Kategori : KÜTÜPHANE

Bakara 1-5

Bakara 1-5

Bu sure belli aralıklarla ve dönem dönem indiği için bir hedef üzerinde yoğunlaşmaz. Ancak surenin geneli açısından belirgin bir hedefin olduğunu söyleyebiliriz.

Bakara 6-7

Bakara 6-7

"Hiç kuşkusuz, şu kâfirleri..." Bunlar, inkârlarını sürdüren ve gerçeği kabul etmeme duygusu karakteristik bir özellik olarak kalplerine yerleşmiş bulunan kimselerdir.

Bakara 8-20

Bakara 8-20

"İnsanlardan bazıları da vardır ki, 'Allah'a ve ahiret gününe inandık.' derler. Oysa inanmış değiller..." Ayetlerin orijinalinde geçen "hud'a" bir tür aldatmadır.

Bakara 21-25

Bakara 21-25

"Ey insanlar... kulluk edin ki..." Yüce Allah, bundan önce üç insan grubunun; muttakilerin, kâfirlerin ve münafıkların durumunu gözler önüne serdi. Muttakilerin, Rableri tarafından bir hidayet üzere olduklarını ve Kur'ân'ın onlar açısından bir yol gösterici olduğunu

Bakara 26-27

Bakara 26-27

"Allah herhangi bir örnek vermekten çekinmez, sivrisinek olsun veya... " Sivrisinek bilinen bir hayvandır ve gözle görülür en küçük canlı türlerindendir.

Bakara 28-29

Bakara 28-29

Burada ikinci kez başa dönülüyor. Yüce Allah surenin giriş bölü-münde bazı açıklamalarda bulunduktan sonra, tümünü özetleyen şöyle bir ifadeye yer vermişti

Bakara 30-33

Bakara 30-33

Yukarıdaki ayet-i kerimeler insanın yeryüzüne indiriliş gayesini, yeryüzüne halife olarak atanmasının mahiyetini, bu misyonunun sonuç ve özelliklerini açıklamaktadır.

Bakara 34

Bakara 34

Daha önceki açıklamalarımızda, "içinizde gizlemekte olduğunuzu" ifadesinden, önceleri gizli olup da sonra açığa çıkarılan bir hususun söz konusu olduğuna işaret etmiştik.

Bakara 35-39

Bakara 35-39

"Dedik ki: Ey Âdem..." Meleklerin Hz. Âdem'e secde etmeleri olayı Kur'ân-ı Kerim'in birçok yerinde tekrarlanmasına karşın, Hz. Âdem'in dünya hayatından önceki cennet deneyimi sadece üç yerde gündeme getiriliyor.

Bakara 40-44

Bakara 40-44

Yüce Allah, Yahudilerin tutumunu kınamak amacı ile yüz küsûr ayette kendilerine bahşettiği nimetlerden, kendilerine kazandırdığı seç-kin ve onurlu konumdan, buna karşılık onların takındıkları inkârcı ve başkaldırıcı tavırdan, sözlerinde durmamalarından, inatçılıklarından ve dik başlılıklarından söz ediyor.

Bakara 45-46

Bakara 45-46

"Sabrederek ve namaz kılarak yardım dileyin." İfadenin orijinalinde geçen "isteînû" fiilinin mastarı olan "istiane" kelimesi, yardım istemek demektir.

Bakara 47-48

Bakara 47-48

Amacı da zamana ve mekâna bağlı etkenlerin el verdiği ölçüde söz konusu ihtiyaçları gidermektir. Bununla ilgili olarak bazen egemenliği sürekli kılan genel sistemin dışında bir meta, bir diğer metayla, bir menfaat, bir diğer menfaatle ve bir hüküm bir diğer hükümle yer değiştirebilir.

Bakara 49-61

Bakara 49-61

"Kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı." Yani kadınlarınızı, oğullarınız gibi öldürmüyorlardı. Onları hizmet etmeleri için sağ bırakıyorlardı.

Bakara 62

Bakara 62

Ayetin akışından da anlaşılacağı gibi, ikinci kez imandan söz edilmiş olması, gerçek anlamda iman niteliğine sahip olmayı vurgu-lamaya dönüktür

Bakara 63-74

Bakara 63-74

Ayetin başında, "sağlam bir söz almak"tan bahsediliyor, sonunda kendilerine verileni kuvvetle tutmaları ve içindekileri sürekli hatırla-maları emrediliyor,