Yalancı Peygamberler

Yalancı Peygamberler

Hacı kafileleri Gadir-i Hum denen yerden dağılarak Irak, Şam ve Yemen'e doğru yola çıktılar. Hz. Peygamber (s.a.a) de Medine'ye hareket etti.

5- Yalancı Peygamberler
Hacı kafileleri Gadir-i Hum denen yerden dağılarak Irak, Şam ve Yemen'e doğru yola çıktılar. Hz. Peygamber (s.a.a) de Medine'ye hareket etti. Çeşitli istikametlere dağılan hacıların her biri Resulullah'ın (s.a.a) kendinden sonra halifeliği ve liderliği amcasının oğlu Ali b. Ebu Talib'e (a.s) devrettiği yolundaki vasiyetini gittiği yere taşıdı. Böylece İslâmî hareket, Hz. Peygamber'in yöntemi ile devam edecek ve ilk önderin ahirete irtihalinden sonra karşılaşacağı engelleri aşacaktı. Bu aşama, Hz. Peygamber'in (s.a.a) o sonsuzluğa açılan tarihî günde Hz. Ali'yi halife olarak tanıtmasından itibaren başladı. Hatta bu başlangıç, "Yevmu'd-Dar=Ev Günü"[1] olarak bilinen çok eski bir güne kadar geriye gider. Çünkü o gün Peygamberimiz, Hz. Ali'yi yararlı olanı öneren bir yardımcı, destekleyici bir kardeş, savunucu bir kol ve kendisinden sonra herkesin itaat etmesi, tâbi olması, önder ve lider olarak bilmesi gereken bir halife olarak nitelemişti.
Yeni dinin egemenlik alanı genişledikten ve Medine'deki merkezî yönetim güçlendikten sonra herhangi bir topluluğun yeri dinden uzaklaşmasıtığını veya bazı kişilerin Hz. Peygamber'in (s.a.a) getirdiği ilkelerden dönmesi ya da Medine'den uzak yörelerde yaşayan bazı kişilerin şahsî emellerini ve hastalıklı arzularını gerçekleştirmek için din unsurunu araç olarak görmeleri çok tehlikeli bir olay olarak sayılmaz.
İşte bu istikrarı fırsat bildiği anlaşılan Müseyleme adında biri, yalancı bir peygamber olarak ortaya çıktı. Hz. Peygamber'e (s.a.a) gönderdiği bir mektupta kendisinin de peygamber olarak görevlendirildiğini iddia etti ve Hz. Peygamber'den (s.a.a) kendisini yeryüzü egemenliğine ortak saymasını istedi. Hz. Peygamber (s.a.a) gelen mektubun içeriğini öğrenince, mektubu getirenlere dönerek onlara şöyle dedi:
"Elçilerin dokunulmazlığı ilkesi olmasaydı, her ikinizin de boynunu vururdum. Çünkü siz daha önce Müslüman oldunuz ve benim peygamberliğimi kabul ettiniz. Sonra nasıl oldu da bu aptalın peşinden giderek dininizi bıraktınız."
Sonra yalancı Müseyleme'nin mektubuna yine bir mektupla karşılık verdi. O mektubunda şunlar yazılı idi: "Bismillahirrahmanirrahim. Allah'ın elçisi Muhammed'den yalancı Müseyleme'ye. Allah'ın selâmı hidayete uyanların üzerine olsun. İmdi, yeryüzü Allah'ın mülküdür, onun vârisliğine kulları arasından dilediklerini getirir. Akıbet, kötülüklerden sakınanlarındır."[2]
Müslümanlar, Esved-i Ansî, Müseyleme ve Tuleyha gibi bazı deccalların öncülük etmeye kalkıştıkları dinden dönme hareketlerini bastırmayı başardılar.


[1] -[Peygamber'e, yakın akrabalarını uyarması emri gelince, Hz. Peygamber yemekli bir toplantı düzenledi ve çağrısını onlara duyurdu; konuşmasında şu sözlere de yer verdi: "Aranızdan hanginiz bana iman edecek ve beni destekleyecek? O her kimse benim kardeşim, vasim ve aranızdaki halifem olacaktır." Orada bulunanlardan sadece Hz. Ali (a.s) ona iman etti ve Resulullah (s.a.a) da: "Bu, benim kardeşim, vasim ve aranızdaki halifemdir..." buyurdu.]
[2] - es-Siretu'n-Nebeviyye, c.2, s.600

Google+ WhatsApp