Ehl-i Sünnet sizin kardeşinizden de öteye canınız, özünüzdür.
Ayetullah Sistani

Ana Sayfa

Hakkımızda

Foto Galeri

Multimedia

İletişim

Ziyaretçi Defteri

Kategoriler

KATEGORİLER

ÜYELİK

Kull. Adı

:

Şifre

:

Yeni Üye Kaydı 
Şifremi Unuttum

BİR AYET

BİR HADİS

FOTO GALERİ

ÇOK OKUNANLAR

 
 
 

 
Ayetullah Sistani Ve Başbakan Erdoğan’ın Tarihi Buluşması.
12/04/2011 - 03:07

Rahmi Onurşan Rahmani
Başbakan Erdoğan’ın 29 Mart günü Necef’e yapacağı ziyaret ve Ayetullah Sistani ile olan görüşmesi için, Ayetullah Sistani’nin Türkiye Kültür Temsilciliği olarak toplantıya katılmam istenince Irak’a hareket ettim.
Mustafa İslamoğlu hocam ve ekibiyle yaptığımız Irak ziyaretinin yorgunluğunu üzerimizden tam olarak atmamış olsak da, yeniden İmam Ali hareminin kokusunu almak her Ehlibeyt dostu için özlenen bir duygu ve saadettir.
Erdoğan hep ilklerin adamıydı ve yeni bir ilke imza atmak için Irak’a gidiyordu. Ayetullah Sistani’nin bürosundan görüşme talebinde bulunmuş ve kabul görmüştü. Orta doğudaki bu son gelişmeler, Irak’ın özel konumu bu görüşmenin önemini biraz daha arttırıyordu. Bazı Arap ülkelerinden başbakanı arayarak Necef’i ve Ayetullah Sistani’yi ziyaretinden vazgeçirmek için kaygı ve endişelerini dile getirmeleri bu ziyaretin önemini gösteriyordu.
28 Mart Pazartesi Irak’a vardım. Önce Ayetullah Sistani’nin bürosuna uğradım. Büronun sorumlusu olan oğlu Hüccetu’l İslam Seyit Muhammed Rıza Sistani ile ziyaretle ilgili görüştükten sonra, İmam Ali Türbesi’nin sorumlu müdürü değerli dostum Seyit Mehdi Hüseyni ile görüşerek karşılamanın nasıl olacağı ve Başbakan’a hediye edecekleri şeyler hakkında görüş alışverişinde bulunduk. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına İmam Ali Türbesini gezdirecek olan Haremin yürüyen kütüphanesi Ebu Vazzah “Makamına bakmadan biz Türkleri hep güzel bir şekilde ve layıkıyla karşılamışızdır” sözleriyle Irak halkının Türklere duyduğu genel saygıyı vurguluyordu…
Ayetullah Sistani’nin günlük görüşme saati saat:10:00-12:00 arası olduğundan görüşme 10:30-11:00 arası yapılacaktı. Fakat Başbakan’ın Bağdat’tan geç ayrılması toplantının saat 14:00 a alınmasına neden oldu. Genelde hiç kimse için günlük programını bozmamış olan Ayetullah Sistani’nin Başbakan için bu programı bozması gözümüzden kaçmadı.
Dikkatimi çeken başka bir konu ise; bütün siyasi veya dini şahsiyetleri kilim üzerinde yerde kabul eden Ayetullah Sistani bu sefer sandalye getirilmesini istemişti.
Başbakanla yapacağı görüşmeden önce, 40 dakikalık yaptığımız özel görüşmede Ayetullah Sistani’nin buyurduğu ve bilinmesinde sakınca olmayacak birkaç noktayı aktarmadan geçemeyeceğim.
Ahmet Davutoğlu gelecek mi diye sordu. Ben de adı programda geçiyor, başbakanla Irak’a geldi deyince. Onu görmek isterim. Yazdığı “Stratejik Derinlik” kitabını okudum. Çok önemli tespitleri var. Kendisiyle kitabı üzerine konuşmak isterim diyince uzun bir zamandır bu büroyla iç içe olan birisi olarak şaşırdım.
Ayetullah Sistani şaşkınlığımın farkına varınca “Amerika dışişleri bakanı Hillary Clinton’ın yazdığı "Yaşayan Tarih" kitabını da ilk okuyanlar biriyim, diyerek bizi iyice şaşırttı.
70 metrekarelik topraktan yapılma bir evden dünyadaki olayları takip ettiğini biliyordum, fakat bu kadar yakın takibe aldığına ve derinlemesine olayları analiz ettiğine ilk kez şahit oluyordum. Belki de genellikle fıkhi ve ahlaki konular konuşulduğundan bu konuları duymamıştık.
“Bu kitabında bayan Clinton masrafları karşılamak için yaptığı ek işleri dahi anlatıyor. Şu an dünyanın büyük bir gücünün dışişleri bakanı olan birinin kendi yazdığı kitaptan, önce kendisinin ibret almasını temenni ediyorum. Kendi yaşamında çektiği zorlukların, bulunduğu makamdan insanlara bakışına etki etmesi gerekirdi…
Ayetullah Sistani konuşmasının başka bir yerinde şöyle buyurdu:
“Olaylardan ve işlerden kendine bir pay çıkarma peşinde olmayanlar olayların üzerine çıkarlar ve yukarıdan olayları tahlil etme gücüne sahip olurlar. Tarafsız tahlil ederler, kendileri için değil hakka ve halka hizmet için baktıklarından ve değerlendirdiklerinden Yüce Allah’ta onlara gerçekleri görme, doğru kararı alma gücü verir. Özellikle benim temsilcilerim buna dikkat etmeliler.”
“Ben milyonlarca insanın taklit merciiyim. Onlar benim iki dudağımın arasından çıkacak sözlerimi önemsiyorlar, hayatlarını ona göre tanzim ediyorlar. Dünyada gelişen olayları yakından takip etmemiz gerekir. Size de tavsiyem budur. Asıl görevinizi unutmamak, din adamı olduğunuzu unutmamak şartıyla, Dünyada ne olup bittiğini yakından takip edin.”
“Bütün mukallitlerime her zaman oldukları ülkenin samimi birer vatandaşları olmalarını öğütlemişimdir. Irak’ın veya başka bir ülkenin size ihtiyacı yok. Size kedi ülkenizin herkesten çok ihtiyacı vardır. Sizin de kendi ülkenize bütün ülkelerden daha fazla ihtiyacınız var. Bunu fetvalarımda da beyan ettim. Hatta gayri Müslim bir ülkeye giden Müslümanların da o ülkenin kanun ve kurallarına uymalarını gerekli gördüğüme dair fetva verdim. O ülkeye giderken verilen taahhütleri yerine getirmenin gerekliliği konusunda fetva verdim. Müslüman ahdine vefa etmelidir. Gayri Müslim bir ülkedir diye onların elektriğini, suyunu kaçak kullanamazsınız. Sigorta şirketlerini dolandırarak hakkınız olmayan bir parayı alamazsınız.”
Yine çok önemsediğim bir konu hakkında şöyle buyurdu:
“Elbette bu işi yapanlara karşı değilim ve yanlış anlaşılmasını istemem fakat bürokrasi ve siyaset sizin işiniz değil. Çünkü onun kendine has kuralları vardır. Bu işe başlayanlar da bu kuralları uygulamak ve başarılı olmak için başlarlar. O kurallar bazen din adamını inancının kırmızı çizgilerini zorlayabilir. Bu noktada karar vermeniz zorlaşabilir. Eğer inancınızın tarafını seçerseniz siyasetin kurallarını yerine getirmediğiniz için kaybedersiniz. Kaybedeceğinizi bildiğiniz bir işe o zaman niye girdiniz ki.? Yok onun kurallarına göre davranırsanız o zaman da din adamı olarak inandığınız birçok kırmızı çizgiyi çiğnemek zorunda kalabilirsiniz.”
“Türkiyeli Ehlibeyt mektebi mensupları olarak Sünni din adamlarıyla iyi bir diyalog kurun. Davet edin, ziyaret edin. Gidin gelin. Şu an her zamankinden daha fazla ümmetin birliğe, vahdete ihtiyacı var. Türkiye’nin bu bağlamda olgu olabileceğini düşünüyorum. Unutmayasınız diye sözümü bir kez daha tekrarlıyorum ki “Ehli sünnet sizin kardeşinizden de öteye canınız özünüzdür. Hepimiz yüce bir mektebin izleyenleriyiz.” Ehlibeyt mektebi hep bağımsız olmuş, gücünü Yaratandan ve halktan almıştır. Bu bağımsızlığı bozacak işlere kalkışmayın. Hem kendiniz zarar görürsünüz hem halka zarar verirsiniz. Ben hep diyalog ve irtibattan yana olmuşumdur. Fakat bu irtibat bağımsızlığınızı bozacak şekilde gelişmemelidir.
Gelelim Başbakanın ziyaretinden aldığım notlara:
Başbakan Erdoğan önce İmam Ali türbesini ziyaret etti. Ardından İmam Ali türbesi sorumlu heyeti tarafından Genel Sekreter Seyit Mehdi Hüseyni kendisine İmam Ali’nin altın kalkanını takdim etti.
Daha sonra imam Ali türbesine 40-50 metre mesafede ki Ayetullah Sistani’nin evine yürüyerek geldi. Yaklaşık on kişilik bir ekip içeri alındı. Başbakanla birlikte olan diğerleri bir saat dışarıda beklediler.
Ayetullah Sistani’nin yanında Necef Alulbeyt Müessesi Müdürü Şeyh İhsan Cevahiri ile beraberdik. Başbakan Erdoğan Ayetullah Sistani’nin odasına girince Ayetullah Sistani birkaç adım gelerek kendisi başbakanı karşıladı. Yanına oturttu. Bizde sağ tarafına oturduk.
Ayetullah Sistani başbakana bu ziyaretinden dolayı teşekkür ederek hoş geldin dileklerinde bulundu. Kendilerinin bu teşriften hoşnutluklarını dile getirdi.
Konuşmasında bir kere dahi Şii veya Sünni kelimesini kullanmadı. Onun yerine “Filistin halkı” “Bahreyn halkı” diyerek mezhep ayrımcılığına olan muhalefetini de vurgulamak ister gibiydi. Medya’ya yansımasa da ilk önce Başbakanı Filistin konusundaki tutumundan dolayı kutladı. Başbakanın Filistin halkının yanında olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Ardından “Aşura konuşmanızı dinledim, Aşura günü yaptığınız konuşmayı içten buluyorum” dedi. Bu arada Başbakan “Hz. Ali Hz. Hasan ve Hüseyin Hz. Fatıma hepimizin değeridir. Onlar hepimizin gururudur. Onlar bizim buluşma noktamızdır, ayrılık noktamız değildir” dedi.
Bunun üzerine Ayetullah Sistani “Zaten o konuşma bir guruba bir mezhebe yapılmış bir konuşma değildi. O konuşmanın muhatabı tüm Müslümanlar ve insanlıktı. Eğer diğer liderler de sizin gibi konuşabilseydi dünyada birçok sorun çözülürdü” dedi.
Başbakanın Bahreyn’i kastederek “yeni kerbelalar olmasın” sözlerinin de çok yerinde bir tespit olduğunu Bahreyn olayının Müslümanlar arasında fitne çıkarabilecek bir duruma doğru gittiğini, Başbakanın mazlum Bahreyn halkına verdiği desteğin bu anlamda yerinde bir davranış olduğunu söyleyerek teşekkür etti.
Erdoğan’ın Müslümanların vahdet ve birliği için yaptığı çalışmaları da takdir ettiğini ve yakından takip ettiğini bildirdi. Aynı şekilde Başbakan da Ayetullah Sistani’nin Müslümanların vahdet ve birliği, Irak’ın bütünlüğü konusundaki katkılarından dolayı Ayetullah Sistani’ye teşekkür etti. Bu arada Ayetullah Sistani, Dışişleri bakanı Davutoğlu’nu da sormadan edemedi. Elbette gelen heyet içerisinde Sayın dışişleri bakanını göremeyince bir işi çıktığını tahmin etmiştim. Başbakan da “Bu sabah NATO toplantısına katılmak için Bağdat’tan geri döndü” diyince. Ayetullah Sistani, Davutoğlu’nun “Stratejik Derinlik” kitabını okuduğunu, kendisini görmekten mutluluk duyacaklarını söylediler.
Daha sonra başbakanın isteğiyle özel görüşmeye geçildi. Biz de bakanlar ve diğer heyetle birlikte yan odada çay içip muhabbet ettik. Bu arada Ayetullah Sistani’nin günlük yaşantısı ve kaldığı ev hakkında sorulan soruları cevapladık. Sizin de bilmenizin faydası olur diye düşünüyorum…
Ayetullah Sistani’nin her gün saat 10:00-12:00 arası halkla görüşmesi vardır. Bu görüşmede kültür temsilcileri, siyasiler, sorunu olan, ihtiyacı olan halk sorunlarını iletir, yardım ve görüşlerini isterler.
Şu an oturmakta olduğu ev ise vakıf evidir ve kira ödenmektedir. Saddan döneminde birçok terör saldırısına maruz kalan, özellikle zehirlenme komplolarından Allah’ın yardımıyla kurtulan Ayetullah Sistani, İmam Ali Türbesinde cemaat namazı kıldırması da yasaklanınca bu küçük ama dünyalar kadar büyük maneviyat dolu evinden halkı yönlendirmeye başlamış.
İlk önce 70 m2 olan bu sıradan toprak ev, görüşmeye gelenlerin biraz rahat etmesi için 34 yıl zarfında 100-120 m2 daha büyütülmüş. Bitişikteki bir ev daha kiralanarak gelen misafirlerin bekleme salonu ve Ayetullah Sistani’nin görüşme odası olarak kullanılmaya başlanmış.
“Biz bu toplumun manevi önderleri olarak, halkın en fakirinin durumunu göz ününe alarak yaşamalıyız” diyen bir insanın yanından ayrılarak onun manevi irfan pınarından uzaklaşmak istemesek de toplantının sonunda sekseni aşkın yaşına rağmen Ayetullah Sistani birkaç adım başbakanla kapıya doğru yürüdü. Bu onun başbakanla yaptığı görüşmeden duyduğu memnuniyetin belirtisiydi.
Sayın Başbakan Ayetullah Sistani’ye Abdulhamit Han’ın Ferman namesini hediye etti.
Onu havaalanına uğurlarken bu maneviyat ve samimiyet dolu görüşmeden duyduğu memnuniyeti gözlerinden okuyabiliyordum.
Rahmi Onurşan Rahmani 29 Mart 2011

Bu Makale 2433 defa okunmuştur

 

Yorum Ekle
 

Yazdır
 

YORUMLAR

New Page 1
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

03/03/2014 - 09:39 Herkesle olup hiç kimsenin rahmetini almadan ölmek

09/03/2013 - 15:19 Dünü bugünüyle “Diyanet’e bağlanma” ve “Merceiyet’ten Fetva”

16/01/2013 - 15:28 Erbein'i Paylaşmak

19/07/2012 - 13:11 Olmadı Hilal Bacım, Olmadı!

29/05/2012 - 17:42 Adın "Ali" ama gözlerin "Muaviye"ye benziyor

02/04/2012 - 01:46 KUTSAL EMANETİ YAŞATAN ALİMLERİMİZİN HATIRASINA

12/12/2011 - 15:59 Ayasofya, Sultan Ahmet ve Hüseyin Çadırı

21/09/2011 - 11:14 SONSUZA KADAR ALACAKLI OLMAK

09/09/2011 - 11:55 ZAFER ANDI

19/08/2011 - 15:53 ALİ ŞİASI

06/08/2011 - 23:23 ÖMER’İN AĞZINDAN ALİ’Yİ ÖĞRENMEK…

21/04/2011 - 13:42 Tasavvuf Aleviliğinden Caferi İmparatorluğuna

12/04/2011 - 03:07 Ayetullah Sistani Ve Başbakan Erdoğan’ın Tarihi Buluşması.

05/01/2011 - 14:04 Erbain'in Tarihteki Yeri?

13/05/2010 - 15:19 Kerbela'da Bir Amerikalı

12/01/2010 - 18:41 İran'ın Yayılmacı Politikası

22/03/2009 - 22:30 Erbein'de Kerbela'ya Yürümek (2)

19/03/2009 - 00:50 Erbein’de Kerbela’ya Yürümek (1)
 

YAZARLAR

Rahmi Onurşan Rahmani

Herkesle olup hiç kimsenin rahmetini almadan ölmek
Mikail Gürel

Sizi Gidi Kamacılar…
Turgut Atam

GADİR-İ HUM’UN TARİHTEKİ YERİ
Kerim Uçar

MÜMİNLERİN NİŞANELERİ
Mir Kasım Erdem

CAN VERME HALİ
Yakup Yaşlak

Aşura; Yeniden Ölmek Mi, Yoksa Yeniden Diriliş Mi?

MULTİMEDYA

ETKİNLİK TAKVİMİ

24 Kasim 2017
Pz Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30

DUYURULAR

ANKET

SİTEMİZİ  NASIL BULDUNUZ
İYİ
KOTÜ
ORTA

Sonuçları Göster

FAYDALI LİNKLER

 
 

Ana Sayfa

Hakkımızda

Ziyaretçi Defteri

İletişim