Yemek Yemesi

Yemek Yemesi

Resulullah (s.a.a) Allah'ın helal kıldığı her yemekten yerdi. Yemek yerken ailesi ve hizmetçisiyle birlikte yerde yerdi, onu davet eden bir kimseyle yemek yediğinde de onların yediğinden yerdi.

Yemek Yemesi
"Mevaliyd-us Sadikeyn" kitabında şöyle yazılmıştır: "Resulullah (s.a.a) Allah'ın helal kıldığı her yemekten yerdi. Yemek yerken ailesi ve hizmetçisiyle birlikte yerde yerdi, onu davet eden bir kimseyle yemek yediğinde de onların yediğinden yerdi. Bir misafir geldiğinde de misafiriyle birlikte yemek yerdi. Hazret'in en çok sevdiği yemek aç karnına yediği yemekti. Önüne sofra açıldığında da şöyle diyordu: "Bismillah, Allahumme ic'alha ni'meten meşkureten tesilu biha ni'met'el- cenneti." (Allah'ın adıyla, Allah'ım! onu (o yemeği) şükredilmiş nimet kıl ve bizi onunla cennet nimetine kavuştur) Yine yemek yediğinde kendi önünden yerdi, namaz kılanın namazda oturduğu gibi, dizlerini ve ayaklarını toparlayarak otururdu; fakat bir dizi diğerinden yüksekte olurdu ve buyuruyordu ki: "Ben bir kulum, kullar gibi yemek yiyorum ve onlar gibi oturuyorum." [1]
Sıcak yemek yemezdi, soğuduktan sonra yerdi ve şöyle buyururdu: "Allah Teala bize sıcak yiyecek vermemiştir, sıcak yemeğin bereketi yoktur. Öyleyse onu soğutun."[2]
Resulullah (s.a.a) üç parmakla yemek yiyordu, kendi önündekinden yerdi, başkalarının önündekilerden yemezdi, sağ eliyle yerdi, yemek önüne koyulduğunda ashabından önce yemeye başlar onlardan sonra sofradan çekilirdi. Yemeklerden etli yemeği daha çok severdi; "Et duyu ve görü gücünü artırır; et, dünya ve ahirette yiyeceklerin en üstünüdür" buyururdu. Kabağı da severdi; "Kabak kardeşim Yunus'un ağacıdır" diyordu. Tavuk, avlanan av hayvanı ve kuşun da etini yerdi, ama kendisi avlamazdı. Avlanıp pişirilerek getirileni yer, çiy getirileni de pişirtip yerdi. Ama sarımsak, soğan, pırasa ve ağızda koku bırakan bir yemeği yemezdi. Sevmediği bir yemeği başkasına yasaklamaz ve nefret ettirmezdi. Karpuz ve özellikle et yediği zaman ellerini güzel bir şekilde yıkardı, sonra elindeki kalan suyu yüzüne çekerdi. Mümkün olduğu kadar yalnız yemek yemezdi. Bir gün ashaba; "Sizin en kötü olanınızı size bildireyim mi?"diye sordu. Ashap evet dediklerinde şöyle buyurdular: "Sizin en kötünüz; yalnız yemek yiyen, kölesini döven ve yardımını esirgeyendir."[3]


[1] - Bihar-ül Envar c. 16 s. 241, 242
[2] -Bihar-ül Envar c. 16 s. 242
[3] -Bihar-ül Envar c. 16 s. 243, 244 245, 246

Google+ WhatsApp