Prof. Hatemi: İmam Humeyni Büyük Bir Arifti

Prof. Hatemi: İmam Humeyni Büyük Bir Arifti

İran İslam Cumhuriyeti Başkonsolosluğu'nun düzenlediği "İmam Humeyni'yi Anma Toplantısı"na katılan Prof. Hatemi bir konuşma yaptı. İmam'la olan bir hatırasını da naklettiği konuşmasını yayınlıyoruz:

 

Allah'ın Selamı Hatemu'l Enbiya ve Ehlibeyti'ne olsun...

İmam Humeyni hakkında konuşmak gerçekten çok zor. Çünkü onun hakkında konuşmak, onu anlatmak için bir zerre de olsa onun irfani derecesine ve vasıflarına sahip olmak gerekir. Biz ise medeni hukuka ömrümüzü harcadık. Tabi bu arada iman sahibi olmaya, muslih olmaya çalıştık. İnşallah Allah bu imanı nasip etmiştir. Her şeyin bir derecesi vardır. Ben derecemin yüksek olmadığını bilerek bu konuşmayı dostların isteği üzerine onları kırmayarak yapıyorum.

İmam Humeyni İran’dan sürgüne gönderildiğinde ben hukuk fakültesinde okuyordum. İmam Humeyni’yi Ehlibeyt Mektebi mensupları tanıyorlardı. Fakat Ehli Sünnet fazla tanımıyordu. Fakat yavaş yavaş bu ilgi ve sevgi duyanlar çoğalmaya başlamıştı.

Sürgün dönemi bitip İran İslam İnkılabı zafere ulaşınca, bütün dünya adını duydu. Peygamber Efendimiz’in veya Emiru’l Muminin Hz. Ali’nin adını herkesin duyup sevme tevfikine nail olmadığı gibi, İmam’ın da adını duyan herkes onu sevme liyakatine ulaşamadı.

Bizim için en büyük iftihar Allah velilerinin, 14 masumun sevgisidir. İmam Humeyni’de bu sevgide örnek olan aynı ailenin bir parçasıdır. Bu unvanı da hakkıyla muhafaza etmiştir.

Ben İmam Humeyni’yi ilk kez 1980 yılında ilk “Şafakta On gün kutlamalarında” Türkiye’den İran’a davet edilen ve içerisinde milletvekilleri, üniversiteden profesör ve gazeteciler gibi değişik kesimlerin olduğu gurupla beraber gördüm.

O zaman Rahmetli İmam Tahran’da hastanede idi. Kalbinden hafif bir rahatsızlığı olmuştu. Bu yüzden hastanede müşahede altında tutuluyordu. Sadece bizlere görüşme izni verdiler. Deyim yerindeyse İmam ilk görüşmede azametini ve karizmasını hepimize hissettirdi.

İçeri girerken İmam’ın heyecanlanmaması için selavat ve tekbir getirilmemesi ve ayağa da kalkılmaması için uyarıldılar. Yerine gelip oturuncaya kadar sessiz bekleyin diye rica ettiler.

Ama İmam içeri girince insanlar ihtiyarsız bir şekilde ayağa kalkıp selavat getirmeye, tekbir söylemeye başladı. Herkes verdiği sözü o an unutmuştu. İmam’ın insanı etkileyen bir havası vardı.

Daha sonra dünya gözüyle İmam Humeyni’yi görmek nasip olmadı. İki yıl önce aziz dostlardan Hüccetu’l İslam Rahmi Onurşan’ın refakatiyle imam Humeyni’nin kabrini de ziyaret etmek nasip oldu.

İmam Humeyni sadece bir siyasetçi, bir fakih değil aynı zamanda büyük ariflerdendi. İlahi sevginin büyük hamillerindendi. Bir hazineydim keşfedilmek istendim diyen Yüce Allah’ın insanlığı yarattığı “Levlake levlak”ının berrak pınarından bir sevgi yumağıydı.

Rabbine hitap ve raz mertebesindeki bir kula yakışan bir uslupla rahmetlik İmam Humeyni gerçek irfanı bir beytinde şöyle özetlemektedir.

Senin hariminin tavafına layık olarak yaratılmadıysak eğer

O zaman niye bizim hamurumuzu sevgiyle yoğurdun

Biz sana, sevgiyle iştiyakine yönelmek istiyoruz. Buna layık değilsek, bize niçin bu sevgiyi verdin?

Burada eğer seslenilen evde bir kişi varsa, bir söz bir harf yeter, diye bir atasözü vardır.

Hafız Şirazi de şöyle diyor:

Gönlü aşk ile zinde olan, asla ölmez

Bizim yaşamımızın devamı alem tutanağında kaydedilmiştir

Mevlana da şöyle diyor:

Bizim kabrimizi ölümümüzden sonra yeryüzünde arama

Çünkü bizi ziyaret mekânımız, arif kişilerin sinesidir.

İşte bizim sinelerimiz de İmam Humeyni’nin ziyaretgahıdır. O bizim kalbimizde yaşayan bir İslam arifidir.

Mevlana yine şöyle der:

Eğer tabutumu ölüm gününde gider görürsen

Zannetme ki o gün benim ayrılık günümdür

O yüzden arkamdan ayrılık, ayrılık diye ah etme

Benim için o gün birleşme, buluşma günüdür

Bu yüzden olacak ki, Mevlana’nın vefat gecesine “Şeb-i Arus” denir. İmam Humeyni’nin vefat gecesi de onun Şeb-i Arus’udur.

Yüce Allah bizi Başında Resul-i Ekrem’in olduğu 14 masumdan, onların yolundan ayırmasın.  O parçadan, o sırçadan olan Emir’ul-Mümin’in nurundan ayırmasın. Onun nur üstüne nur olan evlatlarından ayırmasın. Büyük kurban İmam Hüseyin’in yanında canlarını ona nisar eden başta Hz. Ebulfazl olmak üzere Kerbela şehitlerinden ve onların sevgisinden ayırmasın ve Sahibuz- Zeman’ın zuhurunu inşallah yakınlaştırsın.

Allahın selamı üzerinize olsun…

Adres gösterilerek alıntı yapılabilir!

 

Google+ WhatsApp