Putperestliğin Yarımada'dan Tasfiyesi

Putperestliğin Yarımada'dan Tasfiyesi

Hoşgörü esasına dayanan İslâm şeriatı ve İslâm inancı, Arap Yarımadası'nın her yanına yayılıp insanların çoğu bu inancı ve şeriatı benimsedikten

PUTPERESTLİĞİN YARIMADA'DAN TASFİYESİ
1- Müşriklerle İlişkilerin Kesilmesinin İlân Edilmesi
Hoşgörü esasına dayanan İslâm şeriatı ve İslâm inancı, Arap Yarımadası'nın her yanına yayılıp insanların çoğu bu inancı ve şeriatı benimsedikten sonra, bu bölgede az sayıdaki bazı kişiler dışında müşriklik ve putperestlik geleneğini devam ettiren kimseler kalmadı. Bu noktada en büyük siyasî ve ibadetle ilgili toplantıları oluşturan törenlerdeki müşriklik ve putperestlik görüntülerini ortadan kaldıran açık ve kesin ifadeli bir açıklamanın yapılması gerekli hâle geldi.
İslâm devletinin, ilkelerini her yerde ilân ederek önceki aşamanın gerekli kıldığı işi idare etme ve kalpleri uzlaştırma aşamasına son verdiğini ilân etmenin uygun vakti gelmişti.
Hz. Peygamber (s.a.a) bu açıklama için zaman olarak Hicret'in dokuzuncu yılının zilhicce ayının onuncu gününe rastlayan Kurban Bayramı gününü ve yer olarak Mina bölgesini belirledi. O gün Ebu Bekir'i bu konu hakkında inen ve bütün müşrikler ile ilişki kesmeyi açıkça içeren Tevbe Suresi'nin başından on üçüncü ayetin sonuna kadarki bölümünü okumakla görevlendirdi. Bu ilişki kesme ilânı somut olarak şu maddeleri içeriyordu:
1- Kâfirler cennete giremezler.
2- Hiç kimse Beytullah'ı çıplak olarak tavaf edemez. Çünkü cahiliye geleneklerine göre Beytullahı'ı çıplak olarak tavaf etmek serbest idi.
3- Bu yıldan sonra hiçbir müşrik hac edemez.
4- Kimin Resulullah (s.a.a) ile arasında bir anlaşma varsa bu anlaşma, süresinin sonuna kadar geçerlidir. Fakat Peygamber ile arasında anlaşma olmayanlara dört aylık bir süre verilecektir. Bu sürenin sonunda Daru'l-İslâm (İslâm Yurdu) sınırları içinde müşrik olarak bulunan kimseler öldürülecektir.
Bu arada Hz. Peygamber'e şu önemli ilkeyi tebliğ emekle ilgili olarakden bir ilâhî vahiy indi: "Bu açıklamayı ya kendin yapacaksın veya senden olan bir kişi yapacaktır." Bu ilâhî vahiy üzerine Hz. Peygamber (s.a.a), Hz. Ali'yi çağırdı ve ona kulağı yarık devesine binerek Ebu Bekir'e yetişmesini ve söz konusu ilânı içeren belgeyi ondan alarak kendisinin insanlara duyurmasını emretti.[1]
Belgeyi Ebu Bekir'den alan Hz. Ali, hacılar topluluğu arasında ayağa kalkarak söz konusu ilâhî duyuruyu, kararın kesinliği ve açık sözlülüğü ile örtüşen bir güç ve cesaretle okudu. İnsanlar çekingenlik içinde ve dikkatle onu ayakta dinlediler. Bu açıklamanın müşrikler üzerindeki etkisi, Müslümanlığı kabul etmiş olarak Resulullah'a (s.a.a) gelmeleri şeklinde görüldü.


[1] - el-Kâfi, c.1, s.326; el-İrşad, s.37; el-Vakidî, c.3, s.1077; Hasaisu'n-Neseî, s.20; Sahih-i Tirmizî, c.2, s.183; Müsned-i Ahmed, c.3, s.283; Fezailu'l-Hamse Mine's-Sihah'is-Sitte, c.2, s.343

Google+ WhatsApp