Cehennemde Ebedi Kalınacak mı?

Cehennemde Ebedi Kalınacak mı?

Dünya hayatının aksine, ahiret hayatının ebedi hayat, ahiret yurdunun da beka yurdu olduğunu bilmekteyiz.

Cehennemde Ebedi Kalınacak mı?
Dünya hayatının aksine, ahiret hayatının ebedi hayat, ahiret yurdunun da beka yurdu olduğunu bilmekteyiz. Dolayısıyla mü'minlerin mükafatlandırılacağı yer olan Allah'ın rahmetinin mazharı cennet ile isyan ehlinin cezalandırılacağı yer olan gazabının mazharı cehennem de ebedilik yurdudurlar.
Cennet ehlinin cennette ebedi kalmasında hiçbir mahzur olmadığı gibi, aslında Allah Teala'nın sonsuz rahmeti de bunu iktiza etmektedir. Ancak sorun cehennem ehlinin cehennemde ebedi olarak cezalandırılmalarındadır.
Bazıları bunun Allah'ın adalet ve sonsuz rahmetiyle bağdaşmadığını düşünerek cehennem ehlinin cehennemde ebedi olarak kalmayacağını ya da ebedi olarak acı çekmeyeceklerini savunmuşlardır.
Gerçi Allah Resulü, bu dünyada günah işlemiş olup da tevbe etmeye muvaffak olmayanlardan, belli bir süre cezalarını çektikten sonra Allah'ın rahmetine kavuşanların olacağını bildirmiştir. Fakat Kur'an-ı Kerim birçok ayetinde bazı grupların cehennemde ebedi olarak kalacaklarını açıklamaktadır.
Allah Teala Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor: "Küfre sapıp ayetlerimizi yalanlayalar ise, ateş ehlidirler, onlar orada ebedi olarak kalıcıdırlar."[1]
Yine şöyle buyuruyor: "İnkâr eden kimselerin malları ve çocukları, Allah'tan yana, onlara bir fayda vermeyecektir. İşte onlar ateş ehlidirler, onlar orada temellidirler."[2]
Yine şöyle buyuruyor: "İnkâr edip de o halde ölenler var ya, işte, Allah'ın, meleklerin, insanların hepsinin lâneti onlaradır. Onlar lanette temellidirler, onlardan azab hafifletilmez ve onlara bakılmayacaktır da"[3]
Yine şöyle buyuruyor: "Allah, münafık erkek ve kadınlara ve inkârcılara, ebedi kalacakları cehennem ateşini vaat etmiştir. O, onlara yeter. Allah onlara lânet etmiştir! Ve onlara kalıcı bir azap vardır."[4]
Yine şöyle buyuruyor: "İnkâr edenler, bölük bölük cehenneme doğru sürülür. Nihayet oraya vardıklarında kapıları açılır; bekçileri onlara: "Size içinizden Rabbinizin ayetlerini okuyan ve bugüne ka­vuşacağınızı ihtar eden peygamberler gelmedi mi" derler. Onlar: "Evet geldi, lakin azap sözü inkârcılara hak olmuştur" derler. Onlara: "Temelli kalacağınız cehennemin kapılarından girin; böbürlenenlerin durağı ne kötüdür!" denir."[5]
Yine şöyle buyuruyor: "Allah'ın ayetleri üzerinde tartışanları görmez misin? Nasıl da döndürülüyorlar? Kitabı ve peygamberlerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlar elbette bileceklerdir. Boyunlarında halkalar ve zincirler olarak kaynar suya sürülür, sonra ateşte yakılırlar. Sonra onlara: "Allah'ı bırakıp da koştuğunuz ortaklar nerededir?" denir. Onlar: "Bizden uzaklaştılar; hayır; biz zaten önceleri hiç bir şeye kulluk etmiyorduk" der­ler. İşte Allah inkârcıları böyle saptırır. Onlara: "İşte bu, yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve böbürlenmenizden ötürüdür. Temelli kalacağınız cehenneme kapılarından girin" denir. Büyüklenenlerin durağı ne de kötüdür!"[6]
Yine şöyle buyuruyor: "Benim yaptığım yalnız, Allah katından olanı, O'nun gönderdiklerini tebliğdir. Allah'a ve peygamberine kim karşı gelirse ona, içinde sonsuz ve temelli kalınacak cehennem ateşi vardır."[7]
Yine şöyle buyuruyor: "Kim bir mü'mini kasten öldürürse cezası, içinde temelli kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, lânetlemiş ve büyük azap hazırlamıştır."[8]
Yine şöyle buyuruyor: "Kim Allah'a ve Peygamberine baş kaldırır ve yasalarını aşarsa, onu, temelli kalacağı cehenneme sokar. Alçaltıcı azap onadır."[9]
Yine şöyle buyuruyor: "Onlar, Allah'ın yanında başka ilah tutup ona yalvarmazlar. Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar. Ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa, cezasını bulur. Kıyamet günü azabı kat kat olur, orada, alçaltılarak temelli kalır."[10]
İşbu zikrettiğimiz veya zikretmediğimiz benzeri ayetler İslam uleması arasında iki önemli bahsi doğurmuştur:
1- Bu ayetlerin bazı grupların cehennemde ebedi kalacağına delalet edip etmediği konusu;
2- Bu ayetlerin bazı grupların cehennemde ebedi olarak kalacağına delalet ettikleri kabul edilse bile, acaba cehennemde ebedi olarak kalacak olanların azabı da mı ebedi olarak devam edecek midir? Yoksa bir süreden sonra cehennem onlar için rahmet olup nimet halini alacak mıdır?
Birinci konuyla ilgili olarak hemen şunu belirtmeliyiz ki, her ne kadar İslam ulemasından azınlık bir grup, bu ayetlerde geçen "Hulud ve Halidin" kelimelerinin uzun süre kalmak anlamını ifade ettiğini ve bu nedenle de bu kelimelerin ebedi olarak kalmak anlamını ifade etmediğini savunmuşlarsa da, bizzat işbu ayetlerin bazısında ebedi olarak kalmak anlamını ifade eden"Ebeden" kelimesi açıkça zikredildiğinden, onların bu görüşüne katılmamız mümkün değildir. Dolayısıyla İslam ulemasının pek azınlık bir grubu dışında tamamı bazı grupların ebedi olarak cehennemde kalacağı hususunda ittifak etmişlerdir. Asıl ihtilaf, ikinci husus olan cehennemde ebedi kalacakların azabının da ebedi olarak devam edip etmeyeceği konusudur.
Ehl-i Beyt ulemasının önde gelenlerinden olan Allame Hilli "Şerh-i Tecrit" kitabında şöyle yazıyor: "Müslümanlar'ın tamamı kâfirin azabının ebedi olup kesilmeyeceği hususunda ittifak etmekle birlikte, Müslüman olup da kebire (büyük günah) ehli olanları hususunda ihtilaf etmişlerdir. Müslümanlar'dan Vaidiye[89] mezhebi mensupları onların da aynı konumda olduğunu savunurken, İmamiyye (Ehl-i Beyt) mezhebini kabul edenlerle, Mutezile mezhebine mensup olanların çoğunluğu ve Eşaire mezhebini kabul edenler onların azabının bir süreden sonra kesileceğini kabul etmişlerdir. Bize göre, hak görüş Müslümanlardan büyük günah ehlinin azabının bir süreden sonra kesileceğidir. Buna iki delilimiz vardır:
1- Büyük günah ehli olan iman ehli aynı zamanda imanından dolayı mükâfata da müstahaktır. Çünkü Allah Teala: "Kim mıskal zerre kadar hayır işlerse onu görecektir"[11] buyurmaktadır. İman ise hayır amellerin en büyüğüdür. Bu durumda günahından dolayı cezalandırılmayı hak ettiğine göre, ya mükâfatlandırılması cezalandırılmasından önce olacaktır ki, bu icmai batıldır. Zira önceki bahislerimizde iman ile kazanılan mükâfatın ebedi olacağını ispatlamışız. Ya da bunun aksi olacaktır. Zaten biz de bunu savunuyoruz. Mükâfatlandırılma ile cezalandırılmanın birlikte olması ise muhaldir.
2- Bu görüşe göre, ömrü boyunca çeşitli ibadetlerle Allah Teala'ya kulluk eden birinin imanını kaybetmeden ömrünün sonunda bir büyük günah işlemekle ömrü boyunca Allah'a şirk koşan gibi cehennemde ebedi kalması gerekir. Bu ise muhaldir. Zira akıl sahipleri bunu çirkin kabul etmekteler. Allah Teala ise bütün çirkinliklerden münezzehtir."[12]
Yine Ehl-i Beyt ulemasının önde gelen liderlerinden olan Şeyh Müfit şöyle diyor: "İmamiyye (Ehl-i Beyt) mezhebine mensup olanlar cehennem ateşinde ebedi kalacakların yalnızca kafirler olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Kıble ehli olup, Allah'ın farzlarına ikrar eden Allah'a marifeti olanlardan günah işleyenler ise cehennemde ebedi kalmayacaklardır."[13]
Ehl-i Sünnet ulemasının önde gelenlerinden olan "Makasid" kitabının şarihi Teftazani ise şöyle yazıyor: "İslam ehli, iman ehlinden büyük günah işleyip de tevbe etmeden ölen kimsenin durumu hakkında ihtilaf etmişlerdir. Bize göre, onun hakkında ne af edileceğine ne de cezalandırılacağına kesin gözüyle bakılamaz. Aksine, her ikisi de Allah'ın meşiyetine bağlıdır.
Ancak şu kesindir ki, cezaya tabi tutulduğu taktirde, ebedi olarak cehennemde kalmayacak ve elbette ki çıkacaktır. Biz bu hükmü verirken, bunun Allah'a zorunlu olduğunu söylemek istemiyoruz. Biz, Allah Teala'nın bu yönde vaadi olduğundan böyle hükmediyoruz.
Nitekim cennet ehlinin cennette ebedi kalacağına hükmetmemiz de Allah Teala'nın cennet ehlinin cennette ebedi kalacaklarını vaat etiğinden dolayıdır.
Mutezile mezhebine göre ise, onların af edilmeksizin ateşten çıkmayacakları ve daim azap çekecekleri kesindir. Bazılarının sözlerinde yer alan, "Mutezile mezhebi büyük günah ehlinin ne cennette ne de cehennemde olacağına inanıyor" görüşünün yanlış olduğu ortadadır. Bu yanlışlık Mutezile mezhebinin büyük günah işleyeni iki menzilin (iman ve küfr menzilleri) arasında bir menzilde (fasıklık menzili) görmesinden kaynaklanmıştır.[14]
Mukatil bin Süleyman ve Murcie mezhebine mensup bazılarına isnat edilen, Allah Teala'nın "Doğrusu bize vahyedildi ki, azap yalanlayıp sırt çevirenindir"[15] ve "...İşte bu gün rezalet ve kötülük inkar edenlere aittir"[16] gibi ayetlerine istinaden isyankar mü'minlerin asla azap görmeyecekleri ve cehennem ateşinin kafirlere mahsus olduğu görüşüne gelince, cevabı şudur ki: Anılan azabın ebedi olacak şekilde mahsus kılınması kafirlere aittir.
Onların, Hz. Resulullah (s.a.a)'in "Kim la ilahe illallah derse, zina etse veya hırsızlık yapsa dahi cennete girecektir" sözüne istinat etmelerine gelince, bu da zayıf bir delildir. Zira bu hadis de cehennemde ebedi kalmayı kaldırıyor, cehenneme girmeyi değil. Velhasıl biz iman ehli olan isyankârların cehennemde ebedi kalmayacaklarına inanıyoruz, delillerimiz ise şunlardır:
1- Mü'minlerin cennete gireceklerini belirten ayet ve hadislerdir. Bu ayet ve hadisler bizim en önemli delilimizdir. Şöyle ki, ayet ve hadisler bütün mü'minlerin cennete gireceklerini belirtmiştir. Elbette ki bu, cehenneme girecek olanlarının cehenneme girmesinden önce olmayacaktır. O halde bu, cehenneme girmelerinden sonra olacaktır. Bu ise azabın onların üzerinden kaldırılması demektir. Yahut suçlu olan mü'min bir kimse, asla cehenneme girmeden cennete girecektir. Bu ise onun tamamıyla bağışlanması demektir.
Allah Teala: "Kim mıskal zerre miktarından bir hayır yaparsa onu görecektir"[17] ve "Kadın veya erkek, kim, inanarak salih amelde bulunursa, işte onlar cennete girerler; orada hesapsız şekilde rızıklanırlar."[18] buyuruyor.
Hz. Resulullah (s.a.a) de: "Kim la ilahe illallah derse cennete girecektir" ve "Kim Allah'a şirk koşmadan ölürse zina etse ve hırsızlık yapsa bile cennete girecektir" buyurmuştur.
2- Allah Teala'nın: "...Artık cehennem kalacağınız durağınızdır, Allah'ın dilediği hariç, orada kalacaksınız"[19] ayeti ve Hz. Resulullah (s.a.a)'in: "Bir kavim cehennem ateşinden yakılıp kömürleştikten sonra çıkacak ve sel çerçöpü içerisinde bir danenin yeşermesi gibi yeşerecektir" gibi cehennem ateşinden çıkılacağına işaret eden bazı ayet ve hadisleridir.
Gerçi bu gibi hadisler, vahit haber türünden olmaları açısından usul-ü din konusunda delil sayılamazlar, ama nasların birbirlerini teyit etmeleri açısından konumuzu teyit ve tekit etmektedirler.
3- Bu delilimiz Mutezile mezhebi ilkesi üzere kuruludur. Şöyle ki, yüz yıl boyunca iman ehli olup, salih amel yapmaya çalışan bir kimsenin, bu süre esnasında veya sonrasında bir yudum şarap içmek gibi büyük bir günah işlemesinden dolayı ebedi olarak cezalandırılması hikmet sahibi olan Hak Teala'ya yakışmaz. Eğer böyle bir cezalandırma zulüm sayılmazsa, artık hiçbir şey zulüm sayılamaz ve eğer böyle bir cezalandırma kınanmaya layık olmazsa, artık hiçbir şey kınanmaya layık sayılamaz.
4- İsyan, hem zaman açısından, hem de miktar açısından mütenahidir. İsyanın zaman açısından mütenahi oluşu açıktır. Miktar açısından mütenahi olması ise, her isyandan daha ağır bir isyanın mümkün oluşundandır. O halde onun cezası da mütenahi olması gerekir. Çünkü adalet ilkesi bunu iktiza ediyor. İnkârcılığa gelince, zaman açısından mütenahi olsa da, miktar açısından gayri mütenahidir. Zira inkârcılığın daha şiddetlisi yoktur."[20]


[1] -Bakara, 39
[2] - Al-i İmran, 116
[3] -Bakara, 161, 162
[4] -Tevbe, 68
[5] -Zümer, 70, 71
[6] -Mü'min, 69. ayetten 76. ayete kadar.
[7] -Cin, 23
[8] - Nisa, 93
[9] -Nisa, 14
[10] - Furkan, 68, 69
[11] - Zelzele, 7
[12] - Biharu’l Envar, c. 8 s. 364 naklen Keşf-ül Murad, s. 261
[13] - Availu’l Makalat, s. 14
[14] -Büyük günaha düşen Müslümanlar'ın iman ehli olup olmadığı konusu, İslam ulemasının ihtilaf ettiği konulardan biridir. İslam ulemasının çoğunluğu bu kimselerin günah işlemekle imandan çıkmadıkları ve sadece fasık olduklarını kabul ederken, Havariç mezhebine mensup olanların çoğunluğu onların günah işlemekle imandan çıkıp kafir olduklarını, Mutezile mezhebine mensup olanlar ise, bu kimselerin ne iman ehli ne de küfür ehli olduklarını, bu iki menzilin arasında bir menzilde olduklarını ileri sürmüşlerdir. Ancak buna rağmen Mutezile mezhebi büyük günah ehlinin kesinlikle cehenneme gidecekleri ve orada ebedi kalacakları hususunda Havariç mezhebiyle birleşmiştir.
[15] -Tâhâ, 68
[16] - Nahl, 27
[17] - Zelzele- 7
[18] - Mü'min, 40
[19] - En'am, 128
[20] -Biharu’l Envar: c. 8 s. 370, 371, 372 naklen Şerh-i Makasid

Google+ WhatsApp