Ehl-i Sünnet sizin kardeşinizden de öteye canınız, özünüzdür.
Ayetullah Sistani

Ana Sayfa

Hakkımızda

Foto Galeri

Multimedia

İletişim

Ziyaretçi Defteri

Kategoriler

KATEGORİLER

ÜYELİK

Kull. Adı

:

Şifre

:

Yeni Üye Kaydı 
Şifremi Unuttum

BİR AYET

BİR HADİS

FOTO GALERİ

ÇOK OKUNANLAR

 
 
 

 
Keşke Sevebilseydik…
23/01/2013 - 15:12

Mikail Gürel
Âlemlere rahmet olarak gönderilmiş ve ahlâkı Yüce Hak tarafından övülmüş kainatın efendisi
muazzez Peygamberimizin (s.a.a) kutlu doğum günlerini idrak ettiğimiz bu günlerde o
hazretin hayat verici öğretilerine ne kadar da muhtaç olduğumuzun idraki içinde birkaç
kelime paylaşmak istedim.
Varlık âlemine Kurâni bir bakışla baktığımızda Rahman ve Rahim olan, yani rahmetin
kaynağı olan Yüce Allah’ın rahmetinin yansımalarını görürüz. Yani var olan her şey o sonsuz
rahmet okyanusunun birer damlasıdır. Var olan her şey, varlığının devamı için de o rahmet
kaynağından beslenmek durumundadır. Rahmetin arka planında ise sevgi vardır. Yani sevgi
varlığın mayasıdır. Yaratılışta her şey varlığını sevgiye borçludur. Dolayısıyla sevginin de
kaynağı Yüce Allah’tır. O’nun güzel isimlerinden biri kesintisiz olarak ve çok seven manasına
gelen “Vedud”dur.
Yüce Allah, her şeyi insan için yaratmıştır. İnsanı ise KENDİSİ için yaratmıştır. “KENDİSİ”
ifadesini büyük harflerle yazdım ki üzerinde biraz düşünülsün. Bu ifadede “insanın kendisine”
gönderme vardır. Yani insan, ancak Allah’a kulluk görevini ifa edecek olursa “KENDİSİ”
ile tanışmış olur. Başka bir ifadeyle insanın kulluk yapması aslında kendisi içindir, insan
olabilmesi içindir.
Yüce Allah insanların layıkıyla kulluk görevini gerçekleştirebilmeleri için onların cinsinden
önderler, yani peygamberler göndermiştir. Peygamberlerin en sonuncusu olarak da
“Habibullah” unvanıyla Hz. Muhammed’i (s.a.a) göndermiştir.
Sevginin derinliği ve büyüklüğü sevilenle alakalıdır. Varlığın mayası sevgidir dedik ya,
aslında bizim değerimiz de sevgimizle ve sevdiğimiz şeylerle alakalıdır. Söyle bana sevgini,
söyleyeyim sana değerini!
Yüce Allah İslam ümmetinin peygamberine “habibim” yani “sevgilim” demekle onun ne
kadar değerli olduğunu ifade etmekle birlikte bu ümmetin saadeti için takip edeceği yolu da
göstermiştir. Peygamberimiz de (s.a.a): “Din sevgiden başka bir şey değildir!” ifadesiyle bizi
uzak düştüğümüz ve kendisine yabancılaştığımız mayamıza, yani sevgiye irşad etmektedir.
Sevgilerin en yücesi hiç kuşkusuz Allah sevgisidir. Buna ulaşmanın yegane yolu da
Peygamber uymaktır. Çünkü Peygamberin vazifesi insanları bu sevgiye ulaştıracak programı
sunmaktır. Peygamberin getirdiği hayat programını hayata geçiren bir kişi sevgi dolu olur.
İnsanları ve diğer canlıları sevdiği için bu sevgi onun davranışlarında güzellikler olarak
görülür. Güzeli sevmek, güzelleşmeye aday olmaktır. Zira seven kişi sevdiğine benzemeye
çalışır. Her hareketinde, her davranışında, her söylem ve eyleminde sevdiğini sevindirmek
istediği için ona benzemede azami çabayı sarf eder.
Şimdi kendimize gelelim. Acaba Peygamberimizi gerçekten seviyor muyuz? Bu sorunun
cevabı ona ne kadar benzediğimizde saklıdır. Evet, vicdanen kendimize soralım, kendimizi
sorgulayalım: Acaba ona ne kadar benziyoruz? Giyim tarzımız, yememiz, içmemiz,
oturuşumuz, kalkışımız, insani ilişkilerimiz, ibadetimiz, yaşam tarzımız, önceliklerimiz,
önemsediklerimiz, ötelediklerimiz, sözlerimiz, tutum ve davranışlarımız onda olanlara ne
kadar benziyor?
Doğrusunu söylemek gerekirse maalesef şahsen ben bu sorular karşısında iyi ve kabul
edilebilir bir konumda olmadığımızı düşünmekteyim. Çünkü gerçekten bugün bir milyarın
üzerinde o hazrete ümmet olduğunu iddia eden insanların mevcut durumu bunun en açık
belgesidir.
Kendisine en ağır hakaretleri eden müşrikler hakkında bile “Allah’ım, bunları bağışla;
zira bunlar bilmiyorlar!” diye dua eden tepeden tırnağa merhamet ve sevgi dolu bu yüce
Peygambere ümmet olduğunu iddia edenler eğer bugün en basit sebeplerle birbirini yok etme
gayreti içine girebiliyorsa demek ki ortada gerçek manada bir Peygamber sevgisi yok veya
“sevgisi iddia edilen peygamber”, alemlere rahmet olan Resul-ü Ekrem efendimiz değildir.

“İman etmedikçe cennete giremezsiniz ve birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş
sayılmazsınız” buyuran Peygamberimizin öğretilerinden maalesef fersahlarca uzaktayız. Peki,
ne oldu da böyle olduk? Cevabı açık: O hazreti gerçek manada sevemedik. Çünkü iyi bir
şekilde tanıyamadık ama tanıdığımızı zannettik. Onu sevmedik ama sevdiğimizi zannettik.
Birbirimizi sevemiyor olmamızın sebebi de bu zaten. Onun getirdiği öğretilerden uzaklaştık.
Onun asrı saadetinde getirdiği öğretiler toplumsal bir devrim yaratmıştı. Yıllardır birbirlerine
karşı amansız kanlı savaş halinde olan o insanların kalplerini birbirine öylesine yaklaştırmıştı
ki can-ciğer dost oluvermişlerdi.
Bugün aynı rahmet Peygamberinin (s.a.a) ebedi saadet reçetesi ve sevgiye götüren Kurân
öğretileri aramızda olduğu halde neden sevgiye yabancıyız?! Çünkü sevginin derinliğine ve
enginliğine varamadık. Çünkü sevginin lezzetini alamadık. Çünkü hiç sevmedik ki…Keşke
Allah ve Resulünü hakkıyla sevebilseydik… ne yazık ki hayvani isteklerimizi sevgi zannettik
ve onlara ulaşmak için sevgiyi katlettik…
Rahmet ve sevgi Peygamberinin kutlu doğum haftası etkinliklerinde en fazla işlenmesini ümit
ettiğim konu sevgidir. Rabbim o hazrete ümmet olduğunu iddia eden insanların kalplerini
sevgiye gark etsin.
Rabbim bizleri gerçek iman ve güven sahiline taşıyacak sevgiyi kalplerimize sakin kılsın.
Selam ve dua ile…

Bu Makale 2310 defa okunmuştur

 

Yorum Ekle
 

Yazdır
 

YORUMLAR

New Page 1
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

17/11/2014 - 11:42 Sizi Gidi Kamacılar…

11/09/2014 - 07:55 Üstümüze Vazife Olmayan Şeylerle Vakit Kaybetmeyelim

20/11/2013 - 13:09 Hak Batıl Kavgası

25/04/2013 - 10:47 Hakkıyla Namaz Kılmak

13/03/2013 - 11:45 Hizmet Aşkı Mı Hizmetçilik Mi?!

23/01/2013 - 15:12 Keşke Sevebilseydik…

07/01/2013 - 15:02 Ölmek veya Ölmemek Kendi Elimizde

19/07/2012 - 13:06 Esen Kalın!

24/05/2012 - 15:03 Eğitimi Allah’tan Öğrenelim

28/03/2012 - 19:18 KURÂN’IN MUCİZEVİ YÖNLERİ (3)

29/02/2012 - 13:31 Kurân’ın Mucizevi Yönleri

23/01/2012 - 20:10 İmanın Final Perdesi: ERBAİN

27/12/2011 - 17:58 Kavram Kargaşası

16/12/2011 - 14:26 Caferi Alimlerde Otokontrol Sistemi

17/10/2011 - 11:30 İlmin Aydınlığı mı Cehaletin Karanlığı mı?

17/09/2011 - 15:43 İNSANIN KERÂMETİ

12/08/2011 - 17:16 HANGİ DİNDENİZ!?

19/05/2011 - 02:46 İnsan Yaptığı İşin İlk Muhatabıdır.

01/02/2010 - 13:34 Allah’a Yolculuk

12/01/2010 - 10:06 Hüseyni Hareketin Ölümsüzlük Sırrı
 

YAZARLAR

Rahmi Onurşan Rahmani

Herkesle olup hiç kimsenin rahmetini almadan ölmek
Mikail Gürel

Sizi Gidi Kamacılar…
Turgut Atam

GADİR-İ HUM’UN TARİHTEKİ YERİ
Kerim Uçar

MÜMİNLERİN NİŞANELERİ
Mir Kasım Erdem

CAN VERME HALİ
Yakup Yaşlak

Aşura; Yeniden Ölmek Mi, Yoksa Yeniden Diriliş Mi?

MULTİMEDYA

ETKİNLİK TAKVİMİ

25 Eylül 2017
Pz Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30

DUYURULAR

ANKET

SİTEMİZİ  NASIL BULDUNUZ
İYİ
KOTÜ
ORTA

Sonuçları Göster

FAYDALI LİNKLER

 
 

Ana Sayfa

Hakkımızda

Ziyaretçi Defteri

İletişim