KURÂN HİDAYET KİTABIDIR!

KURÂN HİDAYET KİTABIDIR!

Şüphesiz Kur’an’da en büyük hastalıklara karşı şifa vardır. En büyük hastalık ise küfür, nifak, sapıklıktır.

Kur’an; ilahi bir kitap, hidayet nuru, göğüslere ahlaki dertler karşısında şifa veren, insanı daha üstün bir hayata götüren, Hak Teala’nın zikri, hakikatlerin müfessiri, işleri düzene sokan, öğüt ve ibret kaynağı, bilinç ve basiret veren, kalp körlüğünün ilacı, doğru yol, hak ve batılı teşhis etme ölçüsü, ahlaki yüce meseleleri açıklayıcı, iyilerin ve temiz kimselerin hayatını gösteren, Hak Teala’nın dünya ve ahirette hüccetidir.

Kadın ve erkek bu eşsiz ve ilahi nimet karşısında sorumlu ve yükümlüdürler. Onların yükümlülüğü, Kur’an'ı öğrenmekle ve hayatın bütün alanlarında ayetleriyle amel etmektir.

Allah’ın kitabına ilgisiz kalmak, büyük bir günah ve masiyettir.

Kur’an; Hak Teala’nın insana gönderdiği bir mektuptur; bu mektuba kulun cevap vermesi ise farzdır. Bu cevap ise kalp tarafından hak inançlarla süslenmek, nefis açısından ahlaki gerçeklere sahip olmak, beden açısından da salih amelin doruk noktasında durmaktadır.

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Karanlık bir gece gibi size saldıran fitnelerden Kur’an’a sığınınız. Fitnelerin saldırısını Kur’an'la amel ederek bozguna uğratınız ve hayat atmosferinizin fitnenin hakimiyetiyle kararmasına izin vermeyiniz.

Kur’an; şefaati Hak Teala nezdinde kabule dilen bir şefaatçi ve şikayeti makbul olan bir şikayetçidir.

Kur’an'ı kendine önder kılan bir kimse, Kur’an'ın bereketiyle cennete gider; her kim Allah’ın kitabına karşı ilgisiz olursa cehenneme doğru sürüklenir. Kur’an en iyi yola götüren bir delil ve kılavuzdur.” [1]

Müminlerin Emiri (a.s) şöyle buyurmuştur: “En üstün zikir Kur’an'dır; göğüsler Kur’an'la genişler ve batınlar Kur’an'la nurlanır.” [2]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Hakkı Kur’an'dan öğrenmeyen kimse fitnelerden korunamaz.” [3]

Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz en güzel kıssalar en yetkin öğüt, en faydalı hatırlama aziz ve celil olan Allah’ın kitabıdır.” [4]

Hakeza: “Şüphesiz Kur’an’da en büyük hastalıklara karşı şifa vardır. En büyük hastalık ise küfür, nifak, sapıklık ve dalalettir.” [5]

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kur’an zenginliktir; Kur’an dışında bir zenginlik yoktur ve Kur’an'dan sonra da bir fakirlik yoktur.” [6]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mümin bir kimseye, Kur’an'ı öğrenmedikçe veya onu öğrenmekle meşgul olmadıkça ölmesi yakışmaz.” [7]

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sizin en iyileriniz, Kur’an’ı öğrenen ve öğreteninizdir.”

Bu çok önemli rivayetlere teveccüh edildiği takdirde evin sorumlusunun ağır sorumluluğu açığa çıkmaktadır.

Evin sorumlusu olan erkeğin Kur’an öğrenmesi, eşine ve çocuklarına Kur’an öğrenme imkanın sağlanması, ardından hep birlikte amel etmeleri gerekir. Böylece evin havası pisliklerden temizlenecek, iyilikler ve güzelliklerle süslenecek, sonuç olarak da ev ve aile ahiret cennetinin bir örneği haline gelecektir.

İçi zülüm ve düşmanlıktan temiz olan, iyilik ve takvadan faydalanan, atmosferi huzur, güvenlik, doğruluk, dürüstlük ve emanet kokan bir ev haline gelecektir.

Bu evin ehli Kur’an ehlidir, Kur’an'ın bereketleri sebebiyle akli ve fikri rüşde ererler. Kur’an ile uyum içinde olan akıl melekuti bir akıldır. Arşi ve ahireti bir sermayedir. Faydası Hakk’a ibadet ve ebedi cenneti elde etmektir.

[1] Bihar, c. 92, s. 17

[2] Mizan’ul Hikmet, c. 8, s. 67- 69

[3] a. g. e

[4] a. g. e

[5] Nehc’ul Belağa, 176. hutbe

[6] Bihar, c. 92, s. 19

[7] a. g. e, s. 189

Google+ WhatsApp