Siz Aleviler İmam Ali Hareminin (Türbesinin) Güvercinleri idiniz
Uçurdular Sizi Buralardan
Artık Geri Dönme Vaktiniz Gelmedi mi?
Ayetullah Sistani:

Ana Sayfa

Hakkımızda

Foto Galeri

Multimedia

İletişim

Ziyaretçi Defteri

Kategoriler

KATEGORİLER

ÜYELİK

Kull. Adı

:

Şifre

:

Yeni Üye Kaydı 
Şifremi Unuttum

BİR AYET

BİR HADİS

FOTO GALERİ

ÇOK OKUNANLAR

 
 
 

 
İran'ın Yayılmacı Politikası
12/01/2010 - 18:41

Rahmi Onurşan Rahmani
Birkaç yıldır tekrar edile edile herkesin bilinçaltına yerleştirilmeye çalışılan bir iddia var.
“İran’ın yayılmacı politikası”

 

Başka bir tabirle bütün Müslümanları, hatta bütün dünyayı Şiileştirme çabaları.
Bunu kanıtlamak için durmadan programlar yapılmakta, yazılar yazılmakta.
Hatta bundan da öteye cübbeli, sakallı, elinde tespih hocalar bunu kanıtlama çabası içerisinde mezhebi ihtilafları sıralamaktan geri kalmamaya gayret ediyorlar.
Bazen kontrollerini kaybedip tekfirciliğe kadar varan fetvalar savurmaları ise artık gündelik duaları oldu.
Nasıl olsa minber de, mihrap da, tribün de onların
Dünyanın neresinde, bir gurup Şii topluluk varsa ve “Biz de Müslümanız” “Kendi ülkemizde inancımızı özgürce yaşamak istiyoruz” deseler, İran’ın eli aranır oldu.
Irak’ın yüzde 65-70’ini Şii topluluk oluşturmasına rağmen ülkede hiçbir hakka sahip olmayan, köleler gibi çalıştırılan, katledilen, sürgüne gönderilen bir ülkede İlahi takdir zalimlerin çarkını tersine çevirdi,
Şiilere kendi ülkelerini yönetme fırsatı doğdu.
Hem de dest pençe önünde durdukları erbaplarının,
yani İran’ın en büyük düşmanının eliyle.
Ama yine İran bu ittihamlardan kurtulamadı
Irak, İran’ın yayılmacı politikalarının bir vazgeçilmez delili oldu.
Bir ömür:
Muharremdir Hanım Zeynep Azası
Bizi Sesler Hüseyin’in Kerbela’sı
Yolu Bağlı Kalıp Düşman Elinde
Daha Zevvarının Yoktur Sesi Sedası
…şiirleriyle ağıtlar yakan Şii İranlılara Kerbela kapılarının açılmasını bu yayılmacı politikanın bir devamı görmüş olacaklar ki;
Gönderdikleri veya destekledikleri terörist gurupların eliyle sokak, pazar, okul, hastane demeden patlattıkları bombalarla yüz binlerce masum Şii’nin kanını döktüler.
Bu da takdiri İlahi olacak ki hiçbir halt edemediler.
Nüfusunun yüzde sekseni Şii olan Bahreyn’de de durum aynı. Hangi Şii kalkıp “İnancımızı yaşamak ve kendi ülkemizde ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmek istemiyoruz” dese,
“İşte gördünüz İran karıştırıyor” diyorlar.
Nüfusunun yüzde otuz beşini Şiilerin oluşturduğu Kuveyt aynı gazeli okuyor.
Suudi Arabistan'daki Şiiler için durum daha korkunç..
Ben Şii’yim demeye dahi korkuluyor. Açıkça Cuma hutbelerinden, devlet televizyonlarından hakaret edilip, lanetleniyorlar. Yani Tekfirci zihniyetin arkasındaki güç Suutlar.
En fazla bu çığırtkanlığı yapan da onlar.
Çünkü Şiilerin ülkede söz hakkına sahip olmasına, diğer vatandaşlar gibi inancını özgürce dile getirmesine cevaz yok. Yaşama hakkı ise tartışılıyor.
Kendi Şii vatandaşının her isteğini İran’ın müdahalesi olarak yüksek sesle dile getiriyor Arabistan yönetimi.
14 milyonluk Arabistan’da 3-4 milyon Şii yaşıyor. Ama çoğunun baskılar yüzünden kimliklerini gizlettikleri söyleniyor.
Irak’da olduğu gibi, bir zamanlar ülkenin yüzde otuzunu oluşturdukları kabul edilmeyen Şiilerin zalim diktatör yıkıldıktan sonra bir anda yüzde 65-70 olduğu anlaşılması bunun en çarpıcı örneği.
Yemen'de ise bir insanlık dramı var. Büyük şeytanın eliyle kendi halkını çoluk-çocuk demeden katlediyor. Kendilerini en doğru Müslüman sayanlar ise onların kanlı elini yıkamak için su taşıyor.
Bir ülke Gavura "gel benim vatandaşımı öldür" diyecek kadar alçaklaşabiliyor. Sonrasında aynı sahtekarlıkla bu satılmışlığı örtbas etmeye çalışıyor. Günah keçisi hazır "İran... İran..."
Bir halk kendi inancını kendi vatanında yaşayamıyorsa, kendi kimliğini izhar etmeğe korkuyor, aşağılanıyor ve tekfir ediliyorsa, inancını daha iyi yaşayabileceği başka bir ülkeyi sevmesinden daha doğal ne olabilir ki.
Kendi vatanına o insanları yabancılaştıran yöneticiler kendilerini sorgulamalılar.
Başkalarını suçlayarak kendi çirkefliklerini gizleyemezler.
Elhamdulillah Türkiye’de yaşayan Şiiler için böyle bir durum söz konusu değil.
Biz kendi vatanımızı bütün ülkelerden daha çok seviyoruz. Bunu da özgürce birilerinden çekinmeden, korkmadan gögsümüzü kabarta kabarta söylüyoruz.
Niçin mi?
Çünkü Türkiye’de yaşayamayıp da başka bir ülkede yaşayabileceğimiz bir şey yok.
Ezanlarımız “Eşhedü Enne Aliyyen Veliyullah” nidasıyla bu ülkenin dört bir yanından yankılanıyor. Birkaç cübbeliyi saymazsak, bu ülkedeki diğer mezhep mensupları bizi, İslam ümmetinin bir parçası, zenginliği olarak görüyor. Bu ülkenin Başbakanı "Milletimizin Ehl-i Beyt aşkı ve Evlad-ı Kerbelâ’nın acılarla yoğrulmuş bilgeliği, toplumsal birlik ve beraberliğimizin, dirlik ve düzenimizin tarihi bir teminatıdır. Her daim ‘acıyı bal eyleyenlerin’ matemini tüm toplum adına yüksek bir sadakatle paylaşıyor, Hz. Hüseyin ve Kerbelâ şehitlerinin aziz hatırasının rahmete vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum" diyerek bu toplumu bağrına basıyor. Topllumsal birlik beraberliğin teminatı görüyor.
Böyle bir ülkede hiçbir Şii kimliğini gizletme gereksinimi duymuyor. İstedikleri kitabı çıkarabiliyor, istedikleri hutbeyi okuyabiliyorlar. Hatta bütün camilerin kanuni olarak bağlı olduğu diyanete dahi bağlı değiller.
Ulaşamadığımız bazı hak ve hukuklar ise zaten birçok vatandaşın ulaşamadığı şeyler. Sadece bize özgü değil. Onun da çözümü için çalışmalar var.
Türkiye’nin İran’ı suçlaması için bir neden yok. Çünkü İran’ın Şiilere kendisinden fazla verebileceği bir şey bırakmamış.
Arabistan’da ise durum tam tersine.
Arabistan Şiileri inançlarının yüzde yüzünü İran’da görüyorlar. Kendi ülkelerinin veremediği her şeyi orası onlara verebiliyor. Bu yüzden televizyonları 24 saat İran yayınlarına endeksli.
Kendi ülkelerinden kendilerine tekfir fetvaları verilirken, hakaretler yağdırılırken onları izlemelerini beklemeniz abes olur herhalde
OYSA İRAN’I SUÇLAYACAKLARINA KENDİ ÜLKELERİNDE YAŞAYAN VE NÜFUSUN ÖNEMLİ BİR KESİMİNİ OLUŞTURAN Şİİ VATANDAŞLARINA HAKLARINI VEREBİLSELER BÜTÜN SORUNLAR ÇÖZÜLECEK
Kendilerinin baskı ve haksızlıklarını İran’ı suçlayarak örtbas etmeye çalışmaları boşuna,
Şia’nın yayılmaya ihtiyacı yok, zaten dünyanın her ülkesinde var.
"Şiiler İran'ı kendi ülkelerinden çok seviyorlar" veya "İran'ın Şiileştirme Politikası" gibi siyasi kelimelerle kendi ülkelerinde Şiileri hedef göstermeye çalışmaları sadece kendi zulüm ve baskılarını gizlemek içindir.

Ama bizim halk baskıya hiç mi hiç gelmez. Kerbela aşkıyla yoğrulan toprak kanla korkutulmaz.

Onlar Kerbela'ya ziyarete giden Şiilere yapılan terör saldırılarının ve tahditlerin, her yıl biraz daha ziyaretçi sayısını arttırdığını göremeyecek kadar körler.

Kendi tabirleriyle “ya bu yalın ayak halka” haklarını vereceksiniz, ya da nasırlaşmış ayaklarıyla tahtınızın üzerine basacakları günün korkusuyla yaşayacaksınız.
Tarih bunu hep yaptı
Irak’da boğazına ip geçirilen diktatörü gören diktatör kralların, o gün sabaha kadar boyunlarının ağrıdığını zannediyorum…
Ben ise “Fe Se Ya’lemullezine Zalemu, Eyye Munkalebin Yenkalibun” diyerek huzur içerisinde uyudum.
Çünkü verilmemesinden veya alınmasından korktuğum bir hakkım yoktu…
Rahmi onurşan Rahmani

Bu Makale 2425 defa okunmuştur

 

Yorum Ekle
 

Yazdır
 

YORUMLAR

New Page 1
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

03/03/2014 - 09:39 Herkesle olup hiç kimsenin rahmetini almadan ölmek

09/03/2013 - 15:19 Dünü bugünüyle “Diyanet’e bağlanma” ve “Merceiyet’ten Fetva”

16/01/2013 - 15:28 Erbein'i Paylaşmak

19/07/2012 - 13:11 Olmadı Hilal Bacım, Olmadı!

29/05/2012 - 17:42 Adın "Ali" ama gözlerin "Muaviye"ye benziyor

02/04/2012 - 01:46 KUTSAL EMANETİ YAŞATAN ALİMLERİMİZİN HATIRASINA

12/12/2011 - 15:59 Ayasofya, Sultan Ahmet ve Hüseyin Çadırı

21/09/2011 - 11:14 SONSUZA KADAR ALACAKLI OLMAK

09/09/2011 - 11:55 ZAFER ANDI

19/08/2011 - 15:53 ALİ ŞİASI

06/08/2011 - 23:23 ÖMER’İN AĞZINDAN ALİ’Yİ ÖĞRENMEK…

21/04/2011 - 13:42 Tasavvuf Aleviliğinden Caferi İmparatorluğuna

12/04/2011 - 03:07 Ayetullah Sistani Ve Başbakan Erdoğan’ın Tarihi Buluşması.

05/01/2011 - 14:04 Erbain'in Tarihteki Yeri?

13/05/2010 - 15:19 Kerbela'da Bir Amerikalı

12/01/2010 - 18:41 İran'ın Yayılmacı Politikası

22/03/2009 - 22:30 Erbein'de Kerbela'ya Yürümek (2)

19/03/2009 - 00:50 Erbein’de Kerbela’ya Yürümek (1)
 

YAZARLAR

Rahmi Onurşan Rahmani

Herkesle olup hiç kimsenin rahmetini almadan ölmek
Mikail Gürel

Sizi Gidi Kamacılar…
Turgut Atam

GADİR-İ HUM’UN TARİHTEKİ YERİ
Kerim Uçar

MÜMİNLERİN NİŞANELERİ
Mir Kasım Erdem

CAN VERME HALİ
Yakup Yaşlak

Aşura; Yeniden Ölmek Mi, Yoksa Yeniden Diriliş Mi?

MULTİMEDYA

ETKİNLİK TAKVİMİ

25 Eylül 2017
Pz Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30

DUYURULAR

ANKET

SİTEMİZİ  NASIL BULDUNUZ
İYİ
KOTÜ
ORTA

Sonuçları Göster

FAYDALI LİNKLER

 
 

Ana Sayfa

Hakkımızda

Ziyaretçi Defteri

İletişim