Yedi Kâri

Yedi Kâri

Üçüncü tabakadan olan yedi kâri, halk arasında büyük şöhret kazanmış ve kırâat konusunda diğer kârileri gölgede bırakacak şekilde merci’ durumuna gelmişlerdir.

Yedi Kâri
Üçüncü tabakadan olan yedi kâri, halk arasında büyük şöhret kazanmış ve kırâat konusunda diğer kârileri gölgede bırakacak şekilde merci’ durumuna gelmişlerdir. Bunlardan rivayet eden raviler çok olmasına rağmen her birinde iki râvi belirginlik kazanmıştır.
Yedi Kâri ve râvileri sırasıyla şöyle.
1 - Mekkeli İbn-i Kesir[1] bundan bir vasıtayla rivayet edenler Kanbel ve Bazi’dir.
2 - Medineli Nâfi’[2] ravileri Kâlun ve Verş’dir.
3 - Kufeli Asım[3] ravileri Ebu Bekr Şu’be b. Ayyaş ve Hafs’dır. Bu gün halk arasında yaygın olan Kur’an, Asım kırâati ve Hafsın rivâyetine uygun olanıdır.
4 - Kufeli Hamza[4] ravileri bir vasıtayla Halef ve Hallâd’dır.
5 - Kesâi Kufi[5] râvileri Devri ve Ebu’l-Haristirler.
6 - Ebu Amr b. Alâ[6], Basralı, râvileri bir vasıtayla Devri ve Sus’dirler.
7 - İbn-i Amir[7], ravileri bir vasıtayla Hişam[8] ve ibn-i Zekvân’dırlar.
Kırâatte, bu yedi kârid’den sonra sırayı “üç kâri” olarak tanınan Ebu Câfet, Yakub ve Halef[9] alırlar.
Diğer bazı kırâatler de nakledilmiştir. Mesela dağınık olarak Ashab’dan nakledilen kırâatler. Ya da şâz olup itimad edilmemiş olan kırâatler. Ehl-i Beyt İmamlar (s.a)’ından da dağınık şekilde kırâatler rivayet edilmiştir, ama bu İmamlardan nakledilen diğer rivayetlerde meşhur kırâatlere uyulması emredilmiştir.
Ehl-i Sünnet ulemasının cumhuru (çoğu) yedi kırâati (kırâat-i seb’a) mütevatir sayarlar. Hatta bir grup da Peygamberden gelen meşhur rivayetteki
“Kur’an, yedi harf üzere nazil oldu” ifadesini yedi kıraat şeklinde tefsir edip yedi kırâat mütevâtir değil meşhurdur derler.
Zerkeşi, Burhan adlı eserde şöyle kaydediyor: İşin gerçeği, yedi kâri den bize ulaşan yedi tarz kırâat mütevâtir olarak gelmiştir. Ama bu tevatürün Peygamber-i Ekrem (s.a.a) den öylece geldiği konusu üzerinde düşünmek gerekir. Yedi kâri nin bu kırâatlerle ilgili senetleri kitaplarda mevcut. Hepsinin senetleri sened-i vahit şeklindedir.
Mekki de kitabında şöyle açıklıyor: “Nâfi ve Asım gibi bu kârilerin kırâatlerinin Peygamberin hadisinde zikredilen “Yedi harf” olduğunu sananlar büyük bir yanılgıya düşüyorlar. Bu zan, bu yedi kâri’den başka kırâat olmaması gerektiği düşüncesine yol açar, bu büyük bir hatadır. Bu kırâatleri toplayıp telfi eden Ebu Ubeyd Kasım b. Selam, Ebu Hâtem Sicistâni, Ebu Cafer Taberi ve İsmail Kâzi gibi eski alimler, bu yedi Kâri’den çok fazlasını zikrediyorlar.
Hicri ikinci asrın başlarında Basra halkı, Ebu Amr Yakub’un kırâatini; Kufe halkı Hamza ve Asım’ın kırâatini, Şam halkı İbn-i Amir’in kırâatini; Mekke halkı İbn-i Kesir’in kırâatini; Medeni halkı Nâfi’in kırâatini esas alıyorlardı. Bir süre böyle devam etti. Üçüncü asrın başına kadar da böyleydi. Daha sonra İbn-i Mücâhid, Yakub’un ismini kaldırarak Kesâi’nin ismini onun yerine koydu.
Kırâat imamı çok olmasına rağmen, halkın bu yedi kurradan başkasına itina göstermemesi, ravilerin çoğalıp hepsini ezberleyip zapt etme imkanının azalması içindi. Bu yüzden Mushaf’ın resmi hattına uygun, kayıt ve ezberlenmesi kolay kırâate sahip bir kaç kişinin seçilmesi kararlaştırıldı.
Bu yüzden Osman zamanında yazılan ve Mekke, Medine, Kufe, Basra ve Şam’a gönderilen Mushafların sayısınca, yani beş tane kâri seçildi ve onların kırâati yaygınlaştırıldı.
Nitekim İbn-i Cubeyr, İbn,i Mücahit gibi kimseler, kırâat hakkında telif etmiş bulundukları kutuplarında yedi Kâri’den yalnızca bu şehirlere ait olan beş kâri’nin ismini zikrediyorlar.
Sonraları İbn-i Mücahit ve diğer bazıları, Osman zamanında Bahreyn ve Yemen’e de Mushaf gönderildiği ve bu yüzden Osmâni Mushafların sayısının yedi olduğu gerekçesiyle Kurrâ’dan yedisinin ismini zikrettiler.
Yemen ve Bahreyn’e gönderilen muhsaflara ilişkin elde bilgi bulunmadığından Kufeli kârilerden ikisinin ismini önceden tayin edilen beş kişiye ilave etmek suretiyle kârilerin sayısı yediye ulaştı.
Diğer taraftan bu sayı, Peygamber’den rivayet edilen hadsindeki sayıya da tesadüfen denk düştü. Bu rivayet, meselenin aslını bilmeyen kimselerin eline geçince hadisteki Yedi Harften maksadın bu yedi kişi (Kurrâ-i Seb’a) olduğunu zannettiler.
Her halükârda itimat edilecek kırâat, sened ve rivayeti sahih, Arap dili gramerine uygun ve Kur’an’ın yazı sistemine uygun olan okuyuş şekildir.” (Mekki’nin sözleri burada bitiyor.)
Kurâb, Mesâni adlı eserinde şöyle yazıyor: “Sadece yedi kâri’nin kırâtine uyulabilir, diğerlerine uyulamaz” sözünü isbat eden ne bir delil ve ne de sünnet mevcut. Mesele, sonradan gelen alimlerin, bu yedi kâri’nin rivayetlerini toplayıp yaygınlaştırmasından ibaretti. Daha sonra Kur’an bunlardan başkasına göre okunamaz anlayışı ortaya çıktı. Oysa, böyle bir söz söyleyen de yoktur.   
--------------------------------------------------------------------------------
[1]- Abdullah b. kesir, Mekkelidir. Kırâati Abdullah b. Sâib Sahabeden ve Mücâhid’den, onlar İbn-i Abbas’tan ve o da Emirül-Müminin Hz. Ali’den öğrenmişlerdir. ibn-i Kesir, 120 H. yılında Mekke’de vefat etti.
[2]- Nefi’ b. Abdurrahman b. Naim İsfahani, Medineli, kırâati Yezid b. Ka’ka’dan; o da Ümmül-müminin Ümmü Seleme’nin kölesi Ebu Meymune’den öğrendi. 159 ve 160 ve H. yılında Medine’de vefat etti.
[3]- Asım b. Ebi’n-Nücud, Kufeli, Beni Huzeyme’nin kölesi, kırâati Ebu Abdurrahman Selemi’den; o da Emirül-Müminin Hz. Ali’den ve ayrıca Sa’d b. Eyâş Şeybâni ve Zer b. Hubeyş’den öğrendi. 127 veya 129 H. yılında Kufe’de vefat etti.
[4]- Hamza b. Habib Ziyad, Kufeli ve Temim kabilesinden, Kâri ve fakih. Kırâati Asım’den, E’maş’dan, Sebi’i’den, Mansur b. Mu’temer’den ve İmamiye’nin 6. İmamından öğrenmiştir. 6. İmamın ashabından dır. Çok sayıda telif eseri vardır. Kur’an’daki müteşabih ayetler konusunda ilk eseri yazmıştır. 156 H. yılında vefat etti.
[5]- Ali b. Hamza b. Abdullah b. Firuz Fârsi Kufi, Bağdat’lıdır. Nahv ve kırâat üstadı. Abbasi halifelerinden Emin ile Me’mun’un edebiyat hocası. Nahiv İlmini Yunus Nahvi ile Halil b. Ahmed Nahvi’den öğrenmiş; kırâati de Hamza ve Şu’be b. Ayyâş’tan öğrenmiştir. Abbasi halifesi Harun’la birlikte Tus’a yaptığı bir yolculuk esnasında ve Rey şehri yakınlarında 179 veya 193 H. yılında vefat etti.
[6]- Ebu Ömer Zebbân b. Alâ Bahri, Baâdatli, zamanının meşhur edebiyat ve kırâat ustası, kırâati Tabiinden öğrendi. Hicri 154 veya 159 yılında Kufe’de vefat etti.
[7]- Abdullah b. Amir Şafii, Dımaşki (Şamlı) dir, -İtkan’da kaydedildiğine göre- kırâati Sahabe Ebu Derda ve Osman’ın ashabından öğrendi, Hicri 118 yılında Dımaşk’te vefat etti.
[8]- Zikredilen yedi kariden her birinin ravileri konusunda ihtilaflar mevcut. Bizim zikrettiklerimiz İtkan adlı eserdekilere uygun.
[9]- Ebu Cafer Yezi b. Ka’ka, Medineli, Ümmül Müminin Ümmü Seleme’nin kölesi, kırâatini Abdullah b. Ayyaş Mahzumi, İbn-i Abbas ve Ebu Hureyre’ye dayanarak Peygamber-i Ekrem (s.a.a) den rivayet ediyor. Hicri 128 ila 133 yılları arasında Medine’de vefat etti.
Yakub b. İshak Bahri, Hazerm’li, fıkıh ve edebiyat üstatlarından, kırâati Selam b. Süleyman, Asım, Selemi yoluyla Emiru’l-Müminin Hz. Ali’ye dayanır. Hz. 205 yılında vefat etti.
Halef b. Hişam Bezzâz, hem kırâat imamlarındandır ve hem de kırâatte Hamza’nın ravisidir. Kırâati Malik b. Enes, Hammad b. Zeyd ve Ebu Avâne’den öğrendi. Hicri 229 yılında vefat etti.

Google+ WhatsApp