Hz. Muhammed (s.a.a) ile Hz. Hatice’nin (s.a) Evliliği

Hz. Muhammed (s.a.a) ile Hz. Hatice’nin (s.a) Evliliği

Hz. Peygamber (s.a.a) gibi kişiliği ile herkesten üstün olan bir kişinin, büyük amaçları ve değerleri ile uyum sağlayacak, kendisi ile beraber cihat yolculuğunu ve sıkıntılarla dolu çabasını sürdürecek, zorluklarına ve meşakkatlerine sabredecek bir kadın ile evlenmesi gerekirdi.

Hz. Muhammed (s.a.a) ile Hz. Hatice’nin (s.a) Evliliği
Kutsal Evlilik
Hz. Peygamber (s.a.a) gibi kişiliği ile herkesten üstün olan bir kişinin, büyük amaçları ve değerleri ile uyum sağlayacak, kendisi ile beraber cihat yolculuğunu ve sıkıntılarla dolu çabasını sürdürecek, zorluklarına ve meşakkatlerine sabredecek bir kadın ile evlenmesi gerekirdi.
O günlerde Hz. Peygamber’e (s.a.a) ve sözünü ettiğimiz göreve uygun düşecek Hatice’den başka bir kadın yoktu. Bu birlikteliği yüce Allah’ın dilemesi sonucunda, Hz. Hatice’nin (s.a) kalbi bütün duyguları ile Hz. Peygamber’e (s.a.a) yöneldi ve onun yüce şahsına bağlandı.
Hz. Hatice (s.a) Kureyş kabilesinin en şerefli, en zengin ve en güzel kadınlarından biri idi. Cahiliye döneminde “Temiz Hanım” ve “Kureyş’in Hanımefendisi” gibi nitelemeleri ile anılırdı. Kabilesinin bütün erkekleri onunla evlenmek için güçlü bir aruzu içinde idiler.
Hz. Hatice’ye Kureyş kabilesinin önde gelen erkekleri talip oldu. Tekliflerini kabul etmesi için ona maddi vaatler sundular. Fakat o bu tekliflerin hepsini reddetti. (1) Çünkü meseleleri ölçüp tartan üstün bir akla sahipti. Fakat Hz. Peygamber’i (s.a.a) seçti. Çünkü onda asalet, üstün seçkinlik, yüce ahlak ve değerlerin toplu olduğunu gördü. Bu yüzden onun yücelik alanına girmeyi isteyerek ona eş olmak istedi.
Tarihi kaynakların ağırlıkla verdikleri bilgiye göre evlenme arzusunu ilk ortaya koyan taraf Hz. Hatice (s.a) oldu. Bu arzu üzerine Ebu Talip, ailesini ve birkaç Kureyşliyi yanına alarak Hz. Hatice’yi o sırada velisi olan büyüğünden istemeye gitti. Bu veli, Hatice’nin amcası Amr b. Esed idi. (2) Ağırlıkla kabul edilen görüşe göre bu olay Resulullah’ın (s.a.a) Peygamber olmasından on beş yıl önce gerçekleşti.
Ebu Talip bu evlenme teklifi dolayısıyla yaptığı konuşmanın bir bölümünde şöyle dedi:
Şu Beytullah’ın Rabbine hamdolsun. O Rab ki, bizi İbrahim’in çocuklarından kıldı ve İsmail’in soyundan türetti ve bizi güvenli bir hareme yerleştirdi. Bizi insanlar üzerine hükümdar kıldı. Bize içinde yaşadığımız bu beldeyi bereketli ve kutsal yaptı…
Görmüş olduğun bu kardeşimin oğlu, kendisi ile ölçüleceği her Kureyşli erkekten mutlaka daha değerli, karşılaştırılacağı başka her erkekten mutlaka üstündür. Her ne kadar malı-mülkü az ise de, ahlak yönünden hiç kimse ona denk gelemez. Mal-mülk gelip geçici bir nasip, kaybolmaya mahkum bir gölgedir.
Bu yeğenimde Hatice’ye karşı bir arzu olduğu gibi, Hatice’nin de ona karşı bir arzusu vardır. Hatice’nin rızası ve emri ile onu senden istemeye geldik. Mihir malı, hemen verilecek olanı ile sonraya kalacak olanı dahil olmak üzere benim yükümlülüğümdedir…
Şu Beytullah’a yemin ederim ki, bu yeğenimde büyük bir nasip, yaygın bir inanç ve olgun bir görüş vardır. (3)
Fakat Hatice daha sonra belirlenen mihri kendi malından tazmin etti. Bazı kimselerin: “Ne acayip şey! Mihir erkeklerin kadınlara karşı bir yükümlülüğüdür.” Demeleri üzerine kızan Ebu Talip şöyle dedi:
Benim bu yeğenim gibi oldukları takdirde, erkekler en yüklü paralar ve en byük mihirlerle talip olunurlar. Ama eğer evlenecek erkekler sizin gibi olurlarsa, ancak pahalı mihirlerle evlenebilirler.
Bazı kaynaklarda, Hz. Hatice’nin mihrinin Hz. Peygamber’in (s.a.a) kendisi tarafından karşılandığı kaydedilir. Bu görüşü kabul etmenin bir sakıncası yoktur. Çünkü Hz. Peygamber’in (s.a.a) Hatice’ye verilen mihri Ebu Talip aracılığı ile karşılaması mümkündür.
Hz. Peygamber’in (s.a.a) insanların kalplerinde ne kadar yüksek bir konumu olduğunu ve Haşimoğulları’nın ne kadar şerefli ve üstün bir derecenin sahibi olduklarını Ebu Talib’in evlenme teklifi sırasındaki konuşmasından anlamamız mümkündür.
Hidayet Önderleri

1-Biharu’l-Envar, c. 16, s.22
2-es-Sireu’l-Halebiyye, c.1, s.137
3-el-Kafi, c.5, s.374; el-Keşşaf ve Rabiu’l-Ebrar’dan naklen Biharu’l-Envar, c.16, s.5; es-Siretu’l-Halebiyye, c.1, s.139; Tarih-i Yakubi, c.2, s.20; el-Evail, Ebu Hilal, c.1, s.162

Google+ WhatsApp