MÜMİN OLMAK MI, MÜMİN TAKILMAK MI?
18/09/2011 - 12:46

Yakup Yaşlak

    Allah’a hamt ve senalar, kainatın önderi Peygamber efendimiz Hz Muhammed Mustafa ve pak Ehli-Beyt’ine salat ve selam olsun.

Yüce Allah Kuran-ı Kerim’in Necm suresi 39. Ayetinde “Şüphesiz ki insan için çalıştığından başka bir şey yoktur” diye buyurmaktadır.
İnsanlar bir bakış açısıyla iki sınıftır.
Birinci kısım; bu dünyada sadece günlük hayatlarını geçirmek, yeme-içme ve dünyevi arzularını tatmin edip hangi yolla olursa olsun mal ve makam edinmek isteyen, nefsi egolarını tatmin peşinde olan insanlardır.
Bu tür insanlar kendileri ve kendileri gibi mukaddes hedefleri olmayan insanlarla her zaman yarış içindedir.
İkinci grup insanlar ise; mukaddes ve yüce hedefleri olan insanlardır. Bu insanlar sadece kendi mallarını çoğaltıp belli makamlara ulaşmak için çaba göstermezler. Hedefleri insan üstüdür. Dolayısı ile tüm insanlara fayda sağlayacak işler ile meşguldürler. Kendi ihtiyaçlarını diğer insanlardan üstün görmez aksine onları kendilerine mukaddem ederler.
İmam Cafer-i Sadık’ın (as) şöyle buyuruyor: ”Ahiretini dünyası için terk eden, bizden değildir”
İnsan mukaddes bir hedef uğruna tüm varlığından vazgeçebilmektedir. Ancak bazen nefis ve şeytani vesveseler insanın inandığının tersine amel etmesine sebep olurlar. Bu da iman ve yakin ölçülerinin şahıs bazında farklılığından kaynaklanmaktadır denebilir.
Asıl önemli sorun ise herkesin birbirini değişik konulardaki hataları ile eleştirirken kendine sormağı unuttuğu şu önemli sorudur:
“Ben ne kadar Müslüman ölçülerine uyuyorum? veya biraz daha anlaşılır haliyle “İmanım İslam’ın hangi emirlerine kadar benimledir?
Şahsi eleştiriler yerine hep başkalarını eleştirmek tatlı gelir insana.
 
Neden aileler bu kadar çabuk dağılabiliyor? Her türlü dünyevi varlık olduğu halde yinde de yuvaların yıkılması bu eksiklikten kaynaklanmaktadır.
 
Evlerimizin bir çoğunda Allah’a yer ayırmamışız. Çünkü gırtlağa kadar bin bir ucubeyle doldurmuşuz. Oysa yuvalarımız bir gül bahçesi huzuruna kavuşturacak olan huzuru ve sükûneti verecek olan Yüce Allah’tır. Başta Hz. Resulullah olmak üzere Ehlibeyt’in buyrukları bizim baş tacımız olmalıdır.
Hani ne oldu? Allah için sev Allah için düşman ol! emri ilk olarak aileden, eş ve çocuklardan başlamaz mı?
Yüce Allah şöyle buyuruyor:
“Ey insanlar, kadınlarınızın sizin üzerinizde ve sizin de onların üzerinde bir takım haklarınız vardır... Kadınlar hakkında Allah’tan korkun ve onların hayrını isteyin”
İşte bu noktada Allah’a olan imanımız ölçülür. Bu nokta İnsanın inancının kaç ayar olduğunu belirler.
Gıybet günahtır ancak başkası yaparsa, haksızlık kötüdür ancak başkası yaparsa... Aileye zulüm kötüdür ancak başkası yaparsa. Fakat biz yaparsak hemen tersine döner iyi oluverir.
Peki! Ey mümin geçinen insan! Sen ne kadar İslam’ın kendi işine geleni kadarını alıyorsun?
Evde, işte, ticarette, ailede kadın haklarında, verdiğin sözlerde, konuşup durduğun kelimelerde…
Ne güzel buyurmuştur Şehidlerin efendisi Hz. İmam Hüseyin (as):
“İnsanlar dünyanın köleleridir. Din ise dillerinde çevirip durdukları kelimeler. Bela ve zorluklarla sınanınca dindarlar azalır.”