İHRAMLIYA HARAM OLAN ŞEYLER

Mükellef ihram bağladıktan sonra 25 şey kendisine haram olur. Bu 25 haram şunlardır:

İHRAMLIYA HARAM OLAN ŞEYLER

Önceden de denildiği gibi; telbiye söylemeden ihram gerçekleşmez. Sadece ihram niyeti etmek yeterli değildir. Mükellef ihram bağladıktan sonra 25 şey kendisine haram olur. Bu 25 haram şunlardır:

1- Çöl hayvanı avlamak

2- Kadınla ilişkide bulunmak

3- Kadın öpmek

4- Kadına şehvetle dokunmak

5- Kadına bakmak ve şehvet getiren oynaşma

6- İstimna (Sonradan açıklaması gelecek)

7- Nikâh akdi

8- Güzel koku kullanmak

9- Erkeğin dikili ve dikili hükmünde elbise giymesi

10- Sürme çekmek

11- Aynaya bakmak

12- Erkeğin çorap çizme giymesi

13- Yalan söylemek, küfretmek ve bir mümine hakaret olacak şekilde övünmek

14- Tartışmak

15- İnsan bedenine eziyet eden bit ve benzerlerini öldürmek

16- Süslenmek

17- Yağ sürmek

18- Bedenden tüy ve kıl koparmak

19- Erkeğin başını örtmesi ve suya dalmak. İkinci hüküm kadınlar içinde geçerlidir.

20- Kadının yüzünü örtmesi

21- Erkeğin gölgede durması

22- Bedenden kan çıkarmak

23- Tırnak almak

24- Bir görüşe göre; diş çekmek-çektirmek

25- Silah taşımak

Bunlar aşağıda sırasıyla açıklanacaktır.

1- Çöl Hayvanı Avlamak

199- İhrama giren birinin herhangi bir çöl hayvanına eziyet etmesi, avlaması, öldürmesi, yaralaması, azalarından birini ezmesi, koparması vs. caiz değildir. Harem sınırları içerisinde olan birinin, ihramda olmasa da bunları yapması haramdır. Çöl hayvanından maksat; sonradan evcil de olsa, tabiatı ve yaratılışı gereği vahşi ve korkup kaçan yabani hayvandır. Zahiren zikredilen hükümde eti yenen veya yenmeyen hayvan arasında fark yoktur.

200- Çöl hayvanı avlamak ihramlıya haram olduğu gibi, yerini göstermek suretiyle de olsa avlamada başkasına yardımcı olmakta haramdır. Avlayana yardımcı olmanın haram oluşu hükmünde, avlayanın ihramda olup olmaması arasında fark yoktur. Hatta ihtiyat gereği, ihramda olana haram olan bütün konularda başkasına yardımcı olmaması gerekir. İster avlamak olsun veya öldürmek ya da başka bir şey 199. meselede denildiği gibi haramdır.

201- İhrama girene; ister ihrama girmeden önce kendisi avlamış olsun veya başkası avı yanında bulundurması caiz değildir. avın haremde veya harem dışında yapılması arasında da fark yoktur.

202- Avlayan haremin dışında ve ihrama girmemiş olsa da, av hayvanının etinden ihramda olanın yemesi caiz değildir. Avlayarak öldürmüş olması veya daha sonra kesmesi arasında fark yoktur. Aynı şekilde ihrama girenin, ihramlı olsun veya olmasın başkasının haremde avladığı veya öldürdüğü hayvanın etini yemesi caiz değildir.

203- Çöl hayvanının yavrusunu avlamanın hükmü kendisini avlamakla aynıdır. Yumurtasını almanın, kırmanın ve yemenin ihramlıya haram olması da uzak bir ihtimal değildir. Başkalarına da bu işlerde yardım etmemesi en iyisidir.

204- Söylenen hükümler açıklandığı gibi çöl hayvanları hakkındaydı. Onlardan biri de çekirgedir. Sadece denizde yaşayan balık gibi hayvanları avlamanın sakıncası yoktur. Hem suda hem denizde yaşayan hayvan çöl hayvanı hükmündedir. Çöl hayvanı olup olmadığında şüphe edilen hayvanın avlanmasında meşhur görüşe göre sakınca yoktur.

205- İhrama girene, çöl hayvanı avlamak haram olduğu gibi her türlü hayvanı öldürmek, av olmasa da haramdır. Bundan birkaç hayvan istisna edilmiştir.

1) Herhangi bir sebepten vahşi olsa da koyun, inek, deve, uçamayan tavuk hatta Habeş tavuğu gibi evcil hayvanları ihrama girenin öldürmesi caizdir. Evcil olup olmadığında şüphe edilen hayvanların öldürülmesi de caizdir.

2) İhramda olanın karşılaşmaktan korktuğu veya canına tehlike teşkil eden yırtıcı hayvanları, yılan gibi sürüngenleri ve benzerlerini öldürmesi caizdir.

3) Haremin güvercinlerine eziyet eden yırtıcı kuşları da öldürmek caizdir.

4) Boğa yılanı, siyah yılan, tehlikeli yılanlar, akrep, fare gibi hayvanları her halükarda öldürmek caizdir. Hiçbir keffareti de yoktur. Aslan dışında -meşhur görüşe göre- yırtıcı hayvanları öldürmenin keffareti yoktur.

İnsanın canı için tehlike oluşturmayan yırtıcı hayvanları öldürmenin, kendi değeri kadar keffareti olduğu söylenmiştir.

206- İhramlının karga ve ev şahinine ok atması caizdir. Ok deyip de ölürlerse keffareti yoktur.

Avlanma keffareti

Çöl hayvanlarının öldürülmesi ve avlanması durumunda şeriatta her biri için bir keffaret tayin edilmiştir. Aşağıda bunların açıklaması yapılacaktır.

207- Deve kuşunu öldürmenin keffareti bir deve, sağırı öldürmenin keffareti bir sığır, yabani zebranın, ihtiyaten geyik ve tavşanın öldürülmesinde bir koyun, aynı şekilde ihtiyat gereği tilkinin öldürülmesi durumunda bir koyun keffareti vardır.

208- İnsan keffareti deve olan bir avı avlar ve onu ödeyecek parası olmazsa altmış fakiri doyurmalıdır, her fakire bir mud (takriben 750 gr.) yiyecek vermelidir. Eğer buna da gücü yetmezse, on sekiz gün oruç tutmalıdır. Eğer keffaret sığır olur ve almaya gücü yetmezse otuz fakiri doyurmalıdır. Eğer buna da gücü yetmezse dokuz gün oruç tutmalıdır. Eğer keffaret koyun olursa ve gücü yetmezse on fakiri doyurmalıdır. Buna da gücü yetmezse üç gün oruç tutmalıdır.

209- Keklik, turaç kuşu ve benzeri hayvanları öldürmenin keffareti, sütten kesilmiş otlayan bir kuzudur. Serçe, ördek gibi hayvanların keffareti bir mud (750 gr) yiyecektir. Yani; buğday, arpa, ekmek ve benzer yiyeceklerdir. İsmi geçen uçan hayvanların dışında güvercin ve benzerlerinin keffareti ise bir koyundur. Bunların civcivlerini öldürmenin keffareti bir kuzu veya oğlaktır, bunların yumurtasının hükmü, eğer canlı civcivli yumurta olursa civciv hükmündedir. Yumurtada civciv daha canlanmamış ise bir dirhem keffareti vardır. Aynı şekilde ihtiyat gereği hiç civciv olmayan yumurta içinde bir dirhem vermelidir.

Bir çekirgenin öldürülmesinin kefareti bir hurma veya bir avuç yiyecektir. İkincisi daha üstündür. Birden fazla çekirge öldürürse, öldürdüğü sayıda keffaret vermelidir. Ancak öldürdüğü çekirgenin sayısı, örfe göre çok sayılırsa hepsine bir koyun keffaret vermelidir.

210- Çöl faresi, kirpi ve timsah öldürmenin keffareti bir oğlaktır, kertenkele öldürmenin keffareti ise bir avuç yiyecektir.

211- Arıyı bilerek öldürmenin keffareti bir miktar yiyecektir, zarar vermesinden korunmak için öldürürse keffareti yoktur.

212- İhram giyen kişi harem sınırları dışında avlanırsa her hayvanın keffaretini açıklanan şekilde vermelidir. Eğer hakkında keffaret belirlenmemiş ise Pazar fiyatının karşılığı ödemelidir ve eğer ihram giymeyen birisi harem sınırları içerisinde avlanırsa, avlandığı hayvanın değerini vermelidir. Avladığı av aslan olursa bir koç keffaret vermelidir. İhramlı biri harem sınırları içerisinde avlanırsa, hem ihramsız kişinin harem sınırları içerisinde avlanma keffaretini hem de ihramlının harem dışında avlanma keffaretini vermelidir.

213- Çekirgenin çok olduğu yolda yürüyen ihramlı yolunu saptırarak çekirgeyi öldürmekten kaçınmalıdır. Ama mümkün olmazsa sakıncası yoktur.

214- Bir grup ihramlı beraber avı öldürürlerse, her birine ayrı ayrı keffaret farz olur.

215- Avlanan hayvanı yemenin keffareti avlanma keffareti gibidir. Eğer ihramlı biri avlanır ve avını yerse ona iki keffaret farz olur; biri avlandığı diğeri ise onu yediği içindir.

216- İhramlı olmayan bir kişi yanında avıyla birlikte hareme girerse, avını serbest bırakmalıdır. Bırakmaz ve av ölürse keffaretini vermelidir. Bir insan ihram giyer ve yanında av bulunursa o avı tutması haramdır. 201. meselede açıklanan tüm durumlarda avı bırakmaz ölümüne sebep olursa keffaret vermelidir. Avın ölümü harem sınırlarına girmeden gerçekleşirse ihtiyat gereği yine keffaret vermelidir.

217- Avı öldürmesi ve yemesinden dolayı farz olan keffaret konusunda bilerek, bilmeyerek veya cahilliğinden dolayı işi yapması arasında fark yoktur.

218- Avlanma tekrarlandıkça keffaret de tekrarlanır. Avlanma hata yanlışlık, unutkanlık, zorunluluk ve çaresizlikten de olsa hüküm aynıdır. Aynı şekilde cahillik ve bilinçsizlikten dolayı da olsa hüküm değişmez. Yine avlanma kasıtlı olarak haremde ve avcı da ihramsız olursa veya çeşitli ihramlar bağlayan ihramlı tarafından gerçekleşirse hüküm yine aynıdır. Yani; bir kere temettü umresi ihramında, bir kere hac ihramında bir kere de müfrede umresi ihramında iken avlanırsa da durum aynıdır. İhramda iken bilerek avı tekrarlarsa birincisinden itibaren ona keffaret vacip olmaz ama, Allah’ın “Kim dönerse (yüz çevirirse) Allah ondan intikam alacaktır.” dediği kimselerden olur.

2- Kadınla Cinsel İlişkide Bulunmak

219- İhrama girdikten itibaren temettü umresinin veya müfrede umresinin amellerinin bitimine kadar, hacda ise nisa tavafının namazını kılıncaya kadar kadınla cinsel ilişkide bulunmak, haramdır.

220- Temettü umresinde, bilinçli olarak kadınla önden veya arkadan cinsel ilişkide bulunursa ve bu işi sa’yden ayrıldıktan sonra yapmışsa umresi bozulmaz, fakat keffaret vermesi farz olur. Keffareti ise ihtiyat gereği deve veya bir sığırdır. Sa’ydan ayrılmadan olursa, keffareti söylendiği kadardır. İhtiyat gereği umresini bitirip daha sonra haccını yapmalıdır. Gelecek yıl her ikisini de yeniden yapmalıdır.

221- Hac ihramı giyen birisi Meş’ar’de durmadan önce bilerek hanımıyla önden veya arkadan ilişkide bulunursa, keffaret vermeli ve haccını tamamlayıp bir sonraki yıl yeniden yapmalıdır. Yine hac farz olsun veya müstehap, kadın ihram bağladıktan sonra bu işe bilerek razı olursa hükmü aynıdır. Ama kadının bu işe mecbur olursa kendisine hiçbir şey vacip olmaz. Yani ne keffaret farz olur nede haccını yenilemesi gerekir. Erkek ise iki keffaret vermelidir.

Bu amelin keffareti ise bir deve, gücü yetmiyorsa bir koyundur. Bu hac müddetince karı kocayı birbirinden ayırmak gerekir. Tüm hac amellerini bitirip cinsel ilişkide bulundukları yere dönünceye dek, üçüncü bir şahıs olmadıkça, bir araya gelmelerine izin verilmemelidir.

Ama dönüş yolları ilişki kurudukları mekândan değilse, hac amelleri bittikten sonra bir araya gelmelerinin sakıncası yoktur. Bir sonraki yıl haccı yenilediklerinde de, ilişkide bulundukları mekândan Mina’da kurban kesinceye kadar, ikisini birbirinden ayırmak gerekir. Hatta ihtiyat gereği bu işlem bütün ameller tamamlanıp birleşmenin vuku bulduğu yere kadar devam etmelidir.

222- İhramlı bir kişi Meş’ar vakfesinden sonra bilinçli ve kasıtlı olarak hanımıyla cinsel ilişkide bulunursa; Nisa tavafından önce ise, yukarıda ki meselede söylediğimiz keffaret onun içinde geçerlidir. Ancak haccı yenilemesi vacip değildir. Bu iş Nisa tavafının dördüncü turu tamamlanmadan önce olsa da hüküm aynıdır. Ama dördüncü tur bittikten sonra olursa kefareti de yoktur.

223- Bir kişi bilerek ve kasıtlı olarak müfrede umresinde hanımıyla cinsel ilişkide bulunursa, yukarıda zikredilen keffaret farz olur. Cinsel ilişki sa’yden sonra olursa umresi bozulmaz. Ama sa’yden önce olursa umresi de bozulur. Bir ay Mekke’de kalıp daha sonra meşhur beş mikattan birisine giderek, umreyi yenilemek için ihram giymelidir. İhtiyat gereği haremin ilk çıkış noktasından ihram giymesi yeterli değildir. Bozulan umreyi tamamlaması da ihtiyat gereğidir.

224- İhramda olmayan biri ihramlı hanımıyla cinsel ilişkide bulunursa, kadın bu fiile razı imişse bir deve keffaret vermelidir. Razı olmayıp bu işe zorlanmışsa kendisine hiçbir şey vacip olmaz. İhtiyat gereği kocası onun yerine keffaret vermelidir. Hatta birinci durumda da, kadına farz olan keffareti kocasının ödemesi, yani keffaretin bedelini ödemesi ihtiyat gereğidir.

225- İhramlı birisi bilmeyerek veya unutarak kendi hanımıyla cinsel ilişkide bulunursa, umre ve haccı sahihtir, keffaret de vacip değildir.

Bu hüküm keffaret gerektiren haramlarda ve aşağıda açıklanacak olan durumlarda geçerlidir. Aşağıdaki durumlar hariç ihramlı bilmeyerek veya unutarak bir davranışta bulunursa keffareti yoktur:

1) Hac veya umre tavafını unutur, kendi vatanına döner hanımıyla cinsel ilişkide bulunursa.

2) Temettü umresinde sa’yin bir kısmını unutur, tamamladığını sanarak ihramdan çıkarsa.

3) Sebepsiz elini saçına veya sakalına çeker bir veya daha fazla tüyün düşmesine sebep olursu. 

4) Bilmeyerek aslen kokulu veya kokulandırılmış yağı, krem vücuduna sürerse.

Bunların hükümleri yeri geldikçe açıklanacaktır.

3- Kadını Öpmek

226- İhramda olan birinin şehvetle kendi hanımını öpmesi caiz değildir. Şehvetle öper ve kendinden meni gelirse, bir deve keffaret vermelidir. Eğer meni gelmezse, bir koyun keffaret vermesinin yeterli olması uzak bir ihtimal değildir. Eğer şehvet olmaksızın öperse, ihtiyatı vacip gereği bir koyun keffaret vermelidir.

227- İhramda olmayan bir kişi ihramlı eşini öperse, ihtiyat gereği bir koyun keffaret vermelidir.

4- Kadına Dokunmak

228- İhramlı bir kimsenin şehvetle hanımına dokunması caiz değildir. Aynı şekilde şehvetle hanımını kaldırması veya kendine yapıştırması da caiz değildir. Eğer bunlardan birisini yaparsa bir koyun keffaret vermelidir. Meni gelip gelmemesi hükmü değiştirmez. Şehvet kastı olmadan dokunur veya kucaklarsa keffaret vacip olmaz.

5- Kadına Bakmak ve Onunla Şehveti Uyandıracak Şekilde Oynaşmak

229- İhramlı kişiye, kendi hanımıyla şehvet uyandıracak şekilde şakalaşması caiz değildir. Eğer bunu yapar ve meni gelirse bir deve keffaret vermelidir. Gücü yetmezse bir koyun vermelidir. Yine ihramlının kendi hanımına şehvetle bakması, ondan meni gelmesine sebep olacaksa sakınmalıdır. Meni gelmesine sebep olmayacaksa bile, ihtiyat gereği sakınmalıdır.

Eğer hanımına şehvetle bakar ve meni de gelirse ihtiyat gereği bir deve keffaret vermelidir. Meni gelmezse veya şehvet olmaksızın bakar ama meni gelirse keffaret farz olmaz.

 

230- İhramlı bir kimse hanımının dışında bir kadına caiz olmayan bir şekilde bakar ve ondan meni gelirse; keffaret vermelidir gelmezse keffaret vermesi vacip değildir. İhtiyat gereği mal varlığı iyi ise bir deve, orta halli ise bir sığır ve fakir ise bir koyun vermesi yeterlidir.

231- İhramlının kendi hanımından konuşarak, bir arada oturarak ve buna benzer yollarla zevk alması caizdir. Elbette ihtiyat gereği ihramlı biri kendi hanımından her türlü zevk almayı terk etmelidir.

6- İstimna

232- İstimnanın birkaç çeşidi vardır:

1) Erkeklik organını el veya başka bir şeyle sıvazlama yoluyla olan istimna. Bu fiil mutlak olarak haramdır. Bunun hacdaki hükmü cima hükmündedir. Bu fiil ihtiyat gereği, müfrede umresinde cima hükmündedir.

Bu fiili zikredildiği gibi hac ihramında ve Meş’arde vakfeden önce yaparsa, keffaret vermelidir. O haccı tamamlayıp bir sonraki senede yenilemelidir. Eğer müfrede umresinde sa’yden ayrılmadan önce yaparsa, ihtiyat gereği keffaret vermeli ve umreyi bitirip bir sonraki ay onu tekrarlamalıdır.

2) Kendi hanımını öperek, dokunarak, onunla şehveti uyandıracak oyunlar oynayarak veya ona bakarak istimna yapmak. Bunun da hükmü bir önceki hükümle aynıdır.

3) Kadının sesini, özelliklerini duyarak veya onu hayalinde canlandırarak ve buna benzer yollarla istimna yapmak. Bu da ihramlı birine haramdır. Ancak güçlü görüşe göre keffareti yoktur.

7- Evlilik Akdi

233- İhramlı olan birinin, ihramda iken bir kadını kendisine veya başkasına nikâhlaması caiz değildir. Başkası ihramlı olsun veya olmasın, akit daimi olsun veya geçici, nikâh akdi bütün bu durumlarda batıldır.

234- İhramda olan birine, bir bayan nikâhlarlarsa ve o da kadınla ilişkide bulunursa akit edenlerden her biri, kadın ve erkek bir deve keffaret vermelidirler. Bu her birinin hem şer’i hükmü, hem de erkeğin ihramlı olduğunu bildikleri durumdadır. Ama onlardan bazıları hükmü ve mevzuyu bilmiyorduysa, bilmeyenlerin keffaret vermesi farz değildir. Bu durumlarda akit eden ve kadının ihramlı olup olmamasının farkı yoktur.

235- Fakihler arasında var olan meşhur görüşe göre, ihramlı birinin nikâh akdinde hazır bulunması caiz değildir. İhtiyat gereği, nikâh akdine şahitlik yapmaktan da kaçınmalıdır. İhrama girmeden akit toplantısında hazır bulunmuş olsa da hüküm aynıdır.

236- İhtiyat gereği, ihramlı bir kişi elçilik yapmamalıdır. Ama kendi hanımına ric’i talak veren birisi, hanımına dönebilir ve hanımı boşayabilir.

8- Güzel Koku Kullanmak

237- İhramlının güzel koku kullanması haramdır. İster koklayarak olsun, ister yiyerek, ister sürerek, isterse de boyayarak olsun hüküm aynıdır. Aynı şekilde hoş koku sinmiş elbise de giymemelidir. Güzel kokudan maksat; bedene, elbiseye, yiyecek ve benzeri şeylere hoş koku veren her maddedir. Esans, kolonya, parfüm, safran ve benzerlerini örnek olarak sayabiliriz.

Meşhur görüş gereği ihramlı normal koku, gül suyu ve benzerlerinden de kaçınmalıdır. İhramlı kişinin Kâbe’ye sürülen hoş kokudan ve onun üzerine ve elbisesine geçmesinden kaçınması gerekmez. Üzerine veya elbisesine bulaştığı takdirde onu yıkamak veya değiştirmek zorunda da değildir. Kâbe’nin kokusundan maksat; safran ve çeşitli esanslardan oluşan ve Kâbe’nin duvarına sürülen güzel kokudur.

238- Güzel kokusu olan ve kalkın da bu yüzden elde edilen gül ve bitkileri de ihramlı birinin koklaması haramdır. İster esas elde edilen bitkilerden olsun veya başka bitkilerden hüküm aynıdır.

Evet, çölde tabii olarak yeşeren güzel kokulu bazı bitkileri koklamanın zahiren sakıncası yoktur.

Ancak, elma, muşmula, nane gibi güzel kokulu meyve ve sebzeleri yemenin sakıncası yoktur. Elbette ihtiyat gereği onları yerken koklamamalıdır. Aynı şekilde güzel kokan yağ ve sıvı şeyleri yemeninde sakıncası yoktur. Esansgillerden sayılmadıkça kokan yağ ve sıvı şeyleri yemeninde sakıncası yoktur. Yine de ihtiyat gereği onları da koklamaktan kaçınılmalıdır.

239- İhramlı Safa ve Merve arasında sa’y ederken o civarda esans satan birinden yayılan esans kokusuna burnunu tıkaması gerekmez. Bunun dışında her türlü hoş kokuya burnunu tıkamalıdır.

240- İhramlı, bilerek güzel kokan bir şeyler yerse veya daha önceden güzel koku eseri kalan bir elbiseyi giyerse, ihtiyat farz gereği bir koyun keffaret vermelidir. Keffaret vermek ihtiyata daha uygun olmakla beraber, bu iki durum dışında güzel koku kullananın keffaret vermesi vacip değildir.

241- İhramlının kötü kokudan dolayı burnunu tıkaması haramdır. Ama kötü kokudan kurtulmak için çabuk adımlarla yürümesinin sakıncası yoktur.

9- Erkeklerin Dikili Elbise Giymesi

242- İhramlının, düğmeli veya düğme yararı sağlayan şeylerin olduğu bir elbise giymesi caiz değildir. Aynı şekilde yakalı ve kollu elbise giymesi, başı yakadan ve elleri koldan çıkarması caiz değildir. Pantolon ve iç çamaşırı gibi avret yerlerini kapayan elbise giymesi caiz değildir. Ancak iki parça ihram elbisesi (izar ve lonk) bulamazsa pantolon, pijama ve benzeri elbiseleri giymesi caizdir. İhtiyati vacip gereği gömlek, cüppe, palto ve Arap gömleği gibi giysiler giymekten kaçınılmalıdır.

Evet, mecburiyet söz konuşu olduğunda gömlek ve benzerlerini kollarını giymeden omzuna atabilir. Söylediğimiz hallerde elbisenin dikişli, örgülü veya keçe gibi olması arasında hiçbir fark yoktur.

İhramlının para cüzdanı ve para koymak için kullanılan benzeri şeyleri beline bağlaması dikişli olsa bile caizdir. Değişik amaçlarla bele bağlanan ve “Mıntıka” denilen kemeri de beline bağlayabilir. Aynı şekilde fıtık hastalığı olan bir kişi, dikili dahi olsa fıtık korsesi giymesi caizdir. İhramlı uyurken kafası hariç, bedenini dikişli çarşaf, yorgan ve benzeri şeylerle örtmesi caizdir.

243- İhramlının ihtiyat gereği, izarı boynuna atmaması, hatta mutlak olarak bir bölümünü dahi bağlamaması ve iğne gibi şeyle tutturmaması daha iyidir. İhtiyat gereği ridasına da (omuza atılan bölüm) düğüm atmamalıdır. Ama iğne ve benzeri şeyle tutturmasının sakıncası yoktur.

244- Eldiven hariç, kadının her çeşit dikili elbise giymesinde sakınca yoktur. Eldiven giymesi caiz değildir.

245- İhramlı kişi giyilmesi haram olan elbiseleri bilerek giyerse, bir koyun keffaret vermelidir. İhtiyat gereği, mecburluktan dolayı giyse de keffaret vermelidir. Bu giyme defalarca tekrarlanırsa, tekrarlandığı sayıda keffaret vermelidir. Eğer bir defada bir kaç dikili elbiseyi üst üste giyerse, bu elbiselerin çeşitleri farklı olursa, hatta farklı olmasa da ihtiyat gereği elbiselerin sayısıca keffaret vermelidir.

10- Sürme Çekmek

246- İki şekilde sürme çekilir:

1- Siyah sürme veya örfe göre ziynet amacıyla çekilen her çeşit sürmedir. Bu sürme, meşhur görüşe göre haramdır. Eğer ihramlı kişi ziynet amacıyla sürme çekerse, hatta zinet için olmasa da bu sürme haramdır. Ama çaresizlik ve tedavi amacıyla olursa sakıncası yoktur.

2- Sürme ne siyah ve nede ziynet amacıyla olmazsa sakıncası yoktur. Ama ziynet amacıyla yapmaktan kaçınılmalıdır. Bütün durumlarda göze sürme çekmenin keffareti yoktur. Gerçi helal olmayan sürme çekmesi halinde, bir koyun keffaret vermesi daha iyidir.

11- Aynaya Bakmak

247- İhramlının süslenmek amacıyla aynaya bakması caiz değildir. Ama diğer bir amaçla bakarsa sakıncası yoktur. Örneğin yüzündeki bir yarayı tedavi etmek, abdest alırken suya engel olabilecek bir şeyin olup olmadığını kontrol etmek veya şoförlerin yandaki ve arkadaki araçları kontrol etmek için dikiz aynalarına bakmasının sakıncası yoktur. Ayna gibi cisimleri gösterme özelliğine sahip diğer parlak nesnelerin de ayna hükmünde olması mümkündür.

İhramlı ziynet amacıyla aynaya baktığında telbiye demesi müstehaptır. Ama tıbbi gözlükle bakmanın sakıncası yoktur. Evet, gözlük takmak örfen ziynet sayılırsa ihtiyat gereği gözlük takmaktan kaçınılmalıdır.

12- Erkeğin Çizme ve Çorap Giymesi

248- İhramlı erkeğin çorap ve çizme gibi, tamamen ayağının üzerini kapatan bir şey giymesi haramdır. Ama terlik ve benzeri şey bulamayarak mecburluktan çizme giyerse sakıncası yoktur. Ancak ihtiyat gereği üzerini ikiye ayırarak giymelidir.

Evet, ayağın bir bölümünü örten bir şey giyebilir. Aynı şekilde giymeden bir şeyle tüm ayağın üzerini de kapatması caizdir. Örneğin oturduğunda veya yattığında, ihramının bir ucuyla tüm ayağın üstünü örtebilir.

Çizme ve benzeri şeyleri giymenin keffareti yoktur. Ama bilerek çorap ve benzeri bir şeyi giyerse, ihtiyat gereği bir koyun keffaret vermelidir.

Kadının çizme, çorap ve ayağın tamamını örten benzeri şeyleri giymesinin sakıncası yoktur.

13- Yalan Söylemek, Küfür Etmek ve Haram Şekilde Övünmek

249- Yalan konuşmak, küfürlü sözler sarf etmek ve yaptığı haramla övünmek her durumda haramdır. Ama bunların ihram halinde haram oluşları daha şiddetlidir. Övünmekten maksat; başkalarının karşısında soyuyla, mal varlığıyla, makamıyla ve buna benzer şeylerle övünmektir. Bu hareket müminin aşağılanmasına ve ihanete uğramasına sebep olacaksa haramdır. Aksi taktirde ne ihramlı, nede ihramsız için bir sakıncası yoktur.

İhramlı bir kişi yalan söyler, küfürlü sözler sarf eder ve yaptığı haramla övünürse, tövbeden başka keffareti yoktur. Elbette ihtiyat bir sığır keffaret vermesindedir.

14- Tartışmak

250- İhramlının tartışmaya girmesi (bir konuyu ispat ya reddetmek için Yüce Allah’ın Zat-ı Akdesine yemin etmeği gerektiren şekilde olursa) haramdır. Anlaşılan cidalin haram oluşu “Evet vallahi” “Hayır vallahi” diyerek yemin etmekle sınırlı olmayıp, Allah’a her türlü yemin etmek cidal sayılmaktadır. İster “Allah” kelimesiyle olsun, ister yeminin başında “evet” veya “hayır” olsun, ister yemin Arapça veya başka bir dille olsun hepsi cidal ve haramdır.

Ama Allah’tan başka kutsal şeylere veya kimselere yemin edilmesinin hiçbir sakıncası yoktur. Aynı şekilde bir şeyi kanıtlamak veya nefyetmek için olmayan yeminlerin sakıncası yoktur. Örneğin birisinden bir şey isterken veya azim ve iradesini göstermek için bir işi yapıp veya yapamayacağına yemin edilmesi örneğin “Vallahi bunu sana vereceğim” demesinin sakıncası yoktur.

Bazı fakihler tartışma kabul edilmesi için gerçek yeminin üç kere peş peşe tekrarlanması gerektiğini, aksi taktirde tartışma sayılmayacağını söylemişlerdir. Ama bu görüş sakıncasız değildir. İhtiyata en yakın olanı şudur ki; bir yeminle bile tartışma gerçekleşmiş sayılır. Fakat hiç kuşku yok ki tartışmanın gerçekleşmesinde yalan yere yemin içmenin tekrarlanması gerekli değildir.

251- Tartışmayı terk etmek kişinin zarara uğramasına sebep olursa, örneğin; hakkının kaybolmasına sebep olacaksa tartışma caizdir.

252- Eğer tartışan üç defa peş peşe doğru yemin ederse bir koyun keffaret vermelidir. Yemin üçten fazla tekrarlanırsa keffaret çoğalmaz.

Evet, eğer üç veya daha fazla yemin içer ve keffaretini verirse veya üç defa peş peşe yemin eder biraz ara verdikten sonra yine peş peşe üç veya fazla yemin ederse, bu durumlarda iki keffaret vermelidir. Bir defa yalan yere yemin içerse, bir koyun keffaret vermelidir. İki defa yalan yere yemin ederse iki koyun keffaret vermelidir. Üç defa yalan yere yemin ederse, bir sığır keffaret vermelidir. Üçten fazla yalan yere yemin içer ve yeminler arasında keffaret vermemiş olursa keffaret tekrarlanmaz. Yalan yere yemin eder ve keffaretini verirse yalan yemin ettikçe keffaret tekrarlanır. Eğer iki defa yalan yere yemin ve keffaret verir sonra bir kez daha yalan yere yemin ederse keffaret olarak bir koyun vermelidir, bir sığır değil.

15- Bedendeki Canlıları Öldürmek

253- İhramlının bit öldürmesi, onu beden veya elbisesinden alıp atması caiz değildir. Ama yerini değiştirmenin sakıncası yoktur. Öldürür veya yere atarsa ihtiyat gereği bir avuç yiyecek keffaret vermesi daha iyidir. Sivrisinek, pire ve benzerlerini zarar vermedikleri müddetçe ihtiyat gereği öldürmemek gerekir. Ama onları kovmak caizdir. Her ne kadar ihtiyat gereği ondan da kaçınmalıdır.

16- Süslenmek

254- İhramlı erkek ve kadın ihtiyat gereği, ziynet sayılacak her şeyden kaçınılmalıdır. İster ziynet amacıyla olsun veya olmasın, ziynet sayılan şeylerden biri de kına sürmektir. Evet, kına sürmek ziynetten sayılmazsa sakıncası yoktur. Tedavi için sürülen kınayı buna örnek olarak gösterebiliriz. Eseri ihram sonrasına kadar sürse de, ihramdan önce kına sürmenin sakıncası yoktur.

255- İhramlı iken ziynet amacı olmaksızın yüzük takmanın sakıncası yoktur. Sünnet olduğu için, kayıp olmamak veya tavaf turlarını saymak amacıyla ve benzeri sebeplerden dolayı yüzük takabilir. Ama ziynet amacıyla takması ihtiyat gereği caiz değildir.

256- İhramlı kadının ziynet amacıyla takı takması haramdır. Hatta ziynet amacıyla olmasa dahi ihtiyat terk edilmesindedir. Kullanmayı alışkanlık haline getirdiği takılarını ihramdan önce kullanmasının sakıncası yoktur. Ama ihtiyat gereği o takıları kendi kocasına ve mahrem olan tüm erkeklere dahi göstermemesi daha uygundur. Zikredilen tüm durumlarda süslenmenin keffareti yoktur.

17- Bedeni Yağlamak

257- İhramlının bedenini yağlaması haramdır. Yağlanan maddenin kokusu olmasa da hüküm aynıdır. Kokmasına rağmen içerisinde koku maddesi bulunmayan bir yağı (238. meselede zikredildiği gibi) yemenin sakıncası yoktur. Güzel kokulu olmayan yağdan tedavi amacıyla ihramlı kişinin kullanmasının bir sakıncası yoktur. Zaruret durumunda kendiliğinden güzel kokan veya güzel koku maddeleri kullanılmış yağı (kremi) kullanmanın sakıncası yoktur.

258- İhramlı bilerek bedenini güzel kokulu yağla yağlarsa, ihtiyat gereği bir koyun keffaret vermelidir. Yağın kokusunun kendisinden olmasıyla, koku karıştırılmış olması arasında fark yoktur. Bilmeden bu işi yaparsa, keffaret olarak ihtiyaten bir fakiri doyurmalıdır.

18- Vücuttan Kıl Koparmak

259- İhramlının kendisinin veya ihramlı olmasa dahi başkasının bedeninden kıl koparması caiz değildir. Kıl koparmak; ister tıraş yoluyla olsun veya yolarak, ister tüy fazla olsun veya az, hatta bir kılın yarısını dahi koparmak caiz değildir.

Evet, başında bit fazla olursa ve ona zahmet verirse saçını tıraş etmesi caiz olur. Aynı şekilde zaruret gereği bedenindeki tüyleri de tıraş edebilir.

Abdest, gusül, teyemmüm alırken, bedeni necasetten veya suyu engelleyen engellerden temizlerken ihramlının vücudundan kıl koparsa sakıncası yoktur.

260- Eğer ihramlı kişi mazeretsiz sacını tıraş ederse bir koyun keffaret vermelidir. Zaruret icabı tıraş ederse keffareti bir koyun ya üç gün oruç tutmak veya altı fakiri doyurmaktır. Her fakir için iki mud yiyecek vermelidir. Her “mud”un 750 gr. olduğunu önceden açıklamıştık.

Her iki koltuğunun altındaki tüyleri yolarsa onun keffareti bir koyundur. Aynı şekilde bir koltuğunun altını yolarsa bir koyun keffaret vermelidir. Sakalından veya başka bir yerinden bir miktar kıl koparsa bir fakire bir avuç yiyecek vermesi vaciptir.

Kılı koparmak ve tıraş etme için söylenen bütün hükümler, kılların her türlü koparılmasında geçerlidir.

Eğer ihramlı başkasının saçını tıraş ederse, tıraş ettiği kişi ihramlı olsun veya olmasın keffareti yoktur.

261- İhramlının saçı kopmayacaksa ve kan çıkmayacaksa başını kaşımasının sakıncası yoktur. Bedenini kaşıması konusunda da hüküm aynıdır.

İhramlının hiçbir amacı olmadan elini saçına veya sakalına çeker, bir veya daha fazla tüyün kopmasına sebep olursa, bir avuç yiyecek sadaka vermelidir. Abdest ve benzeri durumlarda kıl düşmesinin hiçbir keffareti yoktur.

19- Erkeğin Kafasını Örtmesi

262- İhramlı erkeğin kafanın tamamını veya bir kısmını başörtü, elbise ve benzeri şeylerle örtmesi caiz değildir. Hatta ihtiyat gereği başını çamur, ot ve kafada bir şeyi taşımak suretiyle de örtmemelidir.

Su tulumunu taşırken bağını kafasına geçirerek taşımasının hiçbir sakıncası yoktur. Aynı şekilde hastalık ve baş ağrısından dolayı başını mendil ve benzeri şeylerle bağlamasının sakıncası yoktur.

Burada kafadan maksat saçın çıktığı yerlerdir. Zikredilen yerlerde kulakların kafadan sayılması uygun görüştür.

263- Kafanın bir kısmını el gibi bedenin diğer bir uzvuyla kapatmanın sakıncası yoktur. Ama uygun olanı bunu da terk etmektir.

264- İhramlının kafasını tamamını suya daldırması caiz değildir. İhtiyat gereği sudan başka şeye daldırması da caiz değildir. Görünen o ki, bunda kadın ve erkek arasında fark yoktur. Burada ki kafadan maksat; boyundan yukarısıdır.

265- İhramlı kişi başını örterse ihtiyat gereği keffareti bir koyundur. Zahiren kafayı örtmenin caiz olduğu yerlerde ve mecburiyet karşısında örtüldüğü durumlarda keffaret vacip değildir.

20- Kadının Yüzünü Örtmesi

266- Kadının ihramlı iken, yüzünü peçe, yelpaze ve benzeri şeylerle örtmesi caiz değildir. İhtiyat gereği yüzünü hiçbir şeyle örtmemelidir. Aynı şekilde ihtiyat gereği yüzünün bir kısmını dahi örtmemelidir.

Uyurken yüzünü kapatması caizdir. Namaz kılarken başının tamamını örttüğüne kanaat getirmek için, yüzünün bir kısmını da örtmesinin sakıncası yoktur. Ama kanaat hâsıl olacağı miktardan fazlasını örtmesi caiz değildir. Başına attığı örtü benzeri şeyi açık olarak yüzüne doğru sarkıtmasının mümkün olmaması şarttır. Eğer mümkünse bunu yapmalıdır.

267- İhram halinde kadının yüzünü namahrem erkeğe karşı örtmesi caizdir. Şöyle ki; başına örttüğü çarşaf, eşarp veya benzeri şeyi açık olarak yüzüne doğru, burnuna veya hatta daha aşağısına boynuna kadar sarkabilir. Meşhur görüşe göre bu örtüyü elle tutarak veya başka bir şekilde yüzden ayrı tutulması, yani yüze yapışmasının önlenmesi iyi olmasına rağmen gerekli değildir.

268: İhtiyata uygun ve evla olan, yüzü örtmenin keffaretinin bir koyun olmasıdır.

21- Erkeğin Başının Üzerini Gölgelendirmesi

269- Gölgelenmek iki çeşittir:

Birincisi: Şemsiye, araba, uçak ve benzeri hareketli şeyler vasıtasıyla sağlanan gölge. İhramda olan erkeğin bu tür şeylerle gölge sağlaması haramdır. O cisim kendisine gölge sağladığı müddetçe binmiş olmasının veya yaya olmasının farkı yoktur. Hareket eden bulutun gölgesinde olmanın sakıncası yoktur.

Ama gölge sağlayan şey sağında, solunda veya önünde ve arkasında olursa, zahiren piyade birine böyle bir gölgenin oluşmasının mutlak surette sakıncası yoktur. Şu halde araba ve benzeri şeylerin gölgesinde yürümenin sakıncası yoktur. Ancak hareketli bir şeye binmiş olan birinin bundan sakınması ihtiyat gereğidir. Ama örf nazarında güneşi önleyecek şekilde olmazsa; ihramlının herhangi bir yanında olan şey, üstü açık arabalarda olduğu gibi sadece baş ve göğsünü kapatacak şekilde olursa sakıncası yoktur.

İkincisi: Duvar, tünel, ağaç ve dağ gibi sabit eşyaların gölgesinden yararlanmak. Zahiren bu tür gölgeden yararlanmak ihramlı erkeğe caizdir. Binmiş veya yaya olması fark etmez. Güneşten elleri vesilesiyle gölgelik ederek korunmaması daha iyi olmakla birlikte, zahiren caizdir.

270- İhramlıya haram olan gölgelenmekten kasıt; güneş ışınlarına karşı örtünmesidir. İhtiyaten yağmur da güneş hükmündedir. İhramlının sıcaktan, soğuktan ve rüzgârdan korunması -yapmaması daha iyi olmakla birlikte- meşhur görüşe göre caizdir. Buna göre; gece yağmurlu değilse, ihramlıyı rüzgâr ve buna benzer şeylerden korumuş olsa bile üstü kapalı arabaya binmenin sakıncası yoktur.

271- Gölgelenmenin haram oluşu hareket haline mahsustur. Şu halde bir yerde durursa, ister orası kalacağı yer olsun veya olmasın, yolun ortasında dinlenmek, dostlarıyla görüşmek veya başka bir nedenle durmuşsa, başının üzerine gölge sağlamasının sakıncası yoktur.

Ama bir yere yerleştikten sonra bazı işlerini yapmak için şuraya buraya gidecek olursa; mesela Mekke’de kaldığı esnada sa’y ve tavaf yapmak için Mescidu’l-Haram’a gidecek olursa veya Mina’daki konaklama yerine girdikten sonra kurban kesilen, şeytan taşlanan yere gidecek olursa, şemsiye ile veya üstü kapalı arabada gölgelenmesinin caiz olduğuna hüküm vermek çok zordur. İhtiyat terk edilmemelidir.

272- Kadın ve çocukların, zaruret durumunda erkeklerin gölgelik sağlamasının sakıncası yoktur.

273- İhramlı gölgelenmek suretiyle güneş ışınlarından ve yağmurdan korunursa keffaret vermelidir. Bu işin zaruret icabı veya ihtiyari olarak gerçekleşmesi arasında zahiren fark yoktur. İş tekrarlandığında zahiren her ihram için bir keffaret vermesi yeterlidir. Ama her gün için bir keffaret vermesi ihtiyata daha uygundur. Keffaret olarak da bir koyun yeterlidir.

22- Vücudu Kanatmak

İhtiyat gereği, ihramlının vücudunu kanatması caiz değildir. İster damarını keserek, hacamat yaparak veya diş çektirerek olsun, ister kaşıyarak ve benzeri yollarla olsun keffaret vermelidir. Bu hükümden zaruret durumu istisna edilmiştir.

Kanamaya sebep olsa bile dişleri fırçalamak caizdir. Zaruret olmadan vücudu kanatmanın keffareti ihtiyata binaen ve evla olarak bir koyundur.

23- Tırnak Almak

İhramlı birinin tırnağının tamamını veya bir kısmını alması caiz değildir. Ama zaruret icap eder veya kesmemesi eziyete sebep olursa kesilebilir. Örneğin, tırnağın bir kısmı kopar ve geri kalanı eziyet verirse, geri kalanını kesmek caizdir.

274- İhramlı elinden veya ayağından bir tırnak alırsa fakire bir mud (takriben 750 gr.) yiyecek vermelidir. İki tırnağı için iki mud, böylece 9. tırnağa kadar (her tırnağa 750 gr. yiyecek) vermelidir. Ama el ve ayak tırnaklarının tamamını alırsa, ister bir oturuşta alsın veya daha fazla, bir koyun keffaret vermelidir.

275- Tırnak almanın caiz olduğunu yanlışlıkla söyleyen birinin fetvasına göre tırnağını alır ve parmağını kanatırsa, keffaret ihtiyaten fetva verene vacip olur.

24- Diş Çekmek

276- Bazı fakihler ihramlının, kan çıkmasa dahi diş çektirmesinin haram ve bir koyun keffaretinin olduğunu buyurmuşlardır. Ancak bu fetvanın gerekçesi sakıncasız değildir. Hatta bunun caiz olması uzak ihtimal değildir.

25-Silah Taşımak

277- İhramlının silah kuşanması caiz değildir. Hatta ihtiyata binaen silahlı olduğunu belli edecek şekilde silah taşıması da caiz değildir. Silahtan kasıt ise, örfün silah dediği şeylerdir. Kılıç, tüfek, tabanca, ok ve benzeri savunma ve koruma aletlerini bunlardan sayabiliriz. Zırh, kalkan ve benzeri şeyler silah sayılmaz.

278- İhramlının yanında silah bulunmasının sakıncası yoktur. Aynı şekilde örfün nezdinde “silahlıdır” denilmeyecek şekilde silah taşımanın da sakıncası yoktur. Ama taşımamak en iyisidir.

279- İhramlının normal durumda silahlı olması haramdır. Ama düşman ve hırsızlık korkusu gibi zaruret arz eden durumlarda silahlı olmanın sakıncası yoktur.

280- Mecbur olmadığı halde ihramlının silah bulundurmasının keffareti bir koyundur.

Buraya kadar ihramlı iken haram olan şeyleri açıkladık. Şimdi de Harem’de haram olan şeyleri açıklayacağız.

Google+ WhatsApp