Ehl-i Sünnet sizin kardeşinizden de öteye canınız, özünüzdür.
Ayetullah Sistani

Ana Sayfa

Hakkımızda

Foto Galeri

Multimedia

İletişim

Ziyaretçi Defteri

Kategoriler

KATEGORİLER

ÜYELİK

Kull. Adı

:

Şifre

:

Yeni Üye Kaydı 
Şifremi Unuttum

BİR AYET

BİR HADİS

FOTO GALERİ

ÇOK OKUNANLAR

 
 
 

 
İNSANIN KERÂMETİ
17/09/2011 - 15:43

Mikail Gürel
Yüce Hakkın Adıyla
Güncel hayatımızda en yoğun şekilde hâkim olan bir konu geldi aklıma ve sarıldım kaleme…
İnsanın kerameti hakkında en doğru tespiti ortaya koyabilmek için öncelikle bu iki kelimeyi anlamak gerek.
Felsefi tanıma göre insan, hayvan-ı natıktır / konuşan hayvandır. Yani onu hayvanlardan ayırt eden yönü konuşuyor olmasıdır. Aslında sadece bu konu üzerinde bile söylenecek çok söz vardır. Zira insan, dünyevi yaşamının büyük bir bölümünü oluşturan sosyal hayatını bu özelliğine dayanarak yürütmektedir. Sosyal hayatın en başarılı insanları konuşma yeteneği ve ikna kabiliyeti en güçlü olan kimselerdir.
Hz. Ali (a.s), “Konuşun ki tanınasınız; zira kişi dilinin altında gizlidir” buyurarak insandaki bu önemli özelliğe dikkat çekmiştir. İnsan konuşmasıyla diğerlerine güven veya güvensizlik, korku veya cesaret, kuvvet veya zafiyet telkin eder. Özellikle büyük reklam şirketlerinin halkla ilişkiler konusunda istihdam edecekleri kişilerde üstün düzeyde konuşma ve ikna kabiliyeti koşulunu aramalarının sebebi de budur. Çünkü düzgün ve etkileyici bir konuşmayla binlerce kişiyi etkileyebilir, peşinizden sürükleyebilirsiniz. Bu gerçeği günümüzün sosyal ve siyasi hayatında çok iyi şekilde görmekteyiz.
Fakat ben işin daha çok dini boyutu ile ilgileniyorum. Elbette dinin her alanda olduğu gibi sosyal hayata dair desturlarında da insanın saadetini temin etme garantisi mevcuttur. Dini eğer bir bütün olarak görürsek zaten insandan ayırmak imkânsız bir hal alır. İnsan neredeyse dini de oradadır.
Konuşma özelliğine göre yüce dinimiz insanları üç kısma ayırmıştır: Müminler, kâfirler ve münafıklar.
1- Müminler kalplerindeki gerçekleri konuşmalarına yansıtan, özü ve sözü doğru kişilerdir. Onların kalpleri ile sözleri arasında tezat yoktur. Konuşmaları inançlarının sözlü ifadeleridir. “Ve onlar, emanetlerine ve sözlerine riayet edenlerdir” (Muminun 8).  
2- Kâfirler, fıtratlarının ikrar ettiği hakikatleri dile getirmekten kaçınan, içlerindeki gerçeği inkâr eden insanlardır. Yani kalben yakin ettikleri gerçekleri inatlarından dolayı inkâr ederler. Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri hâlde, sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkâr ettiler. (Neml 14).
3- Münafıklar kalplerindeki inkârın aksini konuşmalarına yansıtan içten pazarlıkçı insanlardır. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. (Ali İmran 167).
Demek ki filozofların insan hakkındaki tanımlamasını yabana atmamak gerekir. İnsanı diğer hayvanlardan ayıran en önemli alamet-i farikası konuşma özelliğidir ve konuşmasında yaratıcılığa sahip olma yönüdür. Diyebilirsiniz ki; diğer hayvanlarda da kendi yapılarına uygun bir çeşit iletişim şekli vardır. Ancak şu bir gerçektir ki hayvanlarda mevcut olan iletişim şekli tek tip ve tekdüzedir. Asla farklılaşma ve gelişme göstermez. Mesela arılar arasında olan iletişim şeklini ele alacak olursak; bundan yüz yıl önceki iletişim tarzı hiçbir değişkenlik göstermeden günümüzde de aynı şekilde devam etmektedir ve yüz yıl sonra da aynı şekilde olacaktır. Demek ki insandaki konuşma özelliği sırf iletişim kurma aracı değil, aynı zamanda terakki ve gelişim unsurudur. Onun içindir ki bundan yüzyıl önceki insan toplumu ile bugünkü insan toplumunu mukayese ettiğimizde müthiş bir değişimin olduğunu görmekteyiz. Bu, insanın devamlı tefekkür ederek yeniliklere ve farklılıklara ulaşan bir varlık olduğunun kanıtıdır. Peki, bundan yüzyıl önceki değer yargılarıyla bugünün değer yargıları değişmiş midir? Yani diyebilir miyiz ki yüz yıl önce zulüm kötü bir şeydi ama bugün bir değerdir veya bundan yüzyıl önce adalet iyi bir şeydi ama günümüz dünyasında artık bir değer olma niteliğini kaybetmiştir?! Veya diyebilir miyiz ki bundan yüz yıl önce bir insana saygı gösterilmesinden hoşlanırdı ama günümüz dünyasında size saygı gösterilmesinden bir insan olarak rahatsız olursunuz?! Yani kısaca ve tek kelimeyle “insan ve insani değerler” değişti mi?
Tabi bu soruya cevap verebilmek için insanı ve onun değerlerini bilmek gerek… İnsan, Kurâni bir tanımla (ki en kapsamlı tanımdır) Allah’ın yeryüzündeki halifesi/temsilcisi, cemal ve celal sıfatlarının tecellisidir. Bu manada bir insandan söz ediyor isek o asla değişmemiştir; değer yargıları da değişmemiştir. Zira temsil ettiği makam asla değişime uğramaz. Eğer Allah konusunda bir değişim söz konusu ise işte o zaman insan ve insani değerlerin de değiştiğinden söz etmek mümkün olur.
Fakat diğer hayvanlarla ortak bir dünya görüşündeki, yani sadece maddi boyutuyla arz-ı endam eden bir insandan söz ediyor isek o zaman insanın değiştiğinden söz edebiliriz. Bundan yüz yıl önce maddi çıkarına ulaşmak için çok zahmet çekmesi gereken bir insan artık bugün tek bir tuşa dokunarak elde etmek istediğine ulaşabilmektedir.
Sözümüzün aslına ve başına dönecek olursak, insanın kerameti/yüceliği, temsil ettiği makamın hakkını ne ölçüde verdiği ile ilgilidir. Bu temsil makamının hakkını verebilmek için [her kadar sıradan insanlar için imkânsız ise de] makam sahibini tanımak gerekir. Bu anlamda Peygamberler ve onların efendisi Hz. Muhammed-i Mustafa (s.a.a) en güzel örneklerdir.“Gerçekten de İbrâhim'de ve onunla berâber bulunanlarda güzel bir örnek var size” (Mümtehine 4). “Andolsun ki Allah'ın Resûlünde, sizin için uyulacak en güzel bir örnek var” (Ahzab 21).Yüce Allah, Peygamberleri kendisine ulaştıran kanallar olsunlar diye seçip göndermiş ve böylece kendisini temsil etme şeklini somut olarak insanlara sunmuştur. İnsanlar Peygamberlerin öğretilerine yaklaştıkları ölçüde bu ilahi temsil makamına yaklaşmış olacaklardır. Bu öğretilerden uzaklaştıkları ölçüde de gerçek insani değerlerden uzaklaşmış olacaklardır.
Meleklerin bile önünde eğilmiş olduğu bir insan, otla-samanla yetiniyor ve tüm çabasını bu yönde kullanıyorsa temsil makamından uzaklaşmış, kendisini mahvetmiş demektir. İnsan hakkında yaptığımız bu (Kurâni) tanımlamanın ardından son olarak şunu söylüyor ve hepinizi Allah’a emanet ediyorum: İnsanın gerçek değeri Yüce Allah katındaki değeridir. Bu da ancak takva iledir. “Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır.” (Hucurat 13).

Bu Makale 2295 defa okunmuştur

 

Yorum Ekle
 

Yazdır
 

YORUMLAR

New Page 1
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

17/11/2014 - 11:42 Sizi Gidi Kamacılar…

11/09/2014 - 07:55 Üstümüze Vazife Olmayan Şeylerle Vakit Kaybetmeyelim

20/11/2013 - 13:09 Hak Batıl Kavgası

25/04/2013 - 10:47 Hakkıyla Namaz Kılmak

13/03/2013 - 11:45 Hizmet Aşkı Mı Hizmetçilik Mi?!

23/01/2013 - 15:12 Keşke Sevebilseydik…

07/01/2013 - 15:02 Ölmek veya Ölmemek Kendi Elimizde

19/07/2012 - 13:06 Esen Kalın!

24/05/2012 - 15:03 Eğitimi Allah’tan Öğrenelim

28/03/2012 - 19:18 KURÂN’IN MUCİZEVİ YÖNLERİ (3)

29/02/2012 - 13:31 Kurân’ın Mucizevi Yönleri

23/01/2012 - 20:10 İmanın Final Perdesi: ERBAİN

27/12/2011 - 17:58 Kavram Kargaşası

16/12/2011 - 14:26 Caferi Alimlerde Otokontrol Sistemi

17/10/2011 - 11:30 İlmin Aydınlığı mı Cehaletin Karanlığı mı?

17/09/2011 - 15:43 İNSANIN KERÂMETİ

12/08/2011 - 17:16 HANGİ DİNDENİZ!?

19/05/2011 - 02:46 İnsan Yaptığı İşin İlk Muhatabıdır.

01/02/2010 - 13:34 Allah’a Yolculuk

12/01/2010 - 10:06 Hüseyni Hareketin Ölümsüzlük Sırrı
 

YAZARLAR

Rahmi Onurşan Rahmani

Herkesle olup hiç kimsenin rahmetini almadan ölmek
Mikail Gürel

Sizi Gidi Kamacılar…
Turgut Atam

GADİR-İ HUM’UN TARİHTEKİ YERİ
Kerim Uçar

MÜMİNLERİN NİŞANELERİ
Mir Kasım Erdem

CAN VERME HALİ
Yakup Yaşlak

Aşura; Yeniden Ölmek Mi, Yoksa Yeniden Diriliş Mi?

MULTİMEDYA

ETKİNLİK TAKVİMİ

25 Eylül 2017
Pz Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30

DUYURULAR

ANKET

SİTEMİZİ  NASIL BULDUNUZ
İYİ
KOTÜ
ORTA

Sonuçları Göster

FAYDALI LİNKLER

 
 

Ana Sayfa

Hakkımızda

Ziyaretçi Defteri

İletişim