Resulullah’ın (s.a.a) Yanında Hz. Zehra (a.s)

Resulullah’ın (s.a.a) Yanında Hz. Zehra (a.s)

"Şüphesiz Allah, Fatıma kızdığı için kızar, o razı olduğu için razı olur."[1]

"Fatıma benden bir parçadır; onu inciten beni incitmiş; onu seven de beni sevmiş olur."[2]

"Fatıma benim kalbimdir, bedenimin içindeki ruhumdur."[3]

"Fatıma dünya kadınlarının efendisidir."[4]

Bu ve benzeri tanıklıkları içeren rivayetler, tevatür düzeyine ulaşacak yoğunlukta hadis ve siyer kitaplarında yer almışlardır.[5] Ki bu tanıklıklar, kesinlikle hevâsından konuşmayan,[6] soy veya akrabalık bağının etkisinde kalmayan ve Allah için yaptığı işlerde kınayanın kınamasından korkmayan Allah'ın elçisi Hz. Muhammed'den (s.a.a) rivayet edilmiştir.

Hiç kuşkusuz Allah'ın elçisi, kendisini bütünüyle davasına vermişti. O, insanlar için bir örnekti. Onun kalbinin çırpınışları, gözlerinin bakışları, ellerinin dokunuşları, ayaklarının adım atışları ve fikrinin parıldayışları; kısacası, sözleri, eylemleri ve susarak onayı (diğer bir ifadeyle, sünneti), hatta bütün varlığı dinin işaretlerinden, şiarından biri, şer'î yasamanın kaynaklarından biri, yol gösterici lambalarından biri ve kurtuluş yollarından biri hâline gelmişti.

"Bu özellikler, Fatıma'nın göğsünün üzerinde peygamberlerin sonuncusunun izi ve belirtisidir. Zaman geçtikçe, toplumlar geliştikçe ve Hz. Peygamber'in (s.a.a), 'Ey Fatıma! Kendin için amel et. Çünkü ben Allah'tan gelebilecek bir şeyde sana yardım edemem.' sözlerindeki İslâmî prensip üzerinde düşündükçe, bu risalet izi, bu risalet damgası daha da parlayacaktır."[7]

Resulullah (s.a.a) şöyle der: "Kemale eren çok erkek vardır. Ama kadınlardan İmran kızı Meryem'den, Firavun'un karısı Mezahim kızı Asiye'den, Huveylid kızı Hatice'den ve Muhammed kızı Fatıma'dan başka kemale eren kadın yoktur."[8]

"Fatıma benim bir parçamdır. Onu sıkan şey beni de sıkar, onu ferahlatan şey beni de ferahlatır.[9] Kıyamet günü bütün soylar, nesepler kesilir. Benim nesebim, soyum ve akrabalığım hariç…"[10]

Bir gün Resulullah (s.a.a) Fatıma'nın (a.s) elinden tutarak halkın yanına çıktı ve şöyle dedi: "Şu kızı tanıyan, tanıyordur. Tanımayan da bilsin ki o, Muhammed'in kızı Fatıma'dır. O benim bir parçamdır. Göğsümün içindeki kalbimdir. Onu inciten beni incitmiş olur. Beni inciten de Allah'ı incitmiş olur."[11]

"Fatıma, yaratıklardan en aziz bildiğim varlıktır."[12]

Bu naslar üzerinde biraz düşündükten sonra, bunları Fatıma'nın (a.s) masumiyeti şeklinde tefsir etmemiz zor olmayacaktır. Hatta bu naslar, onun masum olduğunun tanıklarıdırlar. O'nun sadece Allah için kızdığını ve sadece Allah için razı olduğunu gösterirler.

[1]- Kenzü'l-Ummal, c.12, s.11; Müstedrekü's-Sahiheyn, c.3, s.154; Mizanu'l-İtidal, c.1, s.535

[2]- es-Savaiku'l-Muhrika, s.289; el-İmame ve's-Siyase, s.31; Kenzü'l-Ummal, c.12, s.111; el-Hasais, Nesaî, s.35; Sahih-i Müslim, Kitab-u Fedaili's-Sahabe.

[3]- Feraidu's-Sımteyn, c.2, s.66

[4]- el-Müstedrek-u Ale's-Sahiheyn, c.3, s.170; Hilyetu'l-Evliya, Ebu Nuaym, c.2, s.39; Müşkilu'l-Âsar, Tahavî, c.1, s.48; Şerh-u Nehci'l-Belâğa, İbn Ebi'l-Hadid, c.9, s.193; el-Avalim, c.11, s.141, 146

[5]- Kenzü'l-Ummal, c.12, s.97; Müsned-i Ahmed, c.6, s.296, 323; Müstedrekü's-Sahiheyn, c.3, s.158-185; Sahih-i Buharî, Kitabu'l-İsti'zan; Sahih-i Tirmizi, c.5, hadis: 3869; Hilyetu'l-Evliya, c.2, s.42; el-İstiab, c.2, s.720, 750

[6]- Necm, 3

[7]- Fatımatü'z-Zehra Vitrun Fî Gamed, Seyyid Musa Sadr'ın yazdığı takdim.

[8]- el-Fusulu'l-Muhimme, s.27; Tefsiru'l-Vusul, s.2, c.159; Şerh-u Sulasiyât-i Müsned-i Ahmed, c.2, s.511

[9]- Hadisin orijinalinde geçen "eş-şucne", bir şeyin parçası demektir. el-Ğusn kelimesi gibi, ağacın dalı ve budağı anlamına gelir. bk. el-Müstedrek, Hâkim, c.3, s.154; Kenzü'l-Ummal, c.12, s.111; hadis: 34240

[10]- Müsned-i Ahmed, c.4, s.323, 332; el-Müstedrek, c.3, s.154, 159

[11]- el-Fusulu'l-Muhimme, s.144, el-Muhtasar, Tefsir'us-Sa'lebî, s.133'ten naklen.

[12]- el-Emalî, Şeyh Tûsî, Meclis: 1, Hadis: 30; el-Muhtasar, s.136

Google+ WhatsApp