Ehl-i Sünnet sizin kardeşinizden de öteye canınız, özünüzdür.
Ayetullah Sistani

Ana Sayfa

Hakkımızda

Foto Galeri

Multimedia

İletişim

Ziyaretçi Defteri

Kategoriler

KATEGORİLER

ÜYELİK

Kull. Adı

:

Şifre

:

Yeni Üye Kaydı 
Şifremi Unuttum

BİR AYET

BİR HADİS

FOTO GALERİ

ÇOK OKUNANLAR

 
 
 

 
İmanın Final Perdesi: ERBAİN
23/01/2012 - 20:10

Mikail Gürel
Bismillahirrahmanirrahim
Peygamberimiz 40 yaşında Yüce Hak tarafından mebus kılınıp vahye muhatap oldu. 40 yaşı insanın hayatındaki en olgun dönemdir. Zira 40 yaşına ulaşmış biri artık dünyadan uzaklaşmış ahirete yaklaşmıştır. Şu soruyu doğal olarak sorabilirsiniz; Dünyadan uzaklaşıp ahirete yaklaşmak her geçen saniyede herkes hakkında geçerli değil midir?! Başka bir ifadeyle her geçen saniye bizi dünyadan uzaklaştırıp ahirete yaklaştırmıyor mu? Ölüm, her insana aldığı nefes kadar yakın değil midir? O halde herkes ahirete yakın değil midir?
Şu bir gerçektir ki arkasını dönüp giden uzak, yüzünü çevirip gelen ise yakındır. Dünya [zaman]  arkasını dönmüş gitmekte ve ahiret [ölüm] ise yüzünü çevirmiş gelmektedir. Bu bakış açısıyla elbette ki ahiret yakın, dünya ise uzaktır. Fakat “uzak ve yakın” kavramları göreceli iki kavramdır; yani kişiye ve düşünceye göre değişkenlik gösterebilir. Birinin uzak dediği başka biri için son derece yakın olabilir ve bunun tersi de aynı şekilde geçerlidir. Peygamberimiz (s.a.a) buyuruyor ki: “Ümmetimin vasatî ömrü altmış yıldır; bunu aşabilenler azınlıkta kalacaklardır.” Bu hadise binaen 40 yaşını tamamlamış olan biri matematiksel olarak [eğer 60 yıl yaşaması mukadder ise] dünyadaki ömrünün üçte ikilik bölümünü tamamlamıştır. Dolayısıyla dünyadaki ikamet sürecinin çoğunu tamamlamıştır; yani dünyadan uzaklaşmış, ahirete yaklaşmıştır. Bunu düşünmek ister-istemez insanın şahsiyetinde etkisini gösterir; onun tercihlerini, değer yargılarını, ötelediklerini ve öncelediklerini şekillendirir. Eğer birazcık idrak sahibi ise artık dünyadan ayrılacağı günü düşünür ve ahiret yolculuğunun hazırlıklarına başlar, daha doğrusu artık bir yolcu gibi yaşamaya alıştırır kendisini… İşte bu düşünce tarzı insana bir olgunluk kazandırır; onun manevi ikliminde meyvelerini vermeye başlar; onun kişilere, olaylara ve fikirlere yaklaşım tarzını şekillendirir.
İnsan ömründe 40 yaşı onun olgunluğunun ve kemalinin zirvesi olduğu gibi İslam tarihinde bir dönüm noktası olan şanlı Kerbela kıyamının da 40. günü, hiç şüphesiz bu hareketin olgunluğuna ulaşıp meyvesini vermeye başladığı gün olmuştur. Kerbela hareketinin bir kıyam ve şehadet sayfası vardır, bir de bu kıyamdan çıkarılması gereken dersler ve mesaj sayfası vardır.
İmam Hüseyin ve sadık yarenleri kanlarıyla yazdıkları ölümsüz destanla bu hareketin kıyam ve şehadet sayfasını süslediler. Hz. Zeyneb ise ceddi Resulullah’tan (s.a.a) aldığı hikmet, babası Ali’den aldığı fesahet, annesi Zehra’dan aldığı iffet, kardeşi Hasan’dan aldığı basiret ve kardeşi Hüseyin’den aldığı şecaatle bu ölümsüz kıyamın hedeflerini gittiği her menzilde anlatarak Kerbela destanının mesajlarını oluşturan sayfayı en güzel cümlelerle yazıp insanlığa hediye etti. Yani İmam Hüseyin’in şehadetinin 40. günü artık bu şanlı kıyam hedefine ulaşarak özgür insanlar yaratmaya başlamıştı.
Erbain, “kırk” anlamına gelen bir kavramdır. Hicri 61 yılı Sefer ayının 20. günüydü; İmam Hüseyin ve yarenlerinin şehadetinin üzerinden kırk gün geçmişti. Peygamberimizin (s.a.a) seçkin sahabesi Cabir b. Abdullah Ensari o günün zor şartlarında gözlerini de kaybetmiş olmasına rağmen bir şekilde kendisini İmam Hüseyin’in (a.s) kabrinin yanına ulaştırmıştı. Yanında kendisine yardım eden hizmetçisi Atiyye vardı. Cabir öncelikle Fırat suyundan gusül alarak bedenini ve ruhunu ziyaret için hazırlıyor. Sonra yanında bulunan ıtır ile bedenine güzel koku sürdükten sonra Atiyye’ye diyor ki: “Beni mevlamın kabrinin başına götür.” Kabrin başına vardığında selam veriyor ve sonra “mersiye okuyor”. Evet, mersiye okuyor… Diyor ki neden bana cevap vermezsin ey mevlam?!... Nasıl cevap veresin ki başını bedeninden ayırmışlar…. Bedenini paramparça etmişler…. Cabir bu cümlelerle ağıt yakıp ağlıyor ve kendinden geçip mübarek kabrin üzerine yığılıp kalıyor… Sonra kendine geldiğinde Atiyye ona diyor ki: Uzaktan bir karartı görünüyor…. Çok geçmeden gelenlerin Hz. Zeynep, İmam Seccad ve yanlarındaki Ehlibeyt fertleri oldukları anlaşılıyor…
Böylece Erbain gününde ilk kez İmam Hüseyin’in kabri ziyaret edilmiş oluyor ve ziyaret kültürünün temeli atılmış oluyor. O günden beri her yıl Erbain yaklaştığında dünyanın her köşesinden İmam Hüseyin âşıkları bir sel olup Kerbela’ya akmaktadır. Kerbela özgür insanların “Erbain” gününde buluşma ve İmamlarına biat etme noktası olmuştur.
Ziyaret kültürü, ziyaretçiye ziyaret ettiğinin kültürüyle tanışma olanağını sağlamaktadır. İmam Hüseyin’i ziyaret etme kültürü, ziyaretçiye, İmam Hüseyin’in uğruna kurban olduğu değerlerle tanışmak ve bu değerlere kurban olmayı içselleştirme fırsatını sunmaktadır. İşte bu, tam da İmam Hüseyin’in istediği şeydi. Yani savunduğu değerlerin anlaşılıp içselleştirilmesi ve hayata geçirilmesi…
Bugün aradan geçen zaman İmam Hüseyin’in uğruna canını feda etmiş olduğu değerlerin asla eskimediğini, aksine daha da canlanıp uğruna can verenlerin sayısını artırdığını açıkça ortaya koymuştur. Yezid’in iflas etmiş olan mantığı da asla değişmemiştir; onlar, İmam Hüseyin ziyaretçilerini bombalamakla, öldürmekle sindirebileceklerini ve ortadan kaldıracaklarını zannedecek kadar aptal ve zavallıdırlar. Döktükleri kanların bu mektebin takipçilerini daha da canlandırdığını anlamayacak kadar aptaldırlar maalesef…
İmam Hüseyin (a.s), tek kelimeyle “Allah’a iman”ı yaşatmak için şehit oldu. Başka bir ifadeyle “yaşamak” için şehit oldu. Kurâni ifadeyle “hayat-ı tayyibe”yi tesis etmek için, ruhun hayatını bedenin hayatına tercih etti. Eğer bedeninizin konforunu, rahatlık ve asayişini korumak için ruhunuzun esarete düşmesine aldırmıyor iseniz o zaman Hüseyin’i anlamamışsınız demektir. Zira Hüseyin mektebi özgür ruhlu insanlar yetiştirir. Dünyevi mülahaza ve maslahatları korumak adına ruhundaki ve vicdanındaki “hak haykırışlarını” duymazdan gelen biri İmam Hüseyin’i asla anlamamıştır.
Kerbela kıyamı “Allah’a imanın en güzel sahnesidir.” Bu sahnenin final perdesi ise Erbain’dir; onun için “Erbain ziyareti, müminin alametlerinden biri sayılmıştır.” Rabbim bizleri Erbain ruhunu anlayanlardan ve bu halet-i ruhiyye ile yaşantısına yön verenlerden karar kılsın…
Selam ve dua ile..

Bu Makale 2401 defa okunmuştur

 

Yorum Ekle
 

Yazdır
 

YORUMLAR

New Page 1
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

17/11/2014 - 11:42 Sizi Gidi Kamacılar…

11/09/2014 - 07:55 Üstümüze Vazife Olmayan Şeylerle Vakit Kaybetmeyelim

20/11/2013 - 13:09 Hak Batıl Kavgası

25/04/2013 - 10:47 Hakkıyla Namaz Kılmak

13/03/2013 - 11:45 Hizmet Aşkı Mı Hizmetçilik Mi?!

23/01/2013 - 15:12 Keşke Sevebilseydik…

07/01/2013 - 15:02 Ölmek veya Ölmemek Kendi Elimizde

19/07/2012 - 13:06 Esen Kalın!

24/05/2012 - 15:03 Eğitimi Allah’tan Öğrenelim

28/03/2012 - 19:18 KURÂN’IN MUCİZEVİ YÖNLERİ (3)

29/02/2012 - 13:31 Kurân’ın Mucizevi Yönleri

23/01/2012 - 20:10 İmanın Final Perdesi: ERBAİN

27/12/2011 - 17:58 Kavram Kargaşası

16/12/2011 - 14:26 Caferi Alimlerde Otokontrol Sistemi

17/10/2011 - 11:30 İlmin Aydınlığı mı Cehaletin Karanlığı mı?

17/09/2011 - 15:43 İNSANIN KERÂMETİ

12/08/2011 - 17:16 HANGİ DİNDENİZ!?

19/05/2011 - 02:46 İnsan Yaptığı İşin İlk Muhatabıdır.

01/02/2010 - 13:34 Allah’a Yolculuk

12/01/2010 - 10:06 Hüseyni Hareketin Ölümsüzlük Sırrı
 

YAZARLAR

Rahmi Onurşan Rahmani

Herkesle olup hiç kimsenin rahmetini almadan ölmek
Mikail Gürel

Sizi Gidi Kamacılar…
Turgut Atam

GADİR-İ HUM’UN TARİHTEKİ YERİ
Kerim Uçar

MÜMİNLERİN NİŞANELERİ
Mir Kasım Erdem

CAN VERME HALİ
Yakup Yaşlak

Aşura; Yeniden Ölmek Mi, Yoksa Yeniden Diriliş Mi?

MULTİMEDYA

ETKİNLİK TAKVİMİ

24 Kasim 2017
Pz Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30

DUYURULAR

ANKET

SİTEMİZİ  NASIL BULDUNUZ
İYİ
KOTÜ
ORTA

Sonuçları Göster

FAYDALI LİNKLER

 
 

Ana Sayfa

Hakkımızda

Ziyaretçi Defteri

İletişim