Hz. İsa'nın Veladeti

Hz. İsa'nın Veladeti

Artık bu mukaddes hanımefendi erginlik çağına ulaşmış ve Allah yolunda gösterdiği halis sadakatten dolayı zamanının en seçkin ilahi kadını olmuştu.

Hz. İsa'nın Veladeti
Artık bu mukaddes hanımefendi erginlik çağına ulaşmış ve Allah yolunda gösterdiği halis sadakatten dolayı zamanının en seçkin ilahi kadını olmuştu. Ama bir gün hiç beklemediği bir anda Allah Teala'nın en kutsal meleklerinden olan Hz. Cebrail, güzel yüzlü bir delikanlı suretinde karşısına dikilecek ve kendisine, Allah Teala'nın Hz. İsa (a.s)'ı ondan dünyaya getirmeyi irade ettiğini müjdeleyecekti.
Allah Teala şöyle buyuruyor: "Ey Resulüm! Kitapta Meryem'i de an. Hani o (ibadet için) ailesinden ayrılıp doğuda bir yere çekilmiş, sonra onlara karşı kendine bir perde edinmişti. Nihayet biz ona Cebrail'i gönderdik de kendisine bir düzgün insan şeklinde göründü.
Meryem ona: "Doğrusu ben senden Rahman'a sığınırım. Eğer sakınan bir kimse isen" dedi.
Cebrail: "Ben sana temiz bir oğlan hibe etmek için, Rabbinin gönderdiği bir elçiyim" dedi.
Meryem: "Benim nasıl oğlum olur? Bana bir insan dokunmamıştır, ben iffetsiz de değilim" dedi.
Cebrail: "Evet işte dediğin gibidir. Ancak Rabbin buyurdu ki; "Bu (baba olmaksızın çocuk vermek), bana çok kolaydır. Hem bunu insanlara kudretimize delalet eden bir âlâmet ve tarafımızdan bir rahmet yapacağız. Zaten (ezeldeki takdirimiz de) bu iş olup bitmiştir."
Nihayet (Cebrail'in üfürmesiyle) Meryem ona (İsa'ya) hamile kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi.
Doğum zamanı gelince, "doğum sancısı onu bir hurma dalının yanına götürdü. (Halkın dedikodularını nazara alarak) "Keşke, bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım" dedi.
Bu esnada "Çocuk Meryem'in altından ona şöyle seslendi: "Sakın üzülme Rabbin senin alt yanında bir su arkı yarattı. Hurmanın da dalını kendine doğru silkele. Devrilmiş taze hurmalar üzerine dökülsün. Artık ye, iç gözün aydın olsun. Eğer insanlardan birini görürsen: "Ben Rahman Allah'a oruç (susmak) adadım. Artık hiçbir insanla konuşmayacağım" de."
Sonra İsa'yı taşıyarak kavmine getirdi. Onlar: "Ey Meryem! Doğrusu sen acayip bir şey (babasız çocuk) getirdin. Ey Harun'un kız kardeşi! Ne baban kötü bir insandı, ne de annen iffetsizdi" dediler.
Bunun üzerine, Meryem (kendilerine cevap vermek için) çocuğa işaret etti.
Onlar: "Biz beşikteki çocukla nasıl konuşuruz?" dediler.
Allah'ın bir mucizesi olarak o çocuk: "Ben gerçekten Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı. Nerede olursam beni mübarek kıldı. Sağ olduğum müddetçe bana namaz ve zekatı emretti. Bana, anama iyilik yapmamı da emretti. Beni zorba ve bedbaht etmedi. Doğduğum gün, öleceğim gün ve sağ olarak dirileceğim gün bana selam olsun!"[1] dedi.
Hz. İsa'nın sözleri onları şaşkına çevirdi. Bu büyük ayet (ilahi nişane) onların Hz. Meryem'e karşı iftira ve kötü zanlarını giderdi ve Hz. İsa'nın Allah'ın kudretiyle babasız dünyaya geldiğini ve gelecekte yüce bir makam sahibi olacağını anladılar.
Hz. Cebrail Hz. Meryem ile konuşurken bir de ona şu müjdeyi vermişti: "Bir de ona kitap ve hikmeti, Tevrat ve İncil'i öğretecektir. O İsrailoğulları'na resul olarak şöyle diyecektir: "Ben Rabbinizden bir mucize ile size geldim. Çamurdan kuş heykelini yaparım. Ona üflediğimde Allah'ın izniyle kuş olur. Allah'ın izniyle âmâ ve abrası iyileştiririm. Ölüleri diriltirim. Evlerinizde yediklerinizi ve stok ettiklerinizi size haber veririm. Eğer inanıyorsanız, sizin için bunda bir ayet vardır. Elimdeki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak ve size daha önce haram kılınmış bazı şeyleri helal kılmak için, Rabbinizden bir mucize ile size geldim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin."[2]


[1] - Meryem: 16. ayetten 33. ayete kadar
[2] - Al-i İmran: 48, 49, 50

Google+ WhatsApp