Ehl-i Sünnet sizin kardeşinizden de öteye canınız, özünüzdür.
Ayetullah Sistani

Ana Sayfa

Hakkımızda

Foto Galeri

Multimedia

İletişim

Ziyaretçi Defteri

Kategoriler

KATEGORİLER

ÜYELİK

Kull. Adı

:

Şifre

:

Yeni Üye Kaydı 
Şifremi Unuttum

BİR AYET

BİR HADİS

FOTO GALERİ

ÇOK OKUNANLAR

 
 
 

 
Caferi Alimlerde Otokontrol Sistemi
16/12/2011 - 14:26

Mikail Gürel

 

Bismillahirrahmanirrahim
Geçtiğimiz hafta Başbakan  Yardımcısı Sayın Bekir Bozdağ’ın ülkenin doğu ve güneydoğu bölgelerinde “mele” unvanı ile halk arasında etkin olan, sözleri toplumu durduran veya harekete geçiren medrese eğitimli imamların düzenlenecek bir sınavla diyanetin kadrosuna alınması yönünde bir açıklaması oldu. Ayrıca bu proje kapsamında Caferi âlimlerine de kadro tahsis edilmesini, böylece onların başkaları tarafından kontrol edilmelerinin engellenmiş olacağını ifade etti.
Caferi âlimleri, Kurân-ı Kerim ve önceki semavi dinlerin açık bir emri olan “takva” desturunu kendileri için bir “otokontrol sistemi” kıldıkları için tarihin hiçbir döneminde hiçbir kişi veya kurumun kontrolü altına girmemişlerdir.Esasen herhangi bir kişi veya kurumun kontrolü altına girmeyi, “takva otokontrolünden” daha açık bir ifadeyle, dinin özünden çıkış olarak telakki etmişlerdir. Onların halk üzerinde etkin olmaları, sözleriyle toplumu harekete geçirmeleri veya durdurmaları da zaten bu özelliklerinin bir tezahürüdür.Bu mektebin mensubu olan insanlar asla “takva”sız âlimlere itina ve ittiba etmez.BinaenaleyhSayın Bakana şunu söylemekte fayda var; Caferi âlimleri temsil ettikleri dinin dışında hiçbir kişi veya kurumun kontrolü altında olmamıştır ve olmazlar! Onlar, sadece temsil ettikleri mektebin emirlerinin kontrolü ve sorumluluğu ile hareket ederler. Dolayısıyla sizin zannettiğiniz gibi birilerinin onlar üzerinde kontrolü söz konusu değildir. Ancak onları sünni bir kurum olan diyanetin kontrolü altına almakistemenizle neyin peşindesiniz ve farz-ı muhal böyle bir kontrolle ne yapmak istiyorsunuz?! Kadrolaştırma siyaseti ile Ehlibeyt mektebinin içini boşaltmayı, uzun vadede bu mektebe mensup olan insanları asimile etmeyi düşünüyor olabilirsiniz. Bu kaygının yasal düzenlemelerle giderilmesi de imkânsızdır. Hele “devlete bağlı Caferi Diyaneti oluşturulursa bu kaygı bertaraf olur” söylemi açık bir gaflettir. Zira bunda da memurluk sistemi, takvanın kontrolünden çıkış ve bir kurumun kontrolüne giriş vardır ve bu bizim mektebin genetiğine aykırıdır.
Geçmişte defalarca bu plan devreye sokulmuş olmasına rağmen her defasında “takva otokontrolü” ile hareket eden basiretli âlimlerimiz gerekli cevabı vermiştir.
Ehlibeyt mektebine mensup olan âlimlerimiz tarihin her döneminde dini tebliğ etmeyi şer-i bir vazife telakki etmiş ve bunun karşılığında ücret istemeyi haram saymıştır.Halkımız ise tüm hayatını insanlara dini vecibelerini öğretmek ve onları irşad etmeye adamış olan bir âlimin geçimini sağlamayı inancının bir gereği saymıştır.Âlim ile cemaat arasındaki bu irtibat doğal olarak karşılıklı sorumluluk hissi doğurmuştur; âlim, cemaate doğruları anlatmayı kendisine bir görev bilmiş, cemaat ise kendisini cehaletin karanlığından ilmin aydınlığına çıkaran âlimi, bir baba gibi görmüş; onun geçimini sağlamayı da kendisine bir vazife saymıştır. Dikkat edilecek olursa bu sistemde herkes sorumluluk hissiyle hareket eder ve kimse kimsenin kontrolünde değildir. Yine dikkat edilirse burada cemaati harekete geçiren veya durduran âlim değildir, ilimdir ve dini sorumluluktur.
Bugün maaş karşılığı din hizmeti verenlerin maaşı kesilecek olursa bu sözlerin ne kadar da isabetli olduğu daha net anlaşılır. Birkaç ay önce bir haber okumuştum: “Gecenin geç saatlerinde bir pavyonda uygunsuz halde görüntülenmiş olan imama ceza vermek istediklerinde kendisini şu şekilde savunmuş: Benim mesai saatim dışında özel hayatıma hiç kimse karışamaz. Eğer mesai saati içinde böyle bir davranış sergilemiş olursam, ancak o zaman bana hesap sorabilirsiniz.”
İşte bu yüzden Ehlisünnet camiasında âlim ile cemaat arasında bizim camiada olduğu gibi sıcak ve samimi bir irtibat yoktur. Cemaatin çoğu arkasında namaza durduğu imamın ismini bile bilmez. Çünkü aralarında birbirlerine karşı sorumluluk yoktur.
Kurân mantığına göre ise mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerine karşı sorumludurlar; iyiliği emrederler ve kötülükten men ederler….. (hepsi) Allah ve Resulünün kontrolündedirler. (İmamı da cemaati de)…. (Tevbe 71)
Selam ve dua ile…


Bu Makale 2322 defa okunmuştur

 

Yorum Ekle
 

Yazdır
 

YORUMLAR

New Page 1
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

17/11/2014 - 11:42 Sizi Gidi Kamacılar…

11/09/2014 - 07:55 Üstümüze Vazife Olmayan Şeylerle Vakit Kaybetmeyelim

20/11/2013 - 13:09 Hak Batıl Kavgası

25/04/2013 - 10:47 Hakkıyla Namaz Kılmak

13/03/2013 - 11:45 Hizmet Aşkı Mı Hizmetçilik Mi?!

23/01/2013 - 15:12 Keşke Sevebilseydik…

07/01/2013 - 15:02 Ölmek veya Ölmemek Kendi Elimizde

19/07/2012 - 13:06 Esen Kalın!

24/05/2012 - 15:03 Eğitimi Allah’tan Öğrenelim

28/03/2012 - 19:18 KURÂN’IN MUCİZEVİ YÖNLERİ (3)

29/02/2012 - 13:31 Kurân’ın Mucizevi Yönleri

23/01/2012 - 20:10 İmanın Final Perdesi: ERBAİN

27/12/2011 - 17:58 Kavram Kargaşası

16/12/2011 - 14:26 Caferi Alimlerde Otokontrol Sistemi

17/10/2011 - 11:30 İlmin Aydınlığı mı Cehaletin Karanlığı mı?

17/09/2011 - 15:43 İNSANIN KERÂMETİ

12/08/2011 - 17:16 HANGİ DİNDENİZ!?

19/05/2011 - 02:46 İnsan Yaptığı İşin İlk Muhatabıdır.

01/02/2010 - 13:34 Allah’a Yolculuk

12/01/2010 - 10:06 Hüseyni Hareketin Ölümsüzlük Sırrı
 

YAZARLAR

Rahmi Onurşan Rahmani

Herkesle olup hiç kimsenin rahmetini almadan ölmek
Mikail Gürel

Sizi Gidi Kamacılar…
Turgut Atam

GADİR-İ HUM’UN TARİHTEKİ YERİ
Kerim Uçar

MÜMİNLERİN NİŞANELERİ
Mir Kasım Erdem

CAN VERME HALİ
Yakup Yaşlak

Aşura; Yeniden Ölmek Mi, Yoksa Yeniden Diriliş Mi?

MULTİMEDYA

ETKİNLİK TAKVİMİ

25 Eylül 2017
Pz Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30

DUYURULAR

ANKET

SİTEMİZİ  NASIL BULDUNUZ
İYİ
KOTÜ
ORTA

Sonuçları Göster

FAYDALI LİNKLER

 
 

Ana Sayfa

Hakkımızda

Ziyaretçi Defteri

İletişim