Zühdü

Zühdü

Hazret dünyaya karşı hiç ilgi duymazdı. Kalbinde dünya muhabbeti diye bir şey yoktu.

Zühdü
Hazret dünyaya karşı hiç ilgi duymazdı. Kalbinde dünya muhabbeti diye bir şey yoktu.
Hz. İmam Ali (a.s) Hz. Peygamber (s.a.a)'i şöyle anlatıyor: " O yerde yemek yerdi, kul gibi otururdu, ayakkabısını kendisi tamir ederdi, elbisesini kendisi yamardı. Eğersiz merkebe biner, biri daha varsa ardına bindirirdi. Evinin kapısına üstünde resimler bulunan bir perde asılmıştı. Zevcelerinden birine: "Şunu kaldır, ona baktıkça dünya ziynetlerini hatırlıyorum" buyurdular. Dünyayı gönlünden çıkarmıştı, onu anmayı hatırından geçirmezdi, dünyayı o kadar gözden çıkarmıştı ki, ne gönül bağlayacağı güzel bir elbisesi vardı, ne de üstünde oturacağı beğenilecek bir yaygısı. Gerçekten de Allah (c.c) Muhammed'i (Allah'ın selatı ona ve soyuna olsun), kıyamete bir delil, cennete müjdeleyici, azaptan korkutucu olarak gönderdi. Oysa dünyadan karnı boş olarak çıkıp gitti, ahirete ayıplardan, suçlardan esen olarak vardı. Kendi namına bir taşı taş üstüne koymadan yolunu tuttu. Rabbinin davetine icabet etti. Allah bize ne de büyük bir lütufta bulunmuştur ki, onu bize örnek olarak göndermiştir. Onun izini izlemekteyiz, yoluna gitmekteyiz."[1]
İbn-i Abbas şöyle diyor: "Bir gün Ömer Hz. Resulullah (s.a.a)'in yanına geldiğinde, Hazret'in bir hasır üzerinde uzanmış olduğunu ve hasırın Hazret'in bedeninde iz bıraktığını görünce; "Ey Allah'ın Peygamberi! Altınıza bir yaygı alsaydınız" dedi. Bunun üzerine, Hazret ona şöyle buyurdu: "Dünya benim neyime, benim ile dünyanın misali, sıcak bir günde yolculuk yapan bir biniciye benzer ki, bir saat ağacın gölgesinde dinlenir, sonra da orayı terk edip gider."[2]
Yine İbn-i Abbas şöyle diyor: "Hz. Resulullah (s.a.a) vefat ettiğinde zırhı, ailesine yiyecek olarak aldığı otuz sâ (doksan kilo) arpa karşılığında bir Yahudi'nin yanında rehin idi."[3]


[1] - Nehcu’l-Belağa, 159. hutbe
[2] -Biharu’l Envar, c. 16 s. 239
[3] -Biharu’l Envar, c. 16 s. 239

Google+ WhatsApp