Siz Aleviler İmam Ali Hareminin (Türbesinin) Güvercinleri idiniz
Uçurdular Sizi Buralardan
Artık Geri Dönme Vaktiniz Gelmedi mi?
Ayetullah Sistani:

Ana Sayfa

Hakkımızda

Foto Galeri

Multimedia

İletişim

Ziyaretçi Defteri

Kategoriler

KATEGORİLER

ÜYELİK

Kull. Adı

:

Şifre

:

Yeni Üye Kaydı 
Şifremi Unuttum

BİR AYET

BİR HADİS

FOTO GALERİ

ÇOK OKUNANLAR

 
 
 

 
Kurân’ın Mucizevi Yönleri
29/02/2012 - 13:31

Mikail Gürel

 Bismillahirrahmanirrahim

Mucize sözcük olarak “aciz bırakan, güçsüz düşüren şey” manasına gelir. Bu sözcük Kurân’ın birçok ayetinde geçmiştir.
وَاعْلَمُوا أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِي اللَّـهِ(Tevbe 2)
وَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُوا أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِي اللَّـهِ(Tevbe 3)
Söz konusu ayetlerde Allah’ın hükümlerine aykırı davranan kimselerin, bu davranışlarıyla Allah’ı aciz bırakamayacaklarından söz edilmekte; ilahi hükümler karşısındaki olumlu veya olumsuz tepkilerin olumlu veya olumsuz sonuçlarının insana döneceği vurgulanmaktadır.
Mucizenin Kurâni ilimlerdeki manasına gelince: İnsanların benzerini meydana getirmekten aciz kalacakları, peygamberlik iddiasında bulunan zattan alışılmışın aksine ve tabiat kurallarının hilafına olarak meydan okuma üslubu ile zuhur eden olağan üstü hal ve olay demektir
 
Dolayısıyla bir olayın mucize olabilmesi için onun şu üç özelliği taşıması gerekir:
1- İnsan türünün tamamen gücünü aşan olağan üstü bir iş olmalı; hatta en büyük dâhiler bile onu yapmaktan aciz olmalıdır.
2- Allah katından kendisine nübüvvet görevi verilmiş kişilerin elinde ortaya çıkması gerekir Başka bir ifadeyle nübüvvet davasının ispat senedi olmalıdır.
3- “Teheddi” diye ifade edilen meydan okuma özelliği taşımalıdır. Yani peygamberlik iddia eden kişi şunu duyurmalıdır: Eğer bu iş Allah katından değilse o halde siz de onun gibisini getirin! Nitekim Kurân, defalarca mucize olduğunu bu şekilde duyurmuştur.
Yukarıda söylediklerimizin ışığında şu neticeleri almak mümkündür:
a) Mucize ilahi güce dayanmaktadır ve dünyadaki dâhilerin şaşırtıcı işleriyle mukayese edilmez. Mesela yedi yaşında dahi bir çocuk usta bir hatip olabilir; lakin onun gibi veya ondan daha yetenekli başka birisinin de bulunması muhtemeldir. Ancak yeni doğmuş bir çocuğun “Ben Allah’ın kuluyum; bana kitabı verdi ve beni peygamber kıldı(Meryem 30) diyerek konuşması (normalde) imkânsızdır.
b) Mucize aklen imkânsız olan bir iş değildir. Zira aklen imkânsız bir işin vuku bulması imkânsızdır. Mesela kocaman bir kayayı küçük bir yumurtanın içine yerleştirmek; hem de kaya küçülmeksizin veya yumurta büyümeksizin, bunun gerçekleşmesi imkânsızdır! Bu tür işler içindeki tezat ve çelişkiden dolayı vücuda geleme liyakati taşımayan olanaksız şeylerdir. Dolayısıyla şunu söylemek gerekir: Mucize aklen değil, adeten (tabiat kurallarına göre) muhal ve imkânsızdır.
c) Mucize varlığın temel ilkelerinden olan illiyet (nedensellik) kuralını yıkmaz. Ancak buradaki illet tabiatüstü ve madde âleminin dışındaki bir şey olabilir. Çünkü varlık âlemi sadece madde âlemiyle sınırlı değildir. Yahut buradaki illet (sebep), tabii ancak tanınmamış bir faktör olabilir, yani Allah’ın ilim ve kudretine dayanmaksızın tanınması mümkün olmayan tabii bir olgu olabilir. Peygamberlerin mucizeleri hakkında her iki izah da doğrudur.
Kurân defalarca illiyet (nedensellik bağı) kuralı üzerinde durmuş; onu yaratılış âleminin ve insanların gerek sosyal gerekse bireysel yaşamlarına hâkim olan temel bir kanun olarak sunmuştur.
d) Mucize tevhit esasını ve Allah marifetini sarsmaz. Bazıları şöyle diyebilir: Yaratılış âlemi hiç kimsenin oyuncağı değildir. Mucizelerle nübüvvet ispatlanırken tevhid zafiyete uğratılmaktadır. Daha önce de ifade ettiğim gibi mucize illiyet (nedensellik) ilkesine aykırı bir olgu değildir ve mucizeyi “sebebi olmayan bir olgu” şeklinde ifade etmek büyük bir hatadır.
Ancak doğal sebepler sürecinin aksine cereyan eden sınırlı ve istisnai birkaç durum şeklinde tezahür eden mucizeler âlemdeki düzeni bozacak ölçüde değil, aksine bu düzenin düzenleyicisini ispata yönelik olağan üstü vakalardır.
Peygamberler, rasgele ve hünerlerini göstermek veya birilerinin keyfi isteklerine cevap vermek için mucizeler göstermemiştir ki birileri çıkıp “âlem hiç kimsenin oyuncağı değildir” desin! Yüce Allah Rad suresinin 38. ayetinde şöyle buyurmaktadır:  وَمَا كَانَ لِرَسُولٍ أَن يَأْتِيَ بِآيَةٍ إِلَّا بِإِذْنِ اللَّـهِ Hiçbir peygamber yoktur ki Allah'ın izni olmadıkça bir mucizeyle gelsin.”
e) Mucizeleri Allah mı yapar Peygamber mi? Hiç şüphesiz tüm mucizeler, Allah’ın izni ve iradesiyle olması hasebiyle Allah’ın işidir. Lakin bunlardan bazıları direkt olarak kendisinden sadır olan mucizelerdendir. Kurân-ı Kerim böyle bir mucizedir. Fakat bazı mucizeler Peygamberlerin eliyle gerçekleşmiştir. Musa’nın asası veya İsa’nın ölüleri diriltmesi bunlardandır. Acaba burada mucizeyi Allah direkt olarak kendisi mi gerçekleştiriyor ve peygamber sadece dua ve istekte mi bulunuyor yoksa Allah’ın peygamberlerin nefislerine vermiş olduğu kudret onlara Allah’ın izni ile bu tür olağanüstü işler yapma gücünü mü vermiştir? Aslında her iki ihtimal de muhtemeldir ve bunlardan hiç biri tevhid gerçeğine zarar vermez.
Mucize hakkında bu ön bilgiler ışığında Kurân-ı Kerim’e müracaat ettiğimizde şunu görürüz ki; “mucize” Kurân-ı Kerim’de “ayet”, “beyyine” ve “burhan” sözcükleri ile ifade edilmiştir. Her ne kadar bu üç sözcük Kurân’da farklı manalarda da kullanılmışsa bu manalarından biri de “mucize”dir.
Bu hususta örnek niteliği taşıyan aşağıdaki ayetleri dikkatlice okuyalım:
قَالَ إِن كُنتَ جِئْتَ بِآيَةٍ فَأْتِ بِهَا إِن كُنتَ مِنَ الصَّادِقِينَ فَأَلْقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِيَ ثُعْبَانٌ مُّبِين وَنَزَعَ يَدَهُ فَإِذَا هِيَ بَيْضَاءُ لِلنَّاظِرِينَ
Firavun: "Bir ayet(mucize) getirdiysen ortaya koy bakalım, doğru sözlülerden isen bunu yaparsın" dedi. Musa, asasını yere atar atmaz apaçık bir yılan (ejderha) oluverdi; elini çıkardı, bakanlar bembeyaz olduğunu gördüler. (Araf 106-107)
 
  وَإِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَالِحًا  قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللَّـهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَـٰهٍ غَيْرُهُ  قَدْ جَاءَتْكُم بَيِّنَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ  هَـٰذِهِ نَاقَةُ اللَّـهِ لَكُمْ آيَةً  فَذَرُوهَا تَأْكُلْ فِي أَرْضِ اللَّـهِ  وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Semud milletine de kardeşleri Salih'i gönderdik. "Ey milletim! Allah'a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur. Rabbinizden size bir beyyine(mucize) geldi: Allah'ın bu dişi devesi size bir delildir, onu bırakın, Allah'ın toprağında otlasın; ona kötülük etmeyin, yoksa can yakıcı azaba uğrarsınız. (Araf 73)
 
وأَنْ أَلْقِ عَصَاكَ فَلَمَّا رَآهَا تَهْتَزُّ كَأَنَّهَا جَانٌّ وَلَّىٰ مُدْبِرًا وَلَمْ يُعَقِّبْ  يَا مُوسَىٰ أَقْبِلْ وَلَا تَخَفْ  إِنَّكَ مِنَ الْآمِنِين اسْلُكْ يَدَكَ فِي جَيْبِكَ تَخْرُجْ بَيْضَاءَ مِنْ غَيْرِ سُوءٍ وَاضْمُمْ إِلَيْكَ جَنَاحَكَ مِنَ الرَّهْبِ  فَذَانِكَ بُرْهَانَانِ مِن رَّبِّكَ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَئِهِ  إِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِقِينَ
….Bu ikisi (asanın yılana dönüşmesi ve elinin bembeyaz olması) Firavun ve erkanına karşı Rabbinin iki burhanıdır (mucizesidir)… (Kasas 32)
 
Kurân’ın mucizevi yönü hakkında her üç sözcük (ayet, beyyine ve burhan) kullanılmıştır. Aşağıdaki ayetlerde bunu net şekilde görmek mümkündür:
 
وَقَالُوا لَوْلَا أُنزِلَ عَلَيْهِ آيَاتٌ مِّن رَّبِّهِ قُلْ إِنَّمَا الْآيَاتُ عِندَ اللَّـهِ وَإِنَّمَا أَنَا نَذِيرٌ مُّبِين أَوَلَمْ يَكْفِهِمْ أَنَّا أَنزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ يُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ 
Ona Rabbinden ayetler (mucizeler) indirilmesi gerekmez miydi?" derler. De ki: " Ayetler (mucizeler) ancak Rabbimin katındadır. Doğrusu ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım." Kendilerine okunan bir Kitap'ı sana indirmiş olmamız onlara (mucize olarak) yetmiyor mu?! (Ankebut 50-51)
 
فَلَمَّا جَاءَهُم بِالْبَيِّنَاتِ قَالُوا هَـٰذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ
Ama o elçi, kendilerine beyyinelerle (açık belgelerle) geldiği zaman: "Bu, apaçık bir sihirdir" demişlerdi. (Saf 6)
 
يَا أَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءَكُم بُرْهَانٌ مِّن رَّبِّكُمْ
Ey İnsanlar! Rabbiniz'den size bir burhan (açık kanıt) geldi (Nisa 174).
 
Kurân, Bakara suresinin 23. ayetinde şöyle buyuruyor:
وَإِن كُنتُمْ فِي رَيْبٍ مِّمَّا نَزَّلْنَا عَلَىٰ عَبْدِنَا فَأْتُوا بِسُورَةٍ مِّن مِّثْلِهِ وَادْعُوا شُهَدَاءَكُم مِّن دُونِ اللّه إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ
Kulumuza indirdiğimiz Kuran'dan şüphe ediyorsanız, siz de onun benzeri bir sure meydana getirin; eğer doğru sözlü iseniz, Allah'tan başka, güvendiklerinizi de yardıma çağırın.
Hud suresinin 13. ayetinde ise şöyle buyuruyor:
أَمْ يَقُولُونَ افْتَرَاهُ قُلْ فَأْتُوا بِعَشْرِ سُوَرٍ مِّثْلِهِ مُفْتَرَيَاتٍ وَادْعُوا مَنِ اسْتَطَعْتُم مِّن دُونِ اللَّـهِ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ
 Senin için: "Onu uydurdu" diyorlar, öyle mi? De ki: "Öyleyse onun surelerine benzer uydurma on sure meydana getirin, iddianızda samimi iseniz, Allah'tan başka çağırabileceklerinizi de çağırın."
İsra suresinin 88. ayetinde de şöyle buyuruyor:
قل لَّئِنِ اجْتَمَعَتِ الْإِنسُ وَالْجِنُّ عَلَىٰ أَن يَأْتُوا بِمِثْلِ هَـٰذَا الْقُرْآنِ لَا يَأْتُونَ بِمِثْلِهِ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهِيرًا
 
De ki: "İnsanlar ve cinler, birbirine yardımcı olarak bu Kuran'ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler, and olsun ki, yine de benzerini ortaya koyamazlar."
 Bu ayetler, Kurân’ın mucizevi yönünü çok güçlü bir şekilde meydan okuma üslubuyla beyan etmektedir. İslam muhalifleri, asr-ı saadetten günümüze kadar bu yüce dini ortadan kaldırmak için her türlü mücadele ve savaş yöntemini uygulamışlardır. Oysaki eğer Kurân’ın karşısında onu etkisiz kılacak bir kitap getirebilselerdi muhakkak bunu yapmış olurlardı. Bugüne kadar bunu yapmamış olmaları yapamadıklarının ve nihayetinde de Kurân’ın ilahi bir mucize olduğunun apaçık delilidir.
İnşaallah bundan sonra yazacağım birkaç makalede Kurân-ı Kerim’in mucizevi yönlerini anlatmaya çalışacağım…
Selam ve dua ile…
 

Bu Makale 2349 defa okunmuştur

 

Yorum Ekle
 

Yazdır
 

YORUMLAR

New Page 1
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

17/11/2014 - 11:42 Sizi Gidi Kamacılar…

11/09/2014 - 07:55 Üstümüze Vazife Olmayan Şeylerle Vakit Kaybetmeyelim

20/11/2013 - 13:09 Hak Batıl Kavgası

25/04/2013 - 10:47 Hakkıyla Namaz Kılmak

13/03/2013 - 11:45 Hizmet Aşkı Mı Hizmetçilik Mi?!

23/01/2013 - 15:12 Keşke Sevebilseydik…

07/01/2013 - 15:02 Ölmek veya Ölmemek Kendi Elimizde

19/07/2012 - 13:06 Esen Kalın!

24/05/2012 - 15:03 Eğitimi Allah’tan Öğrenelim

28/03/2012 - 19:18 KURÂN’IN MUCİZEVİ YÖNLERİ (3)

29/02/2012 - 13:31 Kurân’ın Mucizevi Yönleri

23/01/2012 - 20:10 İmanın Final Perdesi: ERBAİN

27/12/2011 - 17:58 Kavram Kargaşası

16/12/2011 - 14:26 Caferi Alimlerde Otokontrol Sistemi

17/10/2011 - 11:30 İlmin Aydınlığı mı Cehaletin Karanlığı mı?

17/09/2011 - 15:43 İNSANIN KERÂMETİ

12/08/2011 - 17:16 HANGİ DİNDENİZ!?

19/05/2011 - 02:46 İnsan Yaptığı İşin İlk Muhatabıdır.

01/02/2010 - 13:34 Allah’a Yolculuk

12/01/2010 - 10:06 Hüseyni Hareketin Ölümsüzlük Sırrı
 

YAZARLAR

Rahmi Onurşan Rahmani

Herkesle olup hiç kimsenin rahmetini almadan ölmek
Mikail Gürel

Sizi Gidi Kamacılar…
Turgut Atam

GADİR-İ HUM’UN TARİHTEKİ YERİ
Kerim Uçar

MÜMİNLERİN NİŞANELERİ
Mir Kasım Erdem

CAN VERME HALİ
Yakup Yaşlak

Aşura; Yeniden Ölmek Mi, Yoksa Yeniden Diriliş Mi?

MULTİMEDYA

ETKİNLİK TAKVİMİ

25 Eylül 2017
Pz Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30

DUYURULAR

ANKET

SİTEMİZİ  NASIL BULDUNUZ
İYİ
KOTÜ
ORTA

Sonuçları Göster

FAYDALI LİNKLER

 
 

Ana Sayfa

Hakkımızda

Ziyaretçi Defteri

İletişim