Şiiliğe Bakış

Şiiliğe Bakış

(1357h.ş) İran İslam İnkılâbından önce, Şiilik hakkında Arapça kaynak çok az idi. Bu mezheple ilgili bilgiler genel ola-rak İslam dini veya Farsça başta olmak üzere Doğu dilleri üze-rine çalışmaları olan bazı üniversiteler ile kısıtlıydı. Yine bazı diplomatlar, turistler ve tüccarlar bireysel irtibat ve tecrübele-rinden dolayı orta doğudaki Şia ülkeleri ve toplulukları hakkın-da bilgiye sahiplerdi.

(1357h.ş) İran İslam İnkılâbından önce, Şiilik hakkında Arapça kaynak çok az idi. Bu mezheple ilgili bilgiler genel olarak İslam dini veya Farsça başta olmak üzere Doğu dilleri üzerine çalışmaları olan bazı üniversiteler ile kısıtlıydı. Yine bazı diplomatlar, turistler ve tüccarlar bireysel irtibat ve tecrübelerinden dolayı orta doğudaki Şia ülkeleri ve toplulukları hakkında bilgiye sahiplerdi.
İran'da İmam Humeyni (r.a) başta olmak üzere, Şia âlimleri rehberliğinde kurulan İslam hükümeti, bütün dikkatleri Şia mezhebi üzerine çekti. İslam inkılâbı, tüm dünyada İslamî hareketlerin uyanışına neden olduğu gibi, dünya siyaset ve iktisadını da önemli ölçüde etkilemeyi başardı. Ayrıca siyasetçilerin, basın yayın kuruluşlarının, toplumların ve bir çok insanın Şia mezhebini tanımasını sağladı.
Son otuz yıl içinde meydana gelen bazı olaylar; Irak ve diğer bazı Arap ülkelerindeki Şiilerin yaptıkları kıyamlar, Şiilerin batıya göçünün artması ve Güney Lübnan’ın kurtulmasında Şiî gruplarının önemli rol oynamaları, insanların Şiîliği tanınma isteğini arttırmıştır.
Doğal olarak, Şiîliği tanıma konusunda çeşitli alanlarda birçok değişik araştırmalar yapılmıştır. Şiîliğin farklı yönleri hakkında daha çok kitap ve makaleler yazılmıştır. Ne yazık ki Bu konu hakkında İngilizce basılan birçok kitap konusundaki endişelerimi gizleyemeyeceğim. Çünkü bu konu hakkında yazılan eserlerin bir bölümü, bu alanda derin ve güvenilir bilgiye sahip olmayan kimseler tarafından kaleme alınmıştır. Bazıları da, Şiîliği tehdit edici bir unsur olarak algıladıklarından, taassup ve nefret içerisinde yazılmıştır.
Bazı eserler ise, içerik olarak hiçbir sorunu olmamasına karşın, ne yazık ki ya yöntem olarak istenilen düzene sahip değiller ya da üslup olarak zayıftırlar. Bu nedenle de İngilizce okuyucuların beklentilerini karşılayamamaktadırlar.
 Gerçekte bu kitap, genel anlamda İngilizce kaynaklarda, İslami araştırmalara yönelik ve özellikle de Şia’yı tanımada görülen boşlukları doldurmak amacıyla yazılmıştır. Bu  eser, sade ve açık bir dille yazılmış olmakla birlikte, yirmi beş yıllık İslami eğitimin sonucu ve  İngilizce bilenler için yazarın iki dönem vediği Şia’yı tanıma derslerinin neticesidir.
İlk olarak Camiatü’z-Zehra Üniversitesi’nde 1995–1996 yılları arasında bayanlar için verilen ellinin üzerinde derslerin ve ikinci olarak İngiltere’de 1998–1999 yılları arasında “Manchester İslam Merkezi” ve “Manchester Şiî Refah Merkezinde” otuzdan fazla dersin özetidir. Elbette bu konuların bir kısmı daha kısa dönemler için ders olarak verilmiştir, Şia’nın doğuşu ile ilgili konu ise 1995 yılında “Tahran Times” dergisinin ilk on sayısında yayınlanmıştır.
Kitabın birinci bölümü; “Şia” kelimesinin sözlük ve terimsel anlamı ile başlamaktadır. Bu konuda bazı meşhur araştırmacıların sözlerine de yer verilmiştir. Daha sonra Şiiliğin doğuşu ve bunun ardından bu mezhebin teşekkülü, gelişip yayılması ve İslam'ın tespiti, araştırma konusu edilmektedir.
İkinci bölümde; Şia’nın düşünce kaynakları yani; Kurân, Sünnet, akıl ve icmâ konuları ele alınmıştır. Kuran, Kuıran’ın önemi ve yüce makamı hakkında Şiilerin de diğer Müslümanlarla aynı inancı paylaştıkları ve günümüzde revaçta olan Kuran'ı aynen kabul ettikleri ispat edilmiştir.  Yine bu bölümde bazı Şia hadislerinde sözü edilen Hz Fatıma'nın (s.a) Mushaf'ının Kuran-ı Kerim ile hiçbir ilgisi olmadığı açığa kavuşmaktadır. Buradaki ''Mushaf'' kelimesi diğer birçok yerde olduğu gibi asıl anlamında yani ''Kitap '' anlamında kullanmıştır.
Bu bölümün devamında Şia'nın ikinci düşünce kaynağı olan Sünnet; Yani Hz.Peygamber efendimizin  söz, davranış ve takriri (onayı) ele alınmıştır. Kurâ-ı Kerim Peygamber’in  Müslümanlar tarafından ölçü ve örnek olarak kabul edilmesini, kavga ve anlaşmazlıklarında Ona müracaat etmelerini ve O’nun buyurduğuna itaat etmelerini emretmiştir. Kurân-ı Kerim, Peygamberi  Kurân’ı tilavet eden, okuyan, öğreten, açıklayan, müfessir olarak tanıtmaktadır. Bu bölümde Hz. Peygamber'in  hadislerinin yazılması gerekliliğine de değinilmiştir. Şiaların ta ilk baştan beri Nebevi Hadislerini yazıp nakletmede ne kadar kararlı ve azimli olduklarını ancak diğer Müslümanların yasaklarının etkisinde kalarak yaklaşık yüzyıl boyunca nasıl hadisleri yazmak hatta nakletmekten mahrum kaldıkları açıklanmaktadır. Buna ilaveten Hz. Peygamber'in  Ehl-i Beyti ve nebevî sünnetin anlaşılmasındaki rolü ele alınmıştır. Daha sonra aklın önemi ve inançların, değerlerin, ameli hükümlerin anlaşılmasındaki rolü üzerinde durulmuştur. Bu bölümün sonunda Şia mezhebinin, icmâ ve icmâ'nın sünnete nasıl irca edildiği (döndürüldüğü)  görüşüne yer verilmiştir.
Üçüncü bölüm; Şia’nın temel öğretileri ele alınmaktadır. Bütün dinlerin ortak olduğu tevhit, nübüvvet ve ahiret inancı anlatılmış, ilahi adalet ve imamet konuları kısaca incelenmiştir. Adalet ve İmamet konusunu diğer İslam mezhepler içerisinde az veya çok, bir biçimde kabul edenler olmuştur. Yalnızca şia bu öğretilerin hepsine iman etmektedir.
Dördüncü bölüm; En önemli ameli hükümler ve bu hükümlerin vazedilmesinin felsefesi kısaca işlenmiştir. Bütün Müslümanlar bu ameller hususunda ortak görüşe sahiptirler. Ancak İslam mezhepleri arasında bu amellerin ayrıntıları hakkında görüş farklılığı olması mümkündür.
Beşinci bölüm; Şiîliğin üç önemli özelliği; maneviyat, akılcılık ve adaletçiliği anlatılmaktadır. Bu üç özellik hem teorik açıdan, hem de Şiîlik tarihi boyunca seçkin bir makama ve büyük öneme haizdir. Maneviyat ile ilgili bölümde ise ahlakın ve manevi gelişimin önemine değinilmiştir. Yine bu bölümde duanın zengin hazinesi özellikle de ''İslam'ın Zebur'u'' olarak İngilizceye tercümeye edilen bu eser, Şiîliğin tecellilerinden biri ve manevi bir ruhu unvanıyla yerini bulmuştur.
Son bölüm, yani altıncı bölümde; günümüzde Şii dünyasının durum ve konumlarına kısaca değinilmiştir. Bu bölüm iki kısımdan oluşmuştur. İlk kısmında genellikle Müslüman nüfusun ve özelde Şii nüfusun en son istatistiklere göre incelemesi yapılmıştır.Ne yazık ki, günümüzde Şia nüfusu hakkında net ve onaylanmış istatistikler bulunmamaktadır. Ama en azından yeni kaynaklar üzerinde büyük bir çalışma yapılarak, sağlam sonuçlar sunulmaya çalışılmıştır. Bu bölümün ikinci kısmında Şiaların simgelenmiş ve ziyaret mekânı olarak bilinen şehirleri okuyuculara tanıtılmaktadır.
Elinizdeki bu kitap, genel olarak Şia Mezhebi hakkında her araştırmacının aklına gelebilecek soruları yanıtlama amacına yöneliktir. Bu nedenle bu kitap, Şii mezhebinin temel inançlarını tanıtmak için kaynak olarak kullanılabilir.
Ayrıca, bu mezhep ile aşina olan ama doğuşu, öğretileri, şimdiki durumu hakkında yeterli ve emin bilgiler peşinde olanlar için, eserin kolay dilli oluşu nedeniyle sunulan bilgi ve delillerin faydalı olmasını ümit ederim.
Burada bu kitabın yazarı unvanıyla, bütün vücudumla İslam birliğinin korunmasına samimi olarak inandığımı vurgulamak istiyor ve kitabın İslam kardeşliğine giden yolda küçük bir adım olmasını temenni ediyorum. Aslında birlik ve beraberliğe ulaşmanın en önemli yollarından birisi de Müslümanların birbirlerini doğru tanımaları ve tarih boyunca birbirlerini anlayıp, idrak etmelerine engel olan ön yargılarını bir kenara bırakmalarıdır. Hz. Ali bu noktaya şöyle değinmiştir:
''Halk bilmediği şeyin düşmanıdır.''
Hiç şüphesiz, insanların birbirini tanımamaları, nefret ve kinin çoğalması için ve tanımaları ise aşk ve sevginin gelişmesi için oldukça uygun bir zeminedir. Bu kardeşlik ruhunun gelişmesi ve karşılıklı olarak birbirlerini tanımaları ve yine Şiî olamayan kardeşlerimizin daha fazla bilgilenmelerini sağlamak amacıyla kitabımızda Şiî öğretileri hakkında birçok Ehl-i Sünnet kaynaklarından adres verilmiştir.
Son olarak Şiilik öğretisi dersini verdiğim dönemde, bu kitabın yazılmasında, yardımcı olan ve teşvik eden herkese bütün kuruluşlara özellikle Camiatü'z-Zehra Üniversitesi'ne, Manchester İslam Merkezi'ne, Manchester’da bulunan Şiilerin Refah Merkezi'ne, Ayetullah Muhsin Eraki'ye, Muhsin Caferi'ye,  Dr. Ali Haşmeti ve Bedru's-Sadat Umrani hanıma teşekkür ederim. Yine üstat Hamit İlgar, Dr. Rıza Şah Kazimi'den,  Dr. Muhammed Legenhavsen'den, Abbas Virci'den ve Nazmina  Virci Hanımdan bu eserin müsveddesini okuyarak değerli görüşlerini belirtmelerinden dolayı teşekkür etmeyi kendime bir borç biliyorum. Yine Londra'daki İslam Koleji’ne ve bilgin müdürü sayın Dr. Cafer İlmi’ye bu eserin basımında ve okulda Şiiliği tanımak dersinin metni olarak kabul edilmesinde yardımlarından dolayı teşekkür ediyorum.
Son olarak alnımı şükürle Allah’ın dergâhına koyarak, ondan kalplerimizi kendi nuruyla aydınlatmasını ve muhabbetinin tatlılığını bize tattırmasını diliyorum.
 
Doktor Muhammed Ali Şimâli

1381 Behmen, ( 2003)

 

TAMAMINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ...

 

 

 

Google+ WhatsApp