Siz Aleviler İmam Ali Hareminin (Türbesinin) Güvercinleri idiniz
Uçurdular Sizi Buralardan
Artık Geri Dönme Vaktiniz Gelmedi mi?
Ayetullah Sistani:

Ana Sayfa

Hakkımızda

Foto Galeri

Multimedia

İletişim

Ziyaretçi Defteri

Kategoriler

KATEGORİLER

ÜYELİK

Kull. Adı

:

Şifre

:

Yeni Üye Kaydı 
Şifremi Unuttum

BİR AYET

BİR HADİS

FOTO GALERİ

ÇOK OKUNANLAR

 
 
 

 
GABET-İ KÜBRA'DAN SONRA
12/08/2011 - 17:09

Turgut Atam
Hz. Mehdi’nin (a.f) büyük gaybete çekilmesinden sonra Şiiler için yeni bir dönem başladı. Bu dönemde Şiiler artık rahat bir şekilde İmamları ile görüşme imkânı bulamıyorlardı. Zamanın hükümetinin baskısı Emevi dönemini aratmayacak kadar artmıştı.

Bu dönemde Şiilerin kudret merkezlerinden uzaklaşıp hükümet merkezinin kontrolünün az olduğu uzak ve ücra yerlere yerleşmesini görmekteyiz. Dolayısıyla daha rahat hareket etme imkânı bulmuşlardır. Çok geçmeden büyük Şii âlimleri yetişti. Aynı şekilde Mısır’da Fatımiler, İran’ın Kuzey’inde Zeydiler Irak’ta ve İran’ın bazı bölgelerinde on iki imama (a.s) inanan Şiilerin hükümet kurmayı başardıklarını görmekteyiz.

Bu dönemde büyük Şii âlimleri değişik İslamî ilim dallarında kitaplar yazdılar. Şiilerin büyük hadis mecmuası yine bu dönemde tedvin edildi. Şii’nin kelamî düşünceleri olgunlaştı. Fıkıh ve usul risaleleri yazıldı. Şii hadisçileri, fıkıhçıları ve kelamcıları büyük eserler sunmayı başardı ve o zamana kadar yazılmış eserleri tertipleyip düzenlediler.

Yine bu dönemde Şii âleminde Kum ve Bağdat şehirlerinde iki önemli cereyanı görmekteyiz; Hadisçiler (Ehli Hadis) ve Akılcılar (Re’y ehli). Hadisçilere; Ahbariye ve Haşeviye’de denir. İkinci cereyana yani Akılcılar; Mutezile, Mütekellimin ve Kelamiye isimleriyle anılmaktadırlar.

EHLİ HADİS

Ehli hadisçiler daha sonra Şeyh Müfid gibi akılcı cereyanın öncüleri tarafından “Haşeviye-i Şia” olarak adlandırıldılar. Bu akımın başlangıç noktası gaybetten önceki yani imamların yaşadıkları döneme dayanır. Bu grup, akılcı cereyan karşısında hadisi savunmak ve korumak amacıyla oluşmuştur. Hadisçiler, hadis karşısında iki farklı yöntem kullanıyorlardı. Birinci grup; hadisi eleştiri ile birlikte nakletmeyi savunuyorlardı. Fakat bu eleştiri çok ihtiyatlı olmalıydı. Kâfi kitabının yazarı Muhammed b. Yakup Kûleyni (329 h.k), İbni Velid olarak tanınan Muhammed b. Hasan b. Ahmed b. Velid (343 h.k) ve Saduk olarak bilinen Muhammed b. Ali b. Babiveyh-i Kummî (381 h.k) bu grubun en tanınan öncüleridirler. Diğer grup ise Ehlisünnet’in Haşeviye fırkası gibi hadisin zahirine önem veren kimselerdir. Bunlara “Zahir ehli’de” denebilir. Ebul Hasan Naşî ve Ali b. Abdullah b. Vesif (h.k 366) bu grubun önde gelen belli başlı tanınmış şahıslarıdır. Ehli hadis kısa bir zaman içinde akılcı cereyana galip geldi. Büyük Gaybet’ten sonraki dönemde Şii düşüncesine hâkim oldular. Zamanın en büyük ilim merkezi olan Kum onların elindeydi. Kum fakihleri ve hadisçilerinin hepsi istidlal, içtihat ve akılcılığa karşıydılar. Şii fakihlerinin birçoğu bu gruptan idiler. Bu süreç hicretin dördüncü yüzyılına kadar devam etti.[1]

AKILCILAR
Çok geçmeden hicretin dördüncü yüzyılında Şii’nin akılcı kelamcıları kendilerini gösterdiler. Kum mektebinin karşısında durdular. İmamiye kelamcıların Bağdat’ta ortaya çıkması ile Kum mektebi gerilemeye başladı. Bağdat mektebi, hadisi tahlil etmeden sorgusuz sualsiz bir şekilde kabul eden Kum fakihleri karşısında akılcı kelamı savunuyorlardı.

Şeyh Müfid ve İbnu-l Muallim olarak tanınan Ebu Abdullah Muhammed b. Muhammed b. Numan Bağdadî (h.k 413) bu mektebin en tanınmış şahsiyetlerindendirler. Şeyh Müfid Hadisçilerin ve Kumluların özellikle Şeyh Saduk’un Şii dünyasına ve düşüncelerine hâkim olduğunu gördüğünde bu düşünceleri eleştirmeye başladı. Bazı kitaplarında örneğin “Tashihu-l İtikad ve Cevab-ı Ehli’l Hair” Hadisçilerin düşüncelerini tek tek inceleyip şiddetli bir şekilde eleştirdi.

Şeyh Müfid’den sonra öğrenceleri akıl mektebini devam ettirdiler. Bu esnada Şii ve Mutezile düşüncesi ve rehberleri arasında bir yakınlık oluştu. Şeyh Müfid’in ve öğrencilerinin dönemi Şii’nin kelam babında en görkemli dönemi olarak bilinmektedir.

Seyyid Murtaza ve Alemul Huda olarak meşhur olan ve Şeyh Müfid’in en önemli öğrencilerinden; Ali b. Hüseyin Musevi (h.k 436) akait ve fıkıh usulleri alanında çok değerli eserler yazdı. Hakeza akılcı mektebin düşüncelerini ve temel yapısına açıklık getirdi.


Bu Makale 2495 defa okunmuştur

 

Yorum Ekle
 

Yazdır
 

YORUMLAR

New Page 1
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

19/11/2011 - 16:03 GADİR-İ HUM’UN TARİHTEKİ YERİ

26/08/2011 - 17:52 TERAVİH NAMAZI

12/08/2011 - 17:09 GABET-İ KÜBRA'DAN SONRA
 

YAZARLAR

Rahmi Onurşan Rahmani

Herkesle olup hiç kimsenin rahmetini almadan ölmek
Mikail Gürel

Sizi Gidi Kamacılar…
Turgut Atam

GADİR-İ HUM’UN TARİHTEKİ YERİ
Kerim Uçar

MÜMİNLERİN NİŞANELERİ
Mir Kasım Erdem

CAN VERME HALİ
Yakup Yaşlak

Aşura; Yeniden Ölmek Mi, Yoksa Yeniden Diriliş Mi?

MULTİMEDYA

ETKİNLİK TAKVİMİ

20 Kasim 2017
Pz Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30

DUYURULAR

ANKET

SİTEMİZİ  NASIL BULDUNUZ
İYİ
KOTÜ
ORTA

Sonuçları Göster

FAYDALI LİNKLER

 
 

Ana Sayfa

Hakkımızda

Ziyaretçi Defteri

İletişim