Siz Aleviler İmam Ali Hareminin (Türbesinin) Güvercinleri idiniz
Uçurdular Sizi Buralardan
Artık Geri Dönme Vaktiniz Gelmedi mi?
Ayetullah Sistani:

Ana Sayfa

Hakkımızda

Foto Galeri

Multimedia

İletişim

Ziyaretçi Defteri

Kategoriler

KATEGORİLER

ÜYELİK

Kull. Adı

:

Şifre

:

Yeni Üye Kaydı 
Şifremi Unuttum

BİR AYET

BİR HADİS

FOTO GALERİ

ÇOK OKUNANLAR

 
 
 

 
Tasavvuf Aleviliğinden Caferi İmparatorluğuna
21/04/2011 - 13:42

Rahmi Onurşan Rahmani
TÜRK SEFEVİ İMPARATORLUĞUNU KURAN ALEVİ SEFEVİLER, NASIL CAFERİ SEFEVİLER OLDULAR? TASAVVUFLA FIKHI BİRLEŞTİRMEYİ NASIL BAŞARDILAR? ALEVİ, CAFERİ VE ŞAH İSMAİL EKSENİNDE OLUŞAN İMPARATORLUĞUN SIRRI NE?
Şah İsmail’in kurduğu Sefevi devletinin inancı iki önemli merkezden beslenmiştir. Bunlardan biri Anadolu diğeri ise İran’dı.
Anadolu asırlar boyu Şam ve Horasandan gelen Ehlibeyt taraftarlarına kucak açmıştır. Sefeviler Ehlibeyt anlayışını iki ana damardan; yani Horasan merkezli, Larican, Serbedaran ve Mer’aşi sufilerden ve Şam’dan asırlar içerisinde hicret edip Anadolu’ya yerleşen Alevilerden temin etmişlerdir.
Yüzlerce yıl öncesinden gelen toplumların kendilerine has eski gelenekleri bir taraftan, Anadolu Selçukluları arasından süzülüp gelen tasavvufi fikirler diğer taraftan bu bölgede din ve mezhep halinde karmakarışık bir yapıyı ortaya çıkarmıştır.
Hem Anadolu Alevileri hem İran Alevileri Hille, Necef, Cebel Amul gibi Fıkhi imami mektepten kopuk olduklarından ve Şiraz ile Harat havzalarının etkisiz kalmasından dolayı genelde sufi ve tasavvufi boyutları güçlü, fıhki ve kelami boyutları ise zayıf kalmıştır.
Sekizinci yüzyılın ilk yarısında sonraları İslam dünyasında büyük etkiler bırakacak olan Muhakkik Hilli, Allame Hilli, Şemsuddin Mekki gibi alimler fıkhi mektebin önde gelen fakihlerindendi. Ama sufiliğin hakim olduğu İran’dan uzakta idiler.
Azerbaycan’daki fikri gelenek ise eski tasavvufi gelenekten ve buradaki felsefi düşünce ve kültürüyle yoğun bir etkileşim içindeydi. Suriye’nin kuzeyinde ve Anadolu’nun bazı bölgelerinde bulunan bu fikri akım Türkleri etkilemiş, dolayısıyla bir Türk hanedanı olan Sefeviler de bundan istisna olmamıştır.
Şeyh Safi hanedanı Ehlibeyt inancını Anadolu’dan aldıklarını ve Alevi etkileşimini açıkça beyan etmişlerdir. Fıkhi merkezden uzak kalmaları bu Alevi Kızılbaş inancının oluşmasında önemli rolü olmuştur.
Üstat Resul Ceferiyan’ın da dediği gibi; İmami Şiilik İran’da 7. yüzyıl ile 9. Yüzyıl arasında gerçekleşen siyasi karışıklıklar ve Moğol saldırıları döneminde fakih ve alimlerin İran’a gelmesiyle ortaya çıkmıştı. O döneme kadar İran da sufilik ve tasavvuf daha güçlüdür. İlmi, kültürel ve fıkhi yapılanma azdır.
Yani fakihler az fakat mutasavvıf şair ve yazarlar çoktu. Serbedaran, Mer’aşiler, Muşa’şiler gibi daha çok sufiliğe meyilli gulat düşüncelerin siyasi hâkimiyeti vardı, ama fıkhi önderlikten yoksundular. Ehlibeyt’in fıkhi merkezi ise Irak ve Lübhan’da, Cebel Amul’de toplanmıştı.
Ehlibeyt İmamlarının temel kaynaklarından yoksun bir hareketin itidal noktasına gelmesi, sözlerini Kuran ve Sünnet çerçevesine oturtması düşünülemez. Bu itidal ise Hz. Ali mektebinin büyük alimlerinin ve kitaplarının Hille, Cebel Amul ve Bahreyn mektebinden İran’a getirtilmesiyle mümkündü.
Ehsenul’t Tevarih de geldiği kadarıyla; o dönemde halk on iki imam Caferi mezhebinin kaide ve kurallarını bilmiyorlardı. Bunun nedeni de 12 imam fıkıh kitaplarının ve fakihlerin olmayışındandı.”
Soru zaten bu ihtiyacın ne zaman anlaşıldığı ve bu büyük kültürel devrimin nasıl ve kimler eliyle yapıldığıdır.
Türk Sefevi imparatorluğunu kuran alevi Sefeviler, nasıl Caferi Sefeviler oldular? Tasavvufla fıkhı birleştirmeyi nasıl başardılar? Alevi, Caferi ve şah İsmail ekseninde oluşan imparatorluğun sırrı ne?
Sefevilerin devlet olma süreci bitmişti. On iki imam Şiiliği iddiasıyla ortaya çıkmış, fakat düşünceleri Fıkhi Şiilikten çok tasavvufi gulati fikirlere yakındı. Tebriz'de kurdukları bu yeni devlet için artık ıslahat yapmak zorundaydılar. Tasavvufla devlet kurmak, anayasa oluşturmak ve devlet yönetmenin mümkün olmayacağı gün gibi açıktı.
Hicri onuncu yüzyılın ilk çeyreğinde hiç vakit kaybetmeden Ehlibeyt Mektebinin fıkhi ve ilmi öğretilerine dayalı bir hükümet için gerekli olan değişimi hızlı, korkusuzca ve programlı bir şekilde gerçekleştirdiler. Cabel Amul ve Hille’den getirdikleri alimlerle İran’daki alimleri eğitmeye başladılar. Bu yolla aşırı, içi boş ve gali düşünceleri ortadan kaldırdılar. Tasavvufun etkisini azalttılar. Bunu yapmaktan başka da çareleri yoktu.
Çünkü hükümetin anayasaya ve hakimlere ihtiyacı vardı. Dini işlerin idaresini bıraktıkları şeyhülislam ve sadrazam yeterli bilgi ve donanıma sahip olmak, İslam fıkhını çok iyi tanımak zorundaydı. Ayrıca ellerinde anayasa olmadan hüküm veremez, halkın toplumsal yaşamındaki dini boşlukları dolduramazlardı. Tasavvufun buna cevap verme imkânı ise yoktu. Tasavvufla ülke yönetilemezdi.
Başka bir deyişle; evinden dışarı çıkmayan bir alevi için tasavvuf yeterli olabilir. Fakat eline kitap alıp “ben varım” iddiasıyla dışarı çıkıyorsa, binlerce soruya cevap verebilecek ilme ve donanıma sahip olmalıdır.
Şah İsmail ve oğlu Tahmasip Cebe-l Amul’den getirdikleri alim ve fakihlerle Caferi fıhık ve bilgilerini alimlerine öğrettiler. Şeyhulislam ve Sadrazamlar yetiştirdiler. Kendisine yapılan itirazlara Şah Tahmasip “Ben Cebel Amul’den müctehitler gelmesini istiyorum” derdi.
Bu dönem tam bir asır sürdü. Daha sonra İran alimleri kendi öğrencilerini yetiştirmeye başladılar ve yaklaşık 250 yıllık bir imparatorluğu kurmayı başardılar. İşte bu imparatorlukta gizlenen sır budur.
Aynı sorunu başka bir şekliyle Türkiye’deki Alevilerin de yaşadığını görüyoruz. Şimdiye kadar evinde oturan hiçbir iddiası olmayan alevi için “cem” yeterli olabilirdi. Fakat bugün aleviler sokağa çıkmış hak istiyor, kendini ifade etmek “ben buyum” demek istiyorsa kesinlikle tasavvuf yetersiz kalacaktır. Bunu hepimiz görüyoruz zaten…
Çünkü iddia yani binlerce soru, eleştiri, cevap ve kanıt demektir. “kimseye cevap vermek veya ıspat etmek zorunda değiliz” sözü çaresiz insanların sözüdür Alevinin olamaz. Çünkü sözünüzün gücü kadar güçlüsünüzdür. Aksi halde kendi gençlerinizi dahi ikna etmekten aciz kalırsınız.
Bunlara da sadece tasavufla cevap vermek kesinlikle mümkün olmayacaktır. Bin yıl da geçse bu gerçeğin değişmesi imkânsızdır. Misk ve amber kutusu dahi olsanız içinizde misk ve amber yoksa müşteriniz olmaz ve kabınız kadar size değer verirler.
Türkiye’de yaşayan Alevilerin 2 milyara yaklaşan Müslüman ümmete diyecek çok şeyleri olduğuna inanıyorum. Bu da ancak kaybettikleri veya kendilerinden alınan hazinelerini keşfetmeleriyle mümkündür.
YANİ SÖZÜN KISASI …Hz. ALİ MEKTEBİNİN TAKİPÇİLERİ OLAN ALEVİLERİN HZ. ALİ’NİN, HZ. HÜSEYİN’İN HZ. FATIMA’NIN (A.S) FIKHİ MEKTEBİNİ ÖĞRENİP ONA SAHİP ÇIKMAKTAN BAŞKA ÇARELERİ YOKTUR.
Rahmi Onurşan Rahmani

Bu Makale 2541 defa okunmuştur

 

Yorum Ekle
 

Yazdır
 

YORUMLAR

New Page 1
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

03/03/2014 - 09:39 Herkesle olup hiç kimsenin rahmetini almadan ölmek

09/03/2013 - 15:19 Dünü bugünüyle “Diyanet’e bağlanma” ve “Merceiyet’ten Fetva”

16/01/2013 - 15:28 Erbein'i Paylaşmak

19/07/2012 - 13:11 Olmadı Hilal Bacım, Olmadı!

29/05/2012 - 17:42 Adın "Ali" ama gözlerin "Muaviye"ye benziyor

02/04/2012 - 01:46 KUTSAL EMANETİ YAŞATAN ALİMLERİMİZİN HATIRASINA

12/12/2011 - 15:59 Ayasofya, Sultan Ahmet ve Hüseyin Çadırı

21/09/2011 - 11:14 SONSUZA KADAR ALACAKLI OLMAK

09/09/2011 - 11:55 ZAFER ANDI

19/08/2011 - 15:53 ALİ ŞİASI

06/08/2011 - 23:23 ÖMER’İN AĞZINDAN ALİ’Yİ ÖĞRENMEK…

21/04/2011 - 13:42 Tasavvuf Aleviliğinden Caferi İmparatorluğuna

12/04/2011 - 03:07 Ayetullah Sistani Ve Başbakan Erdoğan’ın Tarihi Buluşması.

05/01/2011 - 14:04 Erbain'in Tarihteki Yeri?

13/05/2010 - 15:19 Kerbela'da Bir Amerikalı

12/01/2010 - 18:41 İran'ın Yayılmacı Politikası

22/03/2009 - 22:30 Erbein'de Kerbela'ya Yürümek (2)

19/03/2009 - 00:50 Erbein’de Kerbela’ya Yürümek (1)
 

YAZARLAR

Rahmi Onurşan Rahmani

Herkesle olup hiç kimsenin rahmetini almadan ölmek
Mikail Gürel

Sizi Gidi Kamacılar…
Turgut Atam

GADİR-İ HUM’UN TARİHTEKİ YERİ
Kerim Uçar

MÜMİNLERİN NİŞANELERİ
Mir Kasım Erdem

CAN VERME HALİ
Yakup Yaşlak

Aşura; Yeniden Ölmek Mi, Yoksa Yeniden Diriliş Mi?

MULTİMEDYA

ETKİNLİK TAKVİMİ

24 Kasim 2017
Pz Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30

DUYURULAR

ANKET

SİTEMİZİ  NASIL BULDUNUZ
İYİ
KOTÜ
ORTA

Sonuçları Göster

FAYDALI LİNKLER

 
 

Ana Sayfa

Hakkımızda

Ziyaretçi Defteri

İletişim