinin katılaşmasının tek sebebi ise fazla günah işlemesidir.”[50]
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuşlardır: “Dört şey insanın bedbahtlığının nişanelerindendir: Gözyaşının kuruması, kalbinin katılaşması, rızkını kazanmak için fazla hırslı olması ve günah işlemeye ısrar ve devam etmesi.”[51]
Dolayısıyla Masum İmamlar (a.s), dualarında kalbin katılaşmasından Allah’a sığınıyorlar:
İmam Seccad (Zeynuabidin) şöyle buyuruyorlar: “Allah’ım! Katılaşmış kalbi sana şikâyet ediyorum; vesveseler vasıtasıyla devamlı değişmekte olan, günah ve çirkin huy giyinen kalpten ve senin korkundan kuruyan (ağlamayan) ve kendisini sevindiren şeye tamah eden gözü sana şikâyet ediyorum.”[52]
Binaenaleyh, kalbinin sağlığına ve kendi saadetine ilgisi olan bir kimse, küçük bile olsa günah işlemekten ciddi bir şekilde kaçınmalı ve tedricen iyi işlere alışması, içindeki nur ve sefanın öylece devam edip mükemmelleşmesi ve kalbinin Allah’ın meleklerinin yeri olması için kendi nefsini, devamlı ibadet, dua, Allah’la münacat etme, şefkatli ve merhametli olma, diğerlerine ihsan ve yardım etme, mahrumları ve mazlumları savunma, iyilik severlik, hayır işlerde yardımlaşma, adalet severlik ve adaleti yayma gibi iyi işlere zorlamalıdır.

Google+ WhatsApp